Tarihin çağrısı: İki devlet, tek millet ve sarsılmaz bir gelecek
14 Ocak 1992’de tesis edilen Azerbaycan–Türkiye diplomatik ilişkileri, iki imzadan ibaret değil; bin yıllık kardeşliğin modern dünyadaki tezahürüdür. Umut Köprüsü’nden Şuşa Beyannamesi’ne uzanan bu yol, “tek millet, iki devlet” idealinin stratejik, siyasi ve gönül birliğine dönüşmüş hâlidir.
Bundan tam 34 yıl önce, 14 Ocak 1992’de Azerbaycan ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin resmen tesisi, yalnızca iki devletin kâğıt üzerindeki imzası değil; bin yıllık bir kardeşliğin modern dünyada yeniden vücut bulmuş hâlidir. Türkiye’nin, Azerbaycan’ın bağımsızlığını 9 Kasım 1991’de tanıyan ilk devlet olması, tarihin bize yüklediği sorumluluğun ve aramızdaki sarsılmaz gönül bağının en somut nişanesidir. Dönemin Dışişleri Bakanları Hüseynağa Sadıkov ve Hikmet Çetin tarafından imzalanan o tarihî protokol, Bakü’de yükselen ay-yıldızlı bayrağımızın diplomatik güvencesi olmuştur. Bu sürecin mimarlarından olan Ebülfez Elçibey’in "tek millet, iki devlet" anlayışına giden yolda ortaya koyduğu Türkçülük vizyonu ve Türkiye ile bütünleşme arzusu, diplomatik ilişkilerimizin ideolojik temel taşını oluşturmuştur.
O zorlu yıllarda, Nahçıvan’ı Anadolu’ya bağlayan ve 28 Mayıs 1992 tarihinde bizzat Nahçıvan Yüksek Meclis Başkanı Haydar Aliyev ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Süleyman Demirel tarafından açılan "Umut Köprüsü", sadece Aras Nehri’nin iki yakasını değil, parçalanmış bir coğrafyanın ruhunu da birleştirmiştir.
Hasret’ten Şuşa’ya: Müttefikliğin stratejik ve medeniyet boyutu
Halkımızın "Hasret Köprüsü" dediği o kutsal geçiş, bugün Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının birleşme noktası olan Zengezur Koridoru vizyonunun ilk meşalesidir. Diplomasi masasında 15 Haziran 2021 tarihinde, Karabağ’ın incisi Şuşa şehrinde Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan "Şuşa Beyannamesi", müttefikliğimizi hukuken ve askerî olarak en üst seviyeye taşımıştır.
Ekonomik alanda Azerbaycan ve Türkiye’nin Bakü-Tiflis-Ceyhan ve TANAP gibi dev projelerle kurduğu enerji köprüleri, bugün sadece bölgemizin değil, tüm Avrupa’nın enerji arz güvenliğini teminat altına almaktadır. Karşılıklı yatırımlarımız ve her geçen gün artan ticaret hacmimiz, refahımızı ortak bir geleceğe taşırken; iletişim ve dijital diplomasi alanındaki iş birliklerimiz, dezenformasyona karşı ortak bir kalkan oluşturmaktadır. Kültürel derinliğimiz ise dilimizden sanatımıza, ortak mutfağımızdan geleneklerimize kadar uzanan geniş bir medeniyet coğrafyasının en canlı tezahürüdür.
Dünyanın dört bir yanındaki Azerbaycan ve Türkiye diaspora faaliyetlerimiz, artık farklı sesler değil, haksızlığa karşı yükselen ortak bir Türk avazı olarak yankılanmaktadır. Karabağ zaferiyle perçinlenen askeri ve savunma sanayii iş birliğimiz, bölgede kalıcı bir barışın ve istikrarın en büyük güvencesi olarak yükselmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında yürüttüğümüz çalışmalar, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan bu büyük medeniyetin yeniden şahlanışının öncüsüdür.
Biz diplomatlar için bu ilişki, sadece bir görev veya devletlerarası bir temas değil; atalarımızdan devraldığımız kutsal bir emaneti daha ileriye taşıma davasıdır. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, her alanda entegre olmuş, müreffeh ve sarsılmaz bir Azerbaycan-Türkiye kardeşliği olacaktır. Geçmişin gururuyla, geleceğin vizyonunu birleştirerek, bu kutlu yürüyüşe ilk günkü heyecan ve "bir kere yükselen bayrak bir daha inmez" kararlılığıyla devam ediyoruz.
Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez
Azerbaycan-Türkiye ilişkileri kronolojik tablosu
| Tarih | Önemli gelişme / kilometre taşı | Önemi |
| 9 Kasım 1991 |
Bağımsızlığın tanınması |
Türkiye, Azerbaycan’ın bağımsızlığını tanıyan dünyadaki ilk devlet oldu. |
| 14 Ocak 1992 |
Diplomatik ilişkilerin kurulması |
Bakü’de Sadıkov ve Çetin tarafından imzalanan protokol ile elçilik açıldı |
| 28 Mayıs 1992 |
Umut (Hasret) Köprüsü'nün açılışı |
Haydar Aliyev ve Süleyman Demirel tarafından tarihî sınır bağı oluşturuldu. |
| 13 Temmuz 1992 |
Sınır kapısı protokolü |
Nahçıvan-Türkiye sınır geçişi resmî statüye kavuştu. |
| 9 Şubat 1994 |
Kapsamlı iş birliği anlaşması |
Stratejik ortaklığın ekonomik ve teknik temelleri atıldı. |
| 13 Temmuz 2006 |
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) hattı |
Enerjide "Yüzyılın Projesi" hayata geçti. |
|
16 Ağustos 2010 |
Stratejik ortaklık ve yardım |
İlişkiler, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi düzeyine çıktı. |
| 30 Ekim 2017 |
Bakü-Tiflis-Kars demiryolu |
Kıtaları birleştiren demir ağlar açıldı. |
| 1 Nisan 2021 |
Kimlikle seyahat dönemi |
Vizesiz ve pasaportsuz, sadece kimlikle serbest geçiş başladı. |
| 15 Haziran 2021 |
Şuşa Beyannamesi |
İlham Aliyev ve R. Tayyip Erdoğan imzasıyla müttefiklik ilan edildi. |
Bir diplomasi uzmanı olarak ifade etmek isterimki, geçmişin gururuyla, geleceğin vizyonunu birleştirerek, bu kutlu yürüyüşe ilk günkü heyecan ve "bir kere yükselen bayrak bir daha inmez" kararlılığıyla devam ediyoruz.
Hürmet ve ehtiramla,
Diplomasi ve İstihbarat Uzmanı Dr. Elvin Abdurahmanlı
Benim bu imzam; sadece bir diplomatik temsilin değil, Aras'ın iki yakasında aynı çarpan yüreklerin, ortak bir tarihin ve sarsılmaz bir müttefikliğin gelecek nesillere olan taahhüdüdür. İki devletin kaderi, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen bu kardeşlik köprüsü üzerinde ebediyen bir ve beraber kalacaktır."

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.