Kulüplerinde sınırlı, millî takımlarında sihirli futbolcular
Millî formayla bambaşka bir kimliğe bürünen futbolcuların hikâyesi: Asamoah Gyan, James Rodriguez, El Hadji Diouf ve Guillermo Ochoa… Kulüpte dalgalı, millî takımda unutulmaz performansların ortak portresi.
Bazı oyuncular sırtlarına millî takım formasını geçirince bambaşka bir role bürünürler. Formanın ağırlığı onlar için farklı olur. Eğer ortada büyük bir turnuva varsa, liderlik ve kritik anlarda sorumluluk alma özellikleriyle sahne alırlar. Kulüp kariyerleri inişli çıkışlı olsa da millî forma altındaki kariyerleriyle, başka bir seviyeye ulaşabilirler. Ülkeleri adına ekstra bir motivasyonla sahada olabilirler. Millî takımlarında onlara verilen rol ve sistemle, yeteneklerini daha net ortaya koyabilirler. Bunun sonucunda Avrupa ve dünya futbolunda birçok futbolcunun "kulüp kariyeri performansı sınırlı, millî takım kariyeri performansı sihirli" olabilir.
Asamoah Gyan: Millî takımın kahramanı, kulüpte Avrupa macerası kısa sürdü
Ganalı futbolcu Asamoah Gyan da bunlardan bir tanesi. Ülkemizde Kayserispor forması da giyen Gyan, özellikle 2010 Dünya Kupası'nda oynadığı futbol ve attığı gollerle Gana'yı çeyrek finale taşıyan en önemli oyuncu haline gelmişti. Özellikle son 16 turunda ABD'ye karşı uzatma dakikalarında attığı golle adından fazlasıyla söz ettirdi. 2010 Dünya Kupası, Gana Millî Takımı ve Asamoah Gyan adına dramatik bir şekilde sonlandı. Son saniyede kazanılan penaltıda topun başına geçen Gyan, vuruştan yararlanamadı. O penaltı gol olsaydı Gana, yarı final bileti alan ilk Afrika takımı olacaktı. Buna rağmen Asamoah Gyan millî takım performansıyla göz doldurdu ve turnuvadan hemen sonra yüksek bonservis bedeliyle İngiltere Premier Lig ekibi Sunderland'e transfer oldu. 2011 yılında ise Avrupa futbolundan uzaklaştı ve Al Ain'e transfer oldu. Bu dönem istatistiksel olarak kariyerinin en iyi dönemi olsa da artık Avrupa'dan uzaktı. Kendisini bir dönem Kayserispor formasıyla Türkiye'de takip etme şansımız olsa da Ganalı futbolcuyu kulüp kariyeri ile değil, millî forma ile yaptıklarıyla hatırlıyoruz.
James Rodriguez: Millî takımın maestrosu, kulüpte zirvede tutunamayan yıldız
James Rodriguez, 2014 Dünya Kupası ile gönüllerde taht kurmuş bir oyuncuydu. Turnuvada attığı gollerle bir anda dünya futbol piyasasının zirvesinde kendine yer bulmuştu. Uruguay'a attığı gol, turnuvanın en iyi gollerinden biriydi. Dünya Kupası sonrası yüksek bonservis bedeliyle transfer yapacağı aşikardı. Real Madrid gibi büyük bir kulübe transferi gerçekleşti. Asıl işi şimdi başlıyordu. Onun için önemli bir meydan okumaydı; çünkü zirvede kalmak, zirveye yükselmekten daha zordu. Dünya devinde saha içindeki rolü tam oturmadı ve süreleri azaldı. Bayern Münih formasıyla da zaman zaman iyi performansları olsa da oyununda istikrar yakalayamadı. Bizleri 2014 Dünya Kupası'nda fazlasıyla heyecanlandıran Kolombiyalı yıldızın görsel şölenine bir daha şahit olamadık. Kolombiya Millî Takımı'nda oyunun merkezinde James Rodriguez vardı. Liderliği ve sorumluluk alma özelliği dikkat çekiyordu. Kariyerinde birçok takım gezdi ama hiçbiri Kolombiya Millî Takımı'nın verdiği mutluluğu ona vermedi. Kendini evinde daha rahat hissetti. James'in 2014 yılında millî takım formasıyla yaptıklarını kimse unutamazdı. Her zaman aklımızda Kolombiya Millî Takımı'nın maestrosu olarak kaldı. Adeta tahtta ömrü kısa süren bir kral gibiydi.
El Hadji Diouf: Millî takımın parlayan yıldızı, kulüpte sönük potansiyel
Millî takımında parlayan fakat kulüp kariyerinde inişli çıkışlı grafik çizen bir başka futbolcu da Senegalli yıldız El Hadji Diouf olmuştu. Diouf'un yeteneklerini en rahat gösterdiği arena 2002 Dünya Kupası’ydı. Senegal'in Dünya Kupası'ndaki tarihi yürüyüşünün başrol oyuncularından biriydi. Dünya Kupası kadrosunda henüz 21 yaşında kendine yer bulan Diouf, o dönemki Senegal Millî Takımı kadrosunda hücum hattının önemli silahı haline gelmişti. 2002 Dünya Kupası'nda gösterdiği performansla Liverpool'a transferi gerçekleşti. Ancak Premier Lig'de beklentilerin çok uzağında bir oyun sergilemişti. Bolton Wanderers formasıyla toparlanma sürecini gerçekleştirse de bu durum onun için yeterli olmadı. Senegal formasıyla 2002 Dünya Kupası'na adını altın harflerle yazdıran, Afrika futbolunun genç yeteneği olarak vitrine çıkan El Hadji Diouf, kulüp kariyerinde potansiyelini tam anlamıyla sahaya yansıtamayan bir futbolcu olarak hafızalara kazınmıştı. Senegalli forvet, millî takımında daima iyi performanslara imza atsa da, iyi gitmeyen kulüp kariyeri yüzünden çabuk sönen yıldızlar arasında anılır.
Guillermo Ochoa: Millî formayla süper kahraman, kulüpte göçebe kaleci
Rotamızı tekrar Güney Amerika'ya ama bu kez Meksika'ya çeviriyoruz. Elbette o isim Guillermo Ochoa! Dünya Kupası geldiğinde bir süper kahramana dönüşen ancak kulüp kariyerinde Avrupa'nın devlerine bir türlü adım atamayan, hatta küme düşme mücadelelerinin ortasında kalan bir kaleci. Meksika Millî Takımı'nın adeta vazgeçilmezi olmuşken, tabiri caizse göçebe kulüp kariyeri arasındaki tezatlık onu liste başı yapıyor. Meksikalı file bekçisi, ilk olarak 2014 Dünya Kupası'nda Brezilya'ya karşı yaptığı kurtarışlar ile maçın adamı olmuş, maçın 0-0 bitmesinde büyük pay sahibi olmuştu. Ochoa; 2018 ve 2022 Dünya Kupası organizasyonlarında da Meksika kalesinde görev yapmış ve yine kupanın en gözde kalecileri arasındaydı. Öyle ki kulüp kariyerinde istikrarsız bir görüntü çizen Meksikalı eldiven, Fransa ve İspanya başta olmak üzere kümede kalma mücadelesi veren takımlarda forma şansı bulabilmişti. Ancak, Meksikalı süper kahramanın alametifarikası, adeta üzerine giydiği kostüm yani millî takım forması olmuştu.
Semih Şentürk: Millî formanın “nöbetçi golcüsü” ve kahramanlığı
A Millî Futbol Takımımızda da ise bazı isimleri öne çıkarabiliriz. Ama ilk akla gelen şüphesiz iyi bir millî takım performansı olan "nöbetçi golcü" Semih Şentürk. Semih, Fenerbahçe kariyerinde başarılı sezonlar geçirse de daima yedek kulübesinden gelip attığı gollerle takımına hayat veren bir oyuncuydu. Millî takımda ise düzenli bir ilk 11 oyuncusu olarak fark yaratmıştı. Öyle ki hâlâ hafızalarımızdan çıkmayan Euro 2008'de, 120. dakikada attığı şahane golle maçı penaltılara taşıyıp bize yarı final biletini getiren kahramandı. Semih Şentürk’ü, ele aldığımız isimlerden ayıran en önemli fark, kulüp kariyerinin istikrarlı ilerlemesiydi. Her ne kadar yedek kulübesinden gelen bir oyuncu olsa da, oynadığı her sezon taraftarının gönlünde taht kuran isimdi.
Millî takım formasını adeta bir kahraman gibi giyip ülkesinde yıldızlaşan futbolcular, biz futbolseverlerin gönüllerinde yarım kalan buruk bir hikâye olarak hatırlanacak. Bundan uzun süre sonra bile bu oyuncuların adı geçtiğinde, gözlerimizin önüne millî formayı giydikleri maçlar gelecek. Belki de onları "evinde olmayı seven futbolcular" olarak adlandıracağız…

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.