13 Nisan 2026

Hürmüz’e karşı kömür: Enerji güvenliğinin sessiz sigortası

Hürmüz Boğazı’ndaki en küçük gerilim bile küresel ekonomiyi sarsarken, Türkiye için enerji bağımsızlığı hayati önem taşıyor. Çözüm; yerli kömür ve yenilenebilir kaynakları akıllı bir enerji karmasında buluşturarak dışa bağımlılığı azaltmakta yatıyor.

Dünya haritasında küçücük bir boğaz… Ama etkisi, küresel ekonominin kalp ritmini belirleyecek kadar büyük.

Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlerin her biri, yalnızca petrol değil; aynı zamanda ülkelerin büyüme umutlarını, sanayinin sürekliliğini ve toplumların refahını taşımaktadır. İşte tam da bu yüzden Hürmüz’de yaşanacak en küçük bir gerilim, kilometrelerce uzaktaki ülkelerin enerji faturalarına, hatta siyasi dengelerine kadar uzanan bir etki oluşturmaktadır.

Türkiye gibi enerjide dışa bağımlılığı yüksek olan bir ülke için bu gerçek, sadece bir dış politika meselesi değil; aynı zamanda bir beka ve sürdürülebilirlik meselesidir.

Peki, çözüm nerede? Cevap, çoğu zaman gözümüzün önünde duran ama yeterince kıymeti bilinmeyen bir kaynakta saklı: yerli kömür ve genel olarak yerli enerji kaynakları.

Enerji güvenliği ve yerli kaynakların stratejik rolü

Enerji kaynakları tüm ülkelere eşit olarak dağılmış durumda değildir. Dünyada bazı ülkeler zengin rezervlere sahip olup üretici konumundayken, diğerleri bu enerji kaynaklarını elde etmeye çalışan tüketici konumundadırlar. Türkiye sınırları içerisinde yüz yıldan fazladır arama çalışmaları devam eden petrol ve petrol ürünlerinde bugüne kadar önemli miktarda bir kaynağa rastlanılamamıştır. Petrol ve kömür aramalarında Avrupa ve dünya ülkelerinden çok sonra başlayan Türkiye, günümüze kadar sadece kendi kendine yetebilecek kömür kaynağına kavuşmuştur.

Bugün kömür, çoğu tartışmada çevresel kaygılarla birlikte anılmaktadır. Bu kaygılar elbette önemlidir ve göz ardı edilemez. Ancak meseleye yalnızca bu pencereden bakmak, büyük resmi kaçırmaya neden olmaktadır. Çünkü enerji güvenliği, ülkelerin bağımsızlığının en kritik bileşenlerinden biridir. Türkiye kömür rezervlerini doğru teknoloji ve çevreci yaklaşımlarla değerlendirdiğinde, dışa bağımlılığını azaltan stratejik bir yer hâline gelecektir.

Hürmüz gibi dar boğazlara bağımlı bir enerji sistemi, her an kırılmaya hazır bir zincir gibidir. Hürmüz’de bir kriz çıktığı, petrol akışının yavaşladığı, fiyatların hızla yükseldiği düşünülürse; ithalata dayalı bir enerji sistemi ciddi bir sarsıntı yaşayacaktır. Oysa yerli kaynaklara dayalı bir yapı, bu tür şokları çok daha kolay absorbe edebilmektedir. İşte kömürün “sessiz sigorta” rolü tam da burada devreye girmektedir.

Elbette mesele sadece kömür değildir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklar da bu denklemde kritik öneme sahiptir. Ancak bu kaynakların süreklilik ve depolama gibi sınırlamaları göz önüne alındığında, kömür gibi baz yük sağlayabilen bir kaynağın sistemdeki yeri hâlâ tartışılmazdır. Asıl mesele, bu kaynakları birbirine rakip görmek değil; akıllı bir enerji karması içinde birlikte değerlendirmektir.

Enerjide arz güvenliği sorunu diğer tüm önemli konuları gündemden uzaklaştırmaktadır. Türkiye gibi komşu AB ülkeleri de enerjide büyük oranda dışa bağımlıdırlar. Bazı AB ülkeleri enerjide farklı kaynaklara yönelmek ve dışa bağımlılık oranlarını düşürmek için kömüre ağırlık vermişlerdir. Örneğin, Polonya elektrik ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını karşılamak için kömürden yararlanmaktadır. Bu hâliyle söz konusu ülke, AB’nin karbondioksit emisyonu azaltma hedeflerini sekteye uğratmaktadır. Aynı şekilde Avrupa kıtasının dinamo ülkesi Almanya kömürlü santralleri hâlâ yoğun bir şekilde kullanmaktadır. İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda, Avusturya, Macaristan, Çekya ve Yunanistan da kömürden elektrik üretim potansiyeli yoğun olan ülkeler arasındadır.

Türkiye’nin önünde de net bir yol haritası durmaktadır: Dışa bağımlılığı azaltan, yerli kaynakları merkeze alan ve teknolojiyi etkin kullanan bir enerji politikası. Bu politika, sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik bir güç çarpanı olacaktır. Çünkü enerji bağımsızlığı, siyasi bağımsızlığın da temelidir.

Enerjide kaderi belirleyen tercih: Bağımlılık mı, kontrol mü?

Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı’na bakarken, sadece bir coğrafyayı değil, aynı zamanda bir uyarıyı görmeliyiz. Bu uyarı, bize şunu söylemektedir: Kendi enerjini üretmezsen, başkalarının krizleri senin kaderin olur. Yerli kömür ve diğer yerli enerji kaynakları ise bu kaderi değiştirme fırsatıdır.

Belki de artık sorulması gereken soru şudur: Enerjide riskleri konuşmaya devam mı edeceğiz, yoksa bu riskleri yöneten bir ülke mi olacağız? Cevap, yerin altındaki zenginliklerimizde ve onları nasıl değerlendirdiğimizde saklıdır.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...