Suriye’de taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor
13 yılı aşkın iç savaşın ardından Suriye’de Ahmed el-Şara liderliğinde başlayan geçiş süreci, pragmatik hamleler ve uluslararası destekle yeni bir denge arayışına girdi. SDG ile varılan uzlaşı, Türkiye’nin sahadaki etkisini ve Suriye’nin birlik iddiasını güçlendirirken sürecin kırılganlığı sürüyor.
2024 yılı sonlarında 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaş neticesinde HTŞ lideri Ahmed el-Şara önderliğinde bir devrimin yaşandığı ve geçiş sürecinin başladığı komşumuz Suriye’de, geçtiğimiz bir yılı aşkın süre içerisinde taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Nitekim Türkiye, Körfez ülkeleri ve ABD’deki Donald Trump yönetiminin desteğiyle toplumsal ve uluslararası meşruiyeti artan Şara yönetimi, içerisindeki radikal unsurlara karşın, ABD ile daha düzeyli ilişkiler kurarak Beyaz Saray’da kabul edildi ve Sezar Yaptırımları’nı hafifletmeyi başardı.
Şara yönetimi, bunu başarırken son derece pragmatik ve akılcı hareket ederek, İslamcı bir hükûmetten beklenmeyecek büyük bir esneklik gösterdi. Nitekim Şara, Mısır’daki Muhammed Mursi (İhvan) deneyiminden de dersler çıkararak, İsrail’le ilişkileri germemeye özen gösterdi ve Golan Tepeleri’ni İsrail’e bırakarak ve Tel Aviv’in Süveyda bölgesindeki müdahalelerine ses etmeyerek bu ülkeye karşı edilgen bir görüntü sergiledi. Türkiye ile de yakın ilişkiler tesis eden yeni yönetim, Sünni İslamcı çizgide bir kardeşlik ve dostluk havası yaratmaya ve ülkede birliğin sağlanması en büyük engel olarak görülen Suriye Kürtlerinin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne karşı Ankara’nın tam desteğini almayı başardı.
Her ne kadar yeni hükûmetin radikal unsurları Suriyeli Alevi (Nusayri) unsurlara yönelik sert bazı hamleleriyle ülke içerisinde ve uluslararası toplumda tepki çekse de zamanla Şara bunları yumuşatmayı ve ülkenin bir iç savaş yaşadığı görüntüsü vermemeyi başardı. Bu bağlamda, hâlen ülkenin birliği ve yeni sistemin oturması uzun vadeli bir süreç gibi görülse de Şara’nın yönetişim bağlamında sağladığı başarıyı kabul etmek gerekiyor.
Şara’nın güçlü adam siyaseti: SDG anlaşmasına giden yol
Şara, bunu yaparken, ABD ve Rusya liderleri gibi güçlü isimlerle de koordineli hareket ederek, ülkesini yönetebilecek “güçlü adam” görüntüsü vermeyi başardı. Şara ve yeni hükümetin son hamlesi ise nüfus yoğunluğunun ötesinde bir toprağı kontrol eden SDG’li güçleri Fırat’ın doğusuna çekilmeye ikna etmesi oldu. Askerî operasyonlarla eş zamanlı olarak yürütülen bir müzakere süreci sonucunda varılan 14 maddelik uzlaşı, şu bazı önemli hususları içeriyor:
- Ateşkes ilan edilerek, Suriye Ordusu’nun operasyonları durdurulacak ve SDG, Fırat Nehri’nin doğusuna çekilecek.
- Deyrizor ve Rakka vilayetleri, idari ve askerî olarak derhâl ve tamamen Suriye hükûmetine devredilecek.
- Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumlar, Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine entegre edilecek.
- Suriye hükûmeti, bölgedeki tüm sınır geçiş noktalarının, petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolünü ele alacak.
- Tüm SDG’li askerî ve güvenlik personelinin Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına entegrasyonu sağlanacak.
- Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderliği, eski rejimin kalıntılarını saflarına dâhil etmekten kaçınmayı taahhüt edecek.
- Siyasi katılım ve yerel temsilin garantisi olarak, Haseke Valiliği, görevini üstlenecek bir adayın atanmasına ilişkin bir başkanlık kararnamesi çıkaracak.
- Kobani vilayetindeki yoğun askeri varlığın kaldırılması, şehrin sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve Suriye İçişleri Bakanlığı’na idari olarak bağlı yerel bir polis gücünün muhafaza edilmesi sağlanacak.
- IŞİD esirleri ve kamplarından sorumlu idarenin ve bu tesislerin güvenliğini sağlamakla görevli güçlerin Suriye hükûmetiyle bütünleştirilmesi sağlanacak.
- Ulusal mutabakatı sağlamak amacıyla, SDG liderliği tarafından merkezî devlet yapısı içinde yüksek rütbeli askerî, güvenlik ve sivil pozisyonlarda görev yapacak adayların listesi kabul edilecek.
- Kürt kültürel ve dil haklarının tanınmasını ve kayıt dışı/vatansız kişiler ve önceki on yıllardan birikmiş mülkiyet hakları talepleri de dâhil olmak üzere, çözülmemiş hak temelli ve sivil sorunların ele alınmasını öngören 2026 tarihli 13 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması sağlanacak.
- SDG, egemenliği ve bölgesel istikrarı sağlamak için Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışındaki tüm Suriyeli olmayan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) liderlerinin ve üyelerinin sınır dışı edilmesini taahhüt edecek.
- Suriye Devleti, bölgenin güvenliğini ve istikrarını sağlamak amacıyla, ABD ile koordinasyon içinde, Uluslararası Koalisyon’un aktif bir üyesi olarak terörizme (DEAŞ/IŞİD) karşı mücadeleye devam etmeyi taahhüt eder.
- Afrin ve Şeyh Maksoud bölgelerindeki sakinlerin evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde dönüşleri konusunda anlaşmalara varılması için çalışılacak.
Terörsüz Türkiye süreci ve Suriye’de yeni denge
Türkiye’de hâlen devam eden “Terörsüz Türkiye” sürecine de eş zamanlı ve uyumlu gelişen bu süreç, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması hususunda karşılıklı bazı tavizleri içerirken, aynı zamanda Türkiye’nin de sahadaki gücünü gösteriyor. Bu şekilde, SDG’nin bağımsız devlet rüyaları sönerken, Suriye Kürtlerinin anayasal ve kültürel hakları da Esad (Baas Partisi) dönemine kıyasla hayli ilerletiliyor. Bu nedenle, SDG’nin de kısmi özerkliğini koruyacağı yeni bir yönetim modeline destek vermesi olası.
Ancak hâlen süreç oldukça kırılgan nitelikte olup, mutlaka ABD ve Türkiye’nin siyasi desteği ve Körfez ülkelerinin maddi yardımlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Şara ise geçmişteki ve günümüzdeki aşırılıklarına karşın, belli bir yönetim becerisi sergilemeyi başarmıştır.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.