İsmin taşıdığı sorumluluk: Haluk olmak

Haberin Eklenme Tarihi: 29.07.2026 13:21:00 - Güncelleme Tarihi: 29.07.2026 13:23:00

Haluk, "ahlaklı, güzel huylu" demektir.  Arapça kökenli olan bu isim; "hulk", yani ahlak kelimesinden türemiştir.  Haluk ismini taşıyan bireylerden genellikle sabırlı, anlayışlı ve saygılı olması; ahlaki değerlere önem vermesi, insan ilişkilerinde yapıcı bir tutum sergilemesi beklenir. Bu ismin taşıdığı "iyi huy" anlamı, Haluk ismini taşıyan kişilerin davranışlarına da yansır, daha doğrusu yansıması beklenir. Empati yeteneği, alçak gönüllülük ve nezaket, Haluk ismiyle bütünleşmiş karakter özellikleri arasında sayılır. Bu yüzden Haluk ismi; anlam derinliği, kültürel geçmişi ve olumlu çağrışımları sayesinde ebeveynler tarafından sıklıkla tercih edilir. İyi huyluluk ve yüksek ahlaki değerlere vurgu yapan bu isimdir. Haluk, sadece bir isim değil; aynı zamanda bir karakter ifadesidir.

Benim hikâyem de bu ismin tanımına duyulan ihtiramla şekillendi. Henüz ben daha bebekken annem beni doktora götürmek için Beykoz’dan vapura binmiş. Yaşlı ak sakallı bir dede anneme adımı sorduğunda “Haluk” diye cevaplamış. Ak sakallı dede “Aferin kızım, evladına çok güzel bir isim vermişsin. Anlamı gibi bir evladın olsun” demiş. Bu ismin uyandırdığı anlam ve beklenti tam olarak bu hikâyedeki gibiydi.

Hepimizin bildiği tarihî bir bilgidir. Eskiden Türkler çocuklarına bir kahramanlık yapana kadar isim vermezlermiş. Bunun nedenini düşündüğümde aslında o isme layık olup olmadığını düşündükleri aklama geldi. Çünkü bir ismi taşımak o insan için ne kadar önemliyse, ismi koyan için de o derece büyük sorumluluk.

Güven nasıl sarsılır?

Mesela toplum tarafından -yani isim koyucular tarafından- Haluk olan birisinin isminin anlamına uygun olarak ahlaklı olması istenir. Bu bakışla Haluk, güzel konuşmalıdır, konuşması ile insanları etkileme yetisine sahip olduğu için çok dikkatli olmak zorundadır. Beklenti böyle olunca ve köklerden gelen bir inanç doğrultusunda kişiyle güven duymak, toplum için işten bile değildir. Elbette güveni kötüye kullanan, isminin anlamını hayatıyla karşılamayan pek çok istisna da var. Nitekim bugünlerde Haluk ismi de bu beklentiyi yerle bir eden bir olayla gündemde.

Bu ismi taşıyan bir kişi, şimdilerde tüm Türkiye'nin güvenini sarsan iddialarla anılıyor. Bu konuda kesin bir hüküm vermek ya da birini suçlu veya suçsuz ilan etmek benim görevim değil; buna adalet karar verecek. Beni ilgilendiren ise yalnızca aynı ismi taşıyor olmam ve ülkemizde zaten nadir rastlanan bu ismin, böyle bir olayla anılır hâle gelmesi.

Haluk isimli kişi hakkında soruşturma başladığından beri tüm ifadeye gelen kişiler sanki onu hiç tanımıyormuş gibi konuşuyor. Herkes aslında ona güvenmediğini anlatıyor. Hatta koca koca isimler “Nasıl olur bunları yapmasına izin verirsiniz” diyor. Oysa deprem zamanı Haluk isminin muhteşemliğinden bahseden bu kişiler tüm ülkeyi Haluk ismi etrafında birleştirmeye çalışıyordu.

Dedim ya ben o kişinin suçlu olup olmadığıyla ilgilenmiyorum. Çünkü zaten 1990’lı yıllardan beri “Niye aynı adı paylaşıyoruz?” diye üzüldüğüm biriydi. Ben kendisine veya oluşumuna tek bir kuruş yollamadım. Bu zamana kadar kurban olsun, bağış olsun tek inanıp güvendiğim, Kızılay, Mehmetcik Vakfı, LÖSEV gibi kurumlardı. Eğer bir suç varsa, elbette cezası olacaktır. Ama ceza sadece suçu işleyene değil, azmettirene de olmalı.

Buradan tek ricam; artık insanlarımız karanlık gözlüklerini çıkartsınlar ve ülkemizin geleceği için inatlaşmak yerine doğru şekilde birlik olsunlar. Biraz etrafınıza baksınlar. Ülkemiz gün geçtikçe daha iyiye gidiyor. Ama çok daha iyi olabilmesi için yakıp yıkmak, inatlaşmak yerine bilgi sahibi olup fikirlerini düzgünce söyleyebilsinler.