Okullardaki saldırılar, toplumsal ruh sağlığı krizinin alarmı
Aynı acı, farklı şehirler… İstanbul’dan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’a uzanan çocuk şiddeti, artık sadece bir güvenlik sorunu değil. Prof. Dr. Arif Verimli’ye göre bu tablo, derinleşen bir toplumsal ruh sağlığı krizinin sonucu: “Bu bir dijital çağ değil, öfke çağı.”
Türkiye, 2025’te 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, bu yıl ise Güngören’de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın “yan bakma” gerekçesiyle öldürülmesiyle gençler arasındaki şiddetin ulaştığı ürkütücü boyutla yüzleşti.
Ve önceki gün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde eski bir öğrencinin silahla okula girerek rastgele ateş açması, dün ise Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda yaşanan ve çok sayıda canın yitirildiği saldırı…
Türkiye artık sadece izlemiyor; sarsılıyor, korkuyor ve soruyor: Bu çocuklara ne oldu?
Mattia Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan’ın cinayetleri sonrası çocuklar ve gençler arasında giderek derinleşen şiddet eğilimini ve bunun arkasındaki sosyolojik nedenleri konuşmak için soluğu Türkiye’nin önde gelen psikiyatristlerinden Prof. Dr. Arif Verimli’nin yanında almıştım.
Bu olaylar münferit değil
Prof. Dr. Arif Verimli'nin beş yıl önce sosyal medyada yaptığı, "Bakın bu günler iyi günlerimiz. Güzel yüzlü kurbanlarımız olacak. Hiç sebepsiz insanlar birbirini ve zavallı hayvanları öldürecek. Çünkü bu çağ dijital çağ değil, öfke çağı" tespitini açmasını isteyerek başlamıştı sohbetimiz.
Prof. Dr. Arif Verimli; hemen söze girmiş, Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetlerinin tekil olaylar olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizmişti. Arif Verimli’ye göre, bu saldırılar uzun süredir biriken toplumsal sorunların bir dışa vurumuydu.
Bugün aynı cümleleri daha ağır bir gerçeklikle tekrar eden Verimli, “O gün ‘öfke çağı’na girdiğimizi söylemiştim. Bugün yaşananlar da bunun bir sonucu. Bu olaylar münferit değil; aksine derin bir ruh sağlığı krizinin yansıması.”
Prof. Dr. Verimli, pandemi sonrası travmalar, artan uyuşturucu kullanımı, ekonomik zorluklar ve dijital dünyanın kontrolsüz etkilerinin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade ediyor.
Aslında her şey gözümüzün önündeydi
Urfa Siverek’teki saldırganın sosyal medya paylaşımlarında açık tehditler savurması, Kahramanmaraş’taki saldırganın ise geçmişte katliam gerçekleştirmiş bir ismi rol model alması, Arif Verimli’nin dikkat çektiği önemli bir noktayı gözler önüne serdi: Aslında şiddet eğilimi çoğu zaman önceden sinyal veriyor.
Verimli’ye göre bu çocuklar bir anda “canavarlaşmıyor”. Aksine, uzun süre görmezden gelinen sinyaller veriyorlar: “Davranış değişiklikleri, öfke patlamaları, sosyal medya paylaşımları… Bunlar birer yardım çığlığı. Ama biz çoğu zaman bunu ya ciddiye almıyoruz ya da ‘geçer’ deyip görmezden geliyoruz. Ve o çığlıklar, bir gün silah sesine dönüşüyor.”
Sorun sadece güvenlik olamaz
Bugün yazılı ve görsel medyada okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği sıkça dile getirilirken, Verimli’ye göre mesele bundan çok daha derin. Verimli, “Bu sadece güvenlik meselesi değil. Bu bir eğitim, bir aile, bir toplum meselesi. Çocuklara empatiyi, düşünmeyi, kendini kontrol etmeyi öğretemiyoruz” diyor.
Türkiye’de okuryazarlık oranının yüksek olmasına rağmen “gerçek eğitim”in eksik olduğunu belirten Verimli, çocukların zihinsel ve duygusal gelişimlerinin yeterince desteklenmediğini ifade ediyor. Verimli, “Bugün okuma yazma bilen ama duygularını yönetemeyen, öfkesini kontrol edemeyen bir nesil büyüyor. Ve bu eksiklik, en sert şekilde şiddet olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullanıyor.
Dikkat eksikliği ve öfke patlamaları
Çocuk yaşta suça sürüklenen bireylerde ortak özelliklere yoğunlaşmak gerektiğini söyleyen Verimli, dikkat eksikliği ve öfke kontrolü sorunlarına işaret ediyor: “Dikkat eksikliğinin en tehlikeli sonucu öfke kontrolünün olmamasıdır. Bu çocuklar ani kararlar alır, sonuçlarını düşünmez ve şiddete yönelebilir.”
Verimli devam ediyor: “Ekonomik yoksunluk, aile içi eğitim eksikliği, okullarındaki başarısızlık ve çocukların erken yaşta çalışma hayatına itilmesi de bu tabloyu ağırlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Yani çocukluk, yerini hayatta kalma mücadelesine bırakıyor.”
Sınıfsal öfke ve hedef seçimi
Verimli, son dönemde yaşanan saldırılarda bir başka noktaya da değiniyor, o da hedef seçimi… Verimli, “‘Eli ayağı düzgün’, bakımlı, toplumsal olarak daha avantajlı görülen çocuklar hedef olabiliyor. Bu bir provokasyon değil ama sınıfsal öfkenin yöneldiği bir alan” diyor.
Verimli’ye göre bu tabloyu değiştirmek mümkün ama bireysel çabalarla değil: “Devlet politikası gerekiyor. Cumhurbaşkanlığına bağlı bir yapı kurulmalı. Uzmanlar sahaya inmeli. Okullarda ne oluyor, çocuklar ne yaşıyor bilmeden bu sorunu çözemeyiz.”
Silaha ulaşmak çok kolay
Bir başka ürkütücü gerçek ise çocukların silaha ulaşma kolaylığı… Evde bulunan bir silah, kilitlenmeyen bir dolap ya da denetimsiz bir erişim… Ve sonuç: geri dönüşü olmayan bir felaket. Bu da gösteriyor ki bireysel silahlanma yalnızca yetişkinleri değil, çocukları da doğrudan tehdit ediyor.
Toplumsal yüzleşme gerekiyor
Art arda yaşanan bu olaylar, Türkiye’nin yalnızca güvenlik değil; aynı zamanda derin bir toplumsal ve psikolojik krizle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Arif Verimli’ye göre çözüm; eğitimden aile politikalarına, sosyal medyadan güvenlik önlemlerine kadar çok boyutlu ve kararlı bir yaklaşım gerektiriyor. Belki de en çarpıcı tespit yine Verimli’nin sözlerinde saklı: “Bu bir dijital çağ değil… Bu bir öfke çağı. Ve bu çağda, en büyük bedeli çocuklar ödüyor.”

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.