16 Haziran 2026

Emniyet teşkilatında sivil personelin sesi duyulmuyor mu?

Emniyet teşkilatının görünmeyen emekçileri sivil personel; düşük ücret, belirsiz özlük hakları ve sınırlı kariyer imkânlarıyla görev yapıyor. Güvenliğin sürdürülebilirliği için sahne arkasındaki bu emeğin görülmesi ve haklarının iyileştirilmesi gerekiyor.

Her gün bir devriye geçerken, omzundaki arma ile görev başında olan bir polis memurunu görürüz. Bir operasyon, bir soruşturma, bir haber... Kamera hep ön plandaki kolluk kuvvetindedir. Peki ya perde arkasındaki o görünmeyen kahramanlar; emniyet teşkilatımızın bel kemiğini oluşturan sivil memurlar ve personeller?

Onlar sessiz ama hayati bir sistemin dişlileri. Ancak ne yazık ki bu sistemin içinde çoğu zaman unutuluyor, görülmüyor, hak ettiği değeri alamıyorlar.

Kıyıda köşede kalan bir emek

Emniyet teşkilatındaki sivil personel; bilgisayar başında verileri işleyen, kriminal laboratuvarda analiz yapan, evrakları arşivleyen, adli tıpta görev alan, bakım-onarım işlerini yürüten, haberleşme sistemlerini ayakta tutan, muhasebe ve personel işlemlerini yöneten binlerce insandan oluşuyor.

Görev tanımları var, sorumlulukları ağır, katkıları büyük... Ama statüleri ve ücretleri oldukça geri planda kalıyor.

Polis teşkilatının asli unsurlarından biri olarak kabul edilen bu personelin maaşları yetersiz, özlük hakları belirsiz, görev tanımları net olmayan gri alanlara sıkışmış durumda. Aynı çatı altında farklı muamele görmek, adalet duygusunu incitebiliyor.

Emniyetin omurgası güçlenmeden, güvenlik güçlenemez

Düşünün: Aynı binada çalışıyorlar. Aynı sistemin parçası, aynı hedef için emek veriyorlar. Polis memuru da var, tekniker de, mühendis de, şoför de, veri hazırlayıcı da... Ancak maaş, sosyal haklar, tayin hakkı, görevde yükselme gibi temel haklarda adaletsizlik hissi günden güne derinleşiyor.

Sivil personel, çoğu zaman kendi kurumunda “misafir” gibi görülüyor. Terfi imkânları sınırlı, kariyer basamakları tıkalı, görevde yükselme sınavları ya yapılmıyor ya da göstermelik kalıyor. “Sen sadece memursun” duvarı, birçok nitelikli personelin motivasyonunu kırıyor.

Sivil personelin sorunlarını görmezden gelmek, aslında tüm teşkilatın verimliliğini ve bütünlüğünü zedelemektir. Çünkü bu insanlar, görevini büyük bir sadakatle, sessiz sedasız sürdürüyor. Ne grev hakları ne sendikal mücadeleleri güçlü şekilde duyuluyor.

Sivil memur; gerektiğinde 24 saat çalışıyor, gecesini gündüzüne katıyor ama ne ek ücret alabiliyor ne de takdir. Bir adalet terazisi kurulacaksa, bu terazide ön saftaki kadar arka plandaki de yer bulmalıdır.

Alkışlar sadece sahneye değil, sahne arkasına da gitmeli

Sivil personel ile kolluk kuvvetleri arasındaki maaş makası daraltılmalıdır. Liyakat esasına dayalı, şeffaf ve düzenli sınavlarla kariyer imkânı sağlanmalıdır. Eş durumu ve aile birliği gibi sosyal haklar net bir şekilde tanımlanmalıdır. Fazla mesai, görev tazminatı, kreş, servis, yemek gibi temel haklar iyileştirilmelidir. Aynı çatı altındaki tüm personelin bir bütün olduğu unutulmamalıdır.

Bir kurumun gücü, sadece üniformalıların değil; görünmeyen, sessizce çalışanların da hakkını vermesiyle ölçülür. Emniyet teşkilatımızın arkasındaki sivil personel; bu ülkenin huzuru için gece gündüz ter döküyor. Onların da insanca yaşamak, emeğinin karşılığını almak gibi haklı talepleri bulunuyor.

Unutmayalım ki emniyet sadece polisle değil, adanmış bir ekip ruhuyla çalışır. O ekibin bir parçası eksikse, sistem hiçbir zaman tam değildir.

Bu yazı, bir hatırlatmadır. Bir çağrıdır. Teşekkür edilenler listesine sivil personel de eklenene kadar, vicdan defteri tam olarak kapanmayacaktır.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...