15 Ocak 2026

21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünya (10): Geleceğin taşları döşeniyor

11 Eylül ile sarsılan güvenlik, 2008 ile çöken ekonomi ve veriyle dönüşen insan doğası... Bu liste, çeyrek asrı şekillendiren temel kolonları sunuyor. Dijital gücün bulutlara taşındığı, uzayın özelleştiği ve kaynak savaşlarının atomlara indiği kritik dönüm noktaları.

Bugün, 21. yüzyılın ilk çeyreğini tamamlayıp ikinci çeyreğine adım atarken, geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz manzara sadece bir olaylar silsilesi değil; insanlık durumunun kökten bir mutasyonudur. 2000 yılının o meşhur milenyum sabahında, dünya aslında sistemin bizzat kendisinin yaşayacağı sarsıntılardan habersizdi. Aradan geçen 25 yıl, tarihin hızlandığı, coğrafyanın daraldığı ve "gerçeklik" kavramının silikon vadilerinde ve savaş meydanlarında yeniden tanımlandığı bir dönem oldu.

21. yüzyılın ilk çeyreği, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal uluslararası düzenin "altın çağı" gibi görünerek başladı. Ancak bu illüzyon, 11 Eylül 2001'de New York semalarında parçalandı. 11 Eylül, sadece fiziksel bir saldırı değil, modern devletin "mutlak güvenlik" vaadinin çöküşüydü. ABD’nin buna cevaben başlattığı "önleyici savaş" doktrini, Afganistan ve özellikle 2003 Irak İşgali ile uluslararası hukuku bir kenara itti. Irak müdahalesi, liberal değerlerin tanklarla ihraç edilemeyeceğini kanıtlayan bir fiyasko olarak tarihe geçti ve Batı'nın ahlaki üstünlük iddiasını tüketti. BM sistemi, büyük güçlerin tek taraflı hamleleri karşısında felç oldu ve dünya, çok kutuplu bir kaosun eşiğine geldi.

2008 Küresel Finans Krizi, 21. yüzyılın sadece ekonomik değil, sosyolojik rotasını da çizdi. Wall Street’in çöküşü, neoliberal modelin "piyasa her şeyi çözer" iddiasını yerle bir etti. Devletlerin bankaları kurtarması ancak milyonlarca insanın evini ve işini kaybetmesi, kitlelerde silinemez bir öfke yarattı. Bu öfke, popülist liderlerin ve kurumsal yapılara duyulan derin güvensizliğin ana kaynağı oldu. İnsanlar artık küresel sisteme değil, kendilerine "koruma" vaat eden milliyetçi limanlara sığınmaya başladılar.

Teknoloji cephesinde ise, bulut bilişimin yükselişi ve nesnelerin internetiyle, insanlık tarihte ilk kez "her an, her yerde" bağlantılı hâle geldi. Ancak bu durum, bilgiyi demokratikleştirirken aynı zamanda mahremiyeti öldürdü ve "Büyük Veri" aracılığıyla gözetim kapitalizmini doğurdu. Artık bireyler birer "kullanıcı" değil, verileri işlenen birer "ürün" hâline geldi. Bu dijitalleşme süreci, paranın doğasını da değiştirdi; 2008'de Blockchain teknolojisinin doğuşu, merkeziyetsiz bir finans hayalini gerçeğe dönüştürerek devletlerin finansal tekelini sorgulattı.

İnsanlık kendi yarattığı siyasi ve teknolojik krizlerle boğuşurken, enerji kaynakları üzerindeki hakimiyet mücadelesi de evrim geçirdi. Fosil yakıtlardan kopuş çabası, beraberinde lityum ve nadir toprak elementleri gibi kritik madenler için verilen yeni bir jeopolitik savaşı getirdi. Bu çeyrek asırda, sadece toprak için değil, teknolojik cihazların kalbi olan atomlar için de ordular ve diplomasiler harekete geçti. Uzayın özelleşmesi ise bu yarışı yerkürenin dışına taşıdı. SpaceX gibi aktörlerle birlikte uzay, artık sadece bir keşif alanı değil, 21. yüzyılın yeni ekonomik cephesidir.

Geriye dönüp baktığımızda, bu 25 yılın bir "Hızlanma Çağı" olduğunu görüyoruz. Bilim ve teknoloji devasa sıçramalar yaparken; siyaset, en ilkel dürtüleri olan güç ve kaynak kavgasına geri döndü. Bizler, analog bir dünyada doğup, dijital bir kaosa evrilen bir kuşağız. 21. yüzyılın ilk perdesi kapandı; sahne artık çok daha karmaşık ve belirsiz.

1. 11 Eylül saldırıları ve "önleyici savaş" doktrini (2001)

Bu olay sadece bir terör saldırısı değil, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan liberal uluslararası düzenin "mutlak güvenlik" vaadinin çöküşüydü. ABD’nin ilan ettiği "terörle savaş", küresel güvenlik mimarisini kökten değiştirdi ve 21. yüzyılın otoriter güvenlik politikalarının anayasası oldu.

2. 2008 küresel finans krizi ve "batmak için çok büyük" kavramı

Wall Street'in çöküşü, "piyasa her şeyi çözer" mitini yok etti. Bu kriz; günümüzdeki popülizmin, kurumlara duyulan güvensizliğin ve Batı'daki orta sınıf öfkesinin ana kaynağıdır. Devletlerin dev bankaları kurtarması, serbest piyasa ideolojisinde kalıcı bir çatlak yarattı.

3. 2003 Irak işgali ve BM sisteminin felç olması

Kitle imha silahları iddiasıyla başlatılan bu işgal, Batı'nın ahlaki üstünlük iddiasını tüketti. Birleşmiş Milletler'in devre dışı bırakılması uluslararası sistemi felç ederken, bölgede oluşan otorite boşluğu Orta Doğu'yu geri dönülemez bir istikrarsızlığa sürükledi.

4. Bulut bilişim (Cloud Computing) devrimi (2006)

Amazon (AWS) ile başlayan bu süreç, internetin çalışma biçimini değiştirdi. Bilginin ve gücün yerel cihazlardan devasa veri merkezlerine taşınması, dijital ekonominin omurgasını oluşturdu. Bu teknoloji olmasaydı, bugün kullandığımız hiçbir dijital servis, akış platformu veya yapay zekâ var olamazdı.

5. Gözetim kapitalizminin doğuşu ve verinin metalaşması

Kullanıcı davranışlarının ticari ve siyasi bir silaha dönüştürülmesi, 21. yüzyılın "yeni petrolü" oldu. Algoritmaların insan tercihlerini öngörmesi ve manipüle etmesi, demokrasileri "sosyal mühendislik" karşısında savunmasız bıraktı.

6. Nadir toprak elementleri ve kritik maden savaşları

Dijital ve yeşil dönüşümün kalbi olan lityum, kobalt ve neodimyum gibi madenler üzerindeki hakimiyet mücadelesi, 21. yüzyılın yeni "petrol savaşları" oldu. Bu jeopolitik yarış, ülkelerin dış politikalarını ve ittifaklarını yeniden şekillendiren görünmez bir güçtür.

7. Katlanabilir ve giyilebilir teknoloji sıçraması (nesnelerin interneti)

İnternetin sadece bilgisayarlarda değil, saatlerden ev aletlerine kadar her şeye girmesi (IoT), fiziksel dünya ile dijital dünya arasındaki sınırı kaldırdı. Bu durum, "sürekli izlenebilir" bir toplum yapısının ve devasa bir veri ağının temelini attı.

8. Blockchain manifestosu ve merkeziyetsizlik ideali (2008)

Satoshi Nakamoto’nun makalesiyle başlayan süreç, sadece kripto paraları değil, devletlerin ve bankaların "güven tekelini" sorgulatan yeni bir felsefeyi doğurdu. Dijital mülkiyet ve şeffaf kayıt sistemleri tarihte ilk kez bu kadar radikal bir şekilde tartışmaya açıldı.

9. SpaceX ve uzayda özel sektör hegemonyası

Uzay çalışmalarının devlet tekelinden çıkıp ticari şirketlerin eline geçmesi, yörüngeyi yeni bir ekonomik ve askerî rekabet alanı yaptı. Ay ve Mars hedefleri, 21. yüzyılın yeni "keşifler çağı" ve teknolojik üstünlük yarışı hâline geldi.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...