Fuat Oktay'dan Atlantic Council'e kritik mesajlar! F-35, KAAN ve Ankara Zirvesi
Haberin Eklenme Tarihi: 4.06.2026 14:37:00 - Güncelleme Tarihi: 4.06.2026 14:41:00Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Şubat 2026'da Atlantic Council Türkiye Savunma Dergisi'ne verdiği kapsamlı röportajda Türkiye'nin dış politika gündemini, savunma sanayiindeki köklü dönüşümü ve NATO içindeki stratejik konumunu masaya yatırdı. Oktay, Türkiye'yi hem NATO'nun vazgeçilmez bir güvenlik ortağı hem de teknoloji ihraç eden küresel bir savunma sanayii aktörü olarak konumlandırıyor. F-35 meselesinden KAAN programına, Ankara Zirvesi'nden Türk dünyasındaki açılımlara uzanan bu kapsamlı tabloda, Türkiye'nin bir denge ülkesi olmaktan çıkıp belirleyici bir güce dönüştüğü mesajı açıkça öne çıkıyor.
"Kısıtlamalar müttefiklik ruhuna aykırı"
Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması meselesine ilişkin sorulan soruya Oktay, doğrudan ve kararlı bir yanıt verdi. Türkiye'nin Şubat ayında Washington'a gerçekleştirdiği parlamento ziyaretinde hem Senato hem de Temsilciler Meclisi'ndeki muhataplarla yapıcı görüşmeler yürüttüklerini aktaran Oktay, "Müttefikler arasındaki kısıtlamaların ittifak ve ortaklık ruhuyla ne tutarlı ne de sürdürülebilir olduğunu açıkça ifade ettik" dedi.
Oktay, her iki ülkedeki hükümetlerin de F-35 programına Türkiye'nin yeniden erişimi dahil olmak üzere uygulanabilir bir yol haritası bulmak için çaba sarf ettiğini belirterek Kongre düzeyinde somut adımlar atılmasını beklediklerini vurguladı. Savunma iş birliğini ikili ilişkilerin genel seyriyle kopmaz biçimde bağlantılı gören Oktay, Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Trump arasındaki doğrudan ve samimi diyalogun bu süreçte belirleyici bir rol oynadığını da özellikle altını çizdi.
Ekonomik tabloya bakıldığında, ikili ticaret hacminin 40 milyar dolara yaklaştığı görülüyor. Oktay, Türk havacılık şirketlerinin uçak alımları, uzun vadeli LNG düzenlemeleri ve sivil nükleer enerji alanındaki olası iş birlikleri sayesinde bu rakamın 100 milyar dolar hedefine ulaşabileceğini öngörüyor.
Savunma sanayiinde çeyrek asırlık dönüşüm
Röportajın en çarpıcı bölümlerinden birini, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yapısal dönüşümün boyutlarına ilişkin veriler oluşturuyor. Oktay, yaklaşık iki on yıl önce yüzde 20 civarında seyreden yerli üretim oranının bugün yüzde 80'in üzerine çıktığını, kısa vadede ise yüzde 85 bandına ulaşmasının hedeflendiğini açıkladı.
"Türkiye, ithalat ve tedarik ağırlıklı bir modelden yüksek hacimli yerli tasarım ve üretim modeline geçişi tamamladı; üstelik savunma ihracatı da giderek büyüyen bir boyut kazanıyor" diyen Oktay, bu dönüşümün somut yansımalarını şöyle sıraladı: İnsanlı ve insansız muharip uçaklar (KAAN ve Kızılelma), savaş gemileri, zırhlı araçlar, füze ve roket sistemleri, ileri sensörler ve akıllı mühimmat. Tüm bu ürünlerin yanı sıra aviyonik, veri bağlantıları ve görev bilgisayarları gibi kritik elektronik alt sistemlerin yerli üretimine de hız verildiğini belirtti.
Savunma ihracatının yıllık 10 milyar doları aşarak ABD, İngiltere, İspanya ve İtalya dahil 185 ülkeye ulaştığını paylaşan Oktay, "Türkiye, ileri savunma teknolojilerinin önemli bir küresel üreticisi konumuna gelmiştir" ifadesini kullandı. NATO'nun bu kazanımlardan tam anlamıyla yararlanabilmesi için Türkiye'nin Avrupa savunma sanayii girişimlerine dahil edilmesinin zorunlu olduğunu da sözlerine ekledi.
KAAN: Beşinci neslin anahtarı
Türkiye'nin beşinci nesil milli muharip uçak programı KAAN, röportajın odak noktalarından birini oluşturdu. Oktay, KAAN'ı dünyada hâlihazırda geliştirilen en ileri beşinci nesil savaşuçağı projelerinden biri olarak tanımlarken programın yalnızca Türk Hava Kuvvetleri için bir kapasite sıçraması değil, aynı zamanda Türkiye'nin savunma ve havacılık ekosistemi için kapsamlı bir inovasyon motoru işlevi gördüğünü vurguladı.
Uluslararası ilginin somut bir yansıması olarak Endonezya ile 48 uçaklık bir anlaşma imzalandığını açıklayan Oktay, birçok ülkenin de iş birliği seçeneklerini değerlendirmek için yakın temasta olmaya devam ettiğini belirtti. KAAN'ın mühendislik, üretim ve ileri sistem entegrasyonu alanlarında tetiklediği yayılma etkisinin Türkiye'nin genel teknoloji tabanını güçlendirdiğini de sözlerine ekledi.
Ankara Zirvesi: Kritik bir kavşak
Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, röportajda özellikle vurgulanan bir diğer önemli başlık. Oktay, zirvenin 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirileceğini ve Ukrayna savaşının Avrupa'da yarattığı güvenlik kaygıları ile transatlantik ilişkilerdeki belirsizlik ortamı göz önünde bulundurulduğunda bu toplantının "kritik bir buluşma" niteliği taşıdığını vurguladı. Zirvenin Lahey taahhütlerinin uygulanmasını değerlendirme ve NATO'nun caydırıcılık ile savunma duruşunu pekiştirecek kararlar alma açısından hayati bir fırsat sunduğunu belirten Oktay, Türkiye'nin NATO içindeki katkılarını şu rakamlarla ortaya koydu: İttifak'ın ikinci büyük ordusu, NATO operasyonlarına ve misyonlarına en yüksek katkı sağlayan ülkeler arasındaki konumu ve yüzde 2 savunma harcaması eşiğini aşmış olması. "Müttefiklerimizin güvenliğine bağlı olduğumuz gibi, onların da Türkiye'nin güvenlik ve savunmasına tam anlamıyla bağlı olmasını bekliyoruz" diyen Oktay, bu ifadesiyle denge ve karşılıklılık vurgusunu güçlü biçimde öne çıkardı.
Suriye ve bölgesel uyum
Oktay, Suriye konusunda Türkiye ile ABD arasındaki yakınsamayı bölgesel dinamiklerin gerçekçi bir okuması olarak değerlendirdi. Türkiye'nin Suriye'nin toprak bütünlüğünü başından beri savunduğunu, her iki ülkenin de Şam'da Ahmed el-Şara liderliğinde merkezi ve etkin bir hükümetin kurulmasının önemine inandığını vurguladı. Suriye'nin yanı sıra Ukrayna'daki savaşın sonlandırılması, Gazze için kalıcı bir çerçeve oluşturulması ve Azerbaycan-Ermenistan barış sürecinin desteklenmesi konularında da ikili uyumun belirginleştiğine dikkat çekti.
Türk dünyasında artan nüfuz
Röportajın son bölümünde Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde derinleşen bölgesel entegrasyon gündeme geldi. Oktay, TDT'nin Orta Asya ve Kafkasya'da barışı, istikrarı ve refahı teşvik eden bir platform olarak hızla kurumsal bir yapıya kavuştuğunu vurguladı. Türk devletleri parlamentolarının Dışişleri Komisyonlarını bir araya getiren mekanizmanın ilk toplantısının Azerbaycan'da, ikincisinin ise geçen yıl İstanbul'da düzenlendiğini hatırlatan Oktay, bu yapının parlamenter iş birliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Kaynak: https://www.atlanticcouncil.org/content-series/ac-turkey-defense-journal/qa-with-turkish-member-of-parliament-fuat-oktay/