Pek yakında: Robin Hood's Death
Haberin Eklenme Tarihi: 3.06.2026 20:36:00 - Güncelleme Tarihi: 7.06.2026 12:48:00Her efsane, zamanın acımasız dişlileri arasında biraz aşınır. Fakat aşınan her mit, kabuğundan soyuldukça özüne yaklaşır; bir kahramanın üzerindeki o parıltılı yaldızlar döküldükçe, geriye onun en gerçek, en yalın ve en saf hâli kalır. Sherwood Ormanı’nın yeşil gölgelerinde, adaletsizliğe ok fırlatan Robin Hood hikâyesi de sinema tarihi boyunca o kadar çok anlatıldı ki, kahramanın üzerindeki o kadife pelerin artık tüm ışıltısını yitirmek üzereydi. Hollywood, Nottingham Ormanı’nın neşeli hırsızını defalarca beyaz perdeye taşımakla kalmamış; zenginden alıp fakire veren o romantik kahraman mitini tamamen tüketmişti. Ta ki yönetmen Michael Sarnoski, modern sinemanın kaybolmaya yüz tutmuş kökleri kucaklayıp kendine şu soruyu sorana kadar: “Kim yeni bir Robin Hood filmi izlemek ister ki?”
Pig ve A Quiet Place: Day One filmleriyle sinemada kendine has bir üslup yaratan Sarnoski, gişe kaygılarından uzaklaştığı bir dönemde, çocukken okul müdüründen aldığı 1930’lardan kalma eski bir kitabı anımsadı. Kitabın sayfalarında, ana akım sinemanın yüzyıllardır görmezden geldiği, çok eski bir İngiliz halk baladı gizliydi:
Robin Hood's Death
Francis James Child’ın ünlü koleksiyonunda “Child Baladı #120” olarak da literatüre geçen ve Percy Folio’da parçalı nüshaları bulunan bu metin, aslında efsanenin bilinen en eski, en karanlık hikâyesiydi. Bu balad, Sarnoski için sıradan bir edebî keşif olmanın ötesinde; babasını çok genç yaşta kaybeden bir çocuk olarak, anılarındaki neşeli Disney çizgi filminin aksine, yenilmez bir halk kahramanının bu kadar sıradan, trajik ve insani bir şekilde ölebileceği gerçeğiyle ilk yüzleşmesiydi.
Yönetmen, bu kişisel yası ve varoluşçu sancıyı senaryoya dökerken radikal bir soru sordu: “Peki ya kahraman yaşlandığında, oklar tükendiğinde ve geriye sadece ödenmesi gereken bedeller kaldığında ne olur?” Sarnoski’nin Robin’i bu kez yeşil pelerinli bir jön yerine; Haçlı seferlerinin, cinayetlerin ve bitmeyen şiddet döngüsünün yüküyle ezilmiş, geçmişin hayaletleriyle boğuşan yaşlı bir savaş gazisiydi. Toplumun kahraman ilan ettiği bu adam, aslında geçmişte ne kadar canavarlaşabildiğini çok iyi bilen, kendi yarattığı folklordan utanan, kayıp bir savaşçıydı.
Fikir, prodüksiyon şirketleri Lyrical Media ve Ryder Picture Company’nin masasına ulaştığında, projenin ezber bozan bir dönem filmi olacağı netleşmişti. Bağımsız sinemanın vizyoner yapım şirketi A24, Cannes Film Pazarı'ndaki (Marché du Film) çetin mücadeleyi kazanarak filmin ABD dağıtım haklarını satın aldı. Lyrical Media'nın tamamen finanse ettiği bu prestijli yapımın Birleşik Krallık ve İrlanda haklarını ise True Brit Entertainment üstlendi.
Sarnoski, Hollywood süperstarlarının önlerine dev bütçeli çekler konmadan bağımsız senaryoların kapağını bile açmadığı o katı kurallar nedeniyle ilk başta çekingendi. Ancak bir isim tüm projenin yönünü değiştirecekti. Metni okur okumaz büyülenen:
Hugh Jackman
Karakterin içindeki saf acıyı ve günahkâr ruhu gören Hugh Jackman’ın zihninde bu rol; 2017 yılında Logan filminde hayat verdiği, yolun sonuna gelmiş yorgun kahramanın Orta Çağ çamuruna bulanmış bir yansıması gibi canlandı. Yapbozun en kritik eksik parçası ise tam da eski İngiliz baladındaki kan donduran ihanet noktasına dayanıyordu. Orijinal metinde Robin, sığınmak için gittiği Kirklees Manastırı’nda öz kuzeni olan başrahibe tarafından ihanete uğruyor, tedavi amacıyla vücudundan kan alınırken damarları acımasızca boşaltılıyor ve düşmanı Kızıl Roger tarafından kılıçla yaralanıyordu. İşte filmde, ağır yaralı ve ölmekte olan Robin’i bu kanlı manastır koridorlarından ve geçmişinden çekip çıkaracak, ona hem bir sığınak hem de yüzleşme alanı sunacak olan Rahibe Brigid karakterine hayat veren isim Jodie Comer oldu. Comer, karakterini Robin’in uyguladığı şiddetin tam zıddı olarak, dünyaya merhamet ve şefkat inşa eden güçlü bir figür olarak konumlandırdı. Kadronun diğer büyük sürprizleri ise Robin’in geçmişteki en yakın yoldaşı, eski dostu Little John (Küçük John) rolünde karşımıza çıkacak olan Bill Skarsgård ile birlikte kadroya dahil olan Murray Bartlett ve Noah Jupe oldu.
Takvimler 2025’in ilk aylarından düşerken, film ekibi Kuzey İrlanda ve İrlanda’nın kasvetli, yağmurlu ve tarihi atmosferinde set tasarımı için toplandı. Şubat 2025’te başlayan ve yalnızca 30 gün gibi şaşırtıcı derecede kısa bir sürede tamamlanan vahşi doğadaki ana çekimler, nisan ayına kadar sürdü. Hugh Jackman için bu süreç, kariyerinin en hızlı ve en ağır fiziksel meydan okumalarından biri oldu. Sarnoski, parlak zırhlar içindeki Orta Çağ şövalyeleri yerine, iki yaşlı adamın çamur içinde hayatta kalmak için amansızca boğuştuğu, gerçekçi bir dövüş estetiği hedeflemişti. Jackman da kendisini tamamen ihtişamdan arındırarak; saçını, sakalını ve bedenini bu çöküşe uydurdu. Dublör kullanmayı reddeden aktör, İrlanda’nın dondurucu soğuğunda, gerçek çamurların ve bataklıkların içinde yuvarlanarak Robin Hood’un fiziksel acısını kendi bedenine taşıdı. Sarnoski, Jackman'ın bu projeye olan adanmışlığını şu sözlerle özetliyor: “Hugh için zor olduğunu biliyorum. Çamur içindeydi, boynunu incitti ama yine de keyif alıyordu; çekimlerin bu kadar hızlı ilerlediğini görmek onu memnun ediyordu” diyerek ekliyor: “Bir gün çılgın bir aksiyon sahnesi çekiyorduk, ertesi gün ise çok yoğun bir dramatik sahne. Durmaksızın çalışıyorduk.”
A24'ün izleyiciyle buluşturduğu ilk fragman, filmin geleneksel mitlere meydan okuyan keskin tavrını net bir biçimde ortaya koydu. Hugh Jackman'ın karakteristik pürüzlü sesiyle fısıldadığı, “İnsanlar Robin Hood hakkında konuşur, onun hikâyelerini anlatır… Onların hepsi yalan!” repliği, filmin o güne dek bilinen tüm ezberleri yıkacağının kanıtı gibiydi. Fragmanın en vurucu anı ise inzivaya çekilmiş bu yaşlı savaşçının, küçük bir kıza yay germeyi öğretirken yüzüne oturan o karanlık çelişkiydi. Elleri kanla yıkanmış bir adamın, masum bir çocuğa öldürmeyi öğretirken hissettiği o ağır suçluluk duygusu, Robin'in geçmiş günahlarıyla yüzleştiği ama ne olursa olsun o kızı korumaya ant içtiği trajik bir arınma anına dönüşüyordu.
1247 yılının Kelt sınırında, brutal bir hayatta kalma mücadelesiyle açılan ve 19 Haziran 2026'da vizyona girmesi planlanan The Death of Robin Hood, izleyiciyi önce sert bir savaş sahnesiyle şoke edip, ardından Rahibe Brigid’in ellerinde sessiz bir kefaret, suçluluk ve arınma yolculuğuna çıkarmayı vadediyor. Film nihayete erdiğinde, tıpkı yüzyıllar önce yazılan o baladın epik finalindeki gibi, Robin Hood efsanesinin son perdesi açılacak:
“Verin elime o yayımı,
Bırakın süzülsün geniş oklarım;
Ve o okun düştüğü yerde,
Kazılsın benim mezarım.
Üzeri yemyeşil çimlerle örtülsün,
O yeşil ormanın ağaçları kadar tatlıca.”
Kaynakça
Andreas Wiseman. “Hugh Jackman & Jodie Comer To Star In Robin Hood Reimagining ‘The Death Of Robin Hood’ For ‘A Quiet Place: Day One’ Director Michael Sarnoski — Cannes Market Hot Project”. Deadline Hollywood, 2024.
Justin Kroll. “A24 Lands Rights To Michael Sarnoski’s ‘The Death Of Robin Hood’ Starring Hugh Jackman And Jodie Comer From Lyrical Media And RPC – Cannes Market”. Deadline Hollywood, 2024.
Michaela Zee. “‘The Death of Robin Hood’ Trailer: Hugh Jackman Gets Roughed Up and Bloody in A24’s Dark Reimagining of the Legend”. Variety, 2026.
Alex Ritman. “‘The Death of Robin Hood,’ Starring Hugh Jackman and Jodie Comer, Picked Up for U.K. by True Brit”. Variety, 2024.
John Hazelton. “A24 acquires ‘The Death Of Robin Hood’ starring Hugh Jackman, Jodie Comer”. Screendaily, 2024.
David Canfield. “How ‘The Death of Robin Hood’ Reinvents a Legendary Outlaw”. The Hollywood Reporter, 2026.
Francis James Child. “The English and Scottish Popular Ballads”. Boston Houghton, Mifflin and Company, 1888.
Nathan C. Wyeth. “The Death of Robin Hood”.