ABD’nin Suriye hamlesi ne anlama geliyor?

Haberin Eklenme Tarihi: 31.08.2026 10:05:00 - Güncelleme Tarihi: 31.08.2026 10:08:00

ABD, 24 Ağustos 2026 tarihinde Suriye’yi 1979 yılından beri yer aldığı “terörü destekleyen ülkeler” listesinden resmen çıkardı. “Terörü destekleyen ülkeler” statüsü, ABD’nin görüş ve verilerine göre uluslararası terörizme defalarca destek vermiş olan devletlere veriliyor. Mevzubahis statü, ülkeye karşı otomatik olarak ekonomik yaptırımların uygulanmasını gerektirir. Hâlihazırda ABD’nin listesinde bu statüye sahip üç ülke (İran, Kuzey Kore ve Küba) bulunuyor. Suriye’nin “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkarılması, yabancı bankaların ve yatırımcıların faaliyetleri önündeki başlıca hukuki ve mali engelleri ortadan kaldırıyor.

Suriye’nin “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkarılması kararı, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından açıklandı. Rubio, bu kararın uluslararası yatırımların önünü açtığını ve böylece Suriye’nin ekonomik yapılanmasına zemin hazırladığını ifade etti.  Rubio ayrıca bu kararın yeni Suriye hükûmetinin “uluslararası terör eylemlerinden tamamen uzak durma” konusundaki “olumlu adımlarının ve taahhütlerinin” bir kabulü olduğunu da açıkladı. Rubio, yaptırımların daha fazla gözden geçirilmesinin, Suriye’nin Hizbullah ve İran’la bağlantılı gruplar da dâhil olmak üzere terörist ağlarla mücadele konusundaki taahhütlerini yerine getirmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, “Suriye’nin karanlık bir lekeyi üzerinden silip attığını, böylece gelişim ve yeniden yapılanma dönemine girdiğini vurguladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani, yaşananları “tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Suriye’nin önceki statüsünün “asla Suriye halkının tercihi olmadığını” vurguladı. Suriye Merkez Bankası Başkanı Safvat Raslan ise bunu “ülkeyi dünya ekonomi sistemindeki meşru yerine geri döndüren tarihî bir adım” olarak nitelendirerek, “Suriye Merkez Bankası’nın modern ve güvenilir bir finansal sistem oluşturmak için çalıştığını” ekledi. Resmî açıklamanın arifesinde, Suriye Maliye Bakanlığı Bank of America ile görüşmeler gerçekleştirdi.  Mastercard ise Mayıs ayında uluslararası ödemeler altyapısının hazırlanması konusunda Suriye Merkez Bankası ile iş birliği yapacağını duyurmuştu.

Suriye’nin yeniden inşasında enerji, yatırım ve Türkiye faktörü

Mevzubahis karar yaptırımların derhâl kaldırılması anlamına gelmiyor, Suriye’ye yabancı yatırımlara erişim olanağı tanıyor. ABD özellikle Suriye’deki petrol kaynaklarına ilgi duyuyor. Haziran ayında Suriyeli bir heyet, Washington’da Chevron, Hunt Oil Company ve Baker Hughes temsilcileriyle bir araya geldi ve bu çerçevede petrol sektörüne yönelik iş birliği anlaşmalarının hazırlıklarına başlanıldı. Ayrıca Irak ve ABD, Irak petrolünün Hürmüz Boğazı’nı by-pass ederek Suriye’nin Baniyas limanına ulaştırılmasını sağlayacak, Suriye üzerinden geçecek bir transit petrol boru hattı inşa etme planları üzerinde çalışıyor. Amerikan şirketi HKN Energy; Suriye’nin kuzeydoğusundaki yedi petrol sahasını, ülkenin en büyük petrol sahası olan Rumeylan da dâhil olmak üzere üretimi yeniden başlattı. Bu kapsamda Suriye Devlet Petrol Şirketi’yle 25 yıl süreli bir anlaşma imzalandı. Baker Hughes, Hunt Energy ve Argent LNG gibi büyük Amerikan şirketleri, Suriye’nin tüm enerji ve elektrik şebekesi altyapısını yeniden inşa etmeye yönelik küresel bir master plan hazırlıyorlar. Chevron, Katar şirketi UCC Holding ile birlikte Akdeniz’deki petrol ve gaz sahasında derin deniz arama ve üretim çalışmaları yürütmek üzere bir mutabakat zaptı imzaladı. Suriye, savaştan derin bir şekilde etkilenen elektrik enerjisi ve doğal gaz üretimi sektörlerinin yeniden inşasına ihtiyaç duyuyor. Türk şirketleri başta olmak üzere Katar, Suudi Arabistan, BAE ve Fransız şirketleri bahsi geçen sektörlere ilgi göstermektedir.

Türkiye savunma sanayi alanında Suriye ile karşılıklı faydaya dayalı bir iş birliği mekanizması inşa etmeyi önceliyor. Bu çerçevede altyapı projeleriyle ilgili anlaşmalar ve askerî alanda iş birliği derinleştiriliyor. Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve devlet egemenliğinin tesisine yardımcı oluyor. İsrail saldırganlığının arttığı bir dönemde Suriye’nin savunma ve lojistik alt yapısının modernizasyonuna gereksinim duyuluyor. Bu bağlamda Türkiye stratejik iş birliği mekanizmaları kapsamında Suriye’nin yanında yer alıyor. Katar ve Suudi Arabistan gibi aktörler de Suriye’ye yatırım yapmak ve bu ülkeyle sağlam ekonomik bağlar kurmak konusunda istekli görünüyorlar. Körfez sermayesinin Suriye’deki varlığı bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. 20 Ağustos 2026’da tarihinde Türkiye ve Suriye arasında ile fosfat cevherinin ortak arama ve çıkarılmasına ilişkin bir anlaşma imzalandı. Suriye, savaş öncesinde fosfat ihraç eden ülkelerin başında geliyor.

Washington’ın Suriye hamlesi ve Orta Doğu’da değişen jeopolitik denklem

ABD, Orta Doğu’da kendi lehine olacak şekilde yeni bir güç dengesi inşa etmeye çalışıyor. Bu bağlamda Suriye’yi de içine alacak şekilde yeni Orta Doğu güç modeli oluşturmayı amaçlıyor. ABD, yeni Suriye’yi jeoekonomik açıdan bir transit geçiş noktası olarak görüyor.  Suriye’nin altyapısının Irak ile entegre bir şekilde geliştirilmesi, Orta Doğu’nun ihracat rotalarının Hürmüz Boğazı’nı by-pass ederek çeşitlendirilmesine olanak tanıyor. Irak petrol ihracatının önemli bir kısmını Basra’daki güney terminallerinden ve Hürmüz Boğazı’ndan hayata geçiriyor. Dolayısıyla Irak, Hürmüz jeopolitiğine bağımlıdır. Hürmüz’deki savaş nedeniyle mevzubahis ihracatın realize edilmesi bir dizi meydan okumayı beraberinde getiriyor. Washington bu nedenle Irak ve Suriye’yi bütüncül ve tamamlayıcı bir jeopolitik ve jeoekonomik kuşak olarak ele alıyor. ABD’nin bölge stratejisinde İran’ı çevrelemek öncelikli bir hedeflerden biridir. ABD aynı zamanda Çin’in jeoekonomik gücüyle, Rusya’nın ise jeopolitik enstrümanlarla bölgeye dâhil olmasını önleyecek mekanizmalara ihtiyaç duyuyor. Buradaki temel konulardan biri İsrail’in bu yeni koşullara uyum sağlayıp sağlamayacağıdır. Bu durum Washington ve Tel-Aviv arasında muayyen sürtüşmeleri su yüzüne çıkarıyor. ABD-İsrail ilişkilerinin özel bir ilişki modeli olduğu tartışılmazdır. Mamafih ABD’nin küresel jeopolitik stratejisiyle, İsrail’in bölgesel ihtirasları tam anlamıyla örtüşmüyor.

İsrail etrafında istikrarlı devletler görmek istemiyor. Suriye’nin uluslararası sisteme entegrasyonuyla birlikte, İsrail’in sahadaki saldırgan politikaları Washington tarafından farklı bir şekilde algılanacaktır ve değerlendirilecektir. Bu çerçevede Suriye’nin istikrara kavuşması ve nihayetinde merkezîleşmesi, İsrail’in elindeki istikrar bozucu kartların kaybedilmesi anlamına geliyor. Çünkü istikrarlı bir Suriye, İsrail’in bölgesel yayılmacı projeksiyonlarının önündeki engellerden biri olarak görülüyor. İsrail yetkilileri, Suriye’nin “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkarılmasını teknik bir çözüm olarak değil, bölgedeki İsrail stratejisini ciddi şekilde zorlaştıran bir faktör olarak değerlendiriyorlar. Bu bağlamda İsrail yeni Suriye’den herhangi bir tehdit gelmediğine tam olarak ikna olana kadar Suriye’nin güney sınırlarında sıkı bir askerî kontrol sürdürmeyi planlıyor. Türkiye ise ABD’nin Suriye’yi “terörü destekleyen ülkeler” listesinden çıkarma kararını memnuniyetle karşıladı. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, Türkiye’nin uzun süredir böyle bir adımı desteklediği vurgulandı. Açıklamada ABD’nin bu kararı sayesinde Suriye’nin ekonomik yeniden yapılanması ve yeniden inşası önündeki en büyük engellerden birinin ortadan kaldırıldığı belirtildi.

İsrail kendi bölgesel güvenlik mimarisini oluşturmaya çalışıyor. Bu güvenlik mimarisinde istikrar, refah ve barış kavramlarına yer yoktur. İsrail bu nedenle Türkiye’nin bölgesel norm üreten, barış ve istikrar sağlayan oyun kurucu niteliğini hazmedemiyor. Türkiye’nin mücavir coğrafyaya yönelik perspektifinin ve paradigmasının temellerini barış, adalet, istikrar ve refah yaklaşımları oluşturuyor. Bu çerçevede Türkiye’nin barış odaklı insani ittifakına karşı, İsrail yıkıcı ve şer odaklı ittifaklar kurmaya çalışıyor. Türkiye, Suriye’de bölgesel sorumluluk ve barış inşası bir modeli tatbik ederek esasında oyun kurucu bir nitelikle ve stratejik olgunlukla hareket ediyor. İsrail ise savaş, soykırım, işgal ve saldırgan politikalarıyla Türkiye’nin bölgesel liderliğini sınırlamaya çalışıyor. Suriye sahasında Türkiye ve İsrail arasında yaşananlar tam olarak bu şekilde ifade edilebilir.