21 Ağustos 2026

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi

Ukrayna’dan İstanbul’a büyük umutlarla gelip insan tacirlerinin eline düşen Dijana’nın trajik ve bir o kadar da sarsıcı olan hayatta kalma mücadelesini tüm çıplaklığıyla gözlemlemeye hazır mısınız? Daha doğrusu yüreğiniz buna yeter mi?

Genç İngiliz yazar Lucy Kirkwood’un 1984 yılında yazmış olduğu tek perdelik oyundur. Eser ilk kez Clean Break Topluluğu tarafından Londra’daki Arcola Theatre’da 7 Ekim 2009 tarihinde sahnelenmiştir. Laurence Olivier en iyi yeni oyun ödülü olan, Kirkwood 2018 Haziran’ında “40 Yaş Altı” girişimi ile Kraliyet Edebiyat Derneği üyesi seçilmiş bir yazardır. Seçil Honeywill’in uyarladığı Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi orijinal adıyla It Was Empty When The Heart Went At First But It Is Alright Now olan oyunun, isminin kaynağı yedi yaşındaki bir kız çocuğunun kalp ameliyatı sonrası söylemiş olduğu sözleridir.

7 yaşındaki bir çocuktan tüm dünyaya

Bu isimden yola çıkarak oyunda aslında, yedi yaşındaki çocuk bile başkasının kalbiyle yaşayabiliyorsa, cesaret gösterip hayatın akışını değiştirerek bir başkasının kalbiyle bambaşka hayatlar yaşanabilir iletisi ortaya çıkıyor. Oyunun sonunda böyle bir şeyin olmadığını gözlemliyoruz. Genel hayatlarıyla oyun; İstiklal Caddesi’nin o devasa kalabalığında yanımızdan geçen, dolmuşta yanımıza oturan, kuyrukta arkamızda bekleyen kadınlardan birinin hikâyesini anlatıyor. Ukrayna’dan büyük umutlarla İstanbul’a gelip burada âşık olduğu adama pasaportunu kaptıran ve borcunu ödeyebilmek için para karşılığı erkeklerle birlikte olmak zorunda kalan Dijana’nın hikâyesi. Dijana, o sabah Karaköy İskelesi’ne yanaşan Odessa feribotundan indiğinde, hayallerinde daha iyi bir yaşam ve mutlu bir gelecek umudu vardı. Ama onun için planlananlar, hayallerinden çok başkaydı. İnsan tacirlerinin eline düşüp pasaportları ellerinden alınıp, evlerde kilitli tutularak fuhşa zorlanan yüzlerce kadından yalnızca biri Dijana. Bize kendini zaman zaman dayanılması güç bir gerçeklik ve ironi ile anlatıyor.

Oyunda Türkiye sınırlarına girdiği andan beri hep Nataşa diye kötü gözle bakılan kadınların da aslında içinde umutları, hayalleri ve devamında devasa hayal kırıklıkları olan insanlar olduğunu, zorla sokuldukları o rolü daha iyi oynayabilmek için bazen kendim istiyorum bu şekilde yaşamayı diye beyan da verseler gururlarını kıran, fiziksel olarak acı çektiren, her şeyden herkesten tiksindiren bir hayata itilmelerini anlatıyor. Cinselliğin tabu olarak görülmediği bir ülkeden geldiklerinden bütünüyle ahlaksız olarak algılanan insanların, aslında buraya gezip eğlenip cinsel amaçlarını tatmine gelmediklerinin, kimilerinin rahat bir iş, kimilerinin bir tatil, kimilerinin ise yeni bir hayat umduklarını aktarıyor. Ancak bilmedikleri bu ülkenin gerçeklerinin ve kurallarının ise hem geçmişleri hem de acıları olduğu gerçeğini de gözümüze sokuyor.

Talimhane Tiyatrosu’nda sahnelenen oyunun yönetmeni Mehmet Ergen’in eşi, aynı zamanda Dijana karakterini canlandıran Esra Bezen; oyunda bulunan güldürü öğeleri için şöyle diyor: “Acı bir süre sonra kendinle dalga geçmeyi getiriyor. O kadar acı ki ağlayamıyoruz bile.” Kadınların ve çocukların pek çok sektörde pasaportuna el konularak zorla çalıştırıldığı ve bunun ekonomiye katkı kabul edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Her ne kadar daha çok oyunculukla gündeme gelse de oyunun asıl başarısı, bunu anlatma biçimi ve uyarlama fikri... Aşka, hayal kırıklığına bakışı, naifliği, tanıdıklığı...

En vahşi acıları evcilleştirmek

Oyundaki Dijana ve Bahar aslında ikisi de benzer durumlardan geçmiş iki kadın, zaten bu tarz durumlar yaşayan bütün kadınların hikâyeleri, hemen hemen birbirine benzer şekilde işleniyor. Pasaportlarına el konulmasıyla eş zamanlı olarak hayallerine ve geleceklerine de el konulmuş oluyor. Oyunumuzda Dijana’nın zamanla nasıl bir avdan avcıya döndüğünü gözlemliyoruz, aslında oyunun ters akışı sayesinde avcı bir kadından av olduğu zamanlara doğru giderek geçmişini görüyoruz.

Eski Türk filmlerindeki gibi saf, temiz hayallerle Türkiye’ye gelip pasaportunu bir kadın avcısına kaptıran kadından, temizlik takıntısı yüzünden onunla sevişmek için gelen erkeklere çaktırmadan erotik bir şekilde onların penislerini temizleyen bir kadına geçişi çok büyük bir dönüşüm. Kullanılmış prezervatifleri sayarak Mustafa’ya olan borcunu ödeyip ondan kurtulabilmek için gelecek son müşterisini beklemesi aynı zamanda hâlâ pezevenkliğini yapan adamı sevmesi, karakterin gelgitlerini gösteriyor. Bir yandan Mustafa’dan kurtulmak isterken diğer yandan ona olan aşkı büyük çatışmayı yaratıyor.

Derin dalış

Hayatının değişmesiyle beraber yavaş yavaş karakteri de değişmiş olan Dijana bazen çok masum duyguları bulunan özgürlüğünü geri isteyen bir kadın portresi çizerken, diğer tarafta ise kendini kandırma ve mutlu olma çabası mevcut. Çocukken babamıza kızdığımızda bize çikolata gibi materyaller alarak kendini affettirmesi ve bizim de onun bizi sevdiğini düşünmemiz gibi Dijana da Mustafa’nın ona aldığı “Tefal” marka makineyle kendini sevdiği sonucuna varıyor. Bu durum kişinin içindeki çocukluk duygusundaki masumluğu ifade ederken belki de Mustafa’nın af dileme şekli olarak algılanabilir.

Dramaturjik açıdan iki farklı Dijana’nın sanki tek bedende buluşması kadının içinde bulunduğu zor durumun en büyük göstergelerinden biridir. Oyunun başındaki kuş öldürmesi metaforu aslında Dijana’nın özgürlüğünü öldürmesidir. Öldürülen bu kuş cesediyle hesaplaşma aslında karakterin kendisiyle hesaplaşmasıdır. Burada mutlu son yok, bunu oyunun en başından söylüyorlar. Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi oyununda bir son yok aslında. Sadece içine düştüğü zor durumda yaşamaya çalışan bir insanın penceresinden onun hayatına konuk oluyoruz. Okumamın üzerinden yıllar geçse de unutamadığım ve benim için yeri hep ayrı olacak oyunlardan biridir. Okuduğunuzda ve özellikle Esra Bezen’in performansını izlediğinizde “Vay be!” diyeceğiniz son derece başarılı ve dikkat çekici bir iş.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...