“Sıfır Atık” hareketi dünyanın geleceğini yeniden yazıyor
Türkiye’de 90 milyon ton atığın ekonomiye kazandırılması yalnızca bir çevre başarısı değil; aynı zamanda iklim kriziyle mücadelede küresel bir modelin doğuşu. Emine Erdoğan himayesinde, Türkiye öncülüğünde büyüyen Sıfır Atık hareketi, dünyaya yeni bir kalkınma yolu sunuyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi, Birleşmiş Milletler (BM) Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan tarafından 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi, bugün ulaştığı 90 milyon tonluk geri dönüşüm rakamıyla yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın dikkatle izlediği bir çevre hamlesine dönüştü. Proje, klasik “çöp yönetimi” anlayışını değiştirerek atığı bir yük değil, ekonomik ve çevresel bir değer olarak konumlandırıyor.
“Kaynak verimliliği” hayata geçiyor
Bu yaklaşım, sürdürülebilir kalkınmanın en kritik başlıklarından biri olan “kaynak verimliliği”ni doğrudan hayata geçiriyor. Çünkü modern dünyada sorun yalnızca üretmek değil, üretilenin nasıl yönetildiğidir. Sıfır atık, tam da bu noktada devreye girerek tüketim alışkanlıklarından sanayi üretimine kadar geniş bir dönüşüm öneriyor.
Sıfır atık yaklaşımı; depolama alanlarındaki sera gazını ciddi şekilde azaltarak iklim krizine, ham madde ihtiyacını düşürmesiyle kaynakların tükenmesine, atık olarak görülen materyallerin aslında milyarlarca dolarlık ekonomik değeri temsil etmesi gibi üç temel küresel krize doğrudan çözüm sunuyor. Bu nedenle sıfır atık, sadece çevreci bir yaklaşım değil, aynı zamanda ekonomik bir strateji olarak kabul görüyor.
Türkiye’nin model oluşturma gücü
Günümüzde “Sıfır Atık Projesi” BM nezdinde kabul gören küresel bir çevre hareketine dönüştü. BM Genel Kurulu'nda, 14 Aralık 2022'de Türkiye'nin ana sunuculuğunda, 105 ülkenin katıldığı oylamada 30 Mart, "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan olarak kabul edildi. Geçen yıl 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü'nde "Yeterince Var" sloganı ile farkındalık oluşturuldu. 81 ilde ve yurt dışı temsilciliklerde "Moda ve Tekstilde Sıfır Atığa Doğru" teması kapsamında geri dönüşüm ve sürdürülebilir moda uygulamaları ile ilgili etkinlikler düzenledi.
Bu durum, Türkiye’nin çevre diplomasisinde yeni bir alan açtığını da ortaya koyuyor. Artık ülkeler sadece askerî ya da ekonomik güçleriyle değil, geliştirdikleri sürdürülebilirlik modelleriyle de küresel etkilerini artırıyor.
Emine Erdoğan’ın rolü neden kritik?
Sıfır Atık Projesi’nin küresel ölçekte görünürlük kazanmasının en önemli nedenlerinden biri, projenin güçlü bir liderlikle temsil edilmesi. Emine Erdoğan’ın bu sürece liderlik etmesi “uluslararası meşruiyet”, “farkındalık etkisi”, “diplomatik güç” açısından önemli.
Bu üç başlık, Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen çalışmalar projeyi küresel politika hâline getirirken, sıfır atık, teknik bir konu olmaktan çıkıp toplumsal bir bilinç hareketine dönüştü. Ayrıca Türkiye, çevre alanında “kural koyan” ülkelerden biri hâline geldi. Bu liderlik, projenin sadece teknik değil aynı zamanda sosyal ve politik bir dönüşüm hareketi olmasını sağladı.
Emine Erdoğan: dünyadaki açlığa son verebiliriz
Bu yıl odağa alınan gıda israfı, sıfır atık yaklaşımının en kritik halkalarından biri. Çünkü dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri israf ediliyor. Bu durumla; açlık sorunu derinleşiyor, tarım kaynakları gereksiz tüketiliyor ve karbon ayak izi artıyor. Gıda israfının azaltılması, hem çevresel hem de insani bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
Bu yılki temayı "Gıda İsrafı" olarak belirlediklerini hatırlatan Erdoğan, şunları ifade etti: "Çünkü bugün dünyada 673 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. 2 milyardan fazla insan yeterli ve dengeli beslenemiyor. Her 12 kişiden biri kronik açlık riski altında yaşamını sürdürüyor. Bu nedenle istedik ki çöpe attığımız her yiyeceğin ardında oluşan zincirleme etkileri fark edelim. Ve bu gidişata hep birlikte 'dur' diyelim. Böylece Afrika'da, Asya'da, Gazze'de ve birçok coğrafyada, açlıkla ölüm arasındaki o korkunç sınırda yaşayan kardeşlerimizin yanında yer alabilelim. Ne acıdır ki dünyada 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yaklaşık yarısı açlıktan kaynaklanıyor. Nice çocuk büyüyemeden, güzel bir gün göremeden hayata veda ediyor. Hâlbuki küresel ölçekte israf edilen gıdanın sadece dörtte birini kurtarabilsek dünyadaki açlığa son verebiliriz."
5,8 milyar lira katkı bekleniyor
Öte yandan “Depozito Yönetim Sistemi” gibi uygulamalar ise sıfır atığın ekonomik boyutunu net biçimde ortaya koyuyor. Ocak 2025'te Sakarya'da hayata geçirilen pilot uygulamanın ardından bugün itibarıyla Depozito Yönetim Sistemi 53 ilde kullanıma sunuldu. Şehirlerin farklı noktalarına yerleştirilen 834 depozito iade makinesiyle ambalaj atıkları kaynağında ayrı toplanıyor. 13 Mart itibarıyla sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı 117 bine yükseldi. Bugüne kadar iade edilen ambalaj sayısı 12,5 milyonu aştı, toplanan ambalajların yüzde 64'ünü PET, yüzde 31'ini cam, yüzde 5'ini ise alüminyum oluşturdu. Yaklaşık 200 ton PET, 504 ton cam ve 11 ton alüminyumdan yaklaşık 3 milyon lira doğrudan ham madde geliri elde edildi. Sistem ekonomik gelir üretmenin yanı sıra enerji tasarrufu, ithalatın azaltılması ve yeni istihdam alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Türkiye Çevre Ajansı, sistemin ülke genelinde yaygınlaştırılmasıyla birlikte 25 milyar ambalajın geri dönüşüm zincirine dâhil edilmesi ve 5,8 milyar lira tutarında katkı sağlanması öngörülüyor.
Sıfır atık artık bir tercih değil, zorunluluk. Artan nüfus, azalan kaynaklar ve derinleşen iklim krizi, dünyayı bu modele yöneltiyor. Türkiye’nin bu alanda geliştirdiği model ise sadece ulusal bir başarı değil; aynı zamanda küresel ölçekte uygulanabilir bir yol haritası. 90 milyon tonluk geri dönüşüm rakamı, aslında çok daha büyük bir dönüşümün habercisi: Atığın çöp olmaktan çıkıp değere dönüştüğü yeni bir dünya düzeni.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.