Yeşil sokakları kan kırmızısına boyadılar
Green Street Hooligans serisi futbol taraftarlığı kültürünü holiganizm gerçeği üzerinden anlatıyor. Taraftarlık, aidiyet ve sadakat duyguları üzerine kurulu bu üçlemede futbolun bir spor müsabakasından çok daha fazlası olduğuna tanık olacaksınız.
2026 Dünya Kupası tüm hızıyla devam ediyor. Beklenmedik vedalar, sürpriz yapanlar… Bu turnuvada ne ararsanız var. Hâlâ birçok unutulmaz an yaşanıyor. Bizim Çocuklar’ın erken elenmesinin ardından biraz buruk da olsa bu anları takip etmeye çalışıyoruz. İster bu beklenmedik vedanın yaşattığı hayal kırıklığıyla ligler başlayana kadar futbola küsenlerden olun isterse farklı nedenlerden farklı takımları destekleyerek kupa heyecanını sonuna kadar yaşamaya devam edenlerden, futbol filmleri denilince çoğunuzun aklına ilk gelen yapımlardan biri şüphesiz Green Street Hooligans serisi olur. Bu seride sokaklardan, hapishaneye oradan da yer altı dövüş turnuvalarına uzanan bir hikâye sizi bekliyor.
Öncelikle serinin dayandığı tarihsel arka plana bakacak olursak karşımıza Dockers Derby (Liman İşçileri Derbisi) çıkıyor. Liman İşçileri Derbisi, dünya tarihindeki en köklü ve en şiddet dolu rekabetlerden biridir. Öyle ki bu derbi oynanacağı zaman İngiltere çapında güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkartılıp bütün ülkenin gözü kulağı burada olur. Aslında bu derbinin kökleri bir asır öncesine kadar dayanan sosyolojik, coğrafi ve tarihsel bir sınıf çatışmasıdır diyebiliriz. 1885 yılında J.T. Morton konserve fabrikası ve liman işçileri tarafından Millwall kulübü kuruluyor. 1895 yılına gelindiğindeyse 5 km uzaklıktaki rakip şirket Thames Ironworks bünyesindeki işçiler tarafından, sonradan West Ham United adını alacak olan kulüp doğuyor. Millwall tarafı savaşçı ve asi duruşlarından dolayı Aslanlar lakabını alırken West Ham işçi kökenlerine ithafen Çekiçler lakabını alıyor.
İki kulüp arasındaki ilk sürtüşmeler, birbirine sadece birkaç kilometre uzaklıkta olan bu iki farklı liman bölgesi işçilerinin aynı iş sözleşmelerini ve ihalelerini almak için rekabet etmesinden doğan bölgesel bir çekişmedir. 1906’da bir Millwall oyuncusunun rakibini reklam panolarına itmesiyle çekişme, resmî olarak yeşil sahalara da taşınmış olur.
Yol ayrımı: Grev ve ihanet
İki kulüp arasında en büyük düşmanlık tohumları; 1926 yılında Birleşik Krallık’taki işçi grevleri sırasında atıldı. Ağır çalışma şartları ve ekonomik krizler nedeniyle 1,5 milyon işçinin katıldığı bu grevde West Ham bölgesi işçilerini tam destekle en ön saflarda görmek mümkündü. Ancak öte yandan işverenlere daha yakın olan Millwall taraftarları eylemlere katılmamış aksine patronlarla anlaşarak grev kırıcı olarak hareket etti. Böylece karşı karşıya gelmiş olan iki grup birbirlerine yıllarca sürecek bir nefret beslediler. Çünkü artık iki takımın arasındaki rekabet futbol olmaktan çıkarak sınıf içi ihanet davası hâlini aldı.
İngiltere'de tribün terörünün zirveye çıktığı 70 ve 80’lerde nesilden nesile aktarılan bu kan davasında tam anlamıyla meydan muharebeleri yaşandı. Deplasmanlara trenle gitmelerinden adını alan West Ham'ın Inter City Firm (ICF) grubu ile Millwall'ın sert ve doğa adamı/pusucu anlamına gelen Bushwackers isimli holigan grupları bu yıllarda ortaya çıktı. 1976 yılında bir kavga sırasında Millwalllı bir taraftar, West Ham taraftarları tarafından trenden atılarak öldürüldü. Bunun üzerine Millwall grupları yıllarca broşürler basarak intikam yeminleri etti. Holiganlara karşı stadyumlarda alınan tedbirler o kadar üst seviyeye ulaşmıştı ki stadyumlara tarak, ayakkabı bağı ve nane şekeri dahi sokmak yasaklandı. Bu dönemde Millwall taraftarları stada soktukları gazeteleri katlayarak üzerine idrarlarını yaptıktan sonra sertleşmelerini sağladıkları "Millwall Tuğlası" adı verilen el yapımı silahlarıyla isimlerinden söz ettiriyorlardı. Diğer taraftan West Hamlılar ise dövdükleri rakiplerinin üzerine ICF yazılı kartvizitler bırakmalarıyla ün saldı. 1986’da 19 yaşındaki bir West Ham taraftarının yaşanan bir sokak kavgası sırasında bıçaklanarak öldürülmesi olayların ulaştığı boyutlara uç bir örnek teşkil ediyordu.
Kan davası
90’lı yıllarda statlarda alınan sert güvenlik önlemleri ve iki takımın uzun yıllar farklı liglerde oynaması sebebiyle olaylar azalmış gibi gözüküyordu. 25 Ağustos 2009 tarihinde İngiltere Lig Kupası (Carling Cup) eşleşmesinde West Ham ve Millwall, West Ham'ın eski stadı Upton Park'ta karşı karşıya geldi. Maç öncesinde ve sonrasında stadın çevresinde polis kordonunu aşan binlerce taraftar arasında devasa meydan savaşları yaşandı. Sokaklarda tuğlalar, şişeler ve sopalar havada uçuştu. Stadyum dışında 40'lı yaşlarında bir Millwall taraftarı göğsünden bıçaklandı. West Ham taraftarları, bitiş düdüğüyle birlikte binler hâlinde sahayı işgal etti ve Millwall tribünlerine saldırmaya çalıştı. Futbolcular soyunma odasına zor kaçtı. Olaylar sonucunda 80’e yakın kişi tutuklandı.
Bugüne kadar 99 kez karşılaşan iki takımdan Millwall 38, West Ham ise 34 galibiyet aldı. Günümüzde West Ham United Premier Lig'de, Millwall ise çoğunlukla alt liglerde (Championship vb.) oynadığı için sık sık karşılaşmıyorlar. West Ham taraftarları gözünden bu çekişmeyi anlatan Green Street Hooligans filmlerinin başarısı, Liman İşçileri Derbisi’nin dünya çapında kazandığı ünün göstergesidir. Ancak bu rekabetin yanında taraflar 3 yaşındaki hasta bir çocuk için bir asırdır süren husumetlerini kenara bırakarak ortak hareket ettiler. Çocuğun vefatının ardından aileye destek olmak için ortak bir taziye mesajı bile yayınladılar. Holiganlık kültürleriyle ve birbirlerine duydukları öfkeyle tanınan bu iki grubun bile toplumsal bir olay ve masum bir hayat söz konusu olduğunda insani bir noktada buluşmaları şüphesiz futbolun en güzel yönlerinden biridir. Türkçeye Yeşil Sokak Holiganları olarak çevrilen Green Street Hooligans filmi de işte bu ezelî rekabeti beyaz perdeye taşıyor. Hatta ismini de doğrudan Londra’nın doğusunda yer alan Green Street’den alıyor. Burası İngiliz futbol kulübü West Ham United'ın 2016 yılına kadar kullandığı eski tarihî stadyumu Boleyn Ground'a (Upton Park) ev sahipliği yapmasıyla oldukça ünlüdür.
1-2-3 Green Street Hooligans
Serinin en çok beğeni toplayan ve sevilen filmi, 2005 yapımı olan ilk filmdir. Lexi Alexander’ın yazıp yönettiği filmde; Elijah Wood (Matt Buckner), Charlie Hunnam (Pete Dunham), Claire Forlani (Shannon), Marc Warren (Steve Dunham), Leo Gregory (Bovver) gibi isimler yer alıyor. Film, West Ham United ve Millwall taraftar gruplarının çatışmasını merkezine alarak holiganlık gerçeğini anlatıyor.
Amerika’da Harvard Üniversitesi’nde gazetecilik okuyan Matt Buckner oda arkadaşının uyuşturucusunun kendi eşyaları arasında bulunmasıyla okuldan atılır. Ardından yeni bir başlangıç için Londra’daki ablası ve eniştesinin yanına taşınır. Burada eniştesinin West Ham United fanatiği olan kardeşi Pete ile taşınır. Pete, İngiltere çapında fanatiklikleri ve şiddet yanlılığıyla ünlü Green Street Elite (GSE) grubunun lideridir.
Başlangıçta içine girdiği ortama oldukça yabancı olan Matt zamanla bu dünyaya alışmaya, uyum sağlamaya ve benimsemeye başlar. Matt katıldığı ilk büyük sokak kavgasından sonra hissettiklerini ve kendi sınırlarını keşfetmesini; "Daha önce hiç kavga etmemiştim... Birkaç yumruk yediğinizde camdan yapılmadığınızı anlıyorsunuz. Kendinizi sınırlarınıza kadar zorlamadan yaşadığınızı hissetmiyorsunuz" şeklinde anlatıyor. Kendi içinde kırılgan olmadığını fark ederek darbe alsa da yıkılmadan hayatta kalma psikolojisiyle yoluna devam eden Matt, kendini tekrardan keşfediyor ve zamanla grubun sevilen üyelerinden biri hâline geliyor.
Ancak West Ham'in ezelî rakibi Millwall taraftarlarıyla olan kanlı rekabet herkesin hayatını geri dönülmez bir şekilde etkiler ve tüyleri diken diken eden finaliyle gözleri yaşartmayı başarır. Film, tribün kültürünün sadece şiddetten ibaret olmadığını dostluk, aile, aidiyet ve erkek dayanışmasının en büyük örneklerinden biri olduğunu dışarıdan gelen futbola ve bu kültüre yabancı olan birinin gözünden onunla beraber öğretiyor. Bütün bu nedenlerden dolayı da futbolseverler arasında kült bir film olarak anılıyor.
Bir ölüm kalım maçı
İlk filmde Green Street Elite grubunun üyelerinden biri olan Dave Bjorno (Ross McCall) ticari bir hava yolu pilotuyken filmin trajik ve kanlı finalinin arından ikinci filmde hapishanedeki hikâyenin başrolü olarak karşımıza çıkıyor. Dave’i canlandıran Ross McCall’in yanı sıra Suzanne May (Michelle), Vernon Wells (Tankersley), Graham McTavish (Big Marc), Marina Sirtis (Veronica) gibi isimler de filmde yer alıyor.
Green Street Hooligans 2: Stand Your Ground’da Dave, diğer West Ham taraftarları Ike ve Ned ile tutuklanarak hapishaneye gönderilir. Ancak ilk filmde yaşananlardan sonra onlardan intikam almak isteyen fanatik Millwall taraftarlarından bazıları da burada kalır. Sayıca üstün olan Millwall grubu cezaevinde büyük bir güce sahiptir. Gardiyanların da göz yumduğu birçok olaydan sonra hapishane yönetimi bu şiddetli olayları sonlandırmak için futbol maçı düzenler. Kazanan taraf rahat bir koğuşa geçerken kaybeden ise hapishanenin en kötü ve tehlikeli bölümüne sürülür. 2009 yılında çıkan Green Street Hooligans 2 filminin yönetmeni ilk filmden farklı olarak Jesse V. Johnson’dır.
Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için!
2013 yapımı üçlemenin son filmi Green Street Hooligans 3: Never Back Down’da ise yönetmenlik koltuğunda İngiliz aksiyon ve gerilim filmlerinin yönetmeni James Nunn oturuyor. Filmde başrolde; aksiyon ve dövüş sanatları yıldızı Scott Adkins, Danny Harvey karakterine hayat veriyor. Kacey Barnfield (Molly), Joey Ansah (Victor), Mark Wingett (Pistol Pete), Jack Doolan (Gilly) gibi isimler de projede bulunuyor. Serinin son filminde ilk filmin sokak kavgası mantığı tamamen bir kenara bırakılıyor. Konu Scott Adkins'in uzmanlığı olan profesyonel MMA (karma dövüş sanatları) koreografilerine ve yeraltı kafes dövüşü estetiğine uygun şekilde işlenir.
Eski bir GSE lideri olan Danny küçük kardeşinin bir holigan kavgası sırasında öldürüldüğünü öğrenince işlettiği MMA salonunu kapatarak geride bıraktığı şiddet dolu geçmişine tekrar dalar. Ancak aradan geçen yıllarda holiganizm değişir. Artık sokaklarda rastgele kavga etmek yerine polislerin baskılarından uzak yer altı MMA turnuvalarında rakipler birbiriyle dövüşüyordur. Kardeşinin intikamını almak isteyen Danny eski grubu GSE’nin başına geçerek onları kafes dövüşü sistemine uygun şekilde eğitmeye ve turnuvada ilerlemeye çalışır.
Seride sokaklardan hapishaneye oradan da yer altı dövüş turnuvalarına taşınan West Ham United ve Millwall rekabeti daha uzun yıllar devam edecek gibi duruyor. İlk film gerçekten izleyiciyi büyülüyor, hatta holiganizmi romantize ederek bir tarafa taraf olmanızı bile sağlıyor diyebiliriz. Serinin dünya çapında üne kavuşmasını sağlayan ilk filmin arkasından gelen devam filmleri için ne yazık ki aynılarını söylemek mümkün değildir. Green Street Hooligans 2 ve 3’te hep o ilk filmdeki hissettiklerinizi arıyorsunuz, doğrusunu söylemek gerekirse pek de bulamıyorsunuz. Seri alıştığımız sokak anlatılarından uzaklaşıldıkça daha yapay bir hâl alıyor. Neticede ağzınızda hep buruk bir tat kalıyor...
Öyle ki devam filmlerinde sinematografi bir kenara bırakılarak daha finansal odaklı bakıldığını bile söyleyebiliriz. İkinci ve üçüncü filmin doğrudan DVD olarak piyasaya sürülmesi de bunu kanıtlar niteliktedir. Özellikle ilk filmin duygusal derinliğinden, gerçek sokak atmosferinden ve karakter kimyasından koparak tamamen düşük bütçeli “hayatta kalma” filmlerine dönülmesi seyircilerden ve eleştirmenlerden de büyük tepkiler aldı. Tam bir kült olan Green Street Hooligans'ın devam filmi etiketiyle değil de kendi başlarına görücüye çıksalar sevilebilirler bile ama bilirsiniz devam filmleri izleyenleri beklentiye sokar. Ancak birinci filmde hissettiğiniz duyguların kırıntısı uğruna ya da üçlemeyi tamamlamak isteyenler için seri şeklinde izlenebilir.

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.



