01 Eylül 2026

ASELSAN’dan savunmada yeni ihracat eşiği

Türkiye savunma ihracatında yeni bir aşamaya geçiyor. ASELSAN’ın radar, elektronik harp, haberleşme, aviyonik ve hava savunma sistemlerindeki ihracat sözleşmeleri, Türk savunma sanayiinin platformların yanında kritik teknolojilerde de küresel pazara açıldığını gösteriyor.

Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayii, platform ihracatının yanında radar, elektronik harp, haberleşme, aviyonik, elektro-optik ve hava savunma gibi kritik alt sistemlerde de dış pazarlardaki varlığını büyütüyor. ASELSAN’ın 2026 ilk yarı verileri, bu dönüşümün finansal ölçekte de karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin savunma ihracatındaki yükseliş, son yıllarda İHA, SİHA, zırhlı araç ve deniz platformları üzerinden görünürlük kazandı. 2026’da ortaya çıkan yeni veriler ise ihracat hikâyesinin daha derin bir teknoloji katmanına taşındığını gösteriyor. Bu noktada ASELSAN’ın sözleşme performansı önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.

ASELSAN, 2026’nın ilk üç ayında 1,26 milyar dolarlık yeni sözleşme imzalarken, yeni ihracat sözleşmeleri yıllık bazda yüzde 69 artarak 629 milyon dolara ulaştı. Şirketin ilk yarı sonuçlarında ise yeni sözleşme tutarı 4,9 milyar dolara, bakiye siparişler 23,2 milyar dolara çıktı. İlk yarıdaki yeni sözleşmeler yıllık yüzde 72 artış gösterdi. Bu tablo, radar ve elektronik harp gibi yüksek teknoloji alanlarında uluslararası talebin büyüdüğüne işaret ediyor.

Radar, elektronik harp ve aviyonik

Savunma sanayiinde bir platformun sahadaki başarısı, gövdesi kadar onu çevreleyen elektronik mimariye de bağlı. Radar hedefi algılıyor, elektronik harp sistemi tehditleri sınıflandırıyor ve karşı tedbir üretiyor, haberleşme sistemleri birlikler ve platformlar arasındaki veri akışını sağlıyor, aviyonik sistemler ise hava aracının görev icrasındaki elektronik altyapısını oluşturuyor.

ASELSAN’ın 2026 ilk çeyrek sonuçları bu alanların şirketin büyümesinde belirgin rol oynadığını gösteriyor. Şirketin açıklamasına göre ilk çeyrek gelirlerini hava savunma, radar, elektronik harp, askerî haberleşme, yapay zekâ destekli kent güvenliği, elektro-optik ve güdümlü mühimmat sistemleri destekledi. Aynı dönemde imzalanan ihracat sözleşmeleri arasında insansız deniz araçları için haberleşme sistemleri ve faydalı yükler, hava savunma ve aviyonik sistemler ile uluslararası son kullanıcılara ulaştırılacak elektro-optik sistemler yer aldı.

Nisan sonunda açıklanan 125,1 milyon dolarlık sözleşme, tabloyu daha da somutlaştırdı. ASELSAN, uluslararası müşterilerle hava savunma, radar, elektronik harp, elektro-optik, aviyonik ve haberleşme sistemlerinin ihracatı için satış sözleşmesi imzaladı. Haziran ayında açıklanan 114,7 milyon dolarlık başka bir paket kapsamında radar, hava savunma, elektro-optik ve haberleşme sistemleri ile İHA ve insansız deniz aracı faydalı yükleri bulunuyordu.

Bu gelişmelerin önemi, ihracat kalemlerinin çeşitlenmesinde ortaya çıkıyor. Bir ülkenin savunma sanayii, platformu üretip teslim etmenin ötesinde o platformun algılama, haberleşme, yönlendirme, hedefleme ve elektronik koruma kapasitesini sağlayan sistemleri de pazara sunabiliyorsa ortaya daha geniş bir sanayi zinciri çıkıyor.

2026 rakamları Türkiye’nin savunma ihracatındaki dönüşümü gösteriyor

Savunma Sanayii Başkanlığı verileri, ASELSAN’daki hareketliliğin daha geniş bir ihracat ivmesinin parçası olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı 2026’nın ilk dört ayında 2,871 milyar dolara ulaştı ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 arttı. İlk beş ayda rakam 3,863 milyar dolara çıktı. Temmuz sonunda ise Ocak-Temmuz dönemi ihracatı 5,787 milyar dolar oldu; yıllık artış yüzde 26,2 olarak kayda geçti. Temmuz ayı ihracatı da 1,12 milyar dolarla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,4 yükseldi.

2025 yılının tamamında sektör ihracatı 10,5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştı. Böylece 2026’nın ilk yedi ayındaki performans, geçen yılın yıllık ihracatının yarısından fazlasının gerçekleştiğini gösteriyor. Bu ivme, Türkiye’nin savunma ve havacılık ürünlerini farklı pazarlarda daha fazla görünür hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası karşılaştırma da tabloyu anlamlandırıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) Mart 2026’da yayımladığı 2021-2025 dönemi verilerine göre Türkiye, büyük konvansiyonel silah ihracatında dünyanın 11’inci tedarikçisi konumuna yükseldi. Türkiye’nin küresel ihracattaki payı yüzde 1,8 olarak hesaplandı ve 2016-2020 dönemine kıyasla Türkiye’nin ihracat hacmi yüzde 122 arttı.

SIPRI’nin ölçümü, şirketlerin radar, yazılım, elektronik harp veya haberleşme satışlarını ayrı bir ticari kategori halinde toplamıyor; büyük konvansiyonel silah transferlerini izliyor. Bu nedenle ASELSAN’ın 629 milyon dolarlık ilk çeyrek ihracat sözleşmesini SIPRI sıralamasıyla birebir karşılaştırmak doğru yöntem olmaz. Buna karşın iki veri seti birlikte okunduğunda, Türkiye’nin savunma ihracatındaki büyümenin platformlardan yüksek teknoloji sistemlerine uzanan daha geniş bir üretim kapasitesiyle desteklendiği görülüyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı’nın 2025 faaliyet raporunda da sektörün 2028 sonunda 26 milyar dolar ciro ve 150 binin üzerinde istihdam hedefi bulunuyor. Raporda 2028 için 11 milyar dolarlık ihracat hedefi de yer alıyor. 2026’nın ilk yedi ayında ulaşılan 5,787 milyar dolarlık ihracat, bu hedefe giden yolun önemli bir bölümünün yılın ilk yarısında alındığını gösteriyor.

Platformdan bağımsız teknoloji ihraç edebilmek

Savunma ihracatında yüksek katma değer, bir platformun satışından ibaret bir denklem oluşturmuyor. Radar, elektronik harp, aviyonik, elektro-optik, haberleşme, güdüm ve komuta-kontrol gibi sistemler farklı platformlara entegre edilebildiği için daha geniş bir müşteri havuzuna ulaşabiliyor.

ASELSAN’ın 2026 ilk yarısındaki sözleşme listesi bu açıdan dikkat çekici. Şirket, uluslararası müşteriler için hava savunma, radar, elektronik harp, elektro-optik, aviyonik ve haberleşme sistemlerini içeren paketler imzaladı. Başka bir sözleşmede radar, hava savunma, elektro-optik ve haberleşme sistemlerinin yanında İHA ve insansız deniz aracı faydalı yükleri yer aldı. Böylece ihracat modeli, bir platformun teslimatından çok farklı görev alanlarında kullanılabilen teknoloji bileşenlerinin satışına doğru genişliyor.

Buradaki kritik ayrım, ihracatın niteliğinde ortaya çıkıyor. Platform satışları yüksek görünürlük sağlarken, elektronik sistemlerin farklı araçlara entegre edilebilmesi şirketlerin aynı teknoloji ailesini farklı ülke ve platformlarda değerlendirmesine olanak tanıyor. Örneğin bir radar mimarisi, hava savunma çözümünün parçası olarak kullanılabildiği gibi farklı sensör ve komuta-kontrol yapılarıyla da eşleştirilebiliyor. Elektronik harp ve haberleşme sistemleri de benzer biçimde kara, hava ve deniz unsurlarında görev yapabiliyor. Bu esneklik, ihracat pazarlarının çeşitlenmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.

Dolayısıyla 2026 verileri, Türkiye’nin savunma sanayiindeki rekabet gücünü platform sayısıyla ölçmenin eksik kalacağını gösteriyor. İhracatın radar, sensör, haberleşme, elektronik harp ve aviyonik gibi yüksek teknoloji katmanlarına yayılması, Türkiye’nin küresel savunma tedarik zincirindeki rolünü daha üst bir seviyeye taşıma potansiyelini ortaya koyuyor.

Bunun ekonomik karşılığı da araştırma ve geliştirme yatırımlarında görülüyor. ASELSAN, 2026’nın ilk yarısında Ar-Ge harcamalarını yıllık yüzde 41 artırarak 804 milyon dolara çıkardı. Kapasite ve ölçek yatırımları ise yüzde 195 artışla 323 milyon dolara ulaştı. Şirketin altı aylık cirosu reel olarak yüzde 25 artarak 88,5 milyar TL olurken, bakiye siparişleri yüzde 45 artışla 23,2 milyar dolara yükseldi. Yeni sözleşmelerin 4,9 milyar dolara çıkması ve 2,5 seviyesindeki book-to-bill oranı, mevcut üretim kapasitesinin gelecekteki siparişlerle desteklendiğine işaret ediyor.

Bu yatırım temposu, savunma sanayiinde teknolojik derinliğin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor. Radar antenlerinden sinyal işleme teknolojilerine, elektro-optik sensörlerden haberleşme altyapısına kadar geniş bir ürün ailesi geliştirmek; mühendislik, test, seri üretim, yazılım ve tedarik zinciri kabiliyetlerinin birlikte büyümesini gerektiriyor.

Türkiye açısından stratejik kazanım da burada ortaya çıkıyor. Platform ihracatı ülkeye yeni pazarlar açarken, alt sistem ve kritik teknoloji ihracatı bu pazarlarla daha uzun soluklu bir sanayi ilişkisi kurma imkânı sağlıyor. Bir ülke, farklı üreticilerin platformlarına radar, elektronik harp, haberleşme veya elektro-optik sistem tedarik edebildiğinde savunma sanayiindeki etki alanını genişletebiliyor.

Küresel savunma talebinin yükseldiği bir dönemde bu kapasite daha da önem kazanıyor. SIPRI’ye göre 2021-2025 döneminde küresel büyük silah transferlerinin hacmi önceki beş yıllık döneme göre yüzde 9,2 arttı ve Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonraki en yüksek seviyeye ulaştı. Avrupa ülkelerinin büyük silah ithalatı ise yüzde 210 arttı. Bu tablo, savunma tedarikinde yeni kapasite arayışlarının güçlendiğini gösteriyor.

Türkiye’nin 2026’daki ihracat verileri ile ASELSAN’ın sözleşme yapısı birlikte değerlendirildiğinde, “Türkiye savunmada teknoloji de ihraç ediyor mu?” sorusuna güçlü bir veri setiyle yanıt verilebiliyor. Radar, elektronik harp, hava savunma, aviyonik, elektro-optik, haberleşme ve çeşitli faydalı yüklerin uluslararası müşterilere satışına ilişkin sözleşmeler, ihracat sepetinin teknolojik katmanını görünür hale getiriyor.

Bu dönüşümün uzun vadeli önemi ise ihracat gelirinin ötesinde. Teknoloji geliştirme, nitelikli istihdam, Ar-Ge yatırımları, üretim kapasitesi ve uluslararası tedarik zincirlerine erişim birbirini besleyen bir ekosistem oluşturuyor. ASELSAN’ın 2026 ilk yarısında ulaştığı 4,9 milyar dolarlık yeni sözleşme, 23,2 milyar dolarlık bakiye sipariş ve 804 milyon dolarlık Ar-Ge harcaması, Türkiye’nin savunma sanayiindeki büyümesinin teknoloji yoğun tarafını ölçmek için güçlü göstergeler sunuyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...