ABD-İran barışı yakın mı?

Haberin Eklenme Tarihi: 15.06.2026 15:25:00 - Güncelleme Tarihi: 15.06.2026 15:29:00

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in önceki gün duyurduğu önemli bir gelişme, 28 Şubat 2026’dan bu yana kesintilerle devam eden ABD/İsrail-İran Savaşı’nın bir anlaşmayla sona erdirilmesi konusundaki umutları arttırdı. Şerif’e göre, taraflar, bu Cuma günü, yani 19 Haziran’da İsviçre’de görüşerek üzerinde mutabakata vardıkları anlaşmayı imzalayacaklar. ABD Başkanı Donald Trump ve İran tarafı da anlaşmayı doğruladılar. Peki, bu anlaşmayla taraflar ne elde edecek ve dahası Ortadoğu’da nasıl bir yeni statüko oluşacak?

Ünlü İngiliz basın-yayın organı BBC’nin Mehr Haber Ajansı’na dayandırdığı haberine göre, anlaşma bağlamında tarafların 14 husus üzerinde anlaşmaya vardıkları biliniyor. Bu hususların öne çıkarılanları ise şöyle:

  • Lübnan dâhil tüm cephelerde kalıcı ateşkes,
  • ABD’nin İran’ın iç işlerine müdahale etmeyeceğine dair taahhüdü,
  • ABD deniz ablukasının 30 gün içinde kaldırılması,
  • ABD’nin İran’dan güçlerini çekmesi,
  • Hürmüz Boğazı’nın “İran’ın düzenlemeleri çerçevesinde” 30 gün içinde yeniden açılması,
  • ABD ve müttefiklerinin İran için en az 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma planları sunması,
  • İran petrol ve enerji ürünlerine uygulanan yaptırımların sona erdirilmesi,
  • İran’ın nükleer silah üretmeyeceğine dair taahhüdünün yinelenmesi,
  • ABD’nin bölgedeki güçlerini arttırmayacağına ve yeni yaptırımlar uygulamayacağına dair taahhüdü.

Bu maddeler incelendiğinde, Tahran’ın Lübnan ve İran’a yönelik saldırıların durdurulması konusunda her ne kadar anlaşma ciddi garantiler içermese de istediğini aldığı, ABD güçlerinin bölgeden çekilmesini sağladığı, ABD’nin Hürmüz ablukasının kaldırılmasını onaylattığı, ayrıca petrol ve diğer enerji ürünlerine yönelik yaptırımların kaldırılmasıyla ekonomik anlamda elini güçlendirdiği ve son olarak da 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma desteğiyle yine savaşın olumsuz etkilerini gidermeye yönelik bir kazanım sağlayacağı anlaşılıyor.

Anlaşmanın kazananı kim?

ABD tarafının ise anlaşma bu şekilde gerçekleşirse, İran’ın nükleer silah üretmeyeceğine dair her ne kadar ciddi garantiler içermese de uluslararası kamuoyu önünde bir taahhüt elde ettiği ve Hürmüz Boğazı’na İran’ın savaş sürecinde uygulamaya başladığı ve seyrüsefer serbestisine aykırı olan düzenlemeyi 30 gün içerisinde kaldırmayı başardığı görülmektedir. Bu anlamda, İran’a askeri yolla ağır darbeler vuran ve bu ülkenin askeri-dini-siyasi lider kadrosunu değiştiren Washington’ın, özellikle nükleer programı durdurma konusunda bazı kazanımlar sağladığı düşünülebilir. Hürmüz’ün yeniden serbest ticarete açılması ise, savaş öncesinde zaten var olan bir husus olduğu için yeni bir kazanım olarak düşünülmemelidir.

Bu kazanımları kefeye koyduğumuzda, savaştan ağır yaralarla çıksa da, İran’ın kazanımlarının daha ciddi ve önemli olduğu ve Tahran’ın rejimini bu sayede ayakta tutmayı başarabileceği düşünülebilir. ABD ve İsrail ise, en önem verdikleri konu olan İran nükleer programı konusunda bazı garantiler elde etmektedirler. Ancak şurası bir gerçektir ki, ne Trump yönetimi, ne de İran rejimi anlaşmalara uygun davranma konusunda güven veren aktörler değillerdir. Bu nedenle, bu anlaşmanın kağıt üzerinde kalması ve birkaç ay sonra savaşın yeniden başlaması da ihtimaller dahilindedir. Ancak en azından yaz aylarında geniş çağlı yeni bir çatışmanın önlenmesi adına, kuşkusuz, bu anlaşma başarılı, faydalı ve ileri bir adım olacaktır.

Dileğimiz, anlaşmanın bir an önce imzalanması ve sorunun en azından bir süreliğine çözülmesidir. Daha kalıcı bir barış düzeni için ise, daha uzun süre ve taşların yerine oturmasını beklemek gerekecektir.