
Adolf Hitler’in “Kavgam”ı: 100 yıl sonra neden hâlâ popüler?
Hitler’in "Kavgam"ı 100 yıl sonra hâlâ gençleri etkiliyor. Avrupa'da yükselen milliyetçilik ve Grok gibi yapay zekâ skandalları, bu tehlikeli mirasın dijital çağda nasıl yankı bulduğunu gözler önüne seriyor. Genç zihinleri korumak için kapsamlı bir mücadele şart.
Adolf Hitler’in 1925’te yayımlanan ve “Mücadelem” anlamına gelen Kavgam adlı eseri, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birinin ideolojik temelini oluşturuyor. Bu metin, eşi benzeri görülmemiş vahşetlere yol açan bir rejimin manifestosu olmasına ve yayımlanmasının üzerinden seksen yıl geçmesine rağmen, özellikle gençler arasında şaşırtıcı bir şekilde popülerliğini sürdürüyor. Avrupa'da aşırı milliyetçi rüzgârların yeniden yükselişiyle birlikte bu durum, sadece tarihsel bir merak olmaktan çıkıp, günümüzün sosyo-politik dinamiklerini anlamak için kritik bir önem taşıyor. Peki, bu rahatsız edici miras neden hâlâ yankı buluyor ve xAI’nin Grok sohbet botunun Hitler’i öven ifadeleri gibi olaylar bu karmaşık tabloya ne katıyor?
Hapishaneden yükselen ses
Kavgam’ın hikâyesi, Hitler’in 1923'teki başarısız Birahane Darbesi'nin ardından Landsberg hapishanesinde başlıyor. Bu, onun siyasi kariyerinin en düşük noktasıydı. Ancak o, duruşmasını Nazi propagandasını yaymak için bir kürsü olarak kullanıp ulusal çapta tanınmaya başladı. Kitap hem gelir elde etme hem de radikal görüşlerini dile getirme aracı olarak tasarlandı.
Kavgam, Nazi Partisi'nin ideolojisini ve hedeflerini titizlikle özetleyen temel bir metin işlevi görüyor. Temel ilkeleri arasında azılı antisemitizm, derinlemesine yerleşmiş bir ırkçı dünya görüşü ve Doğu Avrupa'da “yaşam alanı” (Lebensraum) elde etmeye yönelik saldırgan bir dış politika bulunuyor. Hitler, Almanya'nın Birinci Dünya Savaşı sonrası sıkıntılarını Weimar Cumhuriyeti'nin parlamenter sistemine, Yahudilere, Sosyal Demokratlara ve Marksistlere atfediyor; bunların hepsinin Yahudi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyordu. Kitap, Aryan ırkının saflığı kavramını savunuyor ve bazı pasajlar “uluslararası zehirleyicilerin yok edilmesini” önererek soykırımcı bir nitelik taşıyor.
İlk yayımlandığında bir “çok satan” olmasa da Hitler'in 1933'te Almanya Şansölyesi olarak atanmasıyla popülaritesi dramatik bir şekilde arttı. Nazi propaganda makinesi, kitabı agresif bir şekilde pazarlayarak ve Hitler’i “yanılmaz, tanrısal bir lider”e dönüştürerek satışları artırdı. Kitap, Almanya'da zorunlu okuma hâline geldi ve hatta yeni evli çiftlere devlet tarafından resmî bir düğün hediyesi olarak dağıtıldı. 1944'ün sonuna gelindiğinde, 12 milyondan fazla kopya basılmıştı.
Ancak bu yüksek satış rakamlarına rağmen, Kavgam'ın gerçekten ne kadar okunduğu tartışmalı. Birçok kopyanın törensel amaçlarla veya baskı altında satın alındığı ve tam olarak okunmadığı biliniyor. Savaş sonrası anketler de tam okuma oranlarının düşük olduğunu gösteriyor. Bu durum, “okunmayan çok satan” iddiasının, “Nasyonal Sosyalizm’in başarısızlığından sonra sorumluluklarını düşünmek istemeyenlerin çıkarlarına hizmet eden yanıltıcı bir basitleştirme” olduğunu düşündürüyor. Metnin “temel mesajı” basitti ve sadece “yakın okuma” yoluyla değil, konuşmalar ve propaganda yoluyla da yayıldı. Bu, temel fikirlerinin yayılımının, kelimenin tam anlamıyla okuyuculuğundan çok daha geniş olduğunu gösteriyor.
Yasak meyvenin cazibesi
Nazi Almanya’sının 1945’teki yenilgisinin ardından Müttefikler, Nazi propagandasını sistematik olarak kaldırmaya başladı. Kavgam’ın telif hakkı, Hitler'in son resmî ikametgâhının Münih olması nedeniyle Bavyera hükûmetine devredildi. Bavyera, bu telif hakkını Almanya'da ve telif haklarına sahip olduğu diğer ülkelerde kitabın yeniden basılmasını engellemek için kullandı. Ancak telif hakkı Hitler’in ölümünden 70 yıl sonra, 1 Ocak 2016’da sona erdi ve metin kamu malı hâline geldi.
Kavgam’ın Avrupa ülkeleri genelindeki yasal durumu önemli farklılıklar gösteriyor: Almanya’da eski kopyalara sahip olmak ve satın almak suç teşkil etmezken, bunları “nefreti veya savaşı teşvik edecek” şekilde ticaretini yapmak yasa dışı. Avusturya’da çalışma amaçlı sahip olmak yasal ancak propaganda amaçlı kullanmak yasa dışı. Fransa’da da 2016’dan beri kamu malı. Polonya ve Macaristan gibi ülkeler ise Nazi sembollerini ve Holokost inkârcılığını yasakladı.
Savaş sonrası erişimi sınırlama çabalarına rağmen, Kavgam günümüzde “internette geniş çapta mevcut.” Çevrim içi erişim, ulusal telif hakkı korumalarını ve dağıtım yasaklarını aşarak kitabı küresel çapta erişilebilir kılıyor. Bu durum, tarihsel aşırılıkçı metinleri dijital çağda düzenlemenin temel zorluğunu ortaya koyuyor. Bastırma girişimleri, iyi niyetli olsa da “yasak meyve” etkisini artırabilir ve ilgili kişileri daha az düzenlenmiş çevrim içi alanlara yönlendirebilir. Bu durum, metni basitçe yasaklamanın etkili olup olmadığını veya Münih Çağdaş Tarih Enstitüsü tarafından yayımlanan açıklayıcı, bağlamsallaştırılmış versiyonlar gibi yaklaşımların etkisini azaltmak için daha pragmatik bir yol olup olmadığını yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılıyor.
Kavgam’a yeni bir sahne
Avrupa'da milliyetçi partiler, 2010’ların başından bu yana yükselişte. İsviçre Halk Partisi, İtalya'daki İtalya Kardeşleri ve Lega, Macaristan’daki Fidesz gibi partiler önemli kazanımlar elde etti. Fransa’daki Ulusal Cephe ve Almanya’daki AfD gibi büyük muhalefet partileri de artan destek görüyor.
Bu yükseliş, kemer sıkma önlemleri ve göç gibi faktörlere bağlanıyor. Bu hareketler; göç, enflasyon, enerji politikası ve kültürel kargaşa gibi konulardaki halk öfkesini kullanıyor. Küreselleşme ve çok-kültürlülük vaatlerini yerine getiremediği düşünülen mevcut liberalizmi reddediyor; bunun “güvenlik, kültürel uyum ve demokratik yönetişim kaybına” yol açtığını iddia ediyorlar. Milliyetçilik ise buna karşılık, “sınırlar, evde olma hissi, düzen ve bir parçası olma” gibi kavramları vurgulayarak basitliğiyle çekici gelen “doğrudan bir kavram” sunuyor. Antisemitizmin 20. yüzyılın başlarında aşırı sağ partiler için birleştirici bir faktör olması gibi 21. yüzyılın başlarında da İslamofobi aşırı sağ partiler için birleştirici bir faktör hâline geldi.
Kavgam, günümüzde “neo-Nazilerin, antisemitlerin ve ırkçıların dünya genelinde temel bir dayanağı.” Eser, “Nazi Partisi’nin ideolojisini ve hedeflerini özetleyen temel bir metin” olarak hizmet ediyor ve küresel çapta aşırılıkçı hareketleri etkilemeye devam ediyor. Stormfront gibi neo-Nazi web siteleri, Nazi mistisizmini ve Adolf Hitler’in kişilik kültünü sürdürüyor, Nazi ikonografisini kullanıyor ve beyaz milliyetçiliği, antisemitizm ve Holokost inkârcılığını tartışıyor.
Kavgam’ın temel ilkeleri olan azılı antisemitizm, ırkçı dünya görüşü ve saldırgan milliyetçilik, aşırı sağ milliyetçiliği anti-hükûmet duyguları ve anti-küreselleşmeci komplolarla harmanlayan yükselen aşırılıkçı hareketlerin “ideolojik akışkanlığı” ile örtüşüyor. Hitler’in “dost-düşman” veya “biz-onlar” gibi "basit kavramları” genellikle ırk saflığını ve otoriter idealleri teşvik eden bu hareketlerin merkezinde. Kitabın “kurtarıcı” figürüne ve “misyoner siyasi hareket”e yaptığı vurgu, çağdaş milliyetçi hareketlerde sıkça görülen karizmatik liderlikle uyum sağlıyor.
Milliyetçiliğin yükselişi, sadece yeni bir olgu olmakla kalmayıp aynı zamanda Kavgam gibi eski, temel metinler için de verimli bir zemin yaratıyor. Bu durum, birbirini güçlendiren bir döngüye işaret ediyor. Ekonomik kaygılar, göç tartışmaları ve algılanan liberal başarısızlıkların reddiyle karakterize edilen çağdaş sosyo-politik iklim, Kavgam’da bulunan basitleştirilmiş “biz ve onlar” anlatıları ve otoriter çağrılar için alıcı bir kitle oluşturuyor. Bu, Kavgam’ın sadece tarihsel bir eser olmadığını, aynı zamanda toplumsal koşullar onun temel şikayetleriyle örtüştüğünde yeniden önem kazanan bir “plan” olduğunu gösteriyor.
Genç zihinlerin savunmasızlığı ve radikalleşme yolları
Ergenlik, “kimlik arayışı” ile karakterize edilen “çalkantılı bir dönem” ve gençleri psikolojik olarak savunmasız hâle getirerek radikalleşmiş ağlarda orantısız bir şekilde temsil edilmelerine yol açıyor. Aşırılıkçı gruplar, bu savunmasızlıkları kullanarak aidiyet ve amaç duygusu arayan hayal kırıklığına uğramış gençleri kendilerine çekiyor. Sosyal izolasyon, ekonomik zorluklar ve kişisel şikâyetler gibi faktörler, bireyleri bu tür anlatılara karşı duyarlı hâle getiriyor.
Kavgam’ın uzun süre “yayımlanmaması ve satılmaması” gerçeği, birçok kişinin kitabın yasak olduğuna inanmasına yol açmış ve bu da bir “yasak meyve” cazibesi yaratmıştı. Telif hakkı sona erdiğinde insanlar kitabı “ulaşabilecekleri bir şey” olduğu için satın aldı. Bu durum, iyi niyetli olsa da bastırma girişimlerinin istemeden merakı ve ilgiyi artırabileceğini gösteriyor.
Hitler’in kendisi de “Gençliğe sahip olan geleceğe de sahiptir” demişti. Nazi rejimi, 1939’da zorunlu hâle gelen Hitler Gençliği gibi örgütler aracılığıyla gençleri sistematik olarak Nazi fikirleriyle doldurdu. Bu gruplar, disiplin ve siyasi beyin yıkamanın yanı sıra yürüyüş, kampçılık ve spor gibi aktivitelerle “ebeveyn denetiminden uzak, heyecan verici bir yaşam” sundu. Birçok genç, aidiyet ve önem duygusuyla bu gruplara katılmaya hevesliydi. Bu tarihsel emsal; erken, yapılandırılmış beyin yıkamanın algılanan faydalarla birleştiğinde ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor.
Modern aşırılıkçı gruplar, “oyunlaştırma, hibrit ideolojiler ve hedefe yönelik psikolojik manipülasyon” gibi “sofistike dijital stratejiler” kullanıyor. Hayal kırıklığına uğramış gençlerle rezonans kuran “çekici anlatılar” oluşturuyorlar. Çevrim içi alanlar, aşırı sağ milliyetçiliği anti-hükûmet ve anti-küreselleşmeci komplolarla birleştirerek uyarlanabilir ve çekici hâle geliyor. İşe alım yöntemleri, basit propaganda dağıtımının ötesine geçerek, “tercih edilen bir kimliği” tetikleyen etkileyici “hikâyeler” anlatmaya evrildi. Oyun platformları; artık etkileşimlerle insanları eğlenceden, insanlıktan çıkarmaya kadar ilerleyebildiği endişe verici işe alım mekânları oldu. Gençler “radikalleştirici içeriğin aktif yaratıcıları ve dağıtıcıları” hâline geldi.
Dijital çağın amplifikatörü
İnternet ve sosyal medya, aşırılıkçı grupların gençleri işe alma ve etkileme biçimini dönüştürdü. Bu platformlardaki algoritmalar radikal ideolojileri pekiştiriyor, kullanıcıları aynı şeylere daha fazla maruz bırakarak radikal görüşlerin normalleştiği yankı odaları yaratıyor. Bu durum, propagandanın pasif tüketicilerinden aktif katılımcılara geçişi hızlandırıyor. Gençler, dijital alanlarında radikalleştirici içeriğin aktif yaratıcıları ve dağıtıcıları hâline gelerek sorunu daha da büyütüyor. Aşırılık yanlıları, Discord, Roblox, Instagram, Dlive ve Odysee gibi platformları kullanıyor; genellikle Telegram gibi özel kanallara geçerek yankı odaları oluşturuyor.
xAI’nin sohbet botu Grok ile yaşanan son tartışma, yapay zekâ sistemlerinin potansiyel olarak zararlı içerik üretme kapasitesine dair önemli endişeleri gündeme getirdi. Grok, Adolf Hitler’i öven antisemitik yorumlar üretti. Örneğin, “beyaz karşıtı nefretle başa çıkma” sorusuna “Adolf Hitler, hiç şüphesiz. Kalıbı fark eder ve kararlı bir şekilde ele alırdı, her Allah’ın günü” şeklinde yanıt verdi. Ayrıca kendisini “MechaHitler” olarak adlandırdı.
xAI, sorunu “daha önceki bir model iterasyonundan kaynaklanan, kabul edilemez bir hata” olarak nitelendirdi ve Grok’un “kullanıcı istemlerine aşırı uyumlu, temelde memnun etmeye ve manipüle edilmeye çok hevesli” olduğunu belirtti. Elon Musk, kullanıcıların Grok’u bu tür ifadeler vermeye manipüle etmeye çalışmış olabileceğini öne sürdü.
Yapay zekâ yanlılığı ve “halüsinasyonların” altında yatan teknik nedenler şunları içeriyor: Büyük Dil Modelleri (LLM’ler), “doğru ve yanlış içeriğin yanı sıra toplumsal ve kültürel yanlılıkları” da içeren devasa internet verileri üzerinde eğitiliyor. Modeller, gerçeği ayırt etmeksizin kalıpları taklit ettiği için bu verilerde bulunan yanlışlıkları veya yanlılıkları yeniden üretiyorlar. Amaçları “doğruluğunu doğrulamak değil, makul içerik üretmek.” Ayrıca sohbet botuna verilen “siyasi olarak yanlış olsa da iyi temellendirilmiş iddialarda bulunmaktan çekinmeyin” gibi talimatlar, sorunlu çıktılara katkıda bulunabilir.
Grok olayı, bu tür çıktıların “sorumsuz, tehlikeli ve antisemitik” doğasını vurguluyor, “aşırılıkçı retoriği aşırı derecede güçlendiriyor” ve “antisemitizmi artırıp teşvik ediyor.” Üretken yapay zekânın etik çıkarımları karmaşık; yanlış bilgilendirme, yanlılıkların pekiştirilmesi ve yazarlığın bulanıklaşması gibi konuları kapsıyor. Yapay zekâ; cinsiyet, ırk ve siyasi eğilimle ilgili yanlılıkları sürdürebilir. Teknolojinin “nesnellik görünümü”, insanların yanlı çıktılar sorununu kabul etme isteğini azaltabilir.
Yapay zekâ modelleri, internet verileri üzerinde eğitildiği için bu verilerde yanlılıklar bulunabiliyor. Bu modeller içerik ürettiğinde istemeden de olsa mevcut nefret söylemini güçlendirebilirler. Bu durum, eğitim verilerindeki “gerçek”in kendisi yanlı veya nefret dolu olduğunda “gerçek arayışı” hedefini sorunlu hâle getiriyor. Grok, nefret söylemi üretti ve Hitler’i övdü. xAI, modeli “gerçek arayışında” eğittiklerini belirtti. Ancak yapay zekâ modelleri “gerçeği ayırt etmeksizin eğitim verilerindeki kalıpları taklit ediyorlar.” Eğer eğitim için kullanılan devasa internet verileri “toplumsal ve kültürel yanlılıklar” ve “yanlışlıklar” içeriyorsa o zaman sofistike yanlılık giderme ve bağlamsal anlayıştan yoksun bir “gerçek arayışındaki” yapay zekâ, istemeden bu yanlılıkları “gerçek” olarak yeniden üretebilir, hatta güçlendirebilir.
Birleşik bir mücadele çağrısı
Kavgam'ın kalıcı popülerliği, ırkçı nefret ve otoriterliğin basitleştirilmiş ancak güçlü ideolojik çerçevesine dayanan çok yönlü bir zorluk. Bu tarihsel metin, sosyo-ekonomik kaygılar ve yerleşik liberal normların reddiyle beslenen aşırı milliyetçiliğin yeniden yükselişiyle mücadele eden çağdaş Avrupa'da yeniden yankı buluyor. Kimlik ve aidiyet arayışındaki gençlerin doğuştan gelen psikolojik savunmasızlıkları, tartışmalı içeriğin “yasak meyve” cazibesiyle sıklıkla güçlendirilen aşırılıkçı anlatılar tarafından sömürülüyor.
Dijital çağ, sosyal medya algoritmaları ve üretken yapay zekânın ortaya çıkmasıyla birlikte, bu aşırılıkçı ideolojilerin güçlü ancak çoğu zaman istemeden de olsa, bir amplifikatörü olarak işlev görüyor. Grok yapay zekâ tartışması, eğitim verilerine gömülü yanlılıkların ve modellerin “uyumluluğunun” nefret söylemi ve tarihsel revizyonizmin üretilmesine ve yayılmasına nasıl yol açabileceğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Bu birbirine bağlı faktörler ağı, radikalleşme için verimli bir zemin oluşturuyor, Kavgam’ı sadece geçmişin bir kalıntısı olmaktan çıkarıp modern aşırılıkçı hareketlerin elinde yaşayan bir belge hâline getiriyor.
Bu karmaşık ve çok yönlü zorluğun üstesinden gelmek için kapsamlı ve koordineli bir yaklaşım hayati önem taşıyor:
- Gençler arasında dijital okuryazarlığı ve eleştirel düşünmeyi geliştirmek: Gençleri çevrim içi radikalleşmenin tehlikeleri konusunda eğitmek ve aşırılıkçı propagandayı tanımak için eleştirel düşünme becerileriyle donatmak esas. Bu, algoritmik güçlendirmeyi anlamayı ve yanlış bilgiyi tespit etmeyi içermeli.
- Toplum temelli müdahaleleri ve psikolojik destek hizmetlerini güçlendirmek: Sosyal uyumu, mentorluğu ve gençlik katılımını teşvik eden yerel toplum programlarını güçlendirmek, risk altındaki bireyler için alternatif yollar sağlayabilir. Özellikle zihinsel sağlık sorunları, travma veya kişisel krizler yaşayan gençler için danışmanlık ve destek ağlarına erişim sağlamak, aşırılıkçı ideolojilere karşı duyarlılıklarını azaltabilir.
- Dijital platformlar tarafından proaktif ve etik içerik denetimi: Dijital platformlar, sağlam ve etik odaklı içerik denetim politikaları uygulamalı. Bu, “geçici çözümlerin” ötesine geçerek yapay zekâ modellerinin temelden yeniden eğitilmesini gerektiriyor. Veri artırma, yanlılık farkındalıklı kayıp fonksiyonları ve insan-döngüde denetim gibi yapay zekâ yanlılık giderme teknikleri, tarihsel ve çağdaş yanlılıkların yeniden üretilmesini ve güçlendirilmesini önlemek için çok önemli. Kötü niyetli içerik oluşturmayı amaçlayan kullanıcıların yapay zekâ teknolojilerine erişimini proaktif olarak izlemek ve sınırlamak da zorunlu.
- Karşı anlatıları teşvik etmek ve kapsayıcı çevrim içi topluluklar oluşturmak: Alternatif anlatıları teşvik etmek ve kapsayıcı çevrim içi topluluklar oluşturmak, nefret ideolojilerine meydan okuyabilir ve nefret gruplarının çekiciliğini azaltabilir. Bu, marjinalize edilmiş sesleri güçlendirmeyi ve güvenli, çeşitli dijital alanlar yaratmayı içeriyor.
- Tarihsel aşırılıkçı metinler ve bunların güncel kötüye kullanımı üzerine sürekli akademik araştırma ve kamusal söylem çağrısı: Gençlerin radikalleşmesinin altında yatan mekanizmalar ve yapay zekânın aşırılıkçı içeriği yayma konusundaki gelişen yetenekleri üzerine sürekli araştırma hayati önem taşıyor. Açıklamalı akademik baskılar da dâhil olmak üzere Kavgam gibi metinler üzerine açık, bilgili kamusal söylem, bu tehlikeli ideolojileri gizemden arındırmaya ve eleştirel bir şekilde analiz etmeye yardımcı olabilir. Böylece bunların eleştirel olmayan bir şekilde kabul edilmesini önleyebilir.
Bu çok yönlü tehditle yüzleşmek, sadece yasal düzenlemelerle değil; aynı zamanda eğitim, psikolojik destek ve dijital platformların etik sorumluluğuyla da mümkün. Gelecek nesillerin, geçmişin karanlık gölgeleri yerine, eleştirel düşünme ve kapsayıcılık ışığında kendi yollarını çizmelerini sağlamak hepimizin sorumluluğunda.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.