03 Mart 2026

Sait Faik’in izinde: Sahne, ekran ve sayfalar arasında bir hayat

Sait Faik Abasıyanık, “Hayatı Hikâye Olan Adam: Sait Faik” ve “Edebiyatımızı Çizmek” ile yeniden hayat buluyor. Özgür Özgülgün’ün sahneden ekrana uzanan yorumu, usta öykücünün insan merkezli dünyasını disiplinler arası bir sanat yolculuğuna dönüştürüyor.

Türk edebiyatının “ada kokulu” sesi Sait Faik Abasıyanık, son zamanlarda yeniden sahnede, ekranda ve sayfalarda dolaşıyor. Onun yalnız balıkçılarını, işsiz güçsüz gençlerini, kıyıda kalmış insanlarını anlatan hikâyeleri artık sadece kitaplarda değil; tiyatro sahnesinde ete kemiğe bürünüyor, belgesel kadrajında yeniden nefes alıyor. Sait Faik’in hayatı, sanatın farklı mecralarında yeniden yazılıyor.

Bu yeniden yazımın merkezinde, “Edebiyatımızı Çizmek” belgesel serisinin üçüncü bölümü yer alıyor. TRT 2 ekranlarında izleyiciyle buluşan yapım, edebiyat ile resim arasındaki yaratıcı bağı mercek altına alırken bu kez odağına Sait Faik ile Bedri Rahmi Eyüboğlu’nu alıyor. Sözcüklerle İstanbul’u resmeden bir yazar ile renklerle Anadolu’nun türküsünü söyleyen bir ressamın kesişen dünyaları, aynı dönemin ruhunu taşıyan iki sanatçının ortak estetik zemininde buluşuyor.

Ancak bu hikâye yalnızca bir belgesel anlatısı değil. Sait Faik, uzun bir aradan sonra ilk kez dramatik bir yapımda canlandırılırken, bu canlandırmanın arkasında tiyatro sahnesinden gelen güçlü bir birikim var. Çünkü Sait Faik’i ekrana taşıyan isim, yıllardır onu sahnede yaşatan bir oyuncu: Özgür Özgülgün.

Sayfalardan sahneye, sahneden kameranın hafızasına

Özgülgün’ün yazıp oynadığı “Hayatı Hikâye Olan Adam: Sait Faik” adlı tiyatro oyunu, usta öykücünün yaşamını kronolojik bir biyografi olarak değil; ruh hâlleri, yalnızlıkları ve kırılganlıkları üzerinden ele alıyor. Oyunda Sait Faik, Burgazada’da dolaşan bir yazar olmanın ötesinde, insanı anlamaya çalışan, kalabalıklar içinde tek başına kalabilen bir karakter olarak sahneye çıkıyor. Böylece seyirci, hikâyeleri yazan adamla hikâyeye dönüşen adam arasında gidip geliyor.

Bu sahne deneyimi, belgesel setine de taşınmış durumda. “Edebiyatımızı Çizmek”te Sait Faik karakterine yeniden hayat veren Özgülgün, tiyatroda derinleştirdiği karakter çözümlemesini kamera önünde daha içe dönük, daha sinematografik bir dile dönüştürüyor. Yönetmenliğini Burcu Esenç’in üstlendiği, danışmanlığını ve sunuculuğunu İnci Aydın’ın yaptığı yapımda Sait Faik, yalnızca anlatılan bir isim değil; yaşayan, düşünen, hatırlayan bir özne hâline geliyor.

Belgeselin Bedri Rahmi ile kurduğu paralellik ise Sait Faik’in sanat anlayışını daha da görünür kılıyor. Biri sözcüklerle balıkçı kahvelerini, ada yalnızlıklarını ve arka sokakları anlatırken; diğeri folklorik motifleri modern sanat anlayışıyla buluşturuyor. Her iki sanatçının da “yerellikten evrenselliğe” uzanan üretim çizgisi, aslında Sait Faik’in neden bugün hâlâ bu kadar güncel olduğunu hatırlatıyor: Çünkü o, sıradan insanı edebiyatın öznesi yaparak kalıcı bir estetik miras bıraktı.

Öte yandan Özgülgün’ün kaleme aldığı oyunun kitaplaştırması, bu çok katmanlı projenin bir başka ayağını oluşturuyor. Sait Faik’i sayfalar ve sahneler arasında okuyabilmek, onun hayatını yorumlayan çağdaş bir bakışın kalıcı hâle gelmesini sağlıyor. Böylece proje, tiyatrodan televizyona, oradan da kitaba uzanan bir sanat zinciri kuruyor.

Sanatın geçirgen sınırlarında Sait Faik

Sahnelerden TRT 2 ekranlarına uzanan bu yolculuk, aslında Sait Faik’in kendi sanat anlayışıyla da örtüşüyor. O, hikâyelerinde insanı merkeze alırken türler arasında katı sınırlar çizmemiş; şiirselliği öyküye, gözlemi duyguya, gündeliği estetiğe dönüştürmüştü. Bugün onun hayatının da disiplinler arası bir projeyle anlatılması, bu geçirgenliğin doğal bir sonucu gibi duruyor.

“Bir hikâye kelimelerle mi resmedilir, yoksa bir resim de kendi başına bir hikâye midir?” sorusu, hem belgeselin hem de tiyatro oyununun merkezinde yankılanıyor. Sait Faik’in izinde verilen cevap ise net: Sanatın sınırları, onu anlatmaya çalışanların cesareti kadar geniştir.

Sonuçta “Hayatı Hikâye Olan Adam: Sait Faik” ile “Edebiyatımızı Çizmek” arasında kurulan bağ, yalnızca aynı karakterin iki farklı mecrada temsil edilmesi değil; bir edebiyat mirasının çağdaş sanatçılar eliyle yeniden üretilmesi anlamına geliyor. Sait Faik, bir kez daha gösteriyor ki bazı hayatlar gerçekten hikâyedir — ve o hikâye, sahnede de ekranda da yaşamaya devam eder.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...