Üç aylar: İslam’da manevi arınma, rahmet ve diriliş zamanı
Üç aylar; Recep, Şabân ve Ramazan’la birlikte Müslümanlara manevi diriliş imkânı sunan kutlu bir zaman dilimidir. Kandiller, oruç, Kur’an ve dua ile arınma; nefsi terbiye, kalbi güçlendirme ve hayatı iman, ahlak ve ibadetle yeniden anlamlandırma mevsimidir.
Kur’an’ın yeryüzünü aydınlatmaya başladığı andan itibaren Müslümanlara ayrı bir manevi neşve katan, onları “ego”nun girdabından kurtararak sosyal çevreleriyle ilişkisini kuran Ramazan ayının da içinde bulunduğu Hicrî Recep, Şabân ve Ramazan aylarından oluşan manevi zaman dilimine üç aylar diyoruz. Kandil gecelerinin dördü bu aylarda bulunur. Bu aylarla ilgili olarak Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) “Recep, Allah’ın ayı, Şabân benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır” [1] dediği ve “Ey Allah’ım; Recep ve Şabân’ı bize mübarek kıl, bizi Ramazan’a kavuştur” [2] diye dua ve niyazda bulunduğu hadis kaynaklarında rivayet edilmiştir.
Üç aylar, Kur’an, oruç, zekât gibi ibadetlerle günahlardan kurtuluş, af ve mağfiretin iç içe olduğu manevi bir aranma dönemidir. Söz konusu bu İslami emirleri anlamak ve yaşamak, mümin bireye dünya hayatında dinamizm kazandırır, hayatına anlam katar ve öte dünyada ise mutlu olmasını ağlar. Üç aylar faziletini Kur’an-ı Kerim’in Hz. Peygamber’e indirilmeye başlanması ve oruç gibi bazı ibadetlerin bu aylarda farz kılınmasından almaktadır.
Recep ayı: Reğaib’in rahmeti, Mi’rac’ın hikmeti
Recep ayı, faziletini bu ayın ilk cuma gecesinin Reğaib Gecesi ve 27. gecesinin de Mi’rac Gecesi olmasından almaktadır. Reğaib, çok bağış ve bol ihsan anlamına gelen “rağibe” kelimesinin çoğuludur. Bu gecede bütün kâinatın yaratıcısı olan Allah, dileyen ve ona yönelen müminlere rahmet ve mağfiretini bolca verir ve onların günahlarını affeder. Dolayısıyla müminler diğer gün ve gecelerde Allah’tan bağışlanma isteyebilecekleri gibi bu gece de daha fazla af ve mağfiret istemelidirler. Dinî literatürde Hz. Peygamber’in bir gece Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, oradan da semaya yükselmesi olarak tanımlanan Mi’rac hadisesi de Recep ayının 27. gecesinde meydana gelmiştir. Mi’rac olayının ilk kısmına yani Allah resûlünün Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götürülmesine İsrâ, oradan gökyüzüne (semaya) yükseltilmesine de Mi’rac adı verilmektedir. Mi’rac olayının ilk aşaması olan İsrâ kısmına Kur’an’da İsrâ Suresi 1. ayette yer verilirken ikinci kısmı olan semaya yükseltilmesi aşamasına hadislerde yer verilmektedir. Mi’rac olayının ruh ve rüya halinde mi yoksa uyanık halde ruh ve cesetle birlikte mi gerçekleştiği hususunda İslam âlimleri arasında görüş ayrılığı bulunsa da temelde Mi’rac’ın meydana gelişi hakkında bir tereddüt bulunmamaktadır.
Şabân ayı: Orucun farziyeti ve Berâet’in müjdesi
Şabân ayı, faziletini Ramazan orucunun bu ayda farz kılınmasından ve Berâet Gecesi’ne sahip olmasından almaktadır. Kur’an’da savm ve sıyam kelimeleriyle ifade edilen oruç, Hz. Peygamber’in (a.s.) hicretinden bir buçuk sene sonra Şâban ayının onuncu günü farz kılınmış olup, İslam’ın şartlarından birisidir.
Orucun farz kılındığını bildiren ayetler şunlardır:
“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. Oruç sayılı günlerdedir. İçinizden hasta veya yolculukta olanlar başka günlerde tutabilirler; hasta veya yolcu olmadığı hâlde oruç tutmakta zorlananlar ise bir fakir doyumluğu fidye vermelidir. Daha fazlasını veren, kendine daha fazla iyilik etmiş olur. Fakat yine de eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır” (Bakara, 2/183-184).
Ayrıca Berâet Gecesi de Şabân ayında bulunmaktadır. Berâet Gecesi, Şabân ayının 15. gecesi için kullanılan bir tabirdir. Berâet Gecesi, Müslümanlarca kutsal sayılan, rahmet ve mağfiret gecesi, inananların dualarının kabul, hata ve günahlarının affa uğradığı önemli bir zaman dilimidir. İslam Peygamberi Hz. Muhammed (a.s.), “Yüce Allah, Şabân’ın 15. gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarının sayısından daha fazla kişiyi bağışlar” buyurmuştur. [3] Diğer bir hadislerinde ise “Şabân’ın ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneş batınca dünya semasına tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu Benden af isteyen affedeyim; yok mu Benden rızık isteyen vereyim; yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der” buyurmuştur. [4] Bu sebeple Berâet Gecesi yaşadığımız dünya hayatının akışı içinde bizlere varlığımızı yeniden gözden geçirme, yapıp ettiklerimizi muhasebe ve tefekkür etme imkânını kazandıran değerli bir zaman dilimidir.
Ramazan ayı: Kur’an, oruç ve Kadir Gecesi
Ramazan ayı faziletini Kur’an’ın bu ayda indirilmesinden, bu ay boyunca oruç tutulmasından ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bu ayda bulunmasından almaktadır. Üç ayların sonuncusu olan Ramazan ise başlangıcında rahmet, ortasında bereket ve sonunda mağfiret (bağışlanma) olan bir kutlu bir zaman dilimidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) Ramazan’ı “evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş” [5] olarak nitelendirmiştir.
Ramazan, Kur’an ve oruç ayıdır. Yani İslam’ın kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’in indirildiği kutsal zaman dilimidir. Kur’an’ın betimlediğine göre Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu (hakkı) eğriden (bâtıldan) ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. [6]
Bilindiği gibi Kur’an bütün insanlığa indirilmiş, ancak ona uyanları huzur ve saadete götürecek olan son ilahî hitaptır. Kutlu ve mutlu hayat kaynağıdır. Kendisine inanıp bağlananları iki cihan yani dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracağında hiç şüphe bulunmamaktadır. Bu sebeple bu aylarda Kur'an’ın evrensel mesajını anlamak ve içselleştirmek için daha çok okunmalıdır.
Yine üç ayların içinde bulunan Ramazan ayı, azgın nefislerin terbiye edildiği, fakir ve yoksulların doyurulup gözetildiği, sevap ve mükâfatların kat kat verildiği, af ve mağfiretin çokça ihsan edildiği kutsal bir aydır. Tutulan oruçları, kılınan vakit ve teravih namazları, okunan hatim ve mukabeleleri, açılan iftar ve sahurları, yapılan dua, tövbe, hamd, zikir ve niyazları ile baştan sona bir feyz, rahmet ve bereket ayıdır. [7]
Sonuç olarak Recep, Şabân ve Ramazan aylarından oluşan üç aylar çok karlı bir zaman dilimi ve uhrevi kazanç mevsimidir denilebilir. Üç aylar, hata ve günahlardan pişman olunan bu nedenle günahkârların bolca affedildiği, iradeleri merhametle eğiten ve özgürleştiren oruç ibadetinin yerine getirildiği, insan-Allah, insan-insan, insan ve canlı-cansız diğer varlıklar arasındaki ilişkilerin gözden geçirildiği, hak, hukuk ve adaletin tam manasıyla yerine getirildiği, insanî ve ahlaki erdemlerin daha güçlü şekilde yaşanan hayata yansıdığı, sosyal yardımlaşmanın, sevgi ve nimet paylaşımının arttığı müstesna bir zaman dilimidir. Ne mutlu her gün ve gece gibi bu kutlu zaman dilimini gereği gibi iman, ahlak ve ibadetle değerlendiren modern çağın insanlarına.
Notlar
[1] Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1/423.
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/259.
[3] İbn Mâce, İkame, 191.
[4] İbn Mâce, İkame, 191.
[5] İbn Huzeyme, Sahih, III, 191-192.
[6] Bakara 2/185.
[7] Nesai, İman, 22, V, 117.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.