Doğu’ya uzanan yol: Rus Yahudilerinin Çin’deki varlığı

Haberin Eklenme Tarihi: 9.07.2025 12:18:00 - Güncelleme Tarihi: 9.07.2025 12:24:00

Önceki iki yazımda da incelediğim üzere Rusya’nın içerisinde bulunan Yahudiler göçleri ile dünyanın çeşitli bölgelerinde etki merkezleri oluşturmuş bir diasporadır. Bu insanların göçündeki duraklardan biri de tarihin ilk zamanlarından beri Çin olmuştur. Sürekli sürgün hâlinde yaşamak ve ekonomik kalkınma ihtiyacı bu insanları bu bölgeye itmiştir. Tarihi şekillendiren bu yolda, bu insanların Çin’deki varlığını birlikte inceleyelim.

Yahudilerin Çin'e göçü ve ilk yerleşimleri

Çin’deki Yahudi varlığı aslında 9. yüzyılda İpek Yolu üzerinden gelen gezgin tüccar grubu olan Radhanitlere dayanır. Bu grup Orta Çağ’da Orta Avrupa, Hazar bölgesi ve Sibirya arasındaki ticaret faaliyetlerinde etkinlik gösteriyordu. Buradaki Yahudiler, birçok farklı dili konuşarak bölgeler arasında ticari faaliyetler yürütürlerdi. Bu gruplar dönemin altın şehri olan Kaifeng’e ulaşmış fakat varlıklarını sürdürememiş, asimile olmuşlardı.

Modern dönem Yahudi göçleri ise İngiliz koruması altında İran ve Hindistan kökenli Mizrahi Yahudileri ile başladı. Bu dönemde göç eden Sassoon ve Kadoorie aileleri gibi önde gelen ticari girişimleri, sonraki Yahudi göçü ve ekonomik faaliyetleri için önemli bir zemin hazırladı. Rus Yahudilerinin göçleri ve yerleşimleri daha sonra iki dalga hâlinde gerçekleşti.

  • Birinci dalga: Rusların 1898'de inşa ettiği Trans-Sibirya Demiryolu’nun Çin ayağı, pogromlardan ve baskıdan kaçış için Yahudilere bir sığınak oldu. 1917 Rus Devrimi ve ardından gelen İç Savaş’tan sonra daha büyük bir dalga hâlinde yaşandı. Bu göç, büyük ölçüde Rusya'daki ağır kısıtlamalardan kaçarak özgürlük ve güvenli bir sığınak arayışının bir sonucu olmuştu. Özellikle Harbin şehri, 1920’lerde 12000’den fazla Yahudi’ye ev sahipliği yaptı. Burada kurulan okullar, sinagoglar, hastaneler ile özerk bir Yahudi gettosu oluşturdu. Bu bölge Nazi zulmünden kaçan Yahudiler içinse Şangay’a ulaşmak için bir transfer merkezi görevini görmüştü. Şanghay, Ağustos 1939’a kadar giriş vizesi gerektirmeyen nadir şehirlerden biri olması nedeniyle bu mülteciler için özel bir sığınak hâline geldi. Hongkou bölgesi “Küçük Viyana” adını alırken, Rus Yahudileri bu geçişlerde aracı rol oynadı. Bölge günümüzde “Şangay Yahudi Mülteciler Müzesi”ne ev sahipliği yapmaktadır.
  • İkinci dalga: Bu dalga 1990’lardan günümüze kadar olan kısmı kapsar. Sovyetler’in çöküşüyle başlayan bu dönemde, serbest piyasa reformlarının cazibesiyle Çin'e gelen Rus Yahudi iş adamları ve uzmanlar; Şangay, Pekin ve Guangzhou'ya yerleşti. Pekin’de diplomasi ve teknoloji sektörlerinde, Guangzhou'da ise toptan ticaret alanında yoğunlaştılar. Çin’deki açık pazar girişimci becerilerini serbest bırakmalarına olanak tanımıştı. Sovyetlerin yıkılması ile “vatansız” olarak kabul edilen Sovyet Yahudileri, Çin’de bir nebze esneklik yakalamışlardı. Ticari kabiliyetleri ve etkinlikleri zamanla hedef hâline gelmelerine neden oldu.
  • Yerleşim yerleri: Harbin ve Mançurya, Kuzeydoğu Çin’deki bu şehir, 1890’lardan itibaren, özellikle Trans-Sibirya Demiryolu’nun inşasıyla ilgili istihdam fırsatları nedeniyle Yahudi göçmenler için önemli bir merkez hâline geldi. Bu bölgeye yerleşen Yahudilerin çoğunluğu, Çarlık döneminde baskıdan kaçarak istihdam amacıyla gelmişlerdi. Bu geçiş güzergâhını kullanan Sovyet Yahudileri ise II. Dünya Savaşı’ndan kaçarak Şangay bölgesine göç etmişlerdi. Büyük ölçüde yabancı sermayeye bağlı olan Çin’de bu dönemde ki göçler, yeni yatırımcıların ve ekonomik gelişmenin yolunu açtı. Önemli bir ticaret merkezi olan Şanghay, dünya genelinden Yahudi tüccarları kendine çekti. Rus Yahudileri, 1917’deki Lenin rejiminden kaçarak buraya yerleşti ve 1939’a kadar yaklaşık 4.000-5.000 kişilik önemli bir topluluk oluşturdular. Tianjin’e Yahudi yerleşimi, şehrin 1860’ta ticari bir liman olarak açılmasıyla eş zamanlı olarak 1860’larda başlamıştı. 1917 Rus Devrimi, Yahudi varlığının hızla büyümesine neden oldu ve Mançurya üzerinden 500-600 aile buraya yerleşti. 1935’e gelindiğinde Tianjin, 3.500 kişiyle Çin’in üçüncü en büyük Yahudi topluluğuna ev sahipliği yapmıştır.

Çin’in büyüyen ekonomisi ve Yahudiler

Rus Yahudileri, özellikle Mançurya ve Şanghay’ın erken 20. yüzyıldaki ekonomik kalkınmasında önemli roller üstlendiler. Demiryolunun 1903’te açılmasıyla birlikte, Rus Yahudi ailelerine Harbin’de Rusya’da maruz kaldıkları durumdan daha iyi bir statü tanınmış, buna iş kurma hakkı da dâhil edildi. Harbin örneği, mülteci olarak gelen bir topluluğun, göreceli özgürlük ve ekonomik haklar tanındığında, büyük bir kentsel merkezin hızlı endüstriyel ve ticari gelişiminin temelini nasıl oluşturduğunun çarpıcı bir anlatımını sunmaktadır. Baskı altında ve kontrollü yaşam bu insanların tarih boyunca daha esnek ve kendi kontrolleri altında iş kollarına yönelmelerini sağlamıştır. Finans kurumları, modern büyük mağazalar ve sigorta şirketleri de dâhil olmak üzere temel ekonomik yapıların kurulmasında öncü bir rol oynadılar. Bu girişimler sadece yerel ekonomiye hizmet etmekle kalmamış, aynı zamanda “Avrupa ve Amerika'daki sonraki ekonomik faaliyetleri için sağlam bir temel” sağlamıştır.

Çoğunlukla orta sınıf ve vatansız mültecilerden oluşan Şangay'daki Rus topluluğu, 1920’lerden 1950’lere kadar uluslararası şehirde belirgin ve canlı bir tüketici ekonomisi yaratmada etkili oldu. Şangay Rusları hem kendi topluluklarına hem de şehrin farklı çok uluslu nüfusuna hitap eden “yerel olarak türetilmiş bir imalat tabanı ve hizmet ekonomisi” geliştirmişlerdi.  Rus ve Doğu Avrupa yiyeceklerini sunan çok sayıda kafe ve gıda mağazası açtılar. 1930’ların sonları ve 1940’ların başlarında Nazizm’den kaçan yaklaşık 18.000 Avrupalı (çoğunlukla Alman ve Avusturyalı) Yahudi, Şanghay’da sığınak aradığında, yerleşik Rus Yahudi topluluğu onların entegrasyonu ve hayatta kalmasında kritik bir rol oynadı. Rus Yahudileri, daha zengin Bağdadi Yahudileri ve Amerikan Yahudi Ortak Dağıtım Komitesi ile birlikte mülteciler için hastaneler, okullar, büyük yurtlar ve aşevleri gibi altyapıları geliştirerek destek ağı oluşturdular. Hongkew gettosu içinde “ortak mutfaklar, çamaşırhane ve temizlik için ortak tesisler” gibi temel hizmetler sağladılar.

Tianjin’deki Rus Yahudi topluluğu, dış zorluklara karşı bir yanıt ve hafifletme yöntemi olarak kendi içinde sağlam bir ekonomi ve destek sistemi inşa etmişti. Bu durum, zorunlu göçün getirdiği belirsizliklere ve dış baskılara karşı ekonomik direncini artırdı. Topluluk, 1920’de merkezî örgütlenme organı olarak Tianjin İbrani Derneği’ni (THA) resmî olarak kurdu. Tianjin Yahudi topluluğunun “benzersiz bir özelliği”, 1920'de ihtiyaç sahibi Yahudilere yardım etmek ve yeni ortama entegrasyonlarını kolaylaştırmak için özel olarak tasarlanmış Hayırsever Derneği'nin kurulması oldu. Gelen Yahudi mültecilere faizsiz krediler sağlandı. Topluluk üyeleri genellikle Yahudi bakkallardan geleneksel Yahudi ve Doğu Avrupa yiyeceklerini satın almışlardı. Her türlü dükkânın varlığı, topluluğun ihtiyaçlarını karşılayan kapsamlı bir iç pazara işaret eder.

Finans kurumları ve Yahudiler

Rus Yahudileri genel anlamda kendi içlerinde ve topluluklarına yetecek kadar finansal değerlere sahip olsalar da Çin ulusal ekonomisi üzerinde etkiye sahip oldular. Harbin’de 1923 yılında bir Yahudi Ulusal Bankası kuruldu. Bu banka, öncelikli olarak ucuz kredi ihtiyacı olan Yahudi işletmelerine hizmet vermiş ancak daha sonra daha geniş iş dünyasının da ihtiyaçlarını karşılamıştı. Banka, 1950 yılına kadar faaliyet gösterdi. Yine erken dönemde Joseph Kaspe gibi iş adamları, demiryolu çalışanlarına konut gıda desteğinde bulunmuştu. Örneğin Samuel Skidelski kömür madeni sahibi olarak yakıt desteği sağlamıştı. Şanghay'da ise büyük ölçekli finans ve bankacılık Bağdadi Yahudi ailelerinin kontrolündeyken, Rus Yahudileri daha çok küçük işletmeler ve topluluk içi yardımlaşma yoluyla ekonomik katkıda bulundular. Rus Yahudileri, Çarlık rublesi ve Çin yuanı arasında döviz değişimi yapan “Grinberg Brothers” gibi özel finans şirketleri de kurdular. I.A. Soskin & Co. Rusya’dan makine, Çin’den soya fasulyesi ve buğday ticareti yaptı. Kovalsky Ticaret Evi Sibirya ile Mançurya arasında köprü kurdu; kereste, maden ve tahıl ticaretiyle uğraştı. Rusya/Doğu Avrupa kökenli Yahudi yatırımcılar Yuri Milner gibi Çinli teknoloji girişimlerine erken aşamada sermaye sağlayarak büyümelerini finanse etti.

Rus Yahudilerinin Çin’e katkıları, sadece bireysel ticari başarılarla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda güçlü topluluk örgütlenmesi, karşılıklı yardım ve yeni ortamlara uyum sağlama yetenekleriyle de karakterize edildi. Mülteci olarak yaşadıkları deneyimler, onları girişimcilik ve ekonomik yenilikçilik için benzersiz bir motivasyonla donattı, Çin'in modernleşen ekonomisinde önemli ve kalıcı bir miras bırakmalarını sağladı.