Pınar Bora: “Futbolu kolektif bir deneyim olarak gösteriyorum”
Haberin Eklenme Tarihi: 9.03.2026 10:06:00 - Güncelleme Tarihi: 9.03.2026 10:22:00İlk kişisel serginiz “Esnek Alanda Futbol” sanatseverlerle buluştu. Bu serginin çıkış noktası neydi? Başlık nasıl ortaya çıktı?
“Esnek Alanda Futbol”, Brieflyart’ta gerçekleşen ilk kişisel sergim. Sergi, futbolun hafızamızda yer etmiş sahnelerini ve tribünlerde oluşan kolektif hareketleri yeniden düşünme isteğimden doğdu. Futbol sahasında ve tribünlerde bireysel figürlerin geri çekilip yerini bir “biz” duygusuna bırakması, çalışmalarımın esas odağını oluşturuyor. Ayrıca futbolun dünyada önemli bir fenomen olarak ekonomik, politik ve sosyal etkilerinin bulunması, bu serginin kapsamını düşünsel olarak genişletti. Brieflyart’ta gerçekleştirilen bu sergi, izleyiciye futbolun sadece bir oyun değil, aynı zamanda ilişkiler ağı ve kolektif hafıza deneyimi olarak nasıl algılandığını görsel olarak deneyimleme imkânı sundu. Serginin adı, sergi metnini kaleme alan Emre Zeytinoğlu tarafından önerildi. Zeytinoğlu, futbolu farklı aidiyetlerin ve ilişkilerin sürekli hareket ettiği bir alan olarak tanımlıyor; kavram da bu yaklaşımı yansıtan bir ifade olarak serginin başlığına dönüştü.
Futbol gündelik hayatın içinde oldukça tanıdık ve kolektif bir deneyim. Bu imgeyi sanat pratiğinize dahil etmek size nasıl bir görsel alan açtı?
Futbol, herkesin hafızasında güçlü bir yer tutan bir kolektif deneyim. Tribünler, taraftar grupları ve sahadaki hareketler hem görsel hem de toplumsal olarak zengin bir arşiv sunuyor. Bu görüntüleri çizim ve boya aracılığıyla ele almak, bana hem tanıdık sahneleri yeniden düşünme hem de bu sahnelerin nasıl hatırlandığını ve kolektif hafızada dolaştığını keşfetme imkânı verdi.
Serginin başlığındaki “esnek alan” kavramını işlerinizde nasıl ele aldınız?
“Esnek alan” kavramı, Emre Zeytinoğlu tarafından ortaya konmuş bir çerçeve. Benim çalışmalarımda futbol, tribünler ve saha arasındaki sürekli değişen ilişkiler ağı üzerinden ele alınıyor. Yüzey üzerinde çizim ve boya ile yeniden ele aldığım görüntüler, sabit bir formdan ziyade hareketli bir görsel gerilim yaratıyor. Bu yaklaşım, futbolun hem fiziksel hem de toplumsal olarak hareketli yapısını görselleştirmeye hizmet ediyor.
Türk futbol tarihinden seçtiğiniz tribün imgeleri ve futbolcuları dönüştürürken hangi anlara odaklandınız?
Seçimlerimde özellikle hafızada yer etmiş, tanıdık sahnelere odaklandım. Tribünlerin kolektif hareketi, taraftarların oluşturduğu görsel düzenler ve sahadaki önemli anlar benim için öncelikliydi. Bu sahneleri çizim ve boya aracılığıyla ele almak, izleyiciye hem tanıdık hem de yeniden yorumlanmış bir deneyim sunuyor.
“Saha ve tribün arasında sürekli bir etkileşim var”
Görüntüleri büküyor ve yüzeyi yeniden kurguluyorsunuz. Bu müdahaleler saha ile tribün arasındaki ilişkiyi görünür kılmakta nasıl bir rol oynuyor?
Saha ve tribün arasında sürekli bir etkileşim var; hareketler ve tepkiler geçici ve değişken. Çalışmalarda yüzey ile görüntüyü bir araya getirerek bu dinamik ilişkiyi görünür hâle getiriyorum. İzleyici, sahadaki ve tribündeki kolektif hareketi ve birbirine bağlı “biz” imgelerini bu şekilde deneyimliyor.
Çalışmalarınızı farklı yüzeyler üzerine gerçekleştirmişsiniz. Bu yüzeyleri seçmenizin arkasında nasıl bir arayış vardı?
Yüzeyler, çizim ve boya ile kurulan ilişkiyi farklılaştırıyor. Farklı bir yüzeyin sunduğu tepki, görüntünün algılanış biçimini etkiliyor. Bu da üretim sürecinde bana hem deneysel hem de düşünsel bir alan açıyor.
Yaklaşık bir buçuk yıl süren üretim süreci nasıl başladı ve ilerledi?
Süreç, Ege Yapı Atölyehane’de çalışmalarımı sürdürürken başladı. İlk olarak arşiv fotoğrafları ve futbol tarihine ait görüntüler üzerinde çalıştım. Zaman içinde çizim ve boya ile oluşturduğum çalışmalar şekillendi. Bu uzun süreç, sergide gördüğünüz işleri oluşturdu.
“Siyah-beyaz, uzun süredir ilgimi çeken bir dil”
Önceki çalışmalarınızda siyah-beyaz bir görsel dil öne çıkıyordu; bu sergide rengin belirgin olduğunu görüyoruz. Bu nasıl gelişti?
Siyah-beyaz, uzun süredir ilgimi çeken bir dil çünkü arşiv fotoğraflarının diliyle güçlü bir ilişki kuruyor. Ancak futbolun görsel dünyasında renk çok önemli; formalar, tribünler ve kulüp renkleri kolektif hafızada güçlü bir yer tutuyor. Bu nedenle bu seride renk kullanımı daha görünür hâle geldi ve sahadaki enerjiyi yansıtmayı sağladı.
Üretim süreci açısından sizin için özel bir yere sahip olan bir iş var mı?
Her iş üretim sürecinde farklı bir öğrenme ve deneyim alanı sundu. Bazı işler özellikle yüzeyle kurduğum ilişkiyi netleştirdi ve bana yeni düşünme yolları açtı. Bu çalışmalar, sergiye yansıyan görsel dili derinleştirdi.
20. yüzyılın görsel kültürüne göndermeler hissediliyor. Bu dönemle kurduğunuz ilişki nedir?
20. yüzyıl görsel kültürü, özellikle fotoğraf ve basılı medya aracılığıyla güçlü bir arşiv oluşturdu. Futbol görüntülerinin çoğu da bu dönemin fotoğraflarıyla hafızalarda yer etti. Bu estetik dil ve arşiv, üretim sürecimde hem referans hem de ilham kaynağı oldu.
“Çizim, benim için yalnızca bir teknik değil; aynı zamanda keşfetme biçimi”
Çizim sizin için sadece bir teknik mi, yoksa düşünme sürecinin de parçası mı?
Çizim, benim için yalnızca bir teknik değil; aynı zamanda düşünme ve keşfetme biçimi. Bir görüntüyü anlamak, onu yeniden yorumlamak ve fikirleri görselleştirmek için çizimden başlıyorum. Çizim, sürecin düşünsel ve görsel bir köprüsü.
Yüzeyle çalışmak görsel dilinizi nasıl dönüştürüyor?
Farklı yüzeyler çizim ve boya ile kurulan ilişkiyi değiştirdiği için üretimde daha deneysel bir alan açıyor.
Günümüz sanat ortamındaki yoğun tempo içinde çalışma ritminizi nasıl koruyorsunuz?
Atölyede geçirilen zaman, düşünme ve üretme süreci benim için çok önemli. Ege Yapı Atölyehane, bana odaklanabileceğim bir alan sağlıyor. Burada üretim ritmimi ve düşünsel alanımı koruyarak işleri sakin ve bilinçli bir şekilde ilerletebiliyorum.
Güncel sanat ortamında sizi en çok besleyen şeyler neler?
Görsel kültür, sanat tarihi ve gündelik hayat üretim sürecimi besleyen başlıca kaynaklar. Arşiv fotoğrafları, tarihî imgeler ve futbol sahneleri, çalışmalarımda hem referans hem de görsel düşünce alanı sunuyor.
Yapay zekâ araçları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yapay zekâ araçları, sanat üretiminde yeni imkânlar sunuyor ve üretim süreçlerini genişletebiliyor. Ancak düşünme ve estetik kararlar hâlâ sanatçının yaklaşımıyla şekilleniyor. Yapay zekâ, daha çok bir araç olarak kullanılabilir; ama doğru yaklaşımla üretim ve düşünce biçimlerini destekleyen yeni bir alan da açabilir.