Hindistan, BIMSTEC ile Asya'da yeni bir strateji kuruyor
Haberin Eklenme Tarihi: 6.07.2026 14:43:00 - Güncelleme Tarihi: 6.07.2026 14:48:00Hindistan'ın "Doğuya Hareket" (Act East) politikası bağlamında Kuzeydoğu Hindistan'ın stratejik bir sıçrama tahtası olarak kurgulanması ve BIMSTEC'in (Bay of Bengal Initiative for Multi-Sectoral Technical and Economic Cooperation) bu vizyonun kurumsal taşıyıcısı hâline gelmesi, 21. yüzyıl Asya jeopolitiğinin en kritik hamlelerinden biridir. Soğuk Savaş sonrası dönemde "Doğuya Bak" mottosuyla başlayan pasif gözlem süreci; günümüzde askerî, ekonomik ve kurumsal boyutları olan, çok katmanlı ve proaktif bir entegrasyon stratejisine dönüştü.
Yeni Delhi yönetiminin Kuzeydoğu Hindistan'ı merkeze alan ve BIMSTEC üzerinden Güneydoğu Asya'ya uzanan bu stratejik hamlesinin arkasında acil ve kısa vadeli ekonomik çıkarlar yatıyor. Kısa vadeli en belirgin motivasyon, ASEAN ülkeleriyle olan ve 2023 itibarıyla 44 milyar doları aşan devasa ticaret açığını kapatmak, pazar erişimini çeşitlendirmek ve bölgedeki ekonomik durgunluğu aşmaktır. Kaladan Çok Modlu Transit Ulaşım Projesi ve Hindistan-Myanmar-Tayland (IMT) Üçlü Otoyolu gibi devasa altyapı yatırımları, Hindistan'ın doğu kıyılarını ve kara içlerindeki kuzeydoğu eyaletlerini doğrudan ASEAN pazarlarına entegre etmeyi amaçlıyor. Böylece lojistik maliyetler düşürülecek ve Hindistan, küresel tedarik zincirlerinde daha rekabetçi bir aktör hâline gelecektir.[1]
Uzun vadeli ulusal çıkarlar bağlamında ise Hindistan'ın temel motivasyonu, Hint-Pasifik bölgesinde güvenlik sağlayıcısı rolünü pekiştirmek ve yükselen bir küresel güç olarak kendi arka bahçesindeki deniz ve kara yollarının kontrolünü garanti altına almaktır. Uzun vadede Yeni Delhi, Malakka Boğazı ötesindeki stratejik ufkunu genişleterek, yalnızca Asya'nın alt kıtasında sıkışmış bir bölgesel güç olmaktan çıkmayı hedefliyor. Bu durum, teknoloji, yarı iletkenler, yeşil enerji güvenliği ve kritik minerallerin tedariki gibi 21. yüzyılın stratejik sektörlerinde kendi kendine yetebilen ve küresel güneyin liderliğine oynayan bir devlet kapasitesi inşasını zorunlu kılıyor.[2]
Güvenlik kaygıları ve iç siyasi dinamikler açısından bakıldığında, Kuzeydoğu Hindistan on yıllardır etnik ayrılıkçı hareketler, isyanlar ve coğrafi izolasyon nedeniyle kronik bir istikrarsızlık bölgesi oldu. Hindistan devlet aklı, bu bölgenin güvenliğinin salt askerî tedbirlerle değil, ancak bölgenin Güneydoğu Asya ile ekonomik entegrasyonu ve kalkınması yoluyla sağlanabileceğini idrak etti. Ayrıca dar ve stratejik açıdan son derece kırılgan olan Siliguri Koridoru bölgesine olan lojistik bağımlılığın azaltılması, olası bir askerî krizde Hindistan'ın hayatta kalma stratejisinin belkemiğidir. İç siyasette ise merkezi hükûmet, milliyetçi ve kalkınmacı söylemini kanıtlamak için bu bölgedeki fiziki altyapı projelerini bir siyasi prestij aracına dönüştürdü.[3]
Hindistan'ın doğu stratejisini şekillendiren faktörler
Uluslararası sistemin anarşik doğası ve Asya'da değişen küresel güç dengesi Hindistan'ın bu hamlesini zorunlu kılan birincil yapısal nedendir. Sistemik seviyede, Çin'in "Kuşak ve Yol Girişimi" (KYG) aracılığıyla Güney Asya, Hint Okyanusu ve Güneydoğu Asya'da kurduğu devasa jeo-ekonomik ve askerî nüfuz, Hindistan için klasik bir güvenlik ikilemi yarattı. Neorealist perspektiften bakıldığında, yükselen ve revizyonist bir hegemonun kuşatma stratejisine karşı Hindistan, dengeleme stratejisi izlemek zorundadır. BIMSTEC, Hindistan'ın bu sistemik baskıya verdiği kurumsal bir yanıttır; Çin'in dâhil olmadığı, Hindistan merkezli alternatif bir bölgesel mimari inşa etme çabasıdır.[4]
Sistemik analizde dikkate alınması gereken bir diğer husus, kurumsal tıkanıklıklardır. Hindistan ve Pakistan arasındaki kronik jeopolitik husumet, Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı'nı (SAARC) tamamen işlevsiz hâle getirdi. Çok kutuplu Hint-Pasifik sisteminde manevra alanı arayan Hindistan, SAARC'ın felç olmasından kaynaklanan boşluğu, Bengal Körfezi ülkelerini bir araya getiren BIMSTEC ile dolduruyor. Ayrıca Japonya'nın "Serbest ve Açık Hint-Pasifik" (FOIP) vizyonu ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Quad ittifakının sistemik desteği, Hindistan'ın kuzeydoğu eyaletlerine yönlendirdiği yatırımların küresel bir stratejik konsensüsle desteklendiğini gösteriyor.[5]
Devlet seviyesinde Hindistan'ın rejim türü, bürokratik aygıtı ve iç siyasi iklimi "Doğuya Hareket" politikasının şekillenmesinde kritik rol oynuyor. Hindistan'ın bürokratik mekanizması, geleneksel olarak yavaş işleyen ve güvenlik odaklı bir "sınır yönetimi" (paradigmasına sahipti. Ancak son yıllarda sivil bürokrasi ile askerî stratejik planlama arasında bir entegrasyon sağlandı. Sınır Yolları Organizasyonu gibi kurumlar bölgede muazzam bir hızla stratejik altyapı (köprüler, tüneller, sınır yolları) inşa etmeye başladı. Bürokratik düzeydeki bu paradigma değişimi, bölgenin bir tampon bölge olarak değil, bir köprü olarak yeniden kodlanmasını sağladı.[6]
Devlet altı birimlerin rolü ve kamuoyu baskısı da bu seviyede hayati bir faktördür. Kuzeydoğu Hindistan'daki eyalet hükûmetleri (Assam, Manipur, Mizoram vb.), Yeni Delhi'nin dış politikasında giderek daha fazla söz sahibi olmayı talep ediyor. Demokratik bir rejim olan Hindistan'da federal yapı, merkez ile çevre arasındaki ilişkilerin sürekli müzakere edilmesini gerektiriyor. Manipur'da son dönemde yaşanan etnik şiddet olayları ve sivil toplumun göçmen krizine yönelik hassasiyeti, devletin dış politika hedeflerini (örneğin Myanmar ile sınırların açılması veya mülteci kabulü) doğrudan kısıtlıyor. Dolayısıyla devlet, dış politika hedefleri ile içerideki etnik ve toplumsal huzuru dengelemek gibi son derece karmaşık bir görev ile karşı karşıyadır.[7]
Bireysel seviyede, Hindistan dış politikasının yönünü belirleyen siyasi elitlerin ve karar alıcı liderlerin psikolojik faktörleri, inanç sistemleri ve bilişsel haritaları analizin merkezindedir. Mevcut Hindistan siyasi liderliğinin operasyonel kodu, Hindistan'ın tıpkı Çin'in Tianxia'sı gibi "Vishwaguru" eski medeniyet ihtişamına geri dönmesi gerektiği inancına dayanıyor. Bu iddialı ve özgüvenli bilişsel harita, Hindistan'ı edilgen, bağlantısız ve savunmacı bir aktör olmaktan çıkarıp; proaktif, risk alabilen ve bölgesel mimariyi kendi kurallarına göre dikte edebilen bir oyun kurucuya dönüştürüyor. Liderlerin milliyetçi ve güçlü devlet algısı, bürokrasiyi daha agresif ve sonuç odaklı altyapı projeleri yürütmeye zorluyor.
Öte yandan karar alıcıların tarihsel travmaları ve güvenlik algıları da bu hamleyi şekillendiriyor. 1962 Çin-Hint Savaşı'nın yarattığı psikolojik travma ve Siliguri Koridoru'nun her an kesilebileceğine dair yerleşik korku, liderlerin algılarında derin bir yer tutuyor. Bu nedenle Kaladan Projesi veya BIMSTEC entegrasyonu salt ekonomik kararlar değil; liderlerin ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik hissettikleri ontolojik güvensizliği telafi etme araçlarıdır. Karar alıcı elit, dış dünyayı sıfır toplamlı bir rekabet alanı olarak okuyor ve doğuya açılımı, varoluşsal bir jeopolitik zorunluluk olarak kodluyor.
Bu stratejik vizyonun bölgesel güç dengesindeki en somut yansıması, Güney Asya'nın jeopolitik ağırlık merkezinin batıdan doğuya kaymasıdır. BIMSTEC'in güçlenmesi, Pakistan'ın Hindistan üzerindeki bölgesel veto gücünü ve diplomatik kapasitesini marjinalize ediyor. Bunlara ek olarak Bangladeş, Myanmar, Sri Lanka ve Tayland gibi ülkeler, Çin'in ekonomik yörüngesine alternatif olarak Hindistan'ın devasa pazarına ve güvenlik şemsiyesine çekiliyor. Bu hamle, ASEAN'ın Hint-Pasifik mimarisindeki merkeziliğini güçlendirirken, Hindistan'ı da Güneydoğu Asya'nın ayrılmaz bir parçası hâline getiriyor.[8]
Doğuya hareket politikasının bölgesel ve küresel yansımaları
Küresel yansımalar açısından ele alındığında, Hindistan'ın Kuzeydoğu üzerinden inşa ettiği bu bağlantısallık koridorları, küresel çok kutupluluğun pratik sahadaki uygulamasıdır. ABD, Japonya ve Avustralya gibi küresel aktörler; Çin'in KYG'sine karşı dengelenmesi amacıyla Hindistan'ın kapasite inşasını stratejik olarak destekliyor. Kıtalararası tedarik zincirlerinin tek bir üretim merkezinden kurtarılması hedefi, Hindistan'ın BIMSTEC havzasında yaratacağı ekonomik dinamizme doğrudan bağımlıdır. Kısacası bu hamle, küresel hegemonya mücadelesinin Bengal Körfezi'ndeki en kritik fay hatlarından birini tahkim ediyor.
Olumlu tabloda Kaladan Çok Modlu Projesi ve Hindistan-Myanmar-Tayland Üçlü Otoyolu gibi mega altyapı projeleri öngörülen revize takvimlerde hızla tamamlanacaktır. Myanmar'daki iç çatışmalar kısmi de olsa bir ateşkese bağlanacak veya ticaret koridorlarının güvenliği karşılıklı mutabakatlarla sağlanacaktır. BIMSTEC, kendi içinde bir serbest ticaret bölgesi kurmayı başarabilir, gümrük duvarlarını indirebilir ve deniz güvenliği konusunda ortak bir görev gücü oluşturabilir. Kuzeydoğu Hindistan, bir geçiş güzergâhı ve teknoloji, turizm ve tarımsal sanayinin merkezi hâline gelecektir. Peki neden? Japonya'nın bölgeye akıttığı yüksek hacimli doğrudan yabancı yatırımlar ve Yeni Delhi'nin kesintisiz siyasi iradesi, yerel bürokratik engelleri aştığında; artan karşılıklı ekonomik bağımlılık, silahlı çatışmaların maliyetini yükseltecek ve bölgesel istikrarı kurumsallaştıracaktır.
En kötü senaryoda, "Doğuya Hareket" politikasının söylemsel vizyonu, sahadaki sert güvenlik gerçeklerine çarparak parçalanacaktır. Myanmar'daki iç savaş tamamen kontrolden çıkar, silahlı mülteci grupları Kuzeydoğu Hindistan'a kitlesel olarak akın eder ve Manipur'da yakın zamanda görülen etnik çatışmalar tüm eyaletlerine sıçrayabilir. Hindistan hükûmeti bölgeyi tekrar askerî bir tampon bölgesine dönüştürmek zorunda kalacaktır. Bu altyapı ve vizyon boşluğunu fırsat bilen Çin, Myanmar'daki cunta ve silahlı gruplar üzerindeki etkisini kullanarak Bengal Körfezi'ne tamamen yerleşecektir. Kuzeydoğu Hindistan'ın son derece kırılgan demografik yapısı, sınır ötesinden gelecek bir şoku emebilecek kapasitede değildir. Kurumların zayıflığı ve merkezî hükûmetin güvenli refleksine geri dönme eğilimi, tüm entegrasyon projelerini dondurma potansiyeli taşıyor.
Sonuç olarak güncel veriler ışığında yapısal kısıtlanmalara rağmen "Doğuya Hareket" politikasının kısmi ve asimetrik bir başarı elde edebilir. Bu hususta, Kuzeydoğu Hindistan ve BIMSTEC üzerinden yürütülen "Doğuya Hareket" politikası, basit bir ekonomik dışa açılım hamlesinden ziyade, Asya'nın 21. yüzyıldaki güvenlik ve ekonomi mimarisini yeniden kodlayan jeopolitik bir satranç hamlesidir.
Notlar
[1] "BIMSTEC, Northeast India, and an Overlooked Pillar of the Act East Policy", The Diplomat, https://thediplomat.com/2026/07/bimstec-northeast-india-and-an-overlooked-pillar-of-the-act-east-policy/, (Erişim Tarihi: 06.07.2026).
[2] Kesavan, K. V. (2020). India’s ‘Act East’policy and regional cooperation. India and South Korea: Exploring new avenues, outlining goals, 7.
[3] Samaddar, R., & Sengupta, A. (Eds.). (2019). Global Governance and India’s North-East: Logistics, Infrastructure and Society. Taylor & Francis.
[4] Mazumdar, A. (2021). From “Look East” to “Act East”: India’s Evolving Engagement with the Asia-Pacific Region. Asian Affairs, 52(2), 357-374.
[5] Chakma, B. (2020). Beyond SAARC: Sub-Regional and Trans-Regional Cooperation. In South Asian Regionalism (pp. 121-136). Bristol University Press.
[6] "India’s Act East Policy: Trends, Impact and Prospects", Embassy of India, Santiago, https://www.indianembassysantiago.gov.in/uploads/2025/Act East Policy for MEA.pdf, (Erişim Tarihi: 06.07.2026).
[7] De, P. (2020). Act East to Act Indo-Pacific: India's Expanding Neighbourhood. New Delhi: KW Publishers.
[8] Horam, M. (2024). India's" Act East" policy and Northeast India: Prospects and challenges. JOURNAL OF SOCIAL SCIENCE AND HUMANITIES Учредители: Century Science Publishing Co, 6(10), 145-152.