Kazanmaya alışmış bir kültür: Fenerbahçe Beko!
Fenerbahçe Beko, doğru planlama ve sabrın meyvesini Avrupa’da toplamaya devam ediyor. EuroLeague şampiyonluğundan bugüne uzanan yolculukta hırsını ve kimliğini pekiştiren sarı lacivertliler, yeniden zirvenin en güçlü adaylarından biri. Kazanmak artık bu kültürün geleneği.
Ülkemizde nasıl ki futbol en sevilen spor diyebiliyorsak, basketbol için de en başarılı olduğumuz spor dalı diyebiliriz. Hem millî takımımızın çizmiş olduğu grafik, hem de düşler sahnesi olan Euroleague'de Fenerbahçe Beko ve Anadolu Efes'in başarıları bunu doğruluyor. Şüphesiz Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı yıllardan beri doğru planlamanın ve yatırımın meyvelerini alıyor.
2017 yılında İstanbul'da düzenlenen Final Four'u kazanarak Avrupa'nın en büyüğü olan sarı lacivertliler kendisine gönül veren milyonlarca taraftarının unutamayacağı bir zaferin tacını takıyor. Türk basketbolunun Avrupa sahnesindeki en büyük hikâyelerinden biri, Fenerbahçe Beko'nun Euroleague arenasında yıllardır süregelen serüvenidir. Bu serüven bize kaybederek kazanmayı öğretti.
Obradovic’ten Saras’a: Yeniden yükselişin hikâyesi
2013 yılında Fenerbahçe yönetimi, Obradovic'i takımın başına getirmesi ile birlikte basketbol kamuoyunun tüm dikkatini çekmeyi başardı. Avrupa'nın en kariyerli koçu olan Zeljko Obradovic'in gelişi ve doğru kadro planlaması ile kısa sürede lig ve ardından Avrupa şampiyonluğu geldi. Öyle ki Obradovic kulüpten 2020 yılında ayrılmış olsa dahi, geçen yaklaşık 6 yıllık sürede sarı lacivertliler basketbolda çıktığı noktadan asla geri adım atmadı.
Obradovic sonrası göreve getirilen Igor Kokoskov, Sasha Djordjevic ve Dimitris Itoudis gibi Avrupa basketbolunun önde gelen koçlarına giden Fenerbahçe yönetimi, beklenen seviyeye çıkamayınca, çareyi eski oyuncuları Sarunas Jasikevicius da bulundu. 2023 yılında göreve gelen Litvanyalı koç, yeniden takımın ivmesini yukarı çeken isim oldu. Zalgiris ile Final-Four başarısını gösteren Saras, daha sonra büyük bir bütçeyle Barcelona'nın başına geçmişti. Fakat sahada istenilen başarılar gelmeyince basketbol kamuoyunda onun asla büyük bir takım koçu olamayacağı konuşuluyordu -ki Fenerbahçe'nin başına geçip Euroleague arenasında tekrar zirveye çıkıp kendini kanıtlayana dek. Hem Fenerbahçe’nin hem de Sarunas Jasikevicius'un bu birlikteliği iki tarafında en ihtiyaç duyduğu dönemde başarıların yolunu bir kez daha açtı. Nitekim bu yıl Euroleauge'de tekrardan Fenerbahçe Beko fırtınası esmeye başladı. Takım şu an ligde lider ve şampiyonluğun en büyük adaylarından biri hâline gelmiş durumda.
Litvanyalının Fenerbahçe'ye gelişi, yeniden kimlik kazanma sürecinin de başlangıcıydı. Başarıya odaklı bir takım olan Fenerbahçe Beko, aldığı istikrarlı sonuçlarla hedeflenen noktaya tekrardan çıkmıştır. Başarısız koç denemeleri, bazı oyuncuların formsuzlukları bir yana, tabelaya yansıyan skor ne olursa olsun son yıllarda edinilen başarılar takıma hırs, inat ve teslim olmama iradesini de kazandırdı. Burada, Ataşehir'e gelen taraftarın da takımla kurmuş olduğu bağ parkeye bir kez daha yansıyor. İşler bazen saha içinde ters gitse de taraftarın oyunculara dokunuşu, Jasikevicius'un reaksiyonuyla birleşiyor.
Zirve bir alışkanlık, istikrar bir kimlik
Ve bugün, geriye dönüp bakıldığında görünen tablo şu ki: Fenerbahçe Beko, kazanmayı bilen bir takım olmasının yanında, asla kaybetmeye tahammülü olmayan bir ekip hâline geldi. Bu hikâye alkışı ve saygıyı sonuna kadar hak ediyor. Takımın kısa süre içesinde, Avrupa arenasında bir şampiyonluk daha kazanması çok olası. Sabırla inşa edilen bu yolda, Fenerbahçe Beko'nun başarıları; sadece maç kazanan değil, ayrıca saygı da kazanan bir takım olduğunu kanıtladı.
Sarı lacivertliler, Avrupa basketbolunda kalıcı olduğunu ve rakiplerin korkulu rüyası hâline geldiğini, zorlu deplasmanlardan zaferlerle ayrıldığını ve basketboldaki bu başarılarını gelenek hâline getirdiğini bir kez daha gözler önüne sundu. Fenerbahçe Beko Avrupa basketbolunda sadece yarışan bir ekip değil, aynı zamanda istikrarın ve azmin sembolü olarak ülke sporuna nice zaferler getirecektir.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.