02 Eylül 2026

Masaldan masal bilime: Pertev Nâili Boratav

Pertev Nâili Boratav, Türk halk biliminin kurucu isimlerinden biri olarak masallardan halk anlatılarına uzanan zengin sözlü kültür mirasını derledi ve bilimsel bir zemine taşıdı. Düşünsel mirası, Türkiye’nin aydınlarla ve kültürel birikimiyle kurduğu ilişkinin de çarpıcı bir örneğini sunuyor.

Pertev Nâili Boratav ömrünü Türk kültürünün sözlü birikimini derleme, inceleme, yorumlama, değerlendirme ve tanıtımına adamış çok değerli bir ilim adamıydı. […] Türkiye’de bazı vasat ve vasat altı insanlar, kıskançlık ve hasetleriyle yok etmek istedikleri kişilerin siyasi tercihlerini bahane ederek sanatçı ve bilim adamı, bürokrat, siyasetçileri dışlama, çalışmalarını engelleme, onları âtıl hâle getirme konusunda uzmandırlar. […] Türk milleti için Türk kültürüne ve ilme hizmet eden ve emek veren herkes saygıdeğerdir. […] Aydınlar, insanları ve olayları tek faktöre ve dar ufuktan bakarak benden olan olmayan diye ayırmamalıdır. Bilim adamlarının da yanıldıkları noktalar olabilir, marifet yanlışa odaklanmak değil, bütündeki hizmeti ve yeteneği görmek ve hizmet edenlere yol açmaktır. […] Türkiye aydınlarıyla barışmayı, onların siyasi tercihlerinden doğan sıkıntıları akıl yoluyla çözme ve hizmet alanlarında yoğunlaşmalarını sağlama yollarını bulmalıdır.”

Boratav hakkındaki yazımıza onun ölümünden sonra Umay Günay’ın yaptığı değerlendirmeyle başlamak istedim. [1]

Boratav, babası Abdurrahman Nâili Bey’in görevle bulunduğu Gümülcine'nin Darıdere (Zlatograt) ilçesinde 2 Eylül 1907’de doğdu. Annesi Sıdıka Hanım’dır. Asıl adı Mustafa Pertev’dir. Soyadı Kanunu’nun çıkmasının ardından okul arkadaşı Hüseyin Nihal Atsız'ın ona koyduğu Boratav soyadını kullanmayı tercih etti. Birinci Dünya Savaşı yıllarına rastlayan ilkokul eğitimini, kaymakam olan babasının tayinlerini izleyerek İstanbul, Arapsun, Develi ve Mudurnu ilkmekteplerinde tamamladı. Ortaokulu Kumkapı Fransız Mektebi ve Gelenbevî Orta Mektebi’nde okudu, lise eğitimini ise İstanbul Erkek Lisesi'nde aldı. Lise yıllarında psikoloji-sosyoloji öğretmeni Hilmi Ziya Ülken’in, onu halkiyat araştırmalarına yönlendirmesiyle elli iki türkü ve on beş maniden oluşan ilk folklorik çalışmasına Mudurnu yöresinde başladı.

1927'de Dârülfünun Edebiyat Şubesi'ne girmeye hak kazandı. Ekim 1930 tarihinde “Köroğlu Destanı” başlıklı lisans bitirme tezini teslim ederek bölümden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Şubat 1931’de hocası Mehmet Fuat Köprülü’nün asistanı olarak Türkiyat Enstitüsü'nde göreve başladı. Tarih hocası Ahmet Zeki Velidi Togan ile 23-27 Haziran 1931 tarihleri arasında Bolu'ya giderek Köroğlu destanının Bolu ve yöresindeki farklı biçimlerini araştırdı.

Yüksek Muallim Mektebi’nde “hizmet-i muvazzafa” (zorunlu hizmet) karşılığı okuduğu için 13 Ekim 1932’de Konya Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak tayin edildi. Konya’daki görevinden sonra Maarif Vekâleti tarafından düzenlenen bir sınavla, 1936’da Almanya’da “Ön Asya Dilleri” eğitim bursunu kazanan Boratav, oradaki eğitimine başladıktan sonra yine vekâletin aldığı ani bir kararla ara verip Haziran 1937’de Türkiye'ye döndü. 1937'de Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne idari muavin olarak ataması yapıldı. İlerleyen süreçte kütüphane memuru olarak görevlendirildi. Mart 1938'de Yüksek Öğretim Umum Müdürü Cevat Dursunoğlu’nun da yönlendirmeleriyle Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ne hoca olarak atanan Boratav, yine Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in destekleriyle folklor derleme ve kataloglama çalışmalarına devam etti.

Folklor çalışmalarının yanı sıra yayıncılık alanında da çalışmalar yürüten Boratav, Behice Boran ve Niyazi Berkes’le birlikte o dönemde etkili olan Yurt ve Dünya (1941) dergisini yayımlamaya başladı. 1945’te Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde Sabahattin Ali ile birlikte geleceğin folklor derlemecilerini yetiştirmek üzere çalışmalar yaptı. 1948’de profesörlük unvanının sahibi oldu, Türkiye’nin en büyük halk bilimi arşivini kurdu. 1948’de başkanlığını yaptığı Halk Edebiyatı Kürsüsü hükûmet tarafından kapatılması üzerine sonra akademik çalışmalarına yurt dışında devam etmek kararı aldı.

1948-52 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri Stanford Üniversitesi’nde, Hoover Kütüphanesi'nin Türkiye bölümünün kurulması sürecini yönetti. 1952’de Fransa’ya giderek 1972 sonuna kadar Centre National Da Recherche Scientefique’de araştırma uzmanı olarak halk edebiyatı çalışmalarını sürdürdü, Türk folkloru ve Osmanlı arşiv belgeleri üzerine seminerler düzenledi. Bunun yanı sıra yine aynı kuruluşta Türk halk edebiyatı profesörü olarak görev yaptı. Alman Bilimler Akademisi tarafından Türkoloji Temel Kitabı’nı hazırlayan komisyonda da görev alan Pertev Nâili Boratav sonrasında Centre National De La Recherce Scientefique'de fahrî araştırma uzmanı olarak çalışmalarına devam etti.

Yazılı ve sözlü kültürün ancak folklorik araştırmalarla korunarak insanlar arasında millî bir şuur oluşturabileceğine inanan Boratav, yetiştiği sosyokültürel ortamın ve hayatının kritik evrelerinde ona tesir eden hocalarının etkisiyle millî kültürü ve onun ürünlerini akademik araştırmalarının merkezine koydu. Bu anlamda halk edebiyatının evrensel konularını araştıran ve Türk folklor araştırmacılarına veri-katalog-arşiv sistemini öğreten ilk halkiyat araştırmacısı olarak görülür. 16 Mart 1998’de pazartesi sabah 01.00’da Fransa'da vefat etti. Mezarı Paris'tedir. [2]

Masalların kaybolan dünyasına Boratav’ın izleri

Boratav bütün yaşamı boyunca Türk halkının ürettiği evrensel kültür değerlerinin peşinde koştu. Bilimin doğrularından hiç sapmadı, ödün vermedi. O nedenle doksan yıllık yaşamı bir anıt yaşam oldu. Türk halk kültürüne kattıkları birer başyapıt olarak Türk halk bilimi tarihi içindeki yerini aldı bile. Boratav'ı Türk masal biliminin oluşum çizginin başında ve kuruculuğunda alıyoruz. Onunla birlikte Türk masal bilimi evrensel çizgisine ulaşabilme şansını yakaladı. İlk kez Türk Masalı, dünya masalları içindeki yerinin farkına vardı. Türk masalı tipleri, dünya masal tipleriyle karşılaştırılma fırsatına erişti.

Boratav, bize masalın kapılarını açtı. O güne değin yapılan -ki çoğu yabancıların yaptıklarıydı- bizde pek önemsenmeyen alan olarak masala bakılıyordu. Masal derlemelerine ülkemizde çok geç dönemde başlandı. Bu süre içinde derlenenler de düzensiz, dağınık, belli bir tasniften uzak bir biçimde sürdürüldü.

Masal, köy odalarında, tandır başlarında anlatılan, kadınların, yaşlıların ve çocukların itibar ettikleri bir eğlence, vakit geçirme aracı olarak düşünülüyordu. Masalla uğraşmak ise boş işti. Bu anlayış içindeki bir zamandan Boratav ve öğrencileri, dostları binlerce masal derlediler. O günlerin son masalcıları, masal anlatıcıları da atlarına binmiş, çekip gitmek üzereyken Boratav ekolünün elleri dizginlere yapıştı. Atların heybelerinde zamanda kaybolmaya hazırlanan binlerce kültürel kalıt altın madeni gibi· Türk halkının yüreğine boşaltıldı.

Son masalcılar, gezgin masal anlatıcıları, teknoloji çağında ışık hızıyla geçmişe ışınlandılar. Artık köy meydanlarında törenle karşılanan, tellallar tarafından sokak aralarında masalcıların geldiğini, kasaba kahvesinde yatsıdan sonra sabaha kadar masal anlatacak masal anlatıcıları yoktu. Kahvehane sahiplerinin günler önceden şanlarına, şöhretlerine yaraşır gezginci masal anlatıcılarını davet ettiklerini duyuran sevimli tellallar yok artık.

Onlar bir göründü, bir kayboldular. Tıpkı masalların başlangıçlarındaki “Bir Varmış, Bir Yokmuş” oldular. Yani masal anlatıcıları yoktular, çünkü teknolojiye dayanamadılar. Masal anlatıcılarının geleneğini sürdürenler vardılar ve çoktular. Onlardan kalan izler takibe alındı, o geleneğin son temsilcileri bir sır gibi usta çırak anlayışıyla çalışıyorlardı. Çünkü binlerce yıllık bir geleneği, bu gelenekteki kültürel kalıtı akıldan akla, beyinden beyne, ana-kız, baba-oğul, dede/nine-torun birbirine aktara aktara günümüze, oradan da geleceğe taşıdılar, taşıyorlar. [3]

Boratav’ı mutlaklaştırmadan anlamak

Tartışmasız bir biçimde Boratav; neredeyse her halk bilimi metninde adı anılan, toplum bilimin neredeyse her alanına katkıda bulunmuş önemli bir bilgindir. Ne ki Boratav üzerine yapılmış değerlendirmelerin kimisi ya Boratav'ı dönemin toplumsal, ekonomik, siyasi ve akademik ethos’undan bağımsız, sıklıkla kişiliği ile politik duruşunun arakesitinde psiko-tarihsel bir damardan, kimi de yer yer öznelliğin sınırlarını zorlayarak bugünün ideolojik beklentilerine koşut bir açıklama çerçevesiyle oluşturulmuş bir dağarcıkla ele aldı. Diğerleri ise onu halk bilimiyle sınırlı durağan bir çerçevede, genellikle değerlendirme yapanın anlam çerçevesindeki milliyetçilik kavrayışı içinde, dönemin koşullarının mutlak bir ürünü, akademik çevresi ve ikliminden mutlak bir biçimde etkilenen edilgen bir homo academicus olarak inşa etmeye çalışıyor. Bu nedenle Boratav üzerine yazılanlar ve söylenenler enflasyonu içinde değerlendirme yapmak için usturlabı nasıl kullanacağınızı kestiremeyebilirsiniz. İnsan algılamasının ve anlayışının sınırlarının ötesinde bir hakikat iddiasındaki teleolojik damarın etkisiyle herhangi bir kişinin yaşamı üzerine onu mutlaklaştırıcı yargılar, tarih içindeki bir failin yapıp etmelerine ilişkin en önemli anlama engellerinden birisidir. Nitekim Zafer Toprak dün ile bugün arasında teleolojik bir bağ kurma eğilimindeki tarih çalışmaları konusunda bizi uyarıyor.

Doğduğu muhite, çocukluğuna, gençlik yıllarına, okuluna bakarak kişinin sosyal çevresi belirleyici kılınıyor; ana babası ya da yakın çevresindeki kişilere gönderme yaparak psiko-tarihe özeniliyor. Bu tür etmenlerin kişiliğin oluşumu ve insan doğası üzerindeki etkileri kuşkusuz yadsınamaz bir gerçek. Ama kimi kez kuantum dönüşümü oluşturabilecek bir ortamda günlük etmenler kişiyi başkalaştırabiliyor ve davranış o ortamdaki anlık dönüşümler sonucu ortaya çıkabiliyor.

Bu saptama, biyografinin de bir anlatı türü olduğunu akılda tutmamız gerektiğini telkin eder görünüyor. Bu nedenle, Boratav gibi geçmişte yaşamış bir figürü ele almak “hic et nunc” anlatıyla mümkündür. Bu anlatının taşıyıcısı dilse, onun temel birimi de kuşkusuz Boratav'ın metinleri olacaktır. [4]

Notlar

[1] Mehmet Çevik, Pertev Nâili Boratav-Oğuz Tansel Mektuplaşması, Folklor/Edebiyat = Folklore/Literature, Ankara: Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, 2015/4, cilt: XXI, sayı: 84, s. 160.

[2] https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/boratav-pertev-naili ; Esin Alçıoğlu, Türk Halk Edebiyatının ve Halk Biliminin Koca Çınarı Pertev Nâili Boratav, Akademik Bakış: Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 2012, sayı: 32, s. 1.

[3] Nuri Taner, Masaldan Masalbilime Geçişin Başlangıcı ve Pertev Nâili Boratav, Pertev Nâili Boratav’a Armağan, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1998, s. 63-64.

[4] Şebnem Pala Güzel, Semiosferde Pertev Nâili Boratav: Gülme ve Gülmece, Journal of Turkish Studies = Türklük Bilgisi Araştırmaları, Cambridge: Department of Near Eastern Languages and Civilizations Harvard University, 2012,cilt: XXXVIII, sayfa: 98.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...