13 Mart 2026

İlber Ortaylı'nın vefatının ardından kim ne dedi?

Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatı, Türkiye’yi derin bir üzüntüye boğdu. Ortaylı'nın hayatı, sohbetleri ve eserleriyle tarihe yaklaşımı, yıllar sonra da meraklılarına ışık tutacak bir rehber olacak. Usta tarihçiyi yakından tanıyanlarla konuştuk; onun dünyasını Tercüman’a anlattılar.

Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, 79 yaşında hayata gözlerini yumdu. Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapısından Türkiye’nin modernleşme sürecine uzanan geniş bir alanda çalışan Ortaylı, yalnızca akademide değil kamuoyunda da tarih anlatımıyla iz bırakan bir isimdi. Yıllarca verdiği dersler, konferanslar, televizyon programları ve kitaplarıyla tarihi geniş kitlelere ulaştıran Ortaylı, birçok kişi için “tarihçi hoca” olarak hafızalarda yer etti.

1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde Kırım Tatarı kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ortaylı, ailesiyle birlikte küçük yaşta Türkiye’ye geldi. İlk ve orta öğrenimini Ankara ve İstanbul’da tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde eğitim gören Ortaylı, genç yaşlardan itibaren tarih alanında dikkat çeken bir akademik kariyerin içine girdi.

Akademik çalışmalarını Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve Amerika’daki üniversitelerde de sürdüren Ortaylı, özellikle Osmanlı idare sistemi, imparatorluklar tarihi ve Türkiye’nin modernleşme süreci üzerine yaptığı araştırmalarla tanındı. Çok sayıda dili iyi derecede bilen Ortaylı, uluslararası akademik çevrelerde de saygın bir isim olarak kabul edildi.

Uzun yıllar Ankara Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi’nde ders veren Ortaylı, binlerce öğrenci yetiştirdi. 2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini üstlenen Ortaylı, bu dönemde müzenin uluslararası alanda daha görünür hâle gelmesine katkı sağladı.

Akademik çalışmalarının yanı sıra kitapları, gazete yazıları ve televizyon programlarıyla da geniş kitlelere ulaşan Ortaylı, Türkiye’de tarihi popülerleştiren en önemli isimlerden biri olarak görülüyordu. Keskin zekâsı, nükteli üslubu ve güçlü hitabetiyle tanınan Ortaylı, yıllar boyunca tarih meraklılarının yakından takip ettiği bir isim oldu.

Beşir Ayvazoğlu: “İlber Ortaylı girdiği meclisi süsleyen bir entelektüeldi”

İlber Ortaylı’nın vefatının ardından tarih, edebiyat ve düşünce dünyasından birçok isim de değerlendirmelerde bulundu. Şair ve yazar Beşir Ayvazoğlu, Ortaylı ile uzun yıllara dayanan dostlukları olduğunu belirterek onun yalnızca akademik yönüyle değil, entelektüel kişiliği ve sohbet kültürüyle de özel bir isim olduğunu söyledi.

Ayvazoğlu, Ortaylı’nın tarihi geniş kitlelere ulaştırma konusunda önemli bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “Yakın dostluğumuz vardı. Hiç şüphesiz önemli bir tarihçiydi. Tarihi ilmilikten uzaklaştırmaksızın popüleştirmesini bilen biriydi. Dolayısıyla tarihi topluma sevdirdi. Bir entelektüeldi; renkli, esprili, sohbeti güçlü bir adamdı. Eskilerin tabiriyle girdiği meclisi süsleyen biriydi” ifadelerini kullandı.

Ortaylı’nın güçlü bir kültürel birikime sahip olduğunu ve çoğu zaman bunu sohbetlerinde ortaya koyduğunu dile getiren Ayvazoğlu, onu Türk edebiyatının büyük isimlerinden Yahya Kemal’e benzettiğini söyledi. “Bizim beklediğimiz kadar yazmadı; konuşmayı tercih etti. Ben onu Yahya Kemal’e benzetirim. O da çok zengin bir kültüre sahipti ama bunu daha çok sohbetlere harcardı. İlber Ortaylı da öyleydi; girdiği meclislere ayrı bir revnak kazandırırdı” dedi.

Ortaylı ile 40 yılı aşkın bir tanışıklıkları olduğunu hatırlatan Ayvazoğlu, tarihçinin akademik arka planının da oldukça güçlü olduğunu belirterek, “Mülkiyeli olması da önemliydi. Sosyoloji, ekonomi gibi alanlarda da arka planı çok zengindi. Benim ‘Siretler ve Suretler’ kitabımda da onun bir portresi vardı” diye konuştu.

Türkiye’de çok sayıda iyi tarihçi bulunduğunu vurgulayan Ayvazoğlu, Ortaylı’nın farkının entelektüel derinliğinde olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Çok iyi tarihçiler var ama İlber Bey gibi tarihe entelektüel derinlik katabilen ve bunu popüler hâle getirebilen isimler çok özeldir. Bu, bizde tarihçi yok demek değildir ama bazı insanlar vardır ki bulundukları ortama bambaşka bir renk katarlar. İlber Ortaylı da öyle isimlerden biriydi.”

Ayşe Böhürler: “Batı’yı da Doğu’yu da okuyan bir bilgeydi”

İlber Ortaylı’nın vefatının ardından değerlendirmede bulunan bir diğer isim ise AK Parti Kayseri Milletvekili, gazeteci-yazar Ayşe Böhürler oldu. Böhürler, Ortaylı’nın özellikle genç kuşakların tarih ile kurduğu ilişkiyi değiştiren bir isim olduğunu vurguladı. Ayvazoğlu’nun da işaret ettiği gibi Ortaylı’nın tarihi geniş kitlelere sevdirme yönüne dikkat çeken Böhürler, onun bunu yaparken farklı dönemleri karşı karşıya getirmeyen bir yaklaşım benimsediğini söyledi.

Böhürler, “Çok üzüldüm. Türk tarihini gençlere sevdiren bir efsaneydi. Bu memleketin tarihini, Osmanlı’sıyla Cumhuriyet’iyle kavga ettirmeden sevdirdi. Çok önemli bir bilim adamıydı. Büyük bir kayıp, duayen bir ismi kaybettik” dedi. Ortaylı’nın açık sözlü ve şeffaf kişiliğiyle tanındığını da belirten Böhürler, “Düşman olduğu kimse yoktu. Ne düşünüyorsa açıkça söylerdi. Fikirlerini söylemekten çekinmezdi, dürüst ve açık sözlüydü” ifadelerini kullandı.

Ortaylı’nın tarih bilgisinin derinliğinin onu özgün kılan yönlerinden biri olduğunu dile getiren Böhürler, “Detaylara çok vakıftı. Bu yüzden tarihi bize başka bir veçhesiyle gösteriyordu. Ezber bozan bir tarihçiydi. Kendi fikrini doğrulatmaya çalışmıyordu; tarih okur yazarlığına başka bir hava getirdi” değerlendirmesinde bulundu.

Uzun yıllardır Ortaylı ile temas hâlinde olduklarını anlatan Böhürler, kısa süre önce de konuştuklarını söyledi: “Hocayla sık sık konuşuyorduk, geçen hafta da konuşmuştuk. Hatta ölüm üzerine konuşmaya başlamıştı. Günceli çok yakından takip ederdi. Ben de birçok konuda ona danışırdım. Televizyonda bir şey söylediğimde arar, bazen uyarırdı” dedi.

Ortaylı’nın yalnızca bir tarihçi değil, geniş bir coğrafyaya bakan bir düşünce insanı olduğunu vurgulayan Böhürler, “Tarihçi olmanın ötesinde Türk coğrafyasına bütün olarak bakan, Batı’yı da Doğu’yu da okuyan bir bilgeydi. Bilim adamı olarak köşesine çekilmeyi hiç düşünmedi. Bugünün gençleri de çocukları da hepimiz onu rahmetle anacağız; sonraki nesiller de anacak” ifadelerini kullandı.

Avni Özgürel: “İlber Ortaylı millete hoca olmuş nadir isimlerden biriydi”

İlber Ortaylı’nın vefatının ardından değerlendirmede bulunan gazeteci-yazar Avni Özgürel de Ortaylı’nın yalnızca akademik bir tarihçi değil, geniş kitlelere “hoca” olmuş nadir isimlerden biri olduğunu vurguladı. Yarım asrı aşan dostluklarına değinen Özgürel, Ortaylı’nın hem kişiliği hem de anlatımıyla hafızalarda kalacak bir isim olduğunu söyledi.

Özgürel, “Herhâlde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Bizim saygıyla andığımız pek çok tarihçimiz var ama millete hoca olmuş insan çok azdır. İlber Hoca onlardan biriydi” dedi. Ortaylı ile uzun yıllara dayanan bir dostluklarının bulunduğunu belirten Özgürel, “İlber Hoca benim hayatımda oldu. Sevgiyle andığım, hasretle anacağım bir isim. Yokluğunu her zaman hissedeceğim” ifadelerini kullandı.

Ortaylı ile birçok çalışmada birlikte yer aldıklarını anlatan Özgürel, aralarındaki dostluğun 50 yılı aşkın bir geçmişe dayandığını belirterek birlikte çok sayıda sohbet ve çalışma yaptıklarını söyledi. Ortaylı’nın kişiliğindeki canlılığa ve meraka da dikkat çeken Özgürel, “Onu 79 yaşındaki çocuk tarafıyla tanıdım. Çocuksu yönlerini de gördüm. Bütün dünyaya ders verircesine yaptığı konuşmalar unutulmayacak. İnsanların onu imrenerek dinlediklerine çok kez tanık oldum” diye konuştu.

Ortaylı’nın hem eserleri hem de güçlü hitabetiyle kalıcı bir iz bıraktığını vurgulayan Özgürel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ortaya koyduğu eserler ve yaptığı konuşmalarla yaşama imza attı. Kimi insan yaşar, kimi insan ölür; İlber Hoca yaşayanlardan oldu. Toprağı nur olsun. Gerek gazeteci olarak gerekse dost olarak birlikte çok muhabbetimiz oldu. Yaşanası ve hatırlanası bir insandı.”

Dr. Cem Sökmen: “İlber Ortaylı bilgi ile hayatı birleştiren bir tarihçiydi”

İlber Ortaylı’nın akademik üretimi ve kamuoyundaki etkisine dikkat çeken bir diğer değerlendirme ise Kırklareli Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Dr. Cem Sökmen’den geldi. Sökmen, Ortaylı’nın özellikle son çeyrek yüzyılda hem Osmanlı hem de Cumhuriyet tarihinin daha geniş kitleler tarafından anlaşılmasında önemli bir rol üstlendiğini söyledi.

Ortaylı’nın geniş kitleler tarafından tanınmasının 1990’lı yıllara uzandığını hatırlatan Sökmen, “İlber Ortaylı’yı geniş kitleler aslında 1993’te TRT 2’de başlayan tarih programıyla tanıdı. Asıl tanınma zamanı ise 1999’da Osmanlı’nın 700. yılı etkinlikleri çerçevesinde oluşan atmosferde oldu” dedi. Sökmen, o döneme gelindiğinde Ortaylı’nın zaten güçlü bir akademik birikime sahip olduğunu vurgulayarak, “O zamana kadar yaklaşık 15 akademik kitabı yayımlanmıştı. Daha sonra televizyon programlarının çözümlerini içeren kitaplar da gelmeye başladı ve kitap sayısı hızla arttı” ifadelerini kullandı.

Önceki değerlendirmelerde dile getirilen “tarihi geniş kitlelere ulaştırma” yönünün Ortaylı’nın hayat tarzıyla da bağlantılı olduğunu belirten Sökmen, onun bilgi ile hayatı birleştiren bir isim olduğunu söyledi. “Bildiğiyle derinleşen ama hayatı da çok iyi yaşayan bir insandı. Onu farklı kılan şey bilgi ile hayatı birleştirmesiydi. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri hayatla kurduğu sahici ilişkiydi” dedi.

Sökmen, Ortaylı’nın genç yaşlardan itibaren dünyayı merak eden bir karaktere sahip olduğunu da vurgulayarak, “‘Zaman Kaybolmaz’ kitabında anlatır; daha 15 yaşındayken tek başına trenle Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar pek çok yere yolculuk yapmış. Bu merak ve hayatla kurduğu ilişki onun düşünce dünyasını da besledi” diye konuştu.

Ortaylı’nın geride çok geniş bir külliyat bıraktığını ifade eden Sökmen, “79 yıllık hayatının sonunda yaklaşık 60 kitap, sayısız gazete yazısı, televizyon programı ve bugün YouTube’da bulunan çok sayıda söyleşi bıraktı. Son 25 yılda hem Osmanlı hem Cumhuriyet tarihini doğru anlamak ve yerli yerine oturtmak açısından önemli bir işlev gördü” değerlendirmesinde bulundu.

Ortaylı’nın popülerliğinin özellikle 50’li yaşlarından sonra arttığını belirten Sökmen, bunun akademik üretiminin önüne geçmediğini vurguladı: “50’sinden sonra daha geniş kitleler tarafından tanındı ama akademik çevrelerde zaten bilinen ve takip edilen bir isimdi” dedi. Ortaylı’nın yazı üslubunun da klasik akademisyenlerden farklı olduğuna dikkat çeken Sökmen, “‘İstanbul’dan Sayfalar’ kitabının ilk baskısı 1984’tür. Daha o yazılarda bile tipik bir akademisyen olmadığını, konularını dar bir akademik alanla sınırlamadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Bir tarihçinin ötesinde: İlber Ortaylı’nın kalıcı mirası

Uzmanların söyledikleri, İlber Ortaylı’nın sadece akademik bir tarihçi olmadığını, aynı zamanda tarihi halkla buluşturan, sohbeti ve anlatımıyla insanlara ilham veren bir hoca olduğunu gösteriyor. Hem Osmanlı hem Cumhuriyet tarihine dair engin bilgisini, esprili ve canlı üslubuyla geniş kitlelere aktarması, onu farklı kılan en önemli özelliklerdendi. Ortaylı’nın kitapları, konferansları ve televizyon programları, Türkiye’de tarih anlatımının hafızası olarak yaşamaya devam edecek.

Yıllarca ders verdiği öğrenciler, birlikte çalıştığı gazeteciler, akademisyenler ve sohbetlerine katılan herkes için İlber Hoca bir rehber, bir dosttu. Uzmanların da altını çizdiği gibi, onun eserleri ve konuşmaları önümüzdeki yıllarda da tarih meraklıları için yol gösterici olmaya devam edecek. İlber Hoca’nın bilgeliği, neşesi ve sohbetleriyle hatırlanacak; mekânı cennet olsun.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...