Çanakkale’de Osmanlı’ya karşı savaşan Siyonistler
Doğu Avrupa’da doğan Siyonizm, Filistin’de bir Yahudi devleti kurma hedefiyle Osmanlı’yı karşısına aldı. I. Dünya Savaşı’yla birlikte İngiliz desteği arayan hareket, Çanakkale’de kurulan Siyon Katır Alayı üzerinden ilk askerî adımını attı; bu birlik, geleceğin kadrolarını şekillendirdi.
Doğu Avrupa Yahudileri arasında doğan siyasî bir hareket olan Siyonizm, Avrupa’da baskıya uğrayan Musevîleri Filistin’e yerleştirmeyi ve burada bir Yahudi devleti kurmayı hedefliyordu. Bu hedefin gerçekleşmesi ise Filistin’i elinde tutan Osmanlı Devleti’nin tasfiyesine bağlıydı. Nitekim II. Abdülhamid, Siyonist tazyike karşı direnmiş fakat bunun bedelini tahttan indirilerek ödemişti.
I. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi Siyonistler için yeni fırsatlar doğurdu. Osmanlı Devleti’ne karşı savaşan -İngiltere’nin başını çektiği- İtilaf Devletleri, Siyonistler açısından tabii bir müttefikti. Ancak Siyonistlerin bu savaşta nasıl bir rol oynayacağı tartışma konusuydu. Bu tartışmalarda en radikal teklifi Vladimir Jabotinsky ortaya attı. Ona göre, Türklere karşı kurulacak bir “Siyon savaş gücü” hem müttefiklere destek olacak hem de ileride Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasının önünü açacaktı.
Odessa’da orta hâlli bir Yahudi ailesinde dünyaya gelen Jabotinsky, gençliğinde Rus edebiyatıyla ilgilenmiş, daha on altı yaşındayken yerel gazetelerde şiirleri yayımlanmıştı. Daha sonra İsviçre’de eğitim görmüş, ardından hatıralarında “ikinci vatanım” diye andığı İtalya’ya gitmişti. Doğu Avrupa ve Rusya’da artan Yahudi düşmanlığı, onun Siyonist siyasete yönelmesinde etkili oldu. Kısa sürede Theodor Herzl’in müessir hatiplerinden biri hâline geldi. 1908 Jön Türk Devrimi sonrasında İstanbul’a gelerek burada Siyonist propagandası yürüttü.
Jabotinsky, çağın sosyal Darwinist fikirlerinden etkilenmişti. Bir milletin ayakta kalabilmesi için güçlü ırkî temellere sahip olması gerektiğini savunuyor, Yahudilerin üstün bir ırkî niteliğe sahip olduğunu ileri sürüyordu. Bu düşünceleri sebebiyle siyasi rakipleri tarafından “Vladimir Hitler” diye anıldığı da olmuştur. Ona göre kurulacak Yahudi devleti, Avrupa kökenli Aşkenaz Yahudileri temelinde yükselmeliydi. Filistin’deki Arap nüfus ise ya göç etmeli ya da azınlık statüsünü kabul etmeliydi.
Jabotinsky, hedeflerine ulaşabilmek için İngiltere’nin desteğinin şart olduğunun farkındaydı. Bu nedenle savaş sırasında müttefiklere verilecek desteğin, ileride Filistin meselesinde İngiliz desteğini sağlayacağına inanıyordu. Gerçekten de savaş sonunda yayımlanacak olan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere’nin Siyonist hedeflere kapı aralaması bu beklentinin bir ölçüde gerçekleştiğini gösterir.
Filistin’e giden yol: Çanakkale
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi Siyonistler için yeni bir fırsat doğurdu. Filistin’de Osmanlı yönetimine karşı faaliyet yürütmek isteyen Siyonistler, özellikle Cemal Paşa’nın sert tedbirleri sebebiyle bölgeden ayrılarak İngiliz hâkimiyetindeki Kahire’ye yönelmeye başladılar. Sayıları on binleri bulan bu Musevî göçmenlerin önemli bir kısmı Siyonistti ve Mısır’daki kamplara yerleştirilmişti.
Jabotinsky bu insanlardan askerî bir birlik oluşturmayı düşündü. 23 Şubat 1915’te Joseph Trumpeldor’un da bulunduğu bir grup Siyonist lider, bir Yahudi müfrezesi kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Kısa süre sonra gönüllülerden imzalar toplanarak Mısır’daki İngiliz komutanı General Maxwell’e başvuruldu. Asıl hedef, Filistin’de Osmanlılara karşı bir cephe açılmasıydı. Ancak Maxwell mevcut şartlarda bunun mümkün olmadığını belirterek gönüllülerden bir “katır alayı” oluşturulabileceğini ve bu birliğin lojistik görevlerle Çanakkale cephesine gönderilebileceğini söyledi.
Bu teklif, Jabotinsky için hayal kırıklığıydı. O, Filistin’de doğrudan savaşacak bir Yahudi kuvveti hayal ediyordu. Ancak Trumpeldor’un ısrarı üzerine bu teklifi kabul etti. Nitekim Trumpeldor’a göre, Türkleri Filistin’den çıkarmak için her cephede savaşmak gerekiyordu; kuzeyden ya da güneyden başlamanın bir mânâsı yoktu.
Birliğin komutanlığına İngiliz subayı Albay John Henry Patterson getirildi. Daha sonra Çanakkale’deki Siyonist birlik hakkında bir kitap da yazacak olan Patterson, 650 gönüllüyü eğitmek üzere İskenderiye’ye getirildi. Birliğin Çanakkale’de görev yapan mevcudu 562 kişiden oluşuyordu. Müfrezeye 362 tüfek ve 12 tabanca verilmişti. Patterson zamanla Siyonist davanın ateşli destekçilerinden biri hâline geldi. Hatta yıllar sonra İsrail başbakanı olacak Benjamin Netanyahu tarafından “İsrail ordusunun vaftiz babası” olarak anılacaktı.
Seddülbahir’de Katır Alayı
Patterson kısa sürede Kahire yakınlarındaki Gabbari kampında gönüllülerden oluşan bir birlik kurdu. 562 asker ve yaklaşık 750 katırdan oluşan bu müfreze, yakalarında sarı Davud yıldızı bulunan üniformalarla gemilere bindirilerek Gelibolu’ya gönderildi. Birliğe “Yahudi birliği” demek tam anlamıyla doğru değildir; zira bu askerleri bir araya getiren esas unsur dinî kimlikten ziyade Siyonist ideolojiydi. Siyon Katır Alayı Çanakkale’ye ulaştığında müttefikler denizden sonuç alamamış ve kara harekâtına başlamaya karar vermişlerdi. Birlik 25 Nisan 1915’te bölgeye geldiğinde iki gruba ayrıldı. Bir kısmı Seddülbahir’e, diğer kısmı ise Anzak birlikleriyle birlikte Arıburnu’na gönderildi.
Arıburnu’na gönderilen ekip beklenen başarıyı sağlayamadı. Hatta bazı Anzak askerlerinin onları Türk birlikleriyle karıştırarak ateş açtıkları bile oldu. Bunun üzerine bu grup geri çekildi. Seddülbahir’de kalan birlik ise ulaştırma görevi üstlendi. Katırlar aracılığıyla mühimmat, yiyecek ve su taşıyarak cephe gerisi hizmeti gördüler. Bununla birlikte zaman zaman çatışmalara da katıldılar.
Birliğin savaş tecrübesi oldukça sınırlıydı. Hatta silah seslerinden ürken katırlar sebebiyle sık sık zorluk yaşadılar. Patterson bazı askerlerinin Türk birliklerine esir düştüğünü hatıralarında belirtir. Buna rağmen Türklerin esirlere iyi davranacağına dair güvenini de ifade eder. Siyon Katır Alayı yine de yoğun bombardıman altında ciddi lojistik görevler yerine getirdi. 750 katırla mühimmat, yiyecek ve su taşıyarak müttefik birliklerine destek sağladı. Çanakkale’de sekiz askerini ve kırk yedi katırını kaybetti. Buna rağmen İngiliz kuvvetlerinin komutanı Sir Ian Hamilton’un takdirini kazanmayı başardı.
26 Mayıs 1916’da görevleri sona eren Siyon Katır Alayı dağıtıldı. Bu birlik, yaklaşık iki bin yıl sonra Yahudilerin bir ordu bünyesinde savaşan ilk askerî oluşumlarından biri olmuştu. Daha da mühimi, ileride kurulacak İsrail devletinin bazı askerî ve siyasi kadroları bu birlikten çıkacaktı.
Nitekim iki yıl sonra Filistin cephesinde General Allenby komutasındaki İngiliz ordusuna “Yahudi Lejyonu” adıyla katılan birlikler arasında Siyon Katır Alayı’nın yaklaşık 120 mensubu da yer aldı. Rusya, Amerika ve Kanada’dan gelen Yahudi gönüllülerle büyüyen bu kuvvet, Kudüs ve Nablus çevresinde Osmanlı birliklerine karşı savaşacaktı.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.