Dijitalde hayal kırıklığı: “Tırnak İçinde Hizmetçiler”

Haberin Eklenme Tarihi: 1.10.2026 16:53:00 - Güncelleme Tarihi: 1.10.2026 17:06:00

Merhaba sayın seyirciler. İzninizle bu haftaki konuğumuzu davet etmek istiyorum. O bir Jean Genet uyarlaması, o bir Tiyatro Hemhal repertuvarı, o bir tek perdelik oyun! O geliyor… Bir, iki, üç, dört! Karşınızda Tırnak İçinde Hizmetçiler! Şak şak şak diye duyulan alkışların ardından hırıltılı ve düşük oktav bir sesle “Ve tiyatro sancılı kızlarını dijitale doğurdu!” diyorum. Şov bitti dağılabiliriz. Şovun bitmiş olması doğru ancak daha ilk paragraftan dağılamayız, daha doğrusu dağılmamalıyız. Çünkü pek değerli editörüm benden bin beş yüz kelimelik bir eleştiri yazısı bekliyor, zaten benim de Tırnak İçinde Hizmetçiler oyununun dijital gösterimi için söyleyeceklerim bitmedi tam aksine daha yeni başlıyoruz.

Öncelikle bu eser özelinde düşünce dehlizlerine dalmadan evvel sizlere bir saat kırk beş dakikalık Tırnak İçinde Hizmetçiler’in konusundan bahsetmek istiyorum. İlk başta oyunda Ganet’in 1933 yılında çalıştıkları evin hanımını öldüren Papin kardeşlerden esinlendiği düşünülen Hizmetçiler oyunuyla karşılaşıyoruz. Sonra Ganet’in Hizmetçiler’inde hanımlarının yerinde olmaya can atan iki hizmetçi Claire ve Solange’ı canlandıran İpek ve Bahar isimli iki arkadaşın oyunlarını sahneye koymak için çalıştıklarını görüyoruz. Deyim yerindeyse o kadar çok çalışıyorlar ki kendilerini kaybediyorlar. Hatta ve hatta oyun kurgusu içerisinde canlandırdıkları karakterlerle hayatları bile birbirlerine benzer şekilde ilerliyor. Kırmızı köşedeki hanımları gibi olmak isteyen Claire ve Solange yerine, bu tarafta mavi köşede; oyunculuk yaptığı dizisi tutan arkadaşları Yıldız’a imrenen İpek ve Bahar var. Gong çaldı ve maç başladı. Solange’dan bir aparkat geliyor, Bahar kendini korumak için kapanıyor, Claire seri yumruklarla cevap arıyor ancak İpek kaçıyor, o da ne İpek ağlıyor… Gong! Nakavt, maç bitti. Seyirci nakavt oluyor. Dramatik yapı içerisinde güzel kullanılan oyun içinde oyun tekniğinin de yardımıyla bir süre sonra “Hangisi İpek, hangisi Claire, hangisi Bahar, hangisi Solange?” diye sorgularken buluyoruz kendimizi. Evet, tam da burada gerçekten de bir izleyen olarak nakavt olmamız söz konusu. Yazar bu durumun farkında olacak ki sağ olsun karakterler arası geçişlerden bir iki replik sonra oyuncuların birbirlerine isimleriyle hitap etmelerini sağlamış da kafamız çok karışmadan bu dokunuş bize pansuman oluyor. Bu yardımla beraber Tırnak İçinde Hizmetçiler tarafından yere düşürülmüş olsak dahi, kendisine maçı kaybetmiyoruz. Aksine duyduğumuz hazla oyundan bir kazanan olarak ayrılıyoruz demek doğru olacaktır.

İpek ve Bahar’ın kendilerini bu denli kaybetmelerine, hazırladıkları oyunu bu denli önemsemelerine de şüphesiz her şeylerini bu oyuna odaklamaları sebebiyet veriyor dersem yanlış olmaz. İnsanların koşu atları gibi birbiriyle yarıştıkları dünyamızda maddi sıkıntıların yanına manevi olarak aile ve çevre baskısının da eklendiğini düşünün, bir de bütün bunlar yetmezmiş gibi egonuzun dizilerde oynayan arkadaşınız tarafından ayaklar altına alınmasını ekleyin. Oyunumuz işte tam da böyle bir distopya içerisinde tiyatro yapmanın, tırnak içinde tiyatrocu olmanın zorluklarını izleyenlere oldukça güzel bir biçimde aktarıyor. Bununla da yetinmeyen Tırnak İçinde Hizmetçiler, oyuncu seçmelerinden tutun da öğrencilere kadar ne yaptığınızın değil de kimi ya da kimleri tanıdığınızın önemli olduğu bu kurtlar sofrasına ışık tutuyor. Karakterlerin kendi aralarındaki çatışmaları da buna eklenince gerim gerim gerilen seyirci oyun sonu patlamasa da oyun genel olarak güzel bir tiyatro deneyimi sunuyor diyebilirim. Ancak dijitalde değil!

Dijital tiyatro ve dijitalde tiyatro

Böyle bir eseri dijitale taşımak için uygun şartlar yoksa taşımayın lütfen. Korkmayın bir yeriniz eksilmez, ölmezsiniz. Oldu ki böyle bir şeye karar verdiniz diyelim; eşinizden, dostunuzdan, akrabanızdan bir boom olsun, yaka mikrofonu olsun hiçbir şey bulamadınız mı arkadaşım? Hiç olmadı ortam mikrofonunun kafasına bir kedi, haydi o da yoksa sevabına bir sünger geçirivereydiniz bari... Çekim bitip, “Kestik!” dedikten sonra yaptığınız işi izlemediniz mi? Başkalarına da mı izletmediniz? Ya hu hiç mi seveniniz yoktu da biri çıkıp seslerin kötü olduğunu söylemedi size? Bu durum ortaya konulan işe gölge düşürmüş. Bazı sahnelerde oyuncuların söylediklerini duyamadım, gidip daha iyi duymak için kulaklık taktım. Kulaklık taktığımda yine duymamakla beraber beni hışırtılar, takırtılar ve nefes sesleri oldukça irite etti. Hâl böyleyken ben de çıkardım kulaklığı gerek geri sararak gerekse ağız okumaya çalışarak devam ettim.

Yoluma devam ederken karşıma başka taşlar, çukurlar, tümsekler çıkmadı değil. Mesela beni yolumdan döndürmeye çalışanların başını kamera kullanımı çekmekteydi. Zaten pandemiyle beraber hayatımızdaki yeri giderek artan dijital tiyatroda gördüğüm en büyük sıkıntılardan birisi kamera kullanımı. Ne yazık ki kamerayı sahnenin karşısına bırakıp kayıt tuşuna bastıktan sonra oyunu dijitale taşımış olmuyorsunuz! Sadece kendinize düğün videosu tadında bir kayıt edinmiş oluyorsunuz o kadar ama asla daha fazlası değil. Bu durumun dışına çıkmak için gereksiz yakın çekimlere, hop oradan amors hop buradan amorslara, omuz planlara başvuranlar var. Ancak onlarda sosyal medyada sıkça gördüğümüz aşırı şoplu fotoğraf hissiyatı uyandırıyor bende. Bu işi hakkıyla yapanlar elbette ki var ama ne yazık ki Tırnak İçinde Hizmetçiler onlardan biri değil. Oyunculara yapılan zoomlar anlamsız, tripotsuz çekimlerde omuz askılığı kullanılmadığından dolayı kamera titriyor.

Neticeye baktığımızda; Hakan Emre Ünal’ın yazarlık, yönetmenlik becerileri ve dramaturg Ayşe Draz sayesinde klasik bir metnin çağdaşla çok iyi şekilde harmanlanması işi kurtarıyor. Bunun yanına birde dekor uygulama ve sahne amiri Güray Doğru’nun dokunuşları ve Nursev Demirbaş’ın Dogville filminden esinlenilen sahne tasarımı ile oyuncular Nezaket Erden, Pınar Güntürkün performansları eklenince oyun yeme de yanında yat bir iş olarak karşımızda duruyor. Lakin daha önce de belirttiğim gibi dijitalde değil, Tırnak İçinde Hizmetçiler’in kesinlikle bir tiyatro eseri olarak gidip yerinde izlenmesi gerektiği düşünüyorum. Burada dijital tiyatro ve dijitale tiyatro ayrımını kalın çizgilerle yapmak gerekiyor. Dijitalleşmenin getirilerinden biri olan kamera ve ses iyi kotarılmayınca sinemada oynayan bir filmi korsan kayıttan öndekinin tüylü montuyla ya da yandakinin çatır çutur mısır yeme sesleriyle birlikte izlemek gibi bir şey çıkıyor ortaya ve üzülüyorum.

Tırnak İçinde Hizmetçiler’de beni üzen başka şeyler de var. Sanki birazcık kadın bedeni cinsel bir obje olarak görülmüş gibi gibi. Heyhat! “Böyle bir sonuca nereden vardın bre hadsiz, bre kendini bilmez!” demeden önce kendimi açıklayayım. Yine suçlu görülürsem kellemi vurursunuz. Şimdi oyunu dikkatli izlerseniz İpek’i oynayan Nezaket Erden’in üzerini sürekli kameraya sırtı gelecek şekilde değiştirdiğini göreceksiniz. Kadın sırtı toplumsal normlara, heteronormatif yapıya uygun mu? Bittabi. Bu duruma bir de (dijital izleyecekler bakabilirler) 16:23’te İpek’in oturarak soyunması ekleniyor.  Kadının sütyen ve külotla kaldığı sahnede sanki oturtularak bir nevi sansür uygulanıyor gibi geliyor bana. Kafanızdaki düşünceleri görüyor ve bahsi arttırıyorum. On yedinci dakika yirmi üçüncü saniyede taytını dizlerine kadar çeken İpek, üç saniye sonra dizlerinin üzerinde neredeyse kameraya yüzünü dönecek kadar doğruluyor. Haydi dizlerinde tayt varken ayağa kalkmak için fizik kurallarını da hesaba katarak vücudun momentumunu sağlamak için hafif yan dönmek yerine bayağı döndün diyelim. Peki 17:27’de neden bir kere daha yana doğru dizlerinin üzerinde ilerliyor ben pek anlam veremedim doğrusu. Ayrıca taytını, pantolonunu, içliğini oturarak dizlerine kadar giydikten sonra dizlerinin üzerinde 160 derece falan dönerek giyen kaç insan vardır? Bir kere böyle bir giyinme şekli konforlu, ergonomik ve hiç normal değil. Öte yandan oyunun sahnelendiği ülke, izleyici profili ve sanat anlayışımız düşünülünce bu tercih mantıklı geliyor. Oysa ki ne olursa olsun kadın bedeninden bu kadar korkulmamalı diye düşünüyorum. Belki o zaman toplumca eril bakışımızı bir kenara bırakır ve kadın bedenini cinsel bir obje olarak görme hastalığımızdan kurtuluruz.

Geriye ne kaldı?

İki kadının başarı arzusunun, tebeşirle çizilmiş bir kara tahta üzerinde ders işler gibi bir öğretmen edasıyla tane tane anlatıldığı oyun, metinlerarasılığın bizim tiyatromuz açısından iyi bir uygulaması sayılabilir. Sosyal medya üzerinden okuduğum yorumlardan yaptığım analize göre çoğunlukla Dirmit’ten tanınan Nezaket Erden için gidilen Tırnak İçinde Hizmetçiler oyunundan birçok seyirci memnun ayrılmış. Dijitalde izleyen bendenizin ise yine çoğunlukla dijitale özgü nedenler olarak adlandırabileceğimiz nedenlerden dolayı ağzında buruk, kekremsi bir tat bıraktı. Bir de oyunu izlemeden önce ve sonra araştırma yaparken oyunda bir “kedinin” oynadığını hatta rol çaldığını öğrenince heyecanlanmıştım. Doğrusunu isterseniz canlı gösterim sırasında o kediye hâkim olup, kediyi oynatmayı başarmış bir ekip, acaba dijital için kayıt yapılırken kediyi neden kullanılmadı çok merak ediyorum. Sayın Hemhal ekibinden birileri yazımı okur ve beni bu konuda aydınlatırlarsa kendilerine çok müteşekkir kalırım. Siz de benim gibi aldığınız gösterim zevkini düşürmek yerine katlamak isteyenlerdenseniz Tırnak İçinde Hizmetçiler oyunu şehrinizde ne zaman sahnelenirse çıkın çıkın gidin anacım.

Sonuçta oyunda tebeşirle bölgeler belirlendi, kilitler kapatıldı. Yetmedi kara tahtaya bir şeyler yazılıp çizildi, sonra hepsi silindi... Yedi kere dualar edildi, hareketler tekrarlandı, kâh karton aynalar kırıldı ağlandı, kâh şarkılar söylendi gülündü, karakterler bölündü, oysa o gün hanımefendinin ölüm günüydü. Rabbimiz neyle sonuçlandırdı? Kadınlar oyun oynayarak kendilerini kaybetti, kaçmak istedikleri kendileri ile yüzleştiler. Bu yüzleşme sonucunda yine oyun oynamaya sığındılar. Oyun içinde oyunlar ve kim olduğunu unutan insanlar. Ve işte karşınızda bütün çıplaklığıyla Tırnak İçinde Hizmetçiler! Tam burada şak şak şak alkış kıyamet kopuyor. Ardından ben temiz ve yüksek oktav bir sesle “Evet, sayın seyirciler bugün Tırnak İçinde Hizmetçiler konuğumuzdu!” diyorum. İşte şimdi gerçekten şov bitti, dağılabiliriz. Haftaya aynı saatte aynı yerde görüşmek üzere “Bizde kalın, sanata dalın” gibi bir söz bulsam şu son cümleler için çok iyi olur. Evet, şu an karar verdim bu veda işinin üzerinde biraz çalışmam gerek. Neyse hanımefendiler ve beyefendiler ben gelecek görüşmemize kadar profesyonel bir veda için çalışırken, siz sağlıcakla kalın. Hoşça kalın.

Kaynaklar

https://tiyatrolar.com.tr/tiyatro/tirnak-icinde-hizmetciler (Son Erişim: 28.09.2026)

https://www.modasahnesi.com/tirnak-icinde-hizmetciler-tiyatro-hemhal (Son Erişim: 28.09.2026)

https://tiyatrogunlugu.com/tirnak-icinde-hizmetciler-tiyatro-oyunu/ (Son Erişim: 28.09.2026)

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/tirnak-icinde-mucize-1758865 (Son Erişim: 28.09.2026)

https://eksisozluk.com/tirnak-icinde-hizmetciler--5914978 (Son Erişim: 04.04.2021)