09 Ocak 2026

Devre arası transfer dönemi: Kurtuluş mu, panik mi?

Ocak ayı transferleri futbolda çoğu zaman kurtuluş değil, panik refleksidir. Planlama eksikliği, tribün baskısı ve popülizm birleşince geçici çözümler kalıcı sorunlara dönüşür. İstisnalar olsa da istatistikler acı gerçeği söyler: Başarı, ara transferle değil doğru yapılanmayla gelir.

Ocak ayı futbol için garip bir aydır. Kimileri için umut, kimileri için korku, kimileri içinse “son bir hamle” dönemidir. Devre arası transfer penceresi açıldığında kulüp binalarında aynı cümle yankılanır: “Bu takıma bir dokunuş lazım.” Ama o dokunuş gerçekten kurtuluş mu, yoksa panikle atılmış bir imza mı, işte asıl soru bu!

Türkiye’de devre arası transferleri genelde ''sorunu halının altına süpürmek'' gibidir. Kulüp yönetimleri, transferler sayesinde popülist politikalarını sürdürmekten asla vazgeçmezler. Sezon başı yapılan hataların bedeli, ocakta daha pahalı oyuncularla ödenmeye çalışılır. Geçici çözümler, problemi ertelemekten başka bir işe yaramaz. Bugün işe yarayan geçici transferin, yarın daha büyük bir kriz haline gelebilir. Planlama eksikliği, sabırsızlık ve tribün baskısı birleşince kulüpler kendilerini menajerlere teslim eder. Bir anda “olmazsa olmaz” diye sunulan oyuncular, üç ay sonra “Neden alındı?” sorusuna dönüşür. 

İstatistikler can sıkıcı olabilir ama dürüsttür. Ara transfer döneminde gelen oyuncuların büyük bölümü, takımlarına kalıcı bir katkı sağlayamaz. Çünkü futbol sadece yetenek işi değildir; uyum, fizik, tempo ve zihinsel adaptasyon ister. Ocak ayında gelen bir oyuncudan mart ayında mucize beklemek, biraz da futbol romantizmidir. Çünkü futbolcunun göstereceği performansın hiçbir garantisi yoktur. Kulüplerimizin görevi ise bu riski minimize etmektir. Ülke futbol iklimine baktığımızda ise bu transfer seçimlerinin doğru yapıldığını söyleyemeyiz...

Elbette istisnalar vardır. İlk akla gelen isabetli ve şampiyonluk getiren transfer denildiğinde, 2009 Ocak ayı ara transfer döneminde Beşiktaş’a katılan Yusuf Şimşek ve Fabian Ernst. Ligin ilk devresini sancılı tamamlayan Beşiktaş, Yusuf ve Fabian Ernst’in katılımıyla ligin sonunda şampiyonluk ipini göğüslemişti. 2004 yılında Ocak ayı transfer döneminde takımını şampiyonluğa taşıyan bir diğer önemli isim de Brezilyalı golcü Mert Nobre olmuştur. Fenerbahçe formasıyla Türkiye'ye adımını atan, ülkemizde de birçok kulüpte forma giyen Brezilyalı yıldız, sarı lacivertlilerin kısa süre içerisinde önemli golcülerinden biri haline gelmiştir. Bir başka önemli ara transfer hamlelerinden biri de Drogba ve Sneijder’i ara transfer döneminde getirip şampiyonluğu sezon sonu kazanan Galatasaray’dan gelmişti. Öyle ki Drogba ilk maçında Akhisarspor deplasmanında ikinci yarıda oyuna girip, topa ilk temasında harika kafa golüyle Galatasaray’a galibiyeti getiren golü atmıştı.

Beklenti yüksek, sonuç tanıdık

Tabii bu her zaman böyle olmadı. Birçok transfer hamlesi de fiyasko diyebileceğimiz durumla sonuçlandı. Gelin ilk olarak Türk futbolunun üç büyük kulübünün devre arasında gerçekleştirdiği ''kiralık transfer fiyaskolarına'' bakalım... Belki de bir çoğumuzun hatırlamakta zorlanacağı isim Ahmed Barusso 2008 yılında ara transfer döneminde Galatasaray kadrosuna katılmıştı. Ganalı orta saha sarı kırmızılıların sorununa çözüm olamamıştı. Galatasaray'da akla gelen ve beklentilerin uzağında kalan bir diğer kiralık yıldızlar ise Barcelona altyapısından çıkan, Meksikalı isim Giovani dos Santos ve Brezilyalı golcü Jo olmuştur. 2010 yılında Ocak ayının sonlarına doğru kadroya katılan yıldız isimlerden beklenti fazla olmasına rağmen, bu oyuncular saha içi yerine saha dışı haberleriyle gündeme gelmiştir.

Fenerbahçe ise 2017 yılı Ocak ayı başında Ukraynalı sağ bek Oleksandr Karavaev'i kadrosuna katmıştır. Ukraynalı futbolcunun takımda kaldığı süre içerisinde adaptasyon sorunu yaşadığını söylesek yanlış olmaz... Beşiktaş'a döndüğümüzde ise tarihler 2013 yılı Ocak ayı sonlarını gösterdiğinde Brezilyalı forvet Dentinho kadroya katılmıştır. Shakhtar forması giyen Brezilyalı yıldızdan beklentiler yüksekti. Fakat o da istikrarsız oyunuyla dikkat çekti. Siyah beyazlılarda 1 sene forma giydi. Beşiktaş'ta bu kez tarihler 2018 Ocak ayını gösterdiğinde kadroya bir başka Brezilyalı süper star Vagner Love katılmıştı. Alanyaspor formasıyla ülkemize adım atan Vagner Love, Akdeniz ekibinde adeta harikalar yaratmıştı. Atmış olduğu 23 golle, gol krallığı sevinci de yaşamıştı. Siyah beyazlılara transfer olduğunda ise beklentiler büyüktü. 2,5 yıllık sözleşme imzalanan Vagner Love'ın bonservis ücreti ise 3 Milyon euro olmuştu. Brezilyalı forvet zaman zaman kritik gollere imza atsa da kendisinden beklenen patlamayı bir türlü gerçekleştirememişti.

Lucas Ontivero ismini bir çoğumuz hatırlamakta zorlanırız. Galatasaray 2014 yılının Ocak ayında genç bir Arjantinli hücum oyuncusunu kadrosuna katmıştı. Fakat bu genç ismin adaptasyon problemi sahada fazlasıyla kendini göstermişti. O dönem Galatasaray'ın içinde bulunduğu kaotik durum da sarı kırmızılıları anlamsız transferlere itmişti. Yakın döneme baktığımızda ise Fenerbahçe'de Diego Carlos transferini ''panik transfer'' kategorisine koyabiliriz. Sarı lacivertliler, 2025 yılı ara transfer döneminde Brezilyalı stoperi yaklaşık 11 milyon euro bonservis bedeli ödeyerek Aston Villa kulübünden satın almıştır. Diego Carlos sakatlık problemlerinin yanı sıra, kadro yapısına uygun olmayan oyuncu profiliyle de dikkat çekmiştir.

Kurtarıcı etiketi: Oyuncuyu da yakan yük

Her transfer heyecan ve beklenti yaratır. Bizde ise çoğu zaman transferler, sahadaki eksiklikten çok tribündeki homurtuyu susturmak için yapılır. Taraftar “bir yıldız” ister, yönetim “uçaktan bir fotoğraf” paylaşır, teknik direktör ise “Umarım tutar” diye düşünür. Futbol aklı, bu zincirin en zayıf halkası olur. Bir de işin psikolojik boyutu vardır. Devre arası gelen oyuncu, tesislere “kurtarıcı” etiketiyle girer. İlk maçta gol atamaz veya asist yapamaz ise tartışılır, ikinci maçta ıslıklanır, üçüncü maçta özgüveni kaybolur. Yani panik alımı, sadece kulübü değil oyuncuyu da yakar. Asıl mesele şurada düğümleniyor... Devre arası transferini, sezonu kurtarmak için mi yapıyorsun, yoksa sezonu planlayamadığın için mi? Eğer ikinci seçenekse, işte tam burada kulüplerimiz panik transferlerine yöneliyor!

Kalıcı başarıların, ocak ayı çılgınlıklarıyla değil; sezon başındaki doğru yapılanma, planlı organizasyon, sabır ve istikrarla gelmesi gerekiyor. Yaz aylarında yapılan transfer hatalarını ve sakatlıkların yarattığı problemleri çözmek adına da ara transfer dönemi önemli bir fırsat oluyor. Fakat kulüplerimiz transferde gerçekten ihtiyacı olmayan futbolcuları bir tutku ile sözleşme imzalatabiliyor. Bu süreçte verimi düşük, uyum sorunu yaşayabilen futbolcular alınıyor. Sonrasında ise bu futbolculardan kurtulmaya çalışılıyor. Bu sezon da ara transfer döneminde gelecek hamleleri ve sezon bitimindeki sonuçlarını merakla takip edeceğiz...

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...