Serdar Dursun: “Futbol benim için bir tutku”

Haberin Eklenme Tarihi: 9.02.2026 11:19:00 - Güncelleme Tarihi: 9.02.2026 11:23:00
Kocaelispor formasıyla sahaya çıkmak senin için ne ifade ediyor? Bu camiayı nasıl tanımlarsın?

Kocaelispor çok büyük bir camia. Stadı, taraftarı ve şehirle kurduğu bağ gerçekten çok özel. Açık söyleyeyim; doğru yapılanmayla, doğru planlamayla Kocaelispor’un Avrupa’da mücadele edebilecek bir Anadolu kulübü olduğuna inanıyorum. Tribün atmosferi, kulübün tarihi ve bu şehrin futbola olan tutkusu bunu fazlasıyla hak ediyor. Ben Kocaelispor’u tercih ettiğim için mutluyum. Burada olmaktan keyif alıyorum ve bu formanın ağırlığını hissederek sahaya çıkıyorum.

Fenerbahçe’de üç sezon geçirdin. Eski takımına karşı sahaya çıkmak senin için ne ifade ediyor?

Fenerbahçe’de üç senem geçti, orası kariyerimde çok önemli bir yer tutuyor. Açık konuşmak gerekirse Fenerbahçe’ye karşı oynarken ister istemez bir duygusallık oluyor. Ama profesyonel futbolculuk tam da burada başlıyor. Sahaya çıktığınız anda duygularınızı bir kenara bırakıp giydiğiniz formanın hakkını vermek zorundasınız. Sahada kimsenin geçmişi düşünme lüksü yok. Takımımın başarısı her şeyin önünde.

Fenerbahçe’yi bu sezon nasıl değerlendiriyorsun, son haftalardaki çıkışı neye bağlıyorsun?

Fenerbahçe’de oynadığım dönemde baskı ve oyun kurulumunu her teknik direktör farklı yapıyordu. Bu çok doğal bir süreç. Şu anda baktığımızda son haftalarda bir çıkış yakaladıklarını görüyoruz. Çok kaliteli oyuncuları var, hocası da bu ligi iyi bilen bir isim. Fenerbahçe gibi kulüplerde her hafta mutlak kazanma baskısı vardır. Önümüzdeki haftalar onlar için de oldukça belirleyici olacak.

“Kocaelispor’da çok özel bir taraftar grubu var”
Kocaelispor’da taraftarla güçlü bir bağ oluştuğu görülüyor. Bu atmosferi nasıl yaşıyorsun?

Kocaelispor’da çok özel bir taraftar grubu var. Takımlarını gerçekten içten seviyorlar. Tribünden sahaya geçen çok güçlü bir enerji var. Futbolcu için bu çok kıymetli. Açık söyleyeyim, bu taraftar profiliyle Türkiye’de rahatlıkla ilk 8’e oynayabilecek bir kulüp olduklarını düşünüyorum.

34 yaşındasın ama sahada hâlâ fiziksel olarak çok diri görünüyorsun. Bunu nasıl başarıyorsun?

Yaş benim için sadece bir rakam. Bunun tamamen yaşam tarzıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Kendime her anlamda çok iyi bakıyorum. Beslenme, uyku, antrenman disiplini benim için bir rutin değil, bir hayat biçimi. Vücudunu tanıman gerekiyor; ne zaman yüklenmen, ne zaman dinlenmen gerektiğini bilmelisin. Saha dışındaki kuvvet ve denge çalışmaları da en az saha içi kadar önemli.

“Futbol artık sadece ayakla oynanan bir oyun değil”
Mental olarak da güçlü bir oyuncu profili çiziyorsun. Bu konuda özel çalışmaların var mı?

Futbol artık sadece ayakla oynanan bir oyun değil, zihinsel olarak da çok güçlü olmanız gerekiyor. Maçlardan önce ve sonra kendimle baş başa kalıp performansımı analiz ediyorum. Doğru yaptıklarımı, hatalarımı dürüstçe masaya koyuyorum. Baskıyla baş edebilmek, eleştiriyi doğru okumak, özgüveni dengede tutmak çok önemli. Mental olarak güçlü değilsen fiziksel gücünün de bir anlamı kalmıyor.

Millî takım hedefin hâlâ çok net görünüyor. Senin için ay yıldızlı forma ne ifade ediyor?

Millî takım benim için çok özel bir yerde. Açık söyleyeyim, bir futbolcu için millî takımdan daha büyük bir motivasyon yoktur. Ben her maç oynar, gollerimi atarsam kendimi millî takımda görüyorum. Hocanın elinde 6-7 farklı opsiyon olabilir ama formda olan, çalışan, isteyen oyuncunun her zaman şansı vardır. Ben bu hedefle yaşıyorum.

“Dünya Kupası bir hedef, bir hayal, bir vitrin”
Mart ayındaki millî takım maçları için neler söylersin?

Millî takımımız bir çıkış içinde ama Mart ayındaki iki maç çok kritik. Bu sadece bir turnuva meselesi değil. Dünya Kupası’na gidemezsek bu genç jenerasyon için çok büyük bir kayıp olur. Çünkü Dünya Kupası bir hedef, bir hayal, bir vitrin. Bu iki aylık süreç Türkiye’nin önümüzdeki dört senesini doğrudan etkileyecek. Gidersek gruptan çıkabileceğimize inanıyorum.

Selçuk İnan hakkında da olumlu düşüncelerin var. Onu nasıl değerlendiriyorsun?

Selçuk hocanın önü açık. Oyuncularla sürekli iletişim hâlinde olan, futbolu bilen bir teknik adam. İnşallah istediği yerlere gelir, Türk futbolu için çok değerli bir isim olur.

“Şimdiden teknik direktörlük için ciddi hazırlıklar yapıyorum”
Futbol sonrası kariyerinle ilgili nasıl bir planın var?

Teknik direktörlük benim için bir “sonra bakarız” meselesi değil. Şimdiden bu yönde ciddi hazırlıklar yapıyorum. Premier Lig başta olmak üzere Avrupa’nın önemli liglerindeki maçları takip ediyorum ama sadece izlemek için değil; bir teknik direktör gözüyle analiz etmeye çalışıyorum. Oyun planlarını, baskı anlarını, geçişleri, doğru ve yanlış kararları inceliyorum.

Kendi maçlarını da bu gözle değerlendiriyor musun?

Kesinlikle. Sadece gol attım mı, kaçırdım mı üzerinden bakmıyorum. Oyunun içindeki rolümü, pozisyon alışımı, takımın genel yapısına katkımı sorguluyorum. Nerede doğru yaptım, nerede yanlış yaptım… Bunları dürüstçe analiz etmeye çalışıyorum.

Seni futbola bu kadar bağlı tutan şey ne?

Ben bu oyuna tutkuyla bağlıyım. Profesyonelim ama futbol benim için sadece bir meslek değil, bir tutku. Her anını seviyorum. Bu tutkuma da sadakatle bağlıyım. Oyunun içindeki tüm dinamikleri; taktik, psikoloji, iletişim ve liderlik boyutlarıyla anlamaya gayret ediyorum. İleride iyi bir teknik direktör olmak istiyorum ve bunun için bugünden kendimi hazırlıyorum.