07 Ekim 2026

900 milyon sterlinlik mali düzenek Premier Lig'i nasıl sarstı?

Manchester City’nin dokuz sezona yayılan mali ihlallerde suçlu bulunması, yalnızca alacağı cezayı değil, Premier Lig’in son 15 yılındaki rekabetin sonuçlarını da tartışmaya açıyor. Şimdi gözler itiraz sürecinde ve olası yaptırımlarda.

Manchester City'nin dokuz sezona yayılan mali ihlaller nedeniyle suçlu bulunması; yalnızca bir kulübün geleceğini değil, Premier Lig'de son 15 yılda yaşanan rekabetin geçmişini de tartışmaya açtı. Bağımsız komisyon, City'nin sponsorluk gelirlerini yapay biçimde yükselten “sahte” anlaşmalar kullandığı, hesaplarının gerçek mali durumu yansıtmadığı ve Premier Lig soruşturmasının yürütülmesini engelleyen davranışlarda bulunduğu sonucuna vardı. Ancak süreç henüz bitmiş değil: Manchester City karara itiraz etmeye hazırlanıyor ve yaptırımın ne olacağı henüz belli değil.

Hikâye 2008'de başladı

Manchester City'nin bugün karşı karşıya olduğu devasa soruşturmanın başlangıç noktası, 2008 yılında Abu Dhabi United Group'un (ADUG), Şeyh Mansur bin Zayed Al Nahyan'ın liderliğinde kulübü satın almasıydı. Yeni sahiplik, Manchester City'nin ekonomik ve sportif hedeflerini kısa sürede tamamen değiştirdi. Kulüp çok büyük transfer harcamaları yapmaya başladı. Ancak bunun doğal sonucu olarak zararlar da büyüdü.

Bağımsız komisyonun yayımlanan temel bulgularına göre City yönetimi, sahiplik tarafından yapılan doğrudan sermaye enjeksiyonlarının sürdürülebilir olmadığını ve UEFA'nın Finansal Fair Play sistemi açısından da bu finansmanın sınırlamalara tabi olduğunu değerlendirdi. Bunun üzerine kulübün ticari gelirlerini büyütmesi gerektiği sonucuna varıldı. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Abu Dhabi merkezli şirketlerle yüksek değerli sponsorluk anlaşmaları kurulması bu stratejinin önemli parçası hâline geldi. Buradaki temel problem, soruşturmanın merkezinde bulunan sistemin nasıl işlediğiydi.

“Sponsorluk” görünümünün arkasındaki finansman

Bağımsız komisyonun tanımladığı sisteme göre City, bazı Abu Dhabi merkezli sponsorlarla piyasa değerinin oldukça üzerinde görünen sponsorluk sözleşmeleri yaptı. Fakat sözleşmelerde yazan toplam paranın tamamını sponsor şirketler ödemiyordu. Sponsorluk bedelinin küçük bir bölümü sponsor tarafından karşılanıyor, geri kalan bölüm ise City'nin sahibi tarafından kontrol edilen ADUG tarafından kulübe aktarılıyordu. Komisyon bu yapıyı “Disguised Funding Scheme” (Gizlenmiş Finansman Sistemi) olarak tanımladı.

Böylece sahiplik tarafından kulübe aktarılan para, kulüp sermayesi olarak değil, ticari sponsorluk geliri gibi görünüyordu. Bunun sonucunda Manchester City'nin gelirleri gerçekte olduğundan çok daha yüksek görünürken, kulübün sahibinden aldığı doğrudan finansmanın büyüklüğü de üçüncü taraflar açısından gizlenmiş oluyordu. Komisyon, incelenen sponsorluk anlaşmalarının bu nedenle “sham”, yani gerçeği yansıtmayan/sahte anlaşmalar olduğu sonucuna vardı. Rakamlar sistemin boyutunu daha çarpıcı hâle getiriyor.

Komisyonun hesaplamasına göre City, 2009-10 ile 2017-18 sezonları arasındaki dokuz yıllık dönemde Abu Dhabi merkezli şirketlerden 949,94 milyon sterlin sponsorluk geliri kaydetti. Bunun yalnızca 119,25 milyon sterlinlik bölümü sponsorların temel ödemesiydi. 830,69 milyon sterlinlik bölüm ise ADUG tarafından finanse edilen “tagged sums” olarak tanımlandı. Yani tartışmanın merkezinde yalnızca birkaç milyon sterlinlik bir muhasebe farkı bulunmuyor. Söz konusu rakam, dokuz yıllık dönemde 830 milyon sterlinin üzerinde bir finansman mekanizmasından söz edildiğini gösteriyor.

Peki neden bu kadar önemliydi?

Çünkü UEFA'nın 2011'den itibaren uygulamaya koyduğu Finansal Fair Play düzenlemeleri ve daha sonra Premier Lig'in finansal kuralları, kulüplerin zararlarını sınırsız biçimde sahiplerinin parasıyla kapatmasının önüne geçmeyi amaçlıyordu. Bir kulüp sahibi takımına doğrudan yüz milyonlarca sterlin aktarabiliyorsa, finansal kuralları aşmanın en kolay yolu teorik olarak bu parayı doğrudan “sahiplik yatırımı” olarak değil, kulübün ticari geliri gibi göstermek olurdu. Komisyonun kararı tam olarak böyle bir mekanizmanın kullanıldığı sonucuna dayanıyor.

Premier Lig de City'nin söz konusu dönem boyunca finansal durumunu olduğundan farklı gösterdiğini, mali tablolarında yanlış bilgiler bulunduğunu ve UEFA ile Premier Lig'in harcama sınırlarını önemli ölçüde ihlal ettiğini açıkladı.

Skandal nasıl ortaya çıktı?

Manchester City dosyasının kamuoyunda görünür hâle gelmesi 2018 yılında yaşandı. Alman Der Spiegel dergisi, Portekizli hacker Rui Pinto tarafından elde edilen ve sızdırılan Manchester City belgelerini yayımladı. Bu belgelerde, kulübün Abu Dhabi merkezli sponsorluklarının bir bölümünde paranın gerçekte nereden geldiğine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunuyordu.

Özellikle Etihad Airways sponsorluğu üzerinden ortaya çıkan belgeler, sponsorluk bedelinin önemli bölümünün sahibin kontrolündeki yapı tarafından karşılandığı iddialarını gündeme getirdi. Bu belgeler UEFA'nın Finansal Fair Play soruşturmasının da merkezine yerleşti.

UEFA 2020 yılında Manchester City'ye Avrupa kupalarından iki yıl men cezası verdi. Ancak City Spor Tahkim Mahkemesi'ne başvurdu ve bu ceza CAS tarafından kaldırıldı. Bu karar City'nin UEFA dosyasındaki önemli bir hukuki zaferiydi fakat Premier Lig'in kendi soruşturması bundan bağımsız olarak devam etti.

Premier Lig, 2023 yılında Manchester City'ye 100'den fazla finansal kural ihlali yöneltti. Davanın duruşmaları 2024'te tamamlandı. Ancak soruşturmanın ölçeği olağanüstüydü. Bağımsız komisyonun kararına göre dosyada on binlerce sayfalık belge, bin sayfalık bir doküman indeksi ve çok büyük miktarda kanıt bulunuyordu. Kararın yayımlanması, duruşmaların tamamlanmasından iki yıldan fazla zaman aldı. Ve nihayet 29 Eylül 2026'da Premier Lig, bağımsız komisyonun kararını açıkladı.

Manchester City suçlu bulundu

Bağımsız komisyon, Manchester City'yi dokuz sezonluk dönemde finansal kuralların ciddi biçimde ihlal edilmesinden suçlu buldu. Premier Lig'in açıklamasına göre City:

  • Gerçek anlaşmayı yansıtmayan “sham” sözleşmeler kullandı.
  • Gelirlerini yapay biçimde yükseltti ve maliyetlerini olduğundan düşük gösterdi.
  • Denetçilerine ve futbol otoritelerine mali durumunu tam olarak yansıtmayan hesaplar sundu.
  • UEFA ve Premier Lig'in finansal sınırlarını önemli ölçüde ihlal etti.
  • Soruşturma sırasında Premier Lig ile iş birliği yükümlülüklerini yerine getirmedi.

Komisyon ayrıca bazı City tanıklarının duruşmalarda gerçeğe aykırı ifadeler verdiği ve bazı ifadelerin bilinçli olarak yanlış olduğuna ilişkin son derece ciddi tespitlerde bulundu. Bunun yanında eski çalışanlara yapılan ve istihdam sözleşmelerinde yer almayan 15 milyon sterlinin üzerindeki ödemeler ile oyuncuların imaj hakları üzerinden oluşturulan “Fordham” düzenlemesi de kararın diğer unsurları arasında yer aldı.

Manchester City ise suçlamaları kabul etmiyor. Kulüp, bağımsız komisyon kararının “hukuk, ilke ve olgu açısından açık ve önemli hatalar içerdiğini” savunuyor ve karara itiraz edeceğini açıkladı. Dolayısıyla 29 Eylül'deki karar, dosyanın son noktası değil. Aksine Premier Lig tarihinin en büyük disiplin süreçlerinden birinin yeni bir aşamasını başlatıyor.

Bundan sonra ne olacak?

Asıl büyük soru artık “Manchester City suçlu bulundu mu?” değil, “City ne ceza alacak ve bu ceza ne zaman uygulanacak?” Premier Lig kuralları, bağımsız komisyona geniş bir yaptırım alanı tanıyor. Para cezası, puan silme ve başka sportif yaptırımlar gündemde olabilir. City'nin itiraz hakkı da bulunuyor ve dosya bir Appeal Board önüne taşınabilecek. Önümüzde dört temel senaryo bulunuyor:

1. Ceza bu sezon sonuçlanmayabilir

Süreç, City'nin itirazı nedeniyle uzayabilir. Bu durumda sezon devam ederken Manchester City'nin mevcut puanlarının ne anlama geldiği konusunda ciddi bir belirsizlik oluşacak. Takımlar şampiyonluk, Avrupa kupaları ve kümede kalma mücadelesi verirken, ligin zirvesindeki City hakkında henüz nihai yaptırım uygulanmamış olması yeni tartışmalar yaratabilir. Sorunda burada ortaya çıkıyor: Sezon sona erdikten sonra uygulanacak bir ceza, o sezonun sportif sonuçlarını nasıl etkileyecek?

2. City'ye sezon içinde ceza verilebilir

Bir diğer ihtimal, yaptırım kararının sezon devam ederken açıklanması. Puan silme uygulanması hâlinde City'nin lig sıralamasındaki konumu ciddi biçimde değişebilir. Ceza çok yüksek belirlenirse küme düşme mücadelesinin içine girmesi dahi mümkün olabilir. Ancak böyle bir kararın ardından City'nin itiraz etmesi, yaptırımın uygulanma biçimi ve zamanlaması konusunda yeni bir hukuki mücadele başlatacaktır.

3. İtiraz hızlandırılır ve karar sezon bitmeden çıkar

Premier Lig açısından en kritik meselelerden biri zaman. Ligin bütün kulüpleri sezon boyunca ne için mücadele ettiğini bilmek istiyor. Daha önce benzer finansal dosyalarda yaptırımlar sezonun son bölümünde açıklanmış ve bu durum küme düşme yarışını doğrudan etkilemişti. Manchester City dosyasındaki ölçek çok daha büyük olduğu için, gecikmiş bir kararın sonuçları da çok daha ağır olabilir. Üstelik City'nin itiraz süreci, 2020'de UEFA tarafından verilen Avrupa kupaları yasağında olduğu gibi yeni bir hukuki mücadeleye dönüşebilir. Ancak bu davada UEFA dosyasından farklı olarak başvurulabilecek merci Spor Tahkim Mahkemesi değil, Premier Lig'in kendi temyiz mekanizması olacak.

4. Ceza verildiğinde bile Manchester City dosyası kapanmayabilir

Dosyanın belki de en karmaşık bölümü burada başlayacak. Rakip Premier Lig kulüplerinin, City'nin finansal ihlallerinin kendilerini maddi ve sportif açıdan zarara uğrattığını ileri sürerek tazminat talebinde bulunabileceği belirtiliyor. Çünkü bir kulüp, City'nin kuralları ihlal ederek elde ettiği finansal avantajın kendi lig sıralamasını, Avrupa kupalarına katılımını, ödül gelirlerini veya ticari kazançlarını etkilediğini iddia edebilir. Kaynak metinde Arsenal, Manchester United, Liverpool ve Tottenham'ın daha önce tazminat talep etme haklarını saklı tuttukları belirtiliyor.

Bu noktada yakın zamanda yaşanan Everton-Burnley uyuşmazlığı da önemli bir emsal oluşturuyor. Burnley, Everton'ın finansal kurallara aykırı davranışlarının kümede kalma mücadelesini etkilediğini ileri sürmüş ve 35 milyon sterlinlik tazminat kararı ortaya çıkmıştı; Everton ise bu karara itiraz ediyor.

Milyonlardan milyarlara uzanabilecek bir dava

Liverpool Üniversitesi futbol finansı profesörü Kieran Maguire'ın değerlendirmelerine göre, olası tazminat davalarının boyutu yalnızca lig sıralamasındaki ödül parasından ibaret olmayabilir. Örneğin Şampiyonlar Ligi'ne katılımın getirdiği yayın, ödül, bilet ve sponsorluk gelirleri hesaba katıldığında, bir kulübün “fırsattan mahrum bırakıldığı” iddiası milyonlarca sterlinlik taleplere dönüşebilir. Kaynak metinde bu gelirin ilgili yıllarda yaklaşık 30 milyon sterlinden başlayıp 2018 civarında 60-70 milyon sterlin seviyelerine ulaşabileceği değerlendirmesi yer alıyor. Dolayısıyla Manchester City dosyasının ekonomik boyutu, Premier Lig'in vereceği disiplin cezasının çok ötesine geçebilir.

Premier Lig için asıl sınav şimdi başlıyor

Manchester City hakkındaki karar, dokuz sezon boyunca kulübün finansal yapısının önemli bölümlerine ilişkin bağımsız komisyon tespitlerini ortaya koymuş durumda. Ancak dosyanın etkileri yalnızca City ile sınırlı kalmayabilir. Premier Lig'in önünde üç ayrı ve birbirine bağlı sorun bulunuyor. Uygulanacak disiplin cezası, City'nin yapacağı itiraz ve rakip kulüplerin olası tazminat talepleri. Bunun üzerine bir de geçmişte kazanılan şampiyonlukların, Avrupa kupası mücadelelerinin ve lig sıralamalarının geriye dönük olarak yeniden tartışılması ihtimali ekleniyor.

Burada önemli bir ayrım var: 29 Eylül 2026 itibarıyla Manchester City'nin suçlu bulunduğu kesinleşmiş bir Premier Lig komisyon kararı var. Ancak uygulanacak yaptırım henüz belirlenmiş değil ve karar temyize açık. Bu nedenle City'nin geçmiş başarılarının otomatik olarak silindiğini veya şampiyonluklarının şu anda resmen geri alındığını söylemek doğru olmaz.

Şimdilik kesin olan şey ise şu: 2008'de başlayan Manchester City dönüşümü, 2018'de sızdırılan belgelerle kamuoyunun gündemine taşınan mali tartışmalar ve yıllar süren Premier Lig soruşturmasının ardından, 2026'da kulübün finansal yapısına ilişkin en ağır kararlardan biriyle karşı karşıya kaldı. Ve bu hikâye; verilen cezanın ardından değil, belki de tam olarak cezanın nasıl belirleneceği ve uygulanacağı aşamasında yeni bir boyut kazanacak. Kaynak metnin de vurguladığı gibi, ortada yalnızca puan silme veya para cezası ihtimali yok; Premier Lig'in geçmiş dokuz sezonunun sportif ve ekonomik sonuçları da yeniden tartışmaya açılabilir.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...