25. yılında Şanghay İşbirliği Örgütü
25. yılına giren ŞİÖ, Bişkek Zirvesi ile güvenlik ekseninden çok boyutlu bir küresel güce dönüşüyor. Batı hegemonyasına karşı alternatif bir ekonomik ve jeopolitik denge sunan örgüt, iç rekabetlere rağmen Avrasya ve Küresel Güney'in yeni çekim merkezi olarak öne çıkıyor.
Küresel sistemin son çeyrek asırdaki en önemli değişim eksenlerinden biri, Asya merkezli güç odaklarının Batı hegemonyasına karşı oluşturduğu çok taraflı iş birliği mekanizmalarıdır. Bu bağlamda, 2001’de bölgesel güvenlik kaygıları temelinde kurulan ancak günümüzde ekonomi, bağlantısallık ve dijital dönüşüm gibi çok boyutlu bir yapıya evrilen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), 25. yıl dönümünde Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirilecek zirve ile tarihi bir eşikten geçiyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Kırgızistan'a yapacağı devlet ziyaretinin hemen ardından Mısır'a gerçekleştireceği resmi ziyaret, ŞİÖ'nün genişleyen etki alanını ve Çin'in Küresel Güney ile geliştirdiği stratejik ortaklıkların derinliğini de gözler önüne seriyor. Bişkek Zirvesi, 31 Ağustos - 1 Eylül 2026 tarihlerinde, "ŞİÖ'nün 25 Yılı: Sürdürülebilir Barış, Kalkınma ve Refah İçin Birlikte" teması altında, küresel belirsizliklerin ve jeopolitik kırılmaların yoğunlaştığı bir konjonktürde toplanıyor.[1][2]
Kuruluş felsefesinin merkezinde, örgüt literatüründe Üç Kötülük olarak tanımlanan “terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılık” ile ortak mücadele yer alıyordu. Bu dönemde ŞİÖ, üye ülkelerin iç istikrarını tehdit eden asimetrik güvenlik tehditlerine karşı kolektif bir savunma mekanizması olarak konumlandı. Ancak 11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin Orta Asya'ya artan askeri nüfuzu ve müdahaleci politikaları, ŞİÖ'yü dış müdahalelere karşı bölgesel bir kalkan olma işlevine doğru itti. Örgüt, “Şanghay Ruhu” olarak adlandırdığı karşılıklı güven, karşılıklı çıkar, eşitlik, kültürel çeşitliliğe saygı ve ortak kalkınma ilkelerini benimseyerek, Batı'nın müdahaleci “demokratikleşme” anlatılarına karşı, ulusal egemenliğe mutlak saygıyı savunan bir doktrin geliştirdi.
ŞİÖ'nün 25 yıllık serüveni, örgütün sadece bir güvenlik platformu olmaktan çıkıp, kapsamlı bir bölgesel iş birliği mekanizmasına dönüşümünü simgeliyor. Örgütün üye sayısının 10'a (Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan, İran ve Belarus) yükselmiş olması, Asya-Pasifik'ten Orta Doğu'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada ŞİÖ'nün cazibesini artırdığını kanıtlıyor. Bişkek Zirvesi'nin en önemli gündem maddeleri arasında; bölgesel güvenliğin tahkim edilmesi, ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi, ulaşım koridorlarının geliştirilmesi ve dijital dönüşümün hızlandırılması yer alıyor. Kırgızistan'ın dönem başkanlığında öne çıkan ŞİÖ Kalkınma Bankası'nın kurulması ve yeni ulaşım koridorlarının inşası gibi öneriler, örgütün kurumsal kapasitesini ve ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeyi hedefliyor. Bu durum, Batılı finansal kurumlara ve normatif dayatmalara karşı alternatif bir ekonomik mimari arayışının somut bir yansıması. Çin'in vizyonu doğrultusunda, kalkınma ve güvenliğin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu gerçeği, örgütün temel stratejik pusulasını oluşturuyor.
Zirve marjında gerçekleştirilecek ikili görüşmeler, jeopolitik denklemin güncel parametrelerini anlamak açısından kritik öneme sahip. Özellikle İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında planlanan görüşme, Orta Doğu ve Avrasya jeopolitiğinde sarsıcı etkiler yaratma potansiyeline sahip. İran'ın ŞİÖ'ye tam üyeliğinin (2023) ardından gerçekleşen bu yüksek düzeyli temas, Moskova-Tahran eksenindeki stratejik ortaklığın ve Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru gibi stratejik projelerin ivme kazanacağına işaret ediyor. Pezeşkiyan'ın ilk yurtdışı zirvelerinden biri olan Bişkek'te Putin ve Xi ile aynı platformda yer alması, İran'ın Batı yaptırımlarına karşı “Doğu'ya Bakış” politikasını pekiştirdiğini gösteriyor. Bu buluşma, enerji güvenliği, askeri-teknik iş birliği ve bölgesel krizlerde ortak tutum belirleme gibi stratejik başlıklarda Moskova ile Tahran arasındaki senkronizasyonu artıracak.[3]
Enerji güvenliği bağlamında ŞİÖ
Enerji güvenliği bağlamında ŞİÖ, dünyanın eşi benzeri olmayan bir uluslararası örgüt. Örgüt, dünyanın en büyük enerji ve hidrokarbon üreticilerini (Rusya, İran, Kazakistan) ile dünyanın en büyük enerji tüketicilerini (Çin, Hindistan) aynı çatı altında, aynı masa etrafında buluşturuyor. Bu durum, örgüt içinde kapalı devre, kendi kendine yetebilen devasa bir enerji ekosistemi yaratıyor. “Sibirya'nın Gücü” gibi dev doğalgaz boru hatları, Rus enerjisini doğrudan Çin'in üretim gücüyle buluşturuyor. Küresel enerji fiyatlarının belirlenmesinde, OPEC+ kararlarının şekillenmesinde ve enerji tedarik zincirlerinin dış müdahalelerden korunarak güvence altına alınmasında ŞİÖ ülkeleri tartışmasız bir güç merkezi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Kırgızistan ziyaretinin ardından Mısır'a yapacağı resmi ziyaret, Asya-Afrika eksenindeki jeopolitik dinamiklerin yeniden şekillendiğini gösteren en net göstergelerden biri. Mısır'ın ŞİÖ'de diyalog ortağı statüsünde olması ve Cumhurbaşkanı Sisi'nin Bişkek'e davet edilmesi, Kahire'nin Avrasya güvenliğine ve Kuşak ve Yol İnisiyatifi'ne (KYG) artan entegrasyonunu simgeliyor. Xi Jinping'in 10 yıl aradan sonra Mısır'a yapacağı bu devlet ziyareti, Çin'in Kızıldeniz, Süveyş Kanalı ve Doğu Akdeniz'deki stratejik varlığını tahkim etme hamlesi olarak okunmalı. Kahire'de Sisi ile yapılacak görüşmelerde, ikili stratejik ortaklığın derinleştirilmesi, teknoloji transferi, altyapı yatırımları ve Gazze başta olmak üzere bölgesel krizlerin çözümüne yönelik diplomatik koordinasyonun ele alınması bekleniyor. Bu durum, Çin'in ekonomik bir aktör olarak ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da (MENA) güvenlik mimarisini şekillendiren proaktif bir diplomatik güç olarak konumlandığını teyit ediyor.[4]
Küresel politik iktisat perspektifinden değerlendirildiğinde, ŞİÖ'nün genişlemesi ve derinleşmesi, ABD liderliğindeki tek kutuplu düzenin yapısal krizine verilen kurumsal bir yanıt. Bişkek Zirvesi'nde ele alınacak olan ŞİÖ Kalkınma Bankası'nın kurulması ve ulusal para birimleriyle ticaretin teşvik edilmesi, Bretton Woods kurumlarının (IMF, Dünya Bankası) hegemonik tahakkümüne karşı de-dolarizasyon sürecinin kurumsallaştırılmasını hedefliyor. Hindistan'ın örgüt içindeki yapıcı rolü, Rusya ile Çin arasındaki stratejik uyum ve İran, Pakistan gibi kilit devletlerin entegrasyonu, Avrasya anakarasında “bağlantısızlık” yerine “çoklu bağlantısallık” stratejisinin hâkim paradigma haline geldiğini gösteriyor.
Önümüzdeki 25 yılın küresel güç dengeleri
Çin'in KYG, Rusya'nın Büyük Avrasya Ortaklığı ve Hindistan'ın bölgesel çıkarlarının ŞİÖ çatısı altında nasıl bir sinerji veya rekabet üreteceği, önümüzdeki 25 yılın küresel güç dengelerini belirleyecek. Xi Jinping'in Kırgızistan ve Mısır ziyaretleri ile eş zamanlı gerçekleşen Bişkek ŞİÖ Zirvesi, sadece Avrasya'nın değil, küresel sistemin ağırlık merkezinin Doğu'ya ve Küresel Güney'e kayışını simgeleyen tarihi bir dönemeç. ŞİÖ, 25. yılında, Batı'nın ittifak merkezli, dışlayıcı ve sıfır toplamlı güvenlik anlayışına karşı; diyalog, ortak kalkınma ve çok taraflılık ilkelerine dayanan kapsayıcı bir kazan-kazan modelini uluslararası sisteme sunuyor. Bu yeni jeopolitik denklemde, Asya ve Afrika ülkeleri, geleneksel hegemonik merkezlerin dayatmalarına karşı stratejik otonomilerini koruyabilecekleri yeni alanlar açıyor. Bişkek Zirvesi'nin çıktıları ve Xi'nin Kahire temasları, küresel siyasetin fay hatlarında uzun yıllar hissedilecek sismik değişimlerin habercisi.
Tüm bu entegrasyon başarılarına, iddialı projelere ve Batı karşıtı ortak söyleme rağmen, ŞİÖ'nün kusursuz, pürüzsüz ve tek sesli monolitik bir blok olduğunu iddia etmek analitik bir körlük alıyor. Örgütün 25. yılında karşı karşıya olduğu en büyük meydan okuma, belki de Batı'nın dışsal baskılarından ziyade, örgütün kendi içindeki derin jeopolitik çelişkiler, tarihsel rekabetler ve sınır anlaşmazlıkları. Bu çelişkilerin en başında, Asya'nın iki devi olan Çin ile Hindistan arasındaki yapısal ve jeopolitik rekabet geliyor. Dünyanın en kalabalık iki ülkesi olan ve sınır bölgelerinde (Himalayalar'da, Galwan Vadisi ve Aksai Çin bölgesinde) zaman zaman kanlı çatışmalara varan ciddi askeri krizler yaşayan Pekin ve Yeni Delhi, ŞİÖ masasında müttefik gibi görünseler de gerçekte birbirlerine karşı derin bir güvensizlik duyuyor. Hindistan'ın geleneksel stratejik otonomi politikası, onu bir yandan ŞİÖ ve BRICS gibi platformlarda tutarken, diğer yandan ABD, Japonya ve Avustralya ile birlikte QUAD gibi açıkça Çin'i çevrelemeyi hedefleyen koalisyonların içinde proaktif olarak yer almasına neden oluyor. Hindistan, ŞİÖ'nün tamamen Çin'in bir dış politika aygıtına dönüşmesinden rahatsız ve örgüt içinde Rusya ile birlikte Çin'i dengelemeye çalışıyor.
Hindistan ile Pakistan arasındaki fay hattı
Benzer ve çok daha patlayıcı bir fay hattı, Hindistan ile Pakistan arasında yaşanıyor. Keşmir sorunu başta olmak üzere, su kaynaklarının paylaşımından sınır ötesi terörizm suçlamalarına kadar pek çok alanda birbirlerine karşı varoluşsal bir tehdit algısı içinde olan bu iki nükleer gücün aynı örgüte tam üye olması, ŞİÖ'nün zaman zaman karar alma mekanizmalarını felç etme potansiyeline sahip. Ayrıca, Orta Asya Cumhuriyetleriarasında zaman zaman alevlenen sınır ve su anlaşmazlıkları ŞİÖ'nün kendi arka bahçesinde barışı ve istikrarı sağlama kapasitesini uluslararası toplum nezdinde sorgulatıyor. Bu küçük devletler, bir yanda eski Sovyet hamisi Rusya'nın sert siyasi ve askeri ağırlığı, diğer yanda Çin'in devasa ekonomik gücü arasında ezilmemek için çok vektörlü hassas bir denge politikası yürütmek zorunda kalıyor.
Ancak ŞİÖ'nün önündeki yol, dikensiz bir gül bahçesi olmaktan uzak. Önümüzdeki çeyrek asırda ŞİÖ'nün sadece dönemsel bir reaksiyon mu, yoksa kalıcı ve istikrarlı bir küresel yönetişim aygıtı mı olacağını belirleyecek temel faktör; Batı ile giriştiği sistemik mücadeleden ziyade, kendi içindeki derin yapısal çatlakları yönetebilme becerisi olacak. Eğer ŞİÖ; Çin-Hindistan hegemonya mücadelesini, Hindistan-Pakistan arasındaki nükleer gerilimi ve Orta Asya devletleri arasındaki kronik sınır anlaşmazlıklarını çözecek veya en azından donduracak etkin bir kurumsal tahkim ve uyuşmazlık çözüm mekanizması geliştirebilirse başarılı olacak. Dahası, devasa ekonomik vaatlerini (lojistik koridorlar, yerel paralarla ticaret, ortak banka) kâğıt üzerinde bırakmayıp tabana yayılan, üye ülke halkları tarafından sahada bizzat hissedilen gerçek refah politikalarına dönüştürebilirse, 21. yüzyılın en büyük başarı hikayesi olarak tarihe geçecek.
Sonuç olarak Bişkek Zirvesi sadece Avrasya kıtasının değil, Asya, Afrika ve Latin Amerika'dan oluşan tüm Küresel Güney'in kendi kaderini tayin hakkını, teknolojik egemenliğini, ekonomik bağımsızlığını ve güvenlik mimarisini Batı'ya dikte ettiği bir kırılma anı. Bu zirve, dayatmacı tek taraflılığa karşı, adil çok taraflılığın sesini yükselttiği, uluslararası hukukun Batı'nın çifte standartlarından arınarak daha evrensel bir temele oturma sancılarının başladığı tarihi bir eşik olarak siyaset bilimi kayıtlarındaki yerini aldı.
Kaynakça:
[1] "What you need to know about the upcoming SCO summit as it turns 25", CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-08-24/What-you-need-to-know-about-the-upcoming-SCO-summit-as-it-turns-25-1PRP0xHWqGI/p.html, (Erişim Taihi: 26.08.2026).
[2] "Xi Jinping to attend SCO summit, pay state visits to Kyrgyzstan, Egypt", CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-08-26/Xi-to-attend-SCO-summit-pay-state-visits-to-Kyrgyzstan-Egypt-1PVfprWg120/p.html, (Erişim Taihi: 26.08.2026).
[3] "Iranian president expects to meet with Putin at SCO summit", TASS, https://tass.com/world/2177953, (Erişim Taihi: 26.08.2026).
[4] "China’s Xi to Visit Kyrgyzstan, Egypt from Sunday", Ashram Al-Awsat, https://english.aawsat.com/world/5311241-china’s-xi-visit-kyrgyzstan-egypt-sunday, (Erişim Taihi: 26.08.2026).

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.