ABD'nin Libya güç paylaşımı planı neden işe yaramaz?

Haberin Eklenme Tarihi: 9.06.2026 12:37:00 - Güncelleme Tarihi: 9.06.2026 12:42:00

İran Savaşı’nın gölgesinde, Trump yönetimi bir başka çatışma coğrafyasında da diplomatik bir hamle yapıyor: Libya. Ancak Atlantic Council'in Kuzey Afrika uzmanları Karim Mezran ve Dario Cristiani, Mayıs 2026'da yayımlanan analizlerinde bu girişimin yapısal zafiyetlerini masaya yatırıyor. Uzmanların temel argümanı keskin ve açık: ABD'nin Libya planı, ülkenin derin krizini çözmek bir yana, mevcut güç sahiplerini meşrulaştırarak sorunları kalıcı hâle getirebilir.

Tek kişilik orkestra: Massad Boulos

Libya dosyasının en dikkat çekici boyutlarından biri, Washington'daki kurumsal yapıyla değil, tek bir isimle özdeşleşiyor olması. Cumhurbaşkanı Trump'ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos, Libya sürecinin fiilî mimarı konumunda. Mezran ve Cristiani'ye göre bu tablo, stratejik bir tercihten çok kurumsal bir boşluğun ürünü.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan Başkan Yardımcısı JD Vance'e, Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten Enerji Bakanı Chris Wright'a kadar yönetimin ağır topları Libya'ya doğrudan ilgi göstermedi. Bu ilgisizlik, paradoks biçimde Boulos'a başka hiçbir dış politika dosyasında görülmeyecek düzeyde bir manevra alanı tanıdı.

Boulos'un Libya ilgisi, Kongo-Ruanda arasındaki ara buluculuk sürecinde elde ettiği erken başarıların ardından, Sudan'daki girişimlerin yavaşlamasıyla birlikte belirginleşti. Libya, somut bir diplomatik kazanım elde edilebilecek yeni bir alan olarak öne çıktı. Bu tablo, yazarlara göre Boulos'un motivasyonlarını da kısmen açıklıyor: Libya, tıkanan süreçler karşısında bir alternatif sahne işlevi gördü.

Gerçek hedef: Demokrasi değil, yatırım ortamı

Uzmanlar; ABD'nin Libya'ya yönelik bu girişiminin siyasi dönüşüm hedefiyle değil, ekonomik pragmatizmle şekillendiğini vurguluyor. Trump yönetiminin kaynak zengini ülkelere enerji, altyapı ve yatırım ekseninde baktığı biliniyor; Libya da bu çerçevenin içine yerleşiyor.

Nitekim Washington ile Trablus arasında hız kazanan ilişkiler bu mantığı somutlaştırıyor. Trablus merkezli hükûmetin delegasyonları ABD Hazine Bakanlığı, Enerji Bakanlığı ve Jeolojik Araştırma Birimi ile bir araya geldi; mali reformlar, stratejik mineraller ve enerji iş birliği gündemin merkezine oturdu. Chevron ve Boeing gibi dev Amerikalı şirketler de Libyalı kurumlarla anlaşmalar imzaladı.

Mevcut ABD baskısı; Libya'yı siyasi açıdan dönüştürmeyi değil, ülkeyi yabancı yatırıma yeniden açacak asgari istikrarı sağlamayı hedefliyor. Ekonomik istikrarın zamanla siyasi istikrarı da besleyeceği öngörülüyor. Ancak Mezran ve Cristiani bu mantığın zeminini sağlam bulmadığını açıkça ifade ediyor.

Boulos planının dört ayağı

Boulos ve diğer yetkililer, kamuoyu önündeki açıklamalarında yeni bir yol haritasının çerçevesini çizdi. Bu çerçeve dört temel üzerine kuruluyor: Birleşik bir ulusal bütçenin oluşturulması, askerî kurumların tek çatı altında toplanması, ulusal birlik hükûmetinin kurulması ve yeni yürütme yapısı üzerinde uzlaşı sağlandıktan sonra altı ay içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması.

Bu sürecin en elle tutulur çıktısı, on yılı aşkın bir aradan sonra ülkenin ilk birleşik devlet bütçesinin onaylanması oldu. Anlaşmanın amacı; paralel harcama yapılarını uyumlu hâle getirmek, yolsuzluğu azaltmak ve petrol üretimini artırmak için Ulusal Petrol Şirketi'ne ek kaynak aktarmak.

Ancak uzmanlar, zeminde gerçeğin çok daha girift olduğunun altını çiziyor. Libya'nın iş ortamı hâlâ son derece kırılgan. Yabancı şirketler, yaygın yolsuzluk, uluslararası ödemeler, gümrük prosedürleri ve hukuki belirsizlik gibi yapısal engellerle boğuşmaya devam ediyor. Bu güçlükler, işletmeleri çoğunlukla maliyetleri ve riskleri artıran dolaylı finansal kanallar ve üçüncü ülkeler üzerinden yürütülen ticari ilişkilere sürüklüyor.

Planın kalbi ve zayıf noktası: Ailesel konsosyasionalizm

Mezran ve Cristiani'nin analizinin en özgün ve en sert boyutu, Boulos planının yapısal mantığına yönelik eleştiri. Yazarlar bu mantığı "ailesel konsosyasionalizm" kavramıyla tanımlıyor: Mevcut siyasi, askerî ve aile ağlarını resmîleştirmeye dayalı bir güç paylaşımı düzenlemesi. Bu yaklaşıma göre istikrar, Hafter ailesi önderliğindeki doğu cephesi ile Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki batı cephesi arasındaki mevcut güç dengesini kurumsal zemine taşıyarak sağlanabilir. Yazarlar bu varsayımı "tehlikeli biçimde basit" olarak nitelendiriyor. Libya'nın yakın tarihinin gösterdiği üzere, elit pazarlıklar ve anlık ticari düzenlemeler yolsuzluğu ve parçalanmayı azaltmak bir yana, çoğunlukla derinleştirdi. Sıradan Libyalıların içinde bulunduğu ağırlaşan sosyoekonomik koşullar, kısmen Ulusal Petrol Şirketi ve Merkez Bankası gibi kurumlar üzerindeki rakip seçkinler arası önceki anlaşmaların doğrudan sonucu.

Akrep yuvası: Aile içi gerilimler

Planın önündeki belki de en öngörülemeyen engel, güç paylaşımına dâhil olan ailelerin içinden çıkıyor. Doğu Libya'dan gelen haberler, Halife Hafter'in oğulları arasında giderek derinleşen bir hoşnutsuzluğu gün yüzüne çıkarıyor. Özellikle en küçük oğul Saddam Hafter'in elinde yoğunlaşan güç, diğer kardeşler arasında rahatsızlık yaratıyor. 82 yaşındaki aile reisi Hafter'in ardından iç bütünlüğün korunup korunamayacağı büyük soru işareti.

Yazarlar bu noktada Arapça bir deyime başvuruyor: “el-akārib akārib” (akrabalar akreptir). Aile ve klan yapılarının doğası gereği tutarlı ve uzun vadeli istikrarın güvencesi olduğu varsayımı, gücün ve zenginliğin söz konusu olduğu durumlarda sıkça çökmektedir.

Dibeybe cephesi de bu açıdan muaf değil. Başbakan'ın yeğeni İbrahim Dibeybe, yeni siyasi düzenlemede merkezî bir rol üstlenmesi beklenen isim; ancak geniş ağ içinde otorite, karizmatik liderlik ve siyasi birikim bakımından soru işaretleri barındırdığı ifade ediliyor.

Batı Libya'dan yükselen itirazlar

Dışarıdan gelen bu düzenlemeye Libya içinden de ciddi itirazlar yükseliyor. Özellikle Batı Libya'da ve Dibeybe’nin memleketine karşın Misrata'dan güçlü bir muhalefet sesi geliyor. Kaddafi'nin devrilmesinin ardından devrimci birliğin simgesi olarak konumlanan Misrata, bugün Dibeybe yanlısı ve karşıtı cepheler arasında derin biçimde bölünmüş durumda. Batı Libya'daki pek çok siyasi ve güvenlik lideri, hem Hafterler ile güç paylaşımı fikrine hem de dışarıdan dayatılan uzlaşı mantığının bütününe karşı çıkıyor.

Geçici yönetim mi, kalıcı çözüm mü?

Mezran ve Cristiani, Boulos girişiminin kısa vadede olumlu etkiler doğurabileceğini teslim ediyor: Gerginliklerin hafiflemesi ve yabancı iş dünyası için daha öngörülebilir bir ortamın oluşması bunların başında geliyor. Ancak temel argümanlarından taviz vermiyorlar: Libya'nın iş ortamında yapısal bir dönüşüm, bugünkü koşullarda ulaşılması güç bir hedef olmayı sürdürüyor.

Geniş tabanlı meşruiyet, kurumsal hesap verebilirlik ve gerçek anlamda kapsayıcı bir siyasi süreç olmaksızın bu yol haritası, Libya'nın kronik parçalanmışlığına kalıcı bir çare sunmuyor. Yalnızca onu bir kez daha geçici olarak yönetmeye çalışıyor.

Kaynak: https://www.atlanticcouncil.org/blogs/menasource/the-problem-with-the-us-power-sharing-plan-for-libya/