01 Ekim 2026

Başkası gibi olma arzusu: “Tırnak İçinde Hizmetçiler”

Jean Genet’nin meşhur eseri “Hizmetçiler” oyunundan hareketle sahnelenen “Tırnak İçinde Hizmetçiler”, güçlü oyunculuk ve çağdaş yorumuyla dikkat çeken bir deneyim sunuyor. Seneler sonra farklı bir coğrafyada tiyatronun o sancılı kadınları bir kez daha hayat buluyor.

Merhaba sayın seyirciler. İzninizle bu haftaki konuğumuzu davet etmek istiyorum. O bir Jean Genet uyarlaması, o bir Tiyatro Hemhal repertuvarı, o bir tek perdelik oyun! O geliyor… Bir, iki, üç, dört! Karşınızda Tırnak İçinde Hizmetçiler! Konuğumuz geldiyse pek değerli editörümün benden beklediği bin kelime civarındaki eleştiri yazısına başlayabiliriz.

Öncelikle bu eser özelinde düşünce dehlizlerine dalmadan evvel sizlere bir saat kırk beş dakikalık Tırnak İçinde Hizmetçiler’in konusundan bahsetmek istiyorum. İlk başta Genet’in 1933 yılında çalıştıkları evin hanımını öldüren Papin kardeşlerden esinlendiği düşünülen Hizmetçiler oyunuyla karşılaşıyoruz. Sonra Genet’in Hizmetçiler’inde hanımlarının yerinde olmaya can atan iki hizmetçi Claire ve Solange’ı canlandıran İpek ve Bahar isimli iki arkadaşın oyunlarını sahneye koymak için çalıştıklarını görüyoruz. Deyim yerindeyse o kadar çok çalışıyorlar ki kendilerini kaybediyorlar. Hatta ve hatta oyun kurgusu içerisinde canlandırdıkları karakterlerle hayatları bile birbirlerine benzer şekilde ilerliyor. Kırmızı köşedeki hanımları gibi olmak isteyen Claire ve Solange yerine, bu tarafta mavi köşede; oyunculuk yaptığı dizisi tutan arkadaşları Yıldız’a imrenen İpek ve Bahar var. Gong çalıyor ve maç başlıyor. Solange’dan bir aparkat geliyor, Bahar kendini korumak için kapanıyor, Claire seri yumruklarla cevap arıyor ancak İpek kaçıyor, o da ne İpek ağlıyor… Gong! Nakavt, maç bitti. Yanlış anlaşılmasın, seyirci nakavt oluyor. Çünkü dramatik yapı içerisinde güzel kullanılan oyun içinde oyun tekniğinin de yardımıyla bir süre sonra “Hangisi İpek, hangisi Claire, hangisi Bahar, hangisi Solange?” diye sorgularken buluyoruz kendimizi. Evet, tam burada gerçekten de bir izleyen olarak nakavt olmamız söz konusu. Yazar bu durumun farkında olacak ki sağ olsun karakterler arası geçişlerden bir iki replik sonra oyuncuların birbirlerine isimleriyle hitap etmelerini sağlamış da kafamız çok karışmıyor, bu dokunuş bize pansuman oluyor. Bu yardımla beraber Tırnak İçinde Hizmetçiler tarafından yere düşürülmüş olsak dahi, kendisine maçı kaybetmiyoruz. Aksine duyduğumuz hazla oyundan bir kazanan olarak ayrılıyoruz.

İpek ve Bahar’ın kendilerini bu denli kaybetmelerine, hazırladıkları oyunu bu denli önemsemelerine de şüphesiz her şeylerini bu oyuna odaklamaları sebebiyet veriyor. İnsanların koşu atları gibi birbiriyle yarıştıkları dünyamızda maddi sıkıntıların yanına manevi olarak aile ve çevre baskısının da eklendiğini düşünün, bir de bütün bunlar yetmezmiş gibi egonuzun dizilerde oynayan arkadaşınız tarafından ayaklar altına alınmasını ekleyin. Oyunumuz işte tam da böyle bir distopya içerisinde tiyatro yapmanın, tırnak içinde “tiyatrocu olmanın” zorluklarını izleyenlere oldukça güzel bir biçimde aktarıyor. Bununla da yetinmeyen Tırnak İçinde Hizmetçiler, oyuncu seçmelerinden tutun da öğrencilere kadar ne yaptığınızın değil de kimi ya da kimleri tanıdığınızın önemli olduğu bu kurtlar sofrasına ışık tutuyor. Karakterlerin kendi aralarındaki çatışmaları da buna eklenince gerim gerim gerilen seyirci oyun sonu patlamasa da oyun, genel olarak güzel bir tiyatro deneyimi yaşatıyor diyebilirim.

İki kadın iki oyun

Uyarlama işleri hep sancılıdır. Kaldı ki Jean Genet gibi bir yazarın kült eserlerinden biri olan ve 20. yüzyıl tiyatrosunun en sarsıcı ve çarpıcı metinlerinden biri olarak görülen bir yapıtı uyarlamak oldukça sancılıdır. 1947 yılında ilk kez sahnelenen Hizmetçiler oyununu çağımıza çekerek herkes uyarlama yapar. Ancak oradaki ezilenlerin ezene karşı duyduğu nefreti ve aynı zamanda efendileri gibi olma arzusunu, yani efendi-köle ilişkisini gayet iyi bir şekilde güncele uyarlamak herkesin harcı değildir.

Orijinal metinde ayna ve kimlik üzerinden kurulan metaforlarla efendileri rolüne giren hizmetçiler söz konusudur. Uyarlanan metindeyse bu hizmetçileri oyuncu yaparak Genet’in metnindeki kadınların yaşadığı kendi benliklerinden kaçma isteğinin daha da parlatılması kimlik problemleri yaşanılan çağımıza oldukça uygun bir tercih olmuş. Jean Genet, illüzyonu yıkarak seyirciye sahne üzerinde bir rol oynandığını hatırlatır. Tırnak İçinde Hizmetçiler’de İpek ve Bahar’ın, oyun içinde oyun tekniğiyle Solange ve Claire olarak Genet’e selam çakması gözlerimizden kaçmıyor. İki oyunda da suç, karakterler için bir özgürleşme ve var olma hâline dönüşüyor. Dolayısıyla iki oyunda aynı noktalara farklı yerlerden bakıyor diyebilirim. İki oyun arasındaki bunca yılda pek fazla bir şeyin değişmeyerek insanın sorunlarının aynı kalması üzücü olsa da gerçektir.

Pandemi döneminde dijitalde dönen oyunla karşılaşmıştım onun teknik anlamda çok kötü olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü bu kadar güzel bir işi o şekilde çekmek işe gölge düşürüyordu neyse ki artık öyle bir kayıt bulunamıyor. Oyunculara yapılan zoomlar anlamsızdı, tripodsuz çekimlerde omuz askılığı kullanılmadığından dolayı kamera titriyordu ve sesler çok kötüydü. Öyle ki bazı sahnelerde oyuncuların söylediklerini duyamamıştım, gidip daha iyi duymak için kulaklık takmıştım. Kulaklık taktığımda yine duymamakla beraber beni hışırtılar, takırtılar ve nefes sesleri oldukça irite etmişti. Hâl böyleyken ben de kulaklığı çıkarıp gerek geri sararak gerekse ağız okumaya çalışarak izlemeye çalışmıştım. Doğrusunu söylemek gerekirse dijitalleşmenin getirilerinden biri olan kamera ve ses iyi kotarılmayınca sinemada oynayan bir filmi korsan kayıttan öndekinin tüylü montuyla ya da yandakinin mısır yeme sesleriyle izlemeye çalışmak gibi oldukça zor bir deneyimdi. Siz de benim gibi böyle bir kayda denk geldiyseniz lütfen onu ciddiye almayınız. Çünkü tiyatro bağlamında Tırnak İçinde Hizmetçiler’in insanları oldukça iyi iş çıkarmış. İsterseniz biraz da kimdir bu insanlar ve ne yapmışlardır ona bakalım.

Geriye ne kaldı?

Hakan Emre Ünal’ın yazarlık, yönetmenlik becerileri ve dramaturg Ayşe Draz sayesinde klasik bir metnin çağdaşla çok iyi şekilde harmanlanması işi leziz hâle getiriyor. Bunun yanına birde dekor uygulama ve sahne amiri Güray Doğru’nun dokunuşları ve Nursev Demirbaş’ın Dogville filminden esinlenilen sahne tasarımı ile oyuncular Nezaket Erden, Pınar Güntürkün’ün performansları eklenince oyun yeme de yanında yat bir iş olarak karşımızda duruyor.

İki kadının başarı arzusunun, tebeşirle çizilmiş bir kara tahta üzerinde ders işler gibi bir öğretmen edasıyla tane tane anlatıldığı oyun, metinlerarasılığın bizim tiyatromuz açısından iyi bir uygulaması sayılabilir. Sosyal medya üzerinden okuduğum yorumlardan yaptığım analize göre çoğunlukla Dirmit’ten tanınan Nezaket Erden için gidilen Tırnak İçinde Hizmetçiler oyunundan birçok seyirci memnun ayrılmış.

Sonuçta oyunda tebeşirle bölgeler belirlendi, kilitler kapatıldı. Yetmedi kara tahtaya bir şeyler yazılıp çizildi, sonra hepsi silindi... Yedi kere dualar edildi, hareketler tekrarlandı, kâh karton aynalar kırıldı ağlandı, kâh şarkılar söylendi gülündü, karakterler bölündü, oysa o gün hanımefendinin ölüm günüydü. Rabbimiz neyle sonuçlandırdı? Kadınlar oyun oynayarak kendilerini kaybetti, kaçmak istedikleri kendileri ile yüzleştiler. Bu yüzleşme sonucunda yine oyun oynamaya sığındılar. Oyun içinde oyunlar ve kim olduğunu unutan insanlar. Ve işte karşınızda bütün çıplaklığıyla Tırnak İçinde Hizmetçiler konuğumuzdu! Görüşmek üzere, hoşça kalın.

Kaynaklar

https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/tirnak-icinde-hizmetciler (Son Erişim: 28.09.2026)

https://www.modasahnesi.com/tirnak-icinde-hizmetciler-tiyatro-hemhal (Son Erişim: 28.09.2026)

https://tiyatrogunlugu.com/tirnak-icinde-hizmetciler-tiyatro-oyunu/ (Son Erişim: 28.09.2026)

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/tirnak-icinde-mucize-1758865 (Son Erişim: 28.09.2026)

https://eksisozluk.com/tirnak-icinde-hizmetciler--5914978 (Son Erişim: 04.04.2021)

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...