16 Şubat 2026

Münih Güvenlik Konferansı: Rubio'nun sakinleştiricisi

Rubio’nun Münih’teki konuşması alkış topladı; ton yumuşaktı ama mesaj netti: Liberal ittifakın yerini ulusal çıkar merkezli “yeni Batı” almalı. Avrupa’ya uzatılan el, uyum şartına bağlı. Aksi halde ABD kendi yoluna gitmeye hazır. Değişen içerik değil, sunum.

ABD Dışişleri Bakanı'nın konuşmasının ardından, salondaki rahatlama yerini ayakta alkışlara bıraktı. Geçen yıl ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Avrupa’ya "Hizaya gel!" dediği ve Batı dünyasını huzursuz eden o azarlayıcı cephe saldırısından eser yoktu. Bu yıl birçok kişi, Marco Rubio’nun konuşmasını Avrupalılara uzatılan bir el olarak yorumladı. Ancak belirli şartlar altında. Ton uzlaşmacıydı ama çalınan müzik aynıydı. Güvenlik uzmanı Nico Lange, X hesabında şu yorumu yaptı: "Transatlantik ilişkisi toksik bir ilişki gibi hissettiriyor. Biraz dostane bir ton ve her şey 'yine harika' oluyor."

Rubio, Avrupa ve ABD'yi birbirine bağlayan kültürel geleneklere atıfta bulundu: Amerika'nın kolonileşmesini Fransız kürk tüccarları tetiklemiş, Alman biracılar birayı geliştirmiş ve İngilizler Amerikan hukuk sistemini kurmuştu. Tüm bunlar yadsınamaz gerçekler. Ancak kültürel kimlik, herkesin yararına olan kurallara ve paylaşılan değerlere dayalı ortak bir politika için tek başına yeterli midir?

Kurallardan ulusal çıkara: İttifakın anlam krizi

Rubio bu konuya değinmedi. Ukrayna'nın bu kültürel geleneğe ait olup olmadığını da tartışmadı. Münih’te yaptığı konuşmada Rubio, "kurallara dayalı dünya düzeni" ifadesinin "fazla kullanılmış bir terim" olduğunu söyledi. “Bu düzenin ulusal çıkarların yerini alacağına ve artık sınırların olmadığı, herkesin dünya vatandaşı olduğu bir dünyada yaşayacağımıza inanmak bir illüzyondur" dedi. Bu, sağ popülizmin filtrelenmemiş dilidir. Standartları belirleyen ortak çıkarlar değil, ulusal çıkarlardır. Batı'yı şimdiye kadar bir arada tutan şey, Soğuk Savaş sırasındaki ortak komünizm düşmanlığıydı.

Peki ya bugün? Bugün neyi savunuyoruz? Rubio, "Ordular bir halk için savaşır" dedi: "Ordular bir ulus için savaşır. Ordular bir yaşam biçimi için savaşır. Ve bizim savunduğumuz şey tam olarak budur: Tarihiyle gurur duymak için her türlü nedene sahip, geleceğine güvenen ve kendi ekonomik ve siyasi kaderini her zaman kontrol eden büyük bir medeniyet." Bu kulağa bir ittifak siyaseti gibi gelmiyor; zaten Rubio konuşmasında NATO’dan da bahsetmedi.

Nezaketten güce: “Yeni Batı”nın şartlı ittifakı

Rubio, bir "yeni Batı yüzyılı" perspektifi açıyor. Eski liberal ittifakın yerini alacak yeni bir Batı ittifakı istiyor: "Gücünün dış kaynaklara aktarılmasına, kısıtlanmasına veya kontrolü dışındaki sistemlere tabi kılınmasına izin vermeyen bir ittifak; ulusal yaşamının temel gereklilikleri için başkalarına bağımlı olmayan bir ittifak ve bizim yaşam biçimimizin pek çok biçimden sadece biriymiş gibi kibarca davranmayan, harekete geçmeden önce izin istemeyen bir ittifak." Liberalizm ve nezaketin yerini engellenemez bir hareket özgürlüğü alıyor. Bu yeni ittifakta sadece en güçlünün hukuku geçerli olacak.

İttifakın ABD'nin öngördüğü şekilde yürümemesi ihtimaline karşı Newsom'un [Analizde yazar muhtemelen Rubio'yu kastediyor veya olası bir alternatife atıfta bulunuyor] elinde başka bir strateji daha var: "Bunu tek başımıza halletmeye hazırız ama sizinle birlikte yapabileceğimizi umuyoruz." Ekonomi, sosyal politika, iklim koruma ve göç konularında Batı değişmek zorunda. Alt metin ise şu: Eğer Avrupa buna uyum sağlamazsa, ABD kendi yoluna bakacak. İçerik açısından 2025’teki Vance ile 2026’daki Rubio arasında çok az fark var; sadece bu kez çok daha dostane bir paketle sunuluyor.

"Bazen fikir ayrılığına düştüğümüzde, bunun sebebi bağlı olduğumuz Avrupa'ya duyduğumuz derin endişedir." Evet, Rubio'nun sözleri uzlaşmacı. Avrupa'nın gelecek korkusuna karşı bir sakinleştirici (trankilizan). Rubio, "Avrupa'nın güçlü olduğuna inanıyoruz" dedi. "Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine... kaderimizin nihayetinde sizinkiyle iç içe olduğuna ve her zaman öyle kalacağına inanıyoruz; çünkü Avrupa'nın kaderinin kendi kaderimiz için hiçbir zaman ilgisiz olmayacağını biliyoruz." Alkışlar yükseliyor...

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...