Algoritmik jeopolitik ve dijital hegemonya: Batı-Çin rekabeti
21. yüzyılın güç mücadelesi artık cephelerden ziyade çiplerde, algoritmalarda ve yapay zekâ ekosistemlerinde yaşanıyor. ABD-Çin rekabeti, ulusötesi teknoloji şirketlerini küresel jeopolitiğin en stratejik aktörleri haline getiriyor.
21. yüzyılın küresel güç dengeleri; klasik askeri tatbikatlar ya da toprak bazlı nüfuz alanlarından ziyade mikroçiplerin mimarisinde ve büyük dil modellerinin parametrelerinde yeniden tanımlanıyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğindeki Batı bloku ile Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) arasında tırmanan ve "Yeni Soğuk Savaş" olarak adlandırılan yapısal rekabet, doğrudan devletler arası bir çatışmadan ziyade ulusötesi şirketler aracılığıyla yürütülen bir teknolojik hegemonya mücadelesine dönüştü. Yapay zekâ teknolojilerinin küresel ölçekte nasıl, hangi koşullarla ve kimin standartlarına göre dağıtıldığı, yeni dönemin en kritik stratejik denklemini oluşturuyor. Ulusötesi teknoloji devleri, bir yandan ulusal devletlerin teknoloji politikalarının uzantısı hâline gelirken, diğer yandan küresel tedarik zincirleri ve algoritmik altyapılar üzerinden uluslararası sistemin güç dağılımını doğrudan şekillendiriyor.
Küresel çip ve yarı iletken üretimindeki jeopolitik düğüm, yapay zekâ rekabetinin temel donanım altyapısını oluşturur. Geleneksel uluslararası ilişkiler teorileri, ulusötesi şirketleri çoğunlukla kâr maksimizasyonu hedefleyen bağımsız aktörler olarak tanımlasa da, günümüz yapay zekâ ekosisteminde bu şirketler jeopolitik nüfuzun jeostratejik vekilleri işlevi görüyor. Örneğin Apple, Microsoft veya Alphabet gibi Batılı küresel devler, Ar-Ge süreçlerini çok uluslu bir ağa yayarak stratejik bağımlılıklar üretiyor. Apple'ın iPhone 17e modelinde İsrail merkezli mühendislik birimleri tarafından geliştirilen özel yapay zekâ işlemcilerini entegre etmesi, yüksek teknoloji üretiminin çok uluslu ve güvenlik odaklı doğasını açıkça sergiliyor. Batı merkezli bu şirketler, küresel pazarlara sundukları donanım ve yazılımlarla tüketici ürünleri dağıtıyor ve Batı güvenlik mimarisine uyumlu algoritmik standartları ulusötesi ölçekte kurumsallaştırıyor.[1]
Çip krizi yeni yarışı kızıştırıyor
Yapay zekâ modellerinin gereksinim duyduğu yüksek işlem gücü ve gelişmiş yarı iletken çiplere yönelik astronomik talep artışı, küresel tedarik zincirlerinde maliyet krizlerine ve ekonomik kırılmalara yol açıyor. Gelişmiş çip tedarikinde yaşanan darboğazlar, ulusötesi teknoloji devlerini operasyonel stratejilerini ve fiyatlandırma politikalarını yeniden yapılandırmaya zorluyor. Apple ve Microsoft gibi küresel pazarda belirleyici olan teknoloji tekellerinin, artan çip maliyetlerini gerekçe göstererek donanım ve bulut hizmetlerinde fiyat artışına gitmeleri, yapay zekâ altyapısına erişimin küresel düzeyde daha maliyetli ve katmanlı hâle geldiğini gösterir. Bu durum, teknolojik imkânlara erişimde merkez ile çevre ülkeler arasındaki uçurumu derinleştirme riski taşıyor.[2]
Söz konusu tedarik krizine ve jeopolitik sıkışmaya karşı devletler, ulusötesi şirketlerle stratejik ortaklıklar kurarak devasa sanayi politikalarını devreye sokuyor. Güney Kore'nin yarı iletken ve yapay zekâ veri merkezleri kapasitesini artırmak amacıyla ilan ettiği 1 trilyon doları aşan tarihî yatırım hamlesi, devlet-sermaye iş birliğinin boyutlarını göz önüne seriyor. Samsung ve SK Hynix gibi küresel bellek çipi üreticilerinin öncülüğünde yürütülen bu devasa teşvik paketi, Doğu Asya'nın küresel donanım üretimindeki kritik yerini koruma ve Batı-Çin geriliminde otonom bir teknolojik kale inşa etme arayışının sonucudur. Bu ölçekteki devlet müdahaleleri, serbest piyasa ezberlerini bozarak "dijital merkantilizm" çağının başladığını tescilliyor.[3][4]
Pekin yönetimi ise Batı'nın ihracat kısıtlamalarına ve ambargolarına karşı ulusötesi teknoloji şirketleri aracılığıyla farklı bir yayılım stratejisi izliyor. Çinli teknoloji devi Alibaba'nın geliştirdiği Qwen yapay zekâ modeli örneğinde görüldüğü üzere Çin, "açık kaynaklı" ve düşük maliyetli yapay zekâ stratejisiyle küresel pazarlarda hızla mevzi kazanıyor. Batılı muadillerine kıyasla yüksek erişilebilirlik ve bütçe dostu entegrasyon sunan bu modeller, özellikle Küresel Güney ülkelerindeki şirketler ve geliştiriciler tarafından hızla benimseniyor. Alibaba'nın bu hamlesi finansal bir başarı ve Çin'in algoritmik standartlarını küresel ölçekte tabana yayma amacına hizmet eden stratejik bir yazılım diplomasisidir.[5]
Bu teknolojik yayılımın kurumsal boyutu, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Şanghay'da duyurduğu Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütü (WAICO) ile uluslararası bir diplomasi zeminine taşındı. Rusya, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika gibi 29 kurucu ülkenin imzaladığı bu ittifak, ABD liderliğindeki teknoloji kısıtlamalarına karşı alternatif bir küresel yönetişim modeli sunmayı hedefliyor. Pekin, yapay zekâ teknolojilerini bir "küresel kamu malı" olarak sunarak Küresel Güney ülkelerine teknoloji transferi ve kapasite geliştirme vaadinde bulunuyor; böylece ulusötesi şirketlerin ticari ağlarını çok taraflı diplomatik bir bloğa dönüştürüyor.[6]
Silahlardan algoritmalara
Günümüz Batı-Çin teknoloji rekabetini 20. yüzyıldaki ABD-SSCB Soğuk Savaşı ile kıyaslamak, dönemin yapısal farklarını ve dönüşen güç dinamiklerini anlamak açısından hayati bir zemin sunar. Klasik Soğuk Savaş döneminde güç dengesi, fırlatılmaya hazır nükleer savaş başlıkları, kıtalar arası füzeler ve Dehşet Dengesi (MAD) doktrinine dayalı pasif bir caydırıcılık üzerinden tanımlanırken; günümüz Algoritmik Soğuk Savaşı'nda gücün temel metriği yüksek nitelikli silikon çipler, verimliliği yüksek yapay zekâ modelleri ve devasa veri merkezlerinin sunduğu işlem gücüdür. Benzer şekilde, 1945–1991 yılları arasında uluslararası sistem Washington ve Moskova eksenli devlet-merkezli iki kutuplu bir aktör yapısıyla yönetilirken, günümüz dijital hegemonyası ulusal hükûmetlerin yanı sıra trilyon dolarlık piyasa değerlerine, kendi veri egemenliklerine ve küresel karar alma yetkisine sahip Apple, Alibaba, TSMC ve Nvidia gibi ulusötesi teknoloji devlerinin doğrudan katılımıyla şekilleniyor.
Aktör ve güç parametrelerindeki bu dönüşüm, iki dönem arasındaki ekonomik etkileşim biçimlerinde ve çatışma sahalarında da belirgin biçimde kendini gösterir. Klasik Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı blokları "Demir Perde" ile birbirlerinden iktisadi olarak tamamen ayrışmış ve sıfıra yakın bir ticaret hacmiyle bölgesel vekâlet savaşları (Kore, Vietnam, Afganistan) yürütmüşken; bugün ABD ve Çin ekonomileri karmaşık küresel tedarik zincirleri ve karşılıklı yüksek bağımlılık ağıyla birbirine göbekten bağlıdır. Apple cihazlarının Çin ve Hindistan'da monte edilmesi, İsrail ve Tayvan tasarımı çiplerin bu süreçteki hayati rolü ve Çinli teknoloji devlerinin Batı sermayesiyle etkileşimi, tam bir ekonomik kopuşun imkânsızlığını göstererek tarafları seçici bir "risk azaltma" politikasına yöneltiyor. Bu durum, ana çatışma sahasını fiziki coğrafyalardan siber casusluğa, veri ihlallerine, algoritmik standart savaşlarına ve teknoloji ambargolarına kaydırıyor.
Algoritmik Soğuk Savaş ve yeni güç dengesi
Gelecekte Batı-Çin yapay zekâ rekabetinin alacağı boyutlar incelendiğinde, ilk göze çarpan jeopolitik senaryo küresel internet ve teknoloji ekosisteminin iki kutuplu bir yapıda bölünmesidir. Bir tarafta ABD merkezli kapalı ve lisanslı modeller, Batılı güvenlik protokolleri ve G7 destekli standartlar yer alırken; diğer tarafta Çin merkezli, açık kaynak kodlu, WAICO ve BRICS destekli algoritmik ağlar şekilleniyor. Bu durum, Küresel Güney ülkelerini yazılım ve donanım tercihlerinde iki bloktan birini seçmeye zorlayarak yeni bir "dijital vesayet" ve algoritmik kutuplaşma dönemi başlatıyor.
Rekabetin bir diğer kritik boyutu ise askerî doktrinlerin otonomlaşması ve ulusal egemenliğin aşınması süreçleridir. Karar alma sürelerinin milisaniyelere indiği otonom silah sistemleri yapay zekâ destekli siber harp araçları ve derin analiz altyapıları, geleneksel komuta-kontrol zincirlerini tasfiye ederek askerî üstünlüğün ölçütünü asker sayısından algoritmaların doğruluğuna ve işlem hızına kaydırıyor. Eş zamanlı olarak ulusötesi teknoloji şirketlerinin bilgi akışını, ekonomik işlemleri ve dijital kimlikleri kontrol altına alması "teknorealizm" tartışmalarını alevlendiriyor; devletlerin veri güvenliği ve regülasyon hususundaki zemin kaybı, bireyleri bu platformların dijital serflerine dönüştürme riski taşıyor.[7]
Sonuç olarak, yapay zekâ etrafında biçimlenen Yeni Soğuk Savaş, 20. yüzyılın ideolojik ve askerî kutuplaşmasından çok daha karmaşık, akışkan ve ulusötesi bir nitelik taşıyor. Ulusötesi şirketler, küresel pazarlarda ticari nüfuz arayışını sürdürürken; mensubu oldukları devlet bloklarının jeopolitik hedeflerine hizmet eden stratejik aktörlere dönüşüyor. Batı korumacı çip kısıtlamaları ve müttefik odaklı üretim ağlarıyla üstünlüğünü korumaya çalışırken, Çin açık kaynaklı yazılım diplomasisi ve çok taraflı ittifak modelleriyle alternatif bir teknolojik düzen inşa ediyor. Geleceğin küresel düzeninde belirleyici olan unsur, hangi blokun daha fazla askerî güce sahip olduğu değil; hangi blokun algoritmik standartlarının, çip mimarilerinin ve yazılım ekosistemlerinin küresel ölçekte varsayılan düzen hâline geleceğidir.
Notlar
[1] "What to know about the Israeli-developed chip in Apple’s iPhone 17e", Aljazeera, https://www.aljazeera.com/video/newsfeed/2026/6/24/what-to-know-about-the-israeli-developed-chip-in-apples-iphone-17e, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[2] "Apple, Microsoft hike prices over surging chip costs, Aljazeera, https://www.aljazeera.com/economy/2026/6/26/apple-microsoft-hike-prices-over-surging-chip-costs, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[3] "South Korea announces more than $1 trillion AI, chip investment drive", Aljazeera, https://www.aljazeera.com/news/2026/6/29/south-korea-announces-more-than-1-trillion-ai-chip-investment-drive, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[4] "South Korea Launches Over $1 Trillion AI, Semiconductor Investment Push", HICGI News, https://hicginewsagency.com/2026/06/29/south-korea-launches-over-1-trillion-ai-semiconductor-investment-push/#:~:text=“We must secure the core elements of,Korea's southwest, Industry Minister Kim Jung-kwan said, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[5] "ALIBABA (NYSE:BABA; HKG:9988) RISES 7% WITH QWEN AI COST STRATEGY IN SPOTLIGHT", TECHSTOCK², https://ts2.tech/en/alibaba-nysebaba-hkg9988-rises-7-with-qwen-ai-cost-strategy-in-spotlight/, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[6] "China’s Xi Jinping launches new AI alliance: What is it?," Aljazeera, https://www.aljazeera.com/news/2026/7/17/chinas-xi-jinping-launches-new-ai-alliance-what-is-it, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).
[7] DÜNYA SİYASETİNDE TEKNOPOLİTİK DÜZEN TARTIŞMALARI VE TÜRKİYE, Milli İstihbarat Akademisi, https://mia.edu.tr/uploads/f/31072026_1.pdf, (Erişim Tarihi: 03.08.2026).

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.