19 Şubat 2026

MİT 2025 yılı faaliyet raporu: Yeni soğuk savaş

MİT'in 2025 raporu, yapay zekâ ve otonom sistemlerin istihbaratı kökten değiştirdiği “Yeni Soğuk Savaş” dönemini belgeliyor. Teşkilat, teknolojik üstünlük ve istihbarat diplomasisiyle Türkiye'nin stratejik bekasını algoritmik bir derinlikle tahkim etmeyi sürdürüyor.

İnsanlık tarihi boyunca istihbarat, karanlıkta fısıldanan sırlar, mühürlü zarflar ve görünmez ellerin satranç hamleleri üzerine kuruluydu. Ancak bugüne geldiğimizde, Millî İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) kamuoyuyla paylaştığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu, bu kadim sanatın artık sadece insan zekâsıyla değil, silikon vadilerinin işlemci gücü ve algoritmik derinlikle yeniden tanımlandığını tescil ediyor. Bugün, “Vatan için her an her yerde” şiarıyla hareket eden bir teşkilatın ajandasında, klasik saha operasyonlarının ötesinde; büyük veri analitiği, otonom silah sistemleri ve küresel bir “Yeni Soğuk Savaş”ın dijital koordinatları yer alıyor.

MİT Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. İbrahim Kalın’ın raporun girişindeki çarpıcı sunuşu, 2025 yılını küresel normların zedelendiği, stratejik dengelerin yeniden tanımlandığı ve teknolojik risklerin katlanarak arttığı bir “türbülans yılı” olarak tanımlıyor. Yirmi yüzyılın iki kutuplu dünyasındaki ideolojik kamplaşmaların aksine, 2025 yılında kristalleşen “Yeni Soğuk Savaş”, hibrit bir karakter kazanarak küresel tedarik zincirlerini ve teknolojik egemenlik alanlarını ana cephe hâline getirdi. Raporda yapılan değerlendirmeler, bu yeni çatışma ikliminin askeri bir güç gösterisinin ötesinde “endüstriyel yıpratma” ve “teknolojik hamle” yarışı olduğunu ortaya koyuyor. ABD ve Çin arasındaki rekabet, Washington’ın uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik kısıtlamalarla birlikte artık klasik bir ticaret savaşının ötesine geçerek yapısal bir soğuk savaş hâlini aldı. Bu durum, istihbaratın odak noktasını askeri hareketlilikten, ekonomik ve teknolojik “altın anahtarları” (mikroçipler, nadir toprak elementleri, siber protokoller) ele geçirmeye kaydırıyor. MİT’in bu süreçteki rolü, Türkiye’nin bu çok kutuplu dünyada stratejik bir “denge ve tahkimat” kurmasını sağlamak.

Öte yandan Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem hammadde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtası olma özelliğini 2025'te de sürdürdü. Darbe girişimleri ve iç çatışmalarla boğuşan bu kıtada Türkiye hem insani yardım hem de güvenlik iş birliği kanallarıyla stratejik derinliğini artırdı. Rusya-Ukrayna savaşı ise Batı'nın askeri desteği ile Rusya'nın endüstriyel dayanıklılığı arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış, tarafların masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışmasıyla sonuçlandı. Bu savaşın istihbarat açısından en önemli dersi, çatışmanın nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin mutlak hakimiyetine evrilmiş olması.

İstihbaratın yeni sinir sistemi: Yapay zekâ

Raporun en dikkat çekici teknik bölümleri, klasik istihbarat yöntemlerinin “hibrit bir çalışma yöntemi” altında en yüksek teknolojik imkânlarla nasıl harmanlandığını açıklaması. İstihbarat dünyasında yapay zekâ (AI), artık bir yardımcı araçtan ziyade, operasyonel hızın ve doğruluğun ana merkezi. MİT Başkanlığı, büyük veri analizi ve yapay zekâ uygulamalarını kullanarak istihbarat ekosistemine eşsiz bir hız ve derinlik kattı. Teşkilatın bu alandaki teknik üstünlüğü şu dört ana sütun üzerinde yükseliyor:

  • Siber istihbarat ve dijital kalkan: Hasım ülkelerin ajan ağlarını ve dijital sızma girişimlerini daha gerçekleşmeden deşifre eden bir mekanizma.
  • Sinyal (SIGINT) ve uydu istihbaratı: Elektronik haberleşmenin anlık takibi ve uydu verilerinin yapay zekâ tarafından işlenerek sahadaki en ufak bir anomalinin saniyeler içinde stratejik bilgiye dönüştürülmesi.
  • Görüntü istihbaratı (IMINT): Coğrafi değişimlerin ve askeri hareketliliğin yüksek çözünürlüklü analizlerle denetim altına alınması.
  • Büyük veri analizi ve öngörü: Milyonlarca veriyi işleyerek “insan üstü” bir hızla doğru karara giden yolu aydınlatmak.

Bu teknolojik hamleler, MİT’i rekabet ettiği emsal servisler arasında farklı bir kategoriye yerleştiriyor. Özellikle otonom silahların savaş alanındaki belirleyiciliği arttıkça, bu sistemleri yönetecek ve onlara karşı savunma geliştirecek istihbarat kapasite, bir devletin bağımsızlığının en büyük teminatı hâline geliyor.

İstihbarat diplomasisi ve bölgesel kriz yönetimi

MİT’in 2025 yılı faaliyetleri, teşkilatın bir “bilgi toplama” merkezinin çok ötesinde sahada ve masada aktif bir “oyun kurucu” diplomatik aktör olduğunu kanıtladı. Rapor, bu kavramı “istihbarat diplomasisi” olarak kavramsallaştırıyor. Gazze’de yılın ortasında sağlanan 60 günlük geçici ateşkes süreci, insani yardımlar, esir takası ve “Filistin İç Uzlaşısı” gibi kritik konularda MİT, tüm taraflar arasında bir köprü görevi üstlendi. Bölgedeki insani yıkımın derinleştiği ve İsrail’in Lübnan’dan İran’a uzanan geniş bir saldırı hattı oluşturduğu bu kırılgan denklemde, Türk istihbaratının yürüttüğü mekik diplomasisi müspet neticelere ulaşılmasında somut katkı sağladı.

Suriye sahasında ise 8 Aralık Devrimi'nin üzerinden geçen sürede MİT, bütüncül bir bakış açısıyla hareket etti. Yeni bir devlet inşası sürecinde sınır bölgelerimizde oluşabilecek tehditlere karşı ön alıcı adımlar atıldı, millî güvenliğimize karşı oluşabilecek yeni risklerin önüne geçildi. Bu, istihbaratın sadece bugünkü tehdidi bertaraf etme değil, gelecekteki devlet yapılarını öngörme ve şekillendirme yeteneğini de içeriyor.

Bir istihbarat teşkilatının gücü, sahip olduğu teknoloji kadar, bu teknolojiyi ve insan kaynağını yönettiği mali ve idari disiplinle de ölçülür. 2025 Yılı Faaliyet Raporu, bu alanda şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine vurgu yapıyor. Mali veriler incelendiğinde, teşkilatın bütçe yönetimindeki hassasiyeti dikkat çekici. 2025 yılı başlangıç ödeneği 28.896.461.000,00 TL olarak belirlendi, ancak yıl içindeki operasyonel gereklilikler ve teknolojik yatırımlarla birlikte ödenek toplamı 36.435.655.383,93 TL’ye çıkarıldı. Bu ödeneğin neredeyse tamamı (36.307.747.195,81 TL) etkin bir şekilde kullanıldı. Bu rakamlar, Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat alanındaki teknolojik dönüşümünün mali bir bedeli olduğunu ve bu bedelin “millî güç” unsurlarını tahkim etmek için titizlikle harcandığını gösteriyor.

Teşkilatın denetim mekanizması da raporun önemli bir parçasını oluşturuyor. Harcama birimlerinin işlemleri Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından denetlenirken, dış denetim Sayıştay Başkanlığı tarafından gerçekleştirildi. Bu çift katmanlı denetim, “Vatan için her an her yerde” çalışan bir kurumun, milletin kaynaklarını kullanırken de en yüksek hassasiyeti gösterdiğinin belgesi.

“Terörsüz Türkiye”: Stratejik beka ve toplumsal mutabakat

Teşkilatın 2025 yılındaki en kritik iç güvenlik hedefi “Terörsüz Türkiye” sürecini derinleştirmek. Bu süreç, askeri bir operasyonel başarıdan ziyade küresel belirsizlikler çağında Türkiye’nin kendi kaderini tayin etmesi için elde edilen devasa bir stratejik kazanım. “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun çalışmalarıyla desteklenen bu süreç, terör kamburundan kurtulmayı hedefleyerek toplumsal bir mutabakata doğru ilerliyor. MİT, bu süreçte hem olası senaryoları hassasiyetle irdeliyor hem de teyakkuzu elden bırakmadan adımlarını atıyor. Aynı zamanda FETÖ ve DEAŞ gibi radikal örgütlerle mücadelede, örgüt üyelerinin yurtiçinde yakalanması ve yurtdışındaki faaliyet alanlarının daraltılması için dost servislerle (özellikle Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika'da) yoğun bir iş birliği sürdürülüyor.

2026 yılının ilk iki ayı, önümüzdeki dönemin jeopolitik açıdan son derece belirsiz olacağına işaret ediyor. Millî İstihbarat Teşkilatı, 99 yıldır süregelen köklü geleneğini, geleceğin dijital dünyasının gereklilikleriyle birleştirme kararlılığında. Raporun sonuç kısmında vurgulandığı üzere, hasım ve rakiplerin önüne geçmenin tek yolu; mevcut tehditlerin dışına çıkıp onları kuşatacak bir “zihin ve idrak geliştirmek. Bu, teknik bir üstünlük ötesinde stratejik bir feraset meselesi. Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, milletimizin huzur ve güveni için fedakârca çalışan teşkilat mensupları, yapay zekânın sağladığı “algoritmik hızı” insan tecrübesinin “derin idrakiyle” birleştirerek Türkiye'yi geleceğe taşıyor.

MİT'in 2025 Yılı Faaliyet Raporu'nu, bir kurumun yıllık dökümü gibi değil de verinin en güçlü silaha dönüştüğü, sınırların dijital hatlarla çizildiği ve “Yeni Soğuk Savaş”ın gölgesinde şekillenen yeni dünyada Türkiye’nin “beka manifestosu” olarak okumak gerekiyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...