Tayland’ın demokrasi sınavı: Liberalizm statüko çatışması
Tayland’da gençlerin umudu, eski lider Pita’nın dönüşüyle canlansa da 8 Şubat seçimleri liberal hareket için varoluş mücadelesi niteliğinde. Halk Partisi, yasal engellerle sınanırken, muhafazakâr blok ise güçleniyor. 1932’den beri süren kısır döngü, ülkeyi yeniden bir demokrasi sınavına sokuyor.
Tayland’ın başkenti Bangkok’ta, 25 Ocak 2026 tarihinde lüks bir alışveriş merkezinin önünde toplanan binlerce gencin oluşturduğu turuncu deniz, ülkenin siyasi geleceğine dair hem büyük bir umudu hem de derin bir paradoksu simgeliyor. Bu miting, bir zamanlar İleri Hareket Partisi’nin (MFP) lideri olan ve 2023 seçimlerinde halkın iradesini arkasına alarak birinci çıkan Pita Limjaroenrat’ın, yasaklı bir lider olarak kampanya sahasına geri dönüşünü müjdeledi. Gençlerin bir “rock yıldızı” gibi karşıladığı Bay Pita, Tayland’ın köklü devlet yapısı tarafından siyasetten tasfiye edilmiş olmasına rağmen, liberal hareketin manevi lokomotifi olmayı sürdürüyor. Ancak bu coşku, 8 Şubat 2026’da yapılacak olan alt meclis seçimleri öncesinde liberallerin karşı karşıya kaldığı devasa yasal engelleri ve muhafazakâr blokun "Mavi" bir dalga ile yükselen yeni stratejisini gölgeleyemiyor. Tayland siyaseti, 1932’den bu yana devam eden mutlakiyetçi gelenek ile demokratik reform talepleri arasındaki kısırdöngünün en kritik kavşaklarından birinde.
Tayland’ın bugün yaşadığı siyasi krizleri anlamak için, modern Tayland devletinin doğum sancısı olan 24 Haziran 1932 devrimine bakmak bir zorunluluk. O tarihe kadar mutlak monarşi ile yönetilen Siyam, Batı eğitimi almış sivil ve askerî bürokratlardan oluşan Khana Ratsadon (Halk Partisi) grubunun gerçekleştirdiği kansız bir darbe ile anayasal monarşiye geçiş yaptı. Bu devrim, kralın tanrısal yetkilerini halkın egemenliği ilkesiyle sınırlamayı amaçlasa da beraberinde “Tayland tipi demokrasi” olarak adlandırılan ve monarşiyi siyasetin merkezinde tutan bir hibrit yapıyı getirdi.
Khana Ratsadon’un ilan ettiği Altı İlke (Egemenlik, Ulusal Güvenlik, Ekonomik Refah, Eşitlik, Hak ve Özgürlükler, Eğitim), günümüzün modern liberal partileri olan İleri Hareket ve onun halefi Halk Partisi (PP) için hâlâ bir referans noktası. Ancak bu ilkeler, 1932'den bu yana geçen süreçte askerî vesayet ve monarşik elitler tarafından sürekli olarak aşındırıldı.Tayland, o günden bugüne 20 farklı anayasa ve 12 başarılı askerî darbe ile dünyada eşi benzeri az görülen bir siyasi istikrarsızlık döngüsüne girdi. Akademisyenlerin kısırdöngü olarak tanımladığı bu süreç; askerî darbe, yeni bir otoriter anayasa, kontrollü seçimler, protestolar ve tekrar darbe şeklinde tezahür ediyor.
Tayland’ın anayasal tarihi, demokratik ilerleme ile otoriter geri dönüşler arasındaki mücadelenin bir dökümü adeta. 1997’de hazırlanan ve “Halkın Anayasası” olarak bilinen metin, Tayland tarihindeki en demokratik anayasa olarak kabul edilse de 2006 askerî darbesiyle bu ilerleme durduruldu. Mevcut 2017 Anayasası ise 2014 darbesinin ardından cuntanın atadığı komisyonlar tarafından, seçilmiş hükümetlerin gücünü kırmak ve askerî vesayeti kalıcı kılmak amacıyla tasarlandı.
İleri Hareket Partisi’nin (MFP) yükselişi ve tasfiyesi
2023 genel seçimleri, Tayland siyasetinde bir paradigma değişimine işaret etti. Gençlerin, şehirli orta sınıfın ve değişim isteyen kitlelerin desteğini alan İleri Hareket Partisi (MFP), 151 sandalye kazanarak en büyük parti hâline geldi. Bu zafer, partinin monarşiyi eleştirmeyi suç sayan “lese-majeste” yasasını reforme etme vaadi üzerine inşa edildi. Ancak bu reformist ajanda, Tayland’ın geleneksel elitleri tarafından “rejimi devirme teşebbüsü” olarak yaftalanacaktı. Pita Limjaroenrat’ın başbakanlık yolu, bizzat cunta tarafından atanan 250 üyeli Senato tarafından kapatıldı. Senatörler, halkın iradesini değil, monarşi ve ordunun çıkarlarını savunarak Pita’ya onay vermedi. Ardından gelen yasal süreçte, Anayasa Mahkemesi 7 Ağustos 2024 tarihinde MFP’nin feshedilmesine ve Pita dâhil 11 yöneticiye 10 yıl siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Bu karar, Tayland’da yargının hukuki bir merciden ziyade siyasi mühendisliğin en güçlü aracı olduğunun bir kanıtıydı. Hukukçu Somchai Preechasilpakul’un “supra-constitution” (anayasa üstü yapı) olarak tanımladığı bu düzen; yargı, ordu ve monarşik elitlerin oluşturduğu bir konsensüsün, seçilmiş siyasetçilerin üzerinde bir denetim mekanizması kurması esasına dayanıyor.
Tayland’da “lese-majeste” yasası, sadece kraliyetin onurunu korumak için değil, muhalifleri susturmak için kullanılan bir "yasal giyotin" hâline geldi. MFP’nin kapatılmasına dayanak oluşturan Anayasa Mahkemesi kararı, bir siyasi partinin yasal reform önerisini bile “anayasayı ihlal” ve “rejime saldırı” olarak değerlendirdi. Bu da Tayland’da siyasetin alanını daraltan ve seçmen iradesini geçersiz kılan bir ortam yarattı. Yasal süreçlerin bu şekilde araçsallaştırılması, halk nezdinde hukuka olan güveni zedelerken, genç neslin sistemden kopmasına ve radikalleşmesine neden olacaktı.
Yeni Halk Partisi (PP): Pragmatizm ile idealizm arasında
MFP’nin kapatılmasının ardından milletvekillerinin çoğu yeni kurulan Halk Partisi’ne (PP) geçtiler. Ancak bu yeni oluşum, isim değişikliği ile yetinmek zorunda kalmadı ve hayatta kalabilmek için en popüler vaadi olan monarşi yasası reformundan vazgeçmek durumunda bırakıldı. Yeni lider Natthaphong Ruengpanyawut, Pita’nın karizmasına sahip olmasa da partinin teknokratik ve veri odaklı kanadını temsil ediyordu. Ancak anketler, Pita’ya olan %45’lik desteğin Natthaphong için %25 civarında kaldığını gösteriyor. Bu düşüş, liberal seçmen tabanında bir moral bozukluğu ve “ne yaparsak yapalım engelleneceğiz” algısının oluştuğunu gözler önüne seriyor.
Halk Partisi’nin önündeki en büyük tehdit, mevcut lider kadrosunun da “etik ihlali” gerekçesiyle tasfiye edilme riski. Yolsuzlukla Mücadele Kurumu (NACC), 2021’de 112. Bölüm’ün değiştirilmesi için imza veren 44 eski milletvekili (ki bunlardan 25'i şu an PP'de) hakkında soruşturma yürütüyor. Eğer Yüksek Mahkeme bu isimlerin “ciddi etik ihlali” yaptığına hükmederse, Natthaphong ve ekibi ömür boyu siyasetten menedilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu da Halk Partisi’ni seçim kampanyası boyunca bir “rehin” konumuna getiriyor ve partiyi daha temkinli bir dile zorluyor.
2025 yılının Eylül ayında, Tayland siyasetinde beklenmedik bir gelişme yaşandı ve Halk Partisi, muhafazakâr Bhumjaithai Partisi lideri Anutin Charnvirakul’un azınlık hükümetini dışarıdan destekleme kararı aldı. Bu “stratejik kumar”, iki temel kazanım üzerine kuruldu: Anayasal reform süreci için bir takvim oluşturmak ve meclisin 4 ay içinde feshedilerek erken seçime gidilmesini sağlamak. Ancak bu hamle, partinin katıksız demokrasi yanlısı genç tabanı tarafından bir “ihanet” veya “meşruiyetten ödün verme” olarak eleştirilecekti ve partinin anketlerdeki desteğinin %33 seviyelerine gerilemesine yol açtı.
Anutin Charnvirakul’un yükselişi ve “mavi” statüko
Tayland’da enerjik ve iş bitirici bir profil çizen Başbakan Anutin Charnvirakul, geleneksel muhafazakâr siyasetin yeni yüzü hâline geldi. 2023 seçimlerinde oyların sadece %3’ünü alan ancak 71 sandalye kazanarak kilit bir aktör hâline gelen Bhumjaithai Partisi, Anutin’in liderliğinde muazzam bir ivme yakaladı. Anutin, askerî generallerin sert ve otoriter tarzından farklı olarak, daha uzlaşmacı, pragmatik ve “halkın içinden” bir imaj çiziyor. Eylül 2025’te kurulan azınlık hükümeti, onun siyasi dehasının ve geleneksel güç odaklarıyla kurduğu denge mekanizmasının bir eseri.
Anutin’in en büyük gücü, “Mavi Grup” olarak bilinen ve Bhumjaithai ile yakın ilişkileri olan yeni Senato yapısı. 2024’te seçilen 200 senatörün yaklaşık %60’ının bu partiye yakın isimler olduğu iddia ediliyor. Bu durum, Anutin’e hem yasama süreçlerinde hem de bağımsız kurumlara (Seçim Komisyonu, Anayasa Mahkemesi) yapılacak atamalarda eşsiz bir nüfuz sağlıyor. Anutin, başbakanlık koltuğuna oturduğu günden itibaren 120 günlük bir acil eylem planı uygulayarak halk nezdinde popülaritesini artırmayı hedefledi. Bu strateji, ekonomik sıkıntılar içinde olan halka somut faydalar sağlayarak muhafazakâr blokun oy oranını %22’ye kadar taşıdı.
8 Şubat 2026 tarihinde yapılacak olan seçimler, liberaller için sadece bir oy yarışı değil, aynı zamanda sistemin kurallarına karşı verilen bir varoluş mücadelesi. Tayland seçim sistemi, 400 bölge milletvekili ve 100 parti listesi milletvekilinden oluşuyor. 2023 seçimleri, bu sistemin liberal partiler aleyhine nasıl işlediğini açıkça göstermişti. İleri Hareket Partisi, parti listesi oylarının %38'ini almasına rağmen, seçim bölgelerindeki sandalyelerin sadece %25'ini kazanabilmişti. Yeni kurulan Halk Partisi, bu kez daha büyük bir yapısal engel ile karşı karşıya. Kırsal bölgelerde yerel patronaj ağlarına ve “para siyasetine” dayalı olan seçim bölgelerinde, PP’nin “temiz siyaset” iddiası ve oy satın almayı reddetmesi, partinin sandalye sayısını ciddi şekilde sınırlayabilir. Ayrıca, Pheu Thai Partisi’nin (Thaksin Shinawatra’nın partisi) muhafazakârlarla yaptığı ittifak nedeniyle taban kaybetmesi, oyların parçalanmasına ve Bhumjaithai gibi merkez-sağ yapıların aradan sıyrılmasına zemin hazırlıyor.
2026 seçimleri öncesinde Tayland siyasi sahnesi üç ana blok arasında bölünmüş durumda:
- Turuncu Blok (Halk Partisi): Gençlerin ve şehirli liberallerin desteğine sahip, ancak lider kadrosu yasal tehdit altında. Siyasi programı radikal reformdan "kurumsal hayatta kalma"ya kaymış durumda.
- Mavi Blok (Bhumjaithai): Statükonun yeni hamisi. Senato desteği ve popülist ekonomik hamlelerle yükselişte. Anutin, hem kraliyetin hem de ordunun kabul edebileceği “güvenilir” bir lider profili çiziyor.
- Kırmızı Blok (Pheu Thai): Geçmişin popülist devi, ancak muhafazakârlarla girdiği ittifak sonucu meşruiyet krizi yaşıyor. Thaksin’in geri dönüşü ve kızının görevden alınması partiyi sarsmış durumda.
Aralık 2025’te Kamboçya ile yaşanan kısa süreli sınır çatışması, Tayland seçimleri öncesinde kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu. Sınır bölgelerindeki egemenlik tartışmaları, Taylandlıların geleneksel olarak orduyu ve güçlü yürütmeyi destekleme eğilimini tetikledi. Bu kriz, milliyetçi bir söylem kullanan Anutin ve Bhumjaithai Partisi’ne yaradı. Öte yandan, ordu bütçesini kısmayı ve zorunlu askerliği kaldırmayı vadeden Halk Partisi, güvenlik endişelerinin arttığı bu ortamda “vatanseverlik” eleştirileriyle karşı karşıya kaldı ve savunma pozisyonuna çekildi. Anutin, Kamboçya ile yaşanan kriz sırasında Başbakan olarak gösterdiği kararlı tutumla, ordunun ve kraliyet yanlısı elitlerin “güvenlik garantörü” olarak rüştünü ispatladı. Bu durum, seçim kampanyasının odağını demokratik reformlardan ulusal güvenliğe kaydırarak liberallerin en güçlü olduğu tartışma zeminini sarstı.
Tayland’ın ikinci yüzyılına doğru liberalizmin akıbeti
Tayland’ın liberalleri, 2026 seçimlerine girerken sandıktaki rakiplerinin yanı sıra ülkenin genetiğine işlemiş olan askerî-yargı vesayetiyle de yarışıyor. Pita Limjaroenrat’ın 25 Ocak mitingindeki rock yıldızı karşılaması, halkın değişim arzusunun hâlâ diri olduğunu gösterse de bu arzunun yasal bir temsil bulması her geçen gün zorlaşıyor. Anayasa Mahkemesi ve NACC gibi kurumlar, “etik” ve “monarşinin korunması” gibi muğlak kavramlar üzerinden siyaseti dizayn etmeye devam ediyor.
Başbakan Anutin Charnvirakul’un “enerjik” ve “uzlaşmacı” liderliği, muhafazakâr blok için bir can simidi işlevi görüyor ve ordunun doğrudan müdahalesine (darbeye) gerek kalmadan statükonun sürdürülebileceği bir model sunuyor. Halk Partisi için ise temel soru, bu sistemin içinde kalarak gerçek bir reform yapmanın mümkün olup olmadığı. Tayland siyaseti, 1932’den bu yana devam eden kısırdöngüsünü kıracak bir “demokratik devrim” ile “otoriter stabilite” arasında gidip geliyor. 8 Şubat 2026 seçim sonuçları, bu kısırdöngünün bir tur daha mı döneceğini yoksa Tayland’ın nihayet modern bir demokrasiye mi evrileceğini belirleyecek. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Tayland halkının, özellikle genç neslin, kendilerine sunulan bu daraltılmış siyasi alanı artık yeterli bulmadığı.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.