Dünya, Afrikalı bir BM genel sekreterine hazır mı?
BM Genel Sekreterliği yarışı; bir lider seçiminden öte, küresel yönetişimin geleceği için de kritik bir sınav. Afrikalı adaylar Macky Sall ve Olara Otunnu, kıtanın artan rolünü ve BM'nin temsil anlayışını yeniden tartışmaya açıyor.
António Guterres’in ardından bir sonraki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kim olacağına ilişkin yarış, sıradan bir liderlik değişiminden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu yarış, BM’nin kendi liderliğini uluslararası politikanın değişen gerçekleriyle uyumlu hâle getirme konusundaki istekliliğinin bir testidir. Afrika açısından, eski Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ve deneyimli Ugandalı diplomat Dr. Olara Otunnu’nun aday olarak öne çıkması; sadece seçimle ilgili bir fırsat değil, aynı zamanda kıtanın küresel yönetişimdeki yerini yeniden değerlendirme anıdır. Asıl kritik soru, dünyanın Afrikalı bir Genel Sekretere hazır olup olmadığı değildir. Aksine soru, Birleşmiş Milletler'in kendi liderini 193 üye ülkesinin çeşitliliğini, deneyimini ve özlemlerini gerçekten yansıtacak bir şekilde seçmeye hazır olup olmadığıdır.
Neredeyse seksen yıldır Afrika, Birleşmiş Milletler bünyesinde çelişkili bir konumda yer alıyor. Genel Kurul'daki 54 üye ülkesiyle en büyük bölgesel bloku oluşturuyor ve örgütün birçok temel önceliğinin merkezinde yer almayı sürdürüyor. Kıta; BM barışı koruma operasyonlarının çoğuna ev sahipliği yapıyor; iklim değişikliği, göç, sürdürülebilir kalkınma, halk sağlığı ve anlaşmazlıkların çözümü konularındaki tartışmalarda giderek daha önemli bir rol oynuyor ve dünyanın en genç ama en hızlı büyüyen nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Bu öne çıkan konumuna rağmen Afrika, bugüne kadar hiç Genel Sekreter çıkarmadı. Bu yokluğu haklı çıkarmak giderek daha da zorlaştı. Afrikalı bir Genel Sekreter, coğrafi dengeye yönelik sembolik bir arzuyu tatmin edecek ve Afrika'nın 21. yüzyılın belirleyici zorluklarına verilecek yanıtları şekillendirmedeki artan diplomatik, ekonomik ve stratejik önemini kabul etmiş olacaktır.
Makamın kendisi hiçbir zaman sembolik olmamıştır. Genel Sekreter; Güvenlik Konseyi’nin beş daimî üyesinin birbiriyle yarışan çıkarları arasında mekik dokurken eş zamanlı olarak diplomat, ara bulucu, yönetici ve ahlaki bir savunucu olarak hizmet vermek zorundadır. Koltuğun bir sonraki sahibi; Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın çeşitli bölgelerindeki savaşlarla, şiddetlenen jeopolitik rekabetle, hızlanan iklim krizleriyle, mali baskılarla ve hızla gelişen yapay zekânın yarattığı yönetişim ikilemleriyle karşı karşıya kalan bir kurumu devralacaktır. BM tarihinin çok az dönemi, bu denli karmaşık bir liderlik gerektirdi.
Öne çıkan Afrikalı adaylar
Afrika, belirgin şekilde farklı ancak bir o kadar ikna edici niteliklere sahip adaylar sundu. Acholi topraklarından çıkan Dr. Olara Otunnu, farklı bir liderlik modelini temsil ediyor. Kariyeri doğrudan Birleşmiş Milletler'in kendi bünyesiyle yoğruldu. Uganda’nın BM Daimî Temsilcisi, Dışişleri Bakanı, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Genel Sekreter Kofi Annan döneminde Çocuklar ve Silahlı Çatışmalar Özel Temsilcisi olarak görev yaptı, ayrıca adaylığını şu anda onaylamış olan Cumhurbaşkanı Museveni'ye karşı eski bir Cumhurbaşkanı Adayı oldu. Dr. Otunnu; pek az adayın boy ölçüşebileceği diplomatik, bakanlık ve kurumsal deneyimi bünyesinde birleştiriyor. Kampanyası özellikle önleyici diplomasi, kurumsal reform, hesap verebilirlik, barışın inşası, iklim yönetişimi ve yapay zekâ da dahil olmak üzere gelişen teknolojilerin etik düzenlemelerine vurgu yapıyor. Çok taraflı kurumlara olan güvenin sarsıldığı bir dönemde, BM sisteminin hem güçlü yönlerine hem de sınırlarına olan hâkimiyeti kendine has bir avantaj sunuyor; her an herkes Otunnu'ya oy verebilir.
Macky Sall ise kapsamlı bir icracı ve siyasi deneyim sunuyor. Senegal Cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı on iki yıl boyunca kendisini Batı Afrika'nın en tanınan devlet adamlarından biri olarak kabul ettirdi ve daha sonra Afrika Birliği Başkanı olarak hizmet verdi. Destekçileri, onun ekonomik yönetişim, bölgesel diplomasi ve iklim finansmanı konularındaki liderliğini, giderek parçalanan bir dünyada itibarını korumakta zorlanan çok taraflı bir kuruma rehberlik etmek için gereken siyasi tecrübeye sahip olduğunun kanıtı olarak gösteriyor. Senegal’in onun adaylığına resmî olarak destek vermesi, bu kampanyaya yüklenen anlamı altını çiziyor; bunu hem ulusal hem de kıtasal bir girişim olarak sunuyor.
Ancak her iki adaylık da münferit bir şekilde varlık göstermiyor. Yarışta; aralarında eski Şili Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet, UAEA Direktörü Rafael Grossi, UNCTAD Genel Sekreteri Rebeca Grynspan, eski BM Genel Kurulu Başkanı María Fernanda Espinosa ve Guyanalı diplomat Carolyn Rodrigues-Birkett’in de bulunduğu uluslararası alanda yetkin şahsiyetlerden oluşan güçlü bir aday havuzu yer alıyor. Her biri yarışa önemli uluslararası nitelikler ve destek ağlarıyla giriyor.
Yine de tek başına deneyim, sonucu nadiren belirler. Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi'nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanır; burada beş daimî üyeden herhangi biri veto yetkisini kullanarak bir adayı engelleyebilir. Dolayısıyla her kampanya nihayetinde jeopolitik kabul edilebilirlik alıştırmasına dönüşür. Tarih, belirleyici müzakerelerin genellikle kamuoyunun gözünden uzakta, kampanya söylemlerinden ziyade sessiz diplomasi, koalisyon kurma ve stratejik tavizlerle şekillendiğini gösteriyor. Bu gerçeklik, adil bölgesel temsil ilkesini sık sık gölgede bıraktı. Makamı yöneten resmî bir rotasyon olmamasına rağmen, gayriresmî bir anlayış liderliğin farklı bölgeler arasında dolaşmasını uzun süredir teşvik ediyor. Bu nedenle birçok diplomat, Afrika'ya bu fırsatın tanınmasının çoktan zamanı geldiğini savunuyor.
Afrikalı bir Genel Sekreter için sunulan en güçlü gerekçe, yetkinliğe dayanmalı
Argüman, adalet meselelerinin de ötesine geçiyor. Küresel yönetişimin kendisi köklü bir dönüşümden geçiyor. Güvenlik Konseyi, uluslararası finans kuruluşları ve daha geniş çaplı çok taraflı karar alma mekanizmalarında reform çağrıları, özellikle Küresel Güney'den gelen seslerle giderek daha kararlı hâle geldi. Bu bağlamda, Afrikalı bir Genel Sekreter’in seçilmesi sembolizmin ötesinde bir anlam taşıyor. Liderliğin, siyasi nüfuzun ve küresel sorumluluğun değişen dağılımıyla birlikte geliştiğini göstererek BM’nin meşruiyetini güçlendirebilir.
Afrika ayrıca, çağdaş uluslararası liderlikle giderek daha alakalı hâle gelen bakış açıları sunuyor. Kıta, bugün küresel politikaya yön veren karmaşık barış süreçleri, insani krizler, bulaşıcı hastalık salgınları, iklim kırılganlığı, hızlı şehirleşme, nüfus artışı ve ekonomik dönüşüm gibi birbirine bağlı birçok zorlukla yüzleşti. Bu deneyimler, birden fazla kesişen krizle karşı karşıya olan uluslararası bir sisteme doğrudan uygulanabilir pratik bilgiler kazandırdı.
Bunların hiçbiri, coğrafyanın tek başına sonucu belirlemesi gerektiğini söylemez. Afrikalı bir Genel Sekreter için sunulan en güçlü gerekçe, hiçbir zaman yalnızca kıtasal kimliğe dayanmadı. Bu gerekçe yetkinliğe dayanmalı. Hem Macky Sall hem de Dr. Olara Otunnu, farklı mesleki yollardan geçmiş olsalar da seçkin bir kamu hizmeti geçmişine sahiptir. Bu nedenle adaylıkları, her adaya uygulanan aynı standartlara göre değerlendirilmelidir: Liderlik, diplomatik beceri, bağımsızlık, dürüstlük, stratejik vizyon ve giderek kutuplaşan uluslararası toplum içinde uzlaşı inşa etme kapasitesi. Nitekim BM’nin günümüzdeki zorluklarından çıkarılacak tek bir ders varsa, o da örgütün sembolik temsilden daha fazlasına ihtiyaç duyduğudur.
Uluslararası kurumların etkinliğinin olağanüstü bir yoğunlukla sorgulandığı bir dönemde, çok taraflılığa olan güveni yeniden tesis edebilecek bir liderliğe ihtiyaç vardır. Bu bakımdan Otunnu’nun adaylığı özel bir ilgi gördü; çünkü Birleşmiş Milletler bünyesindeki onlarca yıllık deneyimi çatışmaların önlenmesi, çocuk hakları, kurumsal reform ve önleyici diplomasiye olan sürdürülebilir bağlılığıyla birleştiriyor. Kariyeri, örgütün gündemini belirlemeye devam eden pek çok konuyu yansıtıyor ve kuruma dışarıdan gözlemlenmiş değil, içeriden şekillenmiş bir anlayış sunuyor.
Özünde, tartışmayı "dünyanın Afrikalı bir Genel Sekretere hazır olup olmadığı" etrafında kurgulamak, çok daha sonuç alıcı bir konuyu gözden kaçırma riski taşır. Asıl test, Birleşmiş Milletler'in bir yandan Afrika'nın artık uluslararası ilişkilerde tali bir aktör olmadığını kabul ederken, diğer yandan bir sonraki liderini yetkinlik, güvenilirlik, bağımsızlık ve vizyon temelinde seçmeye hazır olup olmadığıdır.
Kıta; barış ve güvenlik, iklim dayanıklılığı, demografik değişim, ekonomik kalkınma ve çok taraflı iş birliğinin geleceği üzerine yapılan tartışmalar için vazgeçilmez hâle geldi. Barışı koruma görevlerine asker katkısında bulundu, uluslararası kalkınma gündemlerini ilerletti, bölgesel diplomasiyi güçlendirdi ve deneyimleri ulusal politikanın çok ötesine uzanan liderler yetiştirdi. Bir sonraki Genel Sekreter ister Macky Sall ister Dr. Olara Otunnu isterse bambaşka bir aday olsun, yok sayılması giderek zorlaşan bir gerçek var: Afrika artık uluslararası sistem içinde tanınma arayışında değil; kendi geleceğini şekillendirme kapasitesine sahip liderlere sahip olduğunu kanıtlıyor.

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.