İran’da yeni dönem: Hamaney sonrası ne olacak?

Haberin Eklenme Tarihi: 4.03.2026 10:40:00 - Güncelleme Tarihi: 4.03.2026 10:45:00

İran ile Amerika arasında müzakereler devam ederken geçtiğimiz haziran ayında yaşanan saldırıya benzer bir şekilde İran’a karşı “beklenmedik” bir saldırı düzenlendi. 12 gün süren Haziran ayı saldırısını İsrail tek başına gerçekleştirmiş ve sonunda ABD’nin İran’ın nükleer tesislerini bombalaması ile sona ermişti. 28 Şubat 2026 Cumartesi günü sabah saatlerinde ABD’nin “Destansı Öfke Operasyonu”, İsrail’in “Kükreyen Aslan” adını verdiği saldırı ise iki ülkenin ortak saldırısıydı. ABD ve İsrail İran’ın başta Tahran olmak üzere muhtelif şehirlerine füzeler yağdırdı. Tahran’da hedef alınan bölgede çoğunlukla resmî kurumlar ve Devrim Lideri Ayetullah Hamaney’in ofisi bulunmaktaydı. Hamaney’in hayatını kaybettiği ertesi gün henüz güneş doğmadan önce İran Devlet Televizyonu tarafından ilan edildi.

Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi sadece bir devlet başkanının öldürülmesinden öte anlamlar taşımaktadır. İsrail’in 12 gün savaşları sürecinde gerçekleştirmek istediği ancak başaramadığı bu suikast Trump tarafından gerçekleştirilmiş oldu. Herkesin aklına gelen soru aslında Trump’ın Ocak ayından itibaren dillendirdiği İran’da bir rejim değişikliği hedefine Hamaney’i ortadan kaldırarak ulaşıp ulaşmayacağıydı. Tahran’da Ocak ayında döviz kurunun ani yükselmesi nedeniyle başlayan ve bir anda bütün ülkeye yayılan gösteriler rejim karşıtı sloganların atıldığı protestolara evrilmişti. O protestolar eş zamanlı olarak bir taraftan Trump; bir taraftan devrik İran Şah’ı Muhammed Rıza Pehlevi oğlu Rıza Pehlevi’nin söylemleri bu tartışmaları alevlendirdi. Son saldırılar sonrasında rejim tartışması yeniden tartışılsa da kısa vadede böyle bir durumun söz konusu olmayacağı ortaya konuldu. Zira Hameney’in öldürüldüğüne dair haberlerin resmî olarak televizyondan duyurulmasının ardından geniş halk kitleleri yas törenleri için meydanları doldurdu.    

Devrim rehberliği makamında 37 yıldan bu yana oturan ismin bu şekilde hayatını kaybetmesi son yıllarda belli aralıklarla tartışılan Hameney sonrası devrim rehberliği makamına kim geçeceği tartışmasını yeniden gündeme getirdi.

Hamaney neler yaptı?

1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi gerçekleştiren ilk kadroda yer alan Ayetullah Ali Hamaney, cumhurbaşkanlığı, devrim konseyi üyeliği, Devrim Muhafızları Ordusu vekilliği, İslam Cumhuriyeti partisinin kuruluşu ve genel sekreterliği, Cuma imamlığı ve milletvekilliği gibi birçok görev üstlendi. Ayetullah Humeyni’nin ölümünden sonra 4 Haziran 1989 tarihinde Uzmanlar Konseyi tarafından İran’ın Devrim Rehberi olarak seçilmiştir. Hameney o tarihten ABD saldırısı sonucu hayatını kaybettiği 28 Şubat 2026 tarihine kadar İran İslam Cumhuriyeti Devrim Rehberi makamında oturmuştur. Ali Hamaney rehberlik makamına oturmadan kısa bir süre önce Irak Savaşı sona ermişti. Ortada savaşın yıkımı ve henüz oturmamış bir siyasi sistem bulunuyordu.

Hamaney dönemi aslında İran İslam Cumhuriyeti devlet sisteminin bütün kurumları ile kuruluşunu tamamladığı bir dönemdir. İran İslam Cumhuriyeti’nin ilk lideri Humeyni’nin teorize ettiği “velayet-i fakih” sistemi Hamaney’in rehberliği döneminde tam anlamıyla uygulamaya konulmuştur. İlk seçildiği toplantıda “geçici” olarak bu sorumluluğu üstlendiğini ifade etse de zamanla mutlak otorite hâline geldi. Devrim Muhafızları ordusunun İran yönetim sistemi içerisinde bu kadar güçlenmesi yine Ali Hamaney’in arzusu ve iradesi ile gerçekleşti. Devrimin ilk lideri olan Humeyni’nin karizmasına sahip olmayan Hamaney büyük kararlar alamamıştır. Örneğin Humeyni Irak Savaşı’nı bitiren kararı aldığında bunu “zehirli kadeh” olarak nitelemiş ve bunu içeceğini söylemiştir. Hamaney özellikle nükleer çalışmalar veya ABD ile ilişkiler konusunda benzer bir karar alamayarak belki savaşın bu sürece gelmesine sebep olmuştur.

Ayetullah Ali Hamaney aynı zamanda dünya Şiileri arasına da bağlıları bulunan bir şahsiyetti. Aslında velayet-i fakih anlayışını kabul eden Şii dünyanın hemen hepsi Ali Hamaney’i kendisine bir lider olarak kabul eder. İran’ın etkisi ile kurulan başta Hizbullah olmak üzere Şii örgütler, devrim sonrası İran’ın propagandası ile Şiileşmiş olan Nijerya gibi ülkelerdeki Şii nüfus, Hindistan, Pakistan ve Afganistan’da bulunan Şii nüfusun büyük bir kısmı Ayetullah Hameney’i “Veli-yi fakih” olarak kabul etmekteydi.

Hamaney kurmuş olduğu askerî ve siyasi yapı ile ortaya çıkan pek çok kaosu çok fazla hasar almadan atlatabildi. Muhaliflerini bertaraf ederek mutlak otorite kurmayı başardı. Humeyni döneminde veliaht olarak tayin edilen ancak bazı anlaşmazlıklar sebebiyle veliahtlıktan azledilen Ayetullah Munteziri uzun yıllar ev hapsinde kaldıktan sonra hayatını kaybetti. Rehberlik makamına seçilmesini sağlayan Haşimi Rafsancani’nin son dönemlerde cumhurbaşkanlığı adaylığı veto edildi, hatta ölümünden önce Tahran Cuma imamlığı yapmasına dahi izin verilmedi. Yine 2009 seçimlerinde Ahmedinejad’ın karşısına rakip olarak çıkan Mir Hüseyin Musevi hâlen ev hapsindedir. 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında başlayan Yeşil Hareket ve 2022 yılında Mehsa Emini’nin şüpheli ölümü ile başlayan ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganları ile bilinen toplumsal hareketler Hamaney’in otoritesine karşı ortaya çıkan en büyük meydan okumalardır.

Hamaney’den geriye kalanlar

Ayetullah Ali Hamaney 37 yıllık liderliği boyunca ortaya koyduğu siyaset ile İran’ı bölgesel bir güç hâline getirmeye çalıştı. Bu çerçevede önüne çıkan fırsatları değerlendirmeye çalışarak bölgeye nüfuz edebilmenin yollarını aradı. Özellikle Irak ve Afganistan’ın işgali sonra ortaya çıkan konjonktürde İran’ın nüfuz sahasında bulunan ülkelerdeki silahlı örgütleri organize ederek vekil güçlerden meydana gelen direniş ekseni söylemi, Hamaney’in son 15-20 yılının en önemli politikalarından birisi olmuştur.

Ali Hamaney her ne kadar katı bir ideolog olarak görülmesine rağmen 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmada kendi ifadesi ile “kahramanca esneklik” göstererek yeşil ışık yakmıştır. Şayet Trump cumhurbaşkanı olup anlaşmayı iptal ettiğini ilan etmeseydi esneklik başka konularda da devam edecekti.

Ancak 7 Ekim 2023 Aksa Operasyonu ve sonrasında gelişen olaylar İran’ın 20-25 yıldır bölgede kurmak istediği statüko oluşmadı. İsrail önce İran’ın vekil güçleri olarak nitelendirdiği örgütleri ortadan kaldırdı, ardından da İran’ı hedef alan saldırılar düzenledi.  28 Şubat 2025 tarihinde ABD-İsrail ortak saldırısı ile İran tarihinde bir sayfa kapanmış oldu.

Hamaney sonrası ne olur?

Hamaney sonrası kimin devrim liderliği geçeceğine sorular aslında uzun zamandan beri tartışılmaktaydı. Devrim liderinin nasıl seçileceği konusu İran Anayasası’nın 111. Maddesi’nde açıkça yazılmıştır. Buna göre cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi tarafından belirlenen Anayasayı Koruma Konseyi’nin fakih üyelerinden birinden oluşan bir heyet kurulur ve liderlik yetkilerini geçici olarak yeni lider seçilinceye kadar üstlenirler. Devrim liderini 88 üyeden oluşan Uzmanlar Meclisi tarafından mümkün olan en kısa sürede seçer.

Devrim liderliği için adı geçen kişiler arasında Mücteba Hamaney, Seyyid Hasan Humeyni ve Ali Rıza Arafi adı geçmektedir. Bunlar arasında Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni son aylarda daha ön plana çıktı. Amerika-İsrail saldırılarının devam ettiği şu konjonktürde uzmanlar meclisinin toplanıp toplanmayacağı meçhul şu an için. Muhafazakâr kanat hızlı bir şekilde seçimin yapılmasını isterken reformcu kanat acele etmemek gerektiğini dile getirmektedir.

Yeni lideri bekleyenler sorunlar

Hamaney sonrası devrim liderliği koltuğuna oturacak kişi birçok meydan okuma ile karşı karşıya kalacaktır. Öncelikle ülke içindeki farklı grup ve fraksiyonların çekişmelerini bertaraf etmesi gerekmektedir. Hamaney dönemimde ekonomiden siyasete, ticaretten kültüre birçok alanı domine eden ve İran dış politikasını neredeyse tek başına belirleyen Devrim Muhafızları ordusunun etkisi ve baskısını yönetebilmesi gerekmektedir.

Son yıllarda İran’da yaşanan toplumsal hareketlilik ve protestolar da yeni lideri bekleyen en önemli meydan okumalardan biridir. Önemli sorunlardan birisi belki de en önemlisi ekonomik sorunlardır. Ekonomik kriz kitlelerin sokağa dökülmesine sebep olursa bir toplumsal patlama ile karşı karşıya kalma ihtimali de söz konusu olabilir.