22 Eylül 2026

Xi Jinping’nin ABD ziyareti neyi değiştirecek?

Xi Jinping’in Trump’ın davetiyle gerçekleştireceği ABD ziyareti, Washington-Pekin ilişkilerinin geleceği açısından kritik önem taşıyor. İran, ticaret, teknoloji ve Tayvan başlıkları, iki liderin gündeminde belirleyici olacak.

Bu yıl New York’taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu görüşmelerine katılmayacak olan Çin (Halk Cumhuriyeti) Devlet Başkanı Xi Jinping, BM toplantısının hemen ardından ise ABD Başkanı Donald Trump’ın davetiyle 23-25 Eylül 2026 tarihlerinde ABD’ye resmî bir ziyaret gerçekleştirecek.[1] Ziyaret, Xi’nin göreve geldiği 2013 yılından beri ABD’ye yaptığı 6. resmî ziyaret (2013, 2015, 2016, 2017, 2023) olacaktır. Aynı zamanda, Xi’nin Trump başkanlığındaki ABD’ye yaptığı ise 2. resmî ziyarettir (ilki 2017). Ancak Çin liderinin 1985’te henüz 31 yaşında genç bir yerel parti yetkilisiyken tarım ve hayvancılık üzerine araştırmalar yapmak amacıyla kurulan 5 kişilik bir parti heyetiyle ABD’nin Iowa eyaletine yaptığı ziyaret ile 1990'lar, 2006 ve 2012’de (Başkan Yardımcısı sıfatıyla) gerçekleştirdiği Amerika temasları da düşünüldüğünde, Çinli liderin toplamda 10. defa ziyaret ettiği bu ülkeyi çok iyi tanıdığı ve bildiği iddia edilebilir.

Hatırlanacak olursa, ABD’li karar alıcıların son 15 yıldır neredeyse tek ciddi rakip olarak değerlendirdikleri Çin’le ilişkiler konusunda daha sert politikalara yönelmek isteyen Başkan Trump, bu ülkeden gelen ithalatı kısıtlamak amacıyla Çin’e yönelik astronomik seviyedeki (yüzde 145) gümrük tarifelerini devreye sokmuş ancak ABD Yüce (Yüksek) Mahkemesi’nin kararı sonrasında tarifeler yüzde 10’la sınırlanmıştı. Ancak bu kararın da aşılmasını sağlayan Trump yönetimi, Temmuz ayından itibaren getirdiği ek tedbirlerle Çin’e yönelik tarifeleri ortalama yüzde 30 civarına çekmişti.[2] Çin ise genel olarak yüzde 10’luk gümrük tarife oranı belirlemesine karşın, LNG başta olmak üzere bazı stratejik ürünlerde Washington’a yönelik yüzde 25’lik bir tarife belirlemişti. Ayrıca jeopolitik rekabetleri devam eden iki büyük güç arasında, ABD’nin İsrail’le birlikte İran’a yönelik yaptığı askerî müdahale ile Çin’in kısıtlanan enerji alımları ve bunun karşılığında Pekin’in ABD’ye yönelik başlattığı nadir toprak elementleri satışları konusu gündeme geldi ve genelde Çin’in uyguladığı dengeli karşılık verme stratejisiyle Trump’ın sertlik politikalarını aşmayı başardığı kabul edildi.

Mayıs görüşmesi için iki ülke ilişkilerini yorumlayan BBC’den Laura Bicker[3], ilişkilerdeki önemli konuları “4T” formülü ile özetlemiştir: Tahran (İran’la ilişkiler ve Hürmüz Boğazı’nın durumu), Ticaret (gümrük tarifeleri), Teknoloji (yapay zekâ rekabeti, Amerikan şirketlerinin Çin’deki yatırımları ve sanayi casusluğu vs. gibi konular) ve Tayvan (ABD’nin Tayvan’a verdiği desteğin boyutu).  

Görüşmelerin amacı: 4 T

Xi Jinping’in bu ziyaretinde de bu 4 konu aynı şekilde gündemde olacaktır:

İran: ABD, İran’ı kısıtlamaya yönelik politikaları kapsamında İran’a uçan havayollarına yönelik kısıtlamalarla bu ülkeyi iyice yaşanılmaz hâle getirmeye çalışırken, bu ülkeyle stratejik ilişkileri olan Çin de savaşı durdurmayı ve İran’ın bölgesel güç olarak diğer bölge devletleriyle barış içerisinde yükselebilmesini savunuyor. İran konusu Çin için çok kritiktir; çünkü hem enerji bağlamında Tahran güvenilir bir ortaktır -ki Çin’in enerji portfoyünde İran’ın payı azımsanmayacak ölçüde yüksektir- hem de bölgede ABD karşıtlığı ve Çin sempatisi en yüksek devlet İran’dır. Hatta iki ülke arasında 2020 yılında imzalanan uzun soluklu ve kapsamlı bir anlaşma da mevcuttur.[4] Ancak Çin, İran konusunun kendisinin tüm diğer bölge devletleriyle (Körfez ülkeleri, Türkiye, Pakistan vs.) ilişkilerini bozacak bir faktöre dönüşmesini de istemez; bu nedenle İran’ın nükleer programında ve Hürmüz Boğazı’nın işlemesi konusunda uluslararası kamuoyu ve piyasaların taleplerine uygun şekilde hareket etmesi, Pekin için de faydalı olacaktır. Başkan Trump, Xi’den bu konuda İran üzerinde nüfuzunuzu kullanmasını isteyecektir ki Xi de buna sıcak yaklaşabilir.

Ticaret: Görüşmede, gümrük tarifeleri konusunda ciddi bir müzakere yapılması bekleniyor. Bu konuda, taraflar, “stratejik” olarak belirledikleri alanlarda daha yüksek tarife uygulayacakları ancak tüketicilerin diğer konularda mağdur duruma düşmeyecekleri bir formül üzerinde çalışacaklardır.[5] Küresel piyasalar da taraflar arasında bir ateşkes durumu hâlinde buna olumlu tepki verecektir. ABD Başkanı Trump da piyasaların çok olumlu tepki vermediği yüksek gümrük tarifeleri politikasını yaklaşan ara seçimler öncesinde gözden geçirmek isteyebilir. Ancak bu konuda haklı olduğuna inanan Trump’ın ikna edilmesi kolay olmayacaktır.

Teknolojik rekabet: İki ülke, özellikle yapay zekâ alanında neredeyse rakipsiz durumdadırlar. Bu bağlamda, dünyaya bu alanda yön vermek isteyen ikili, “ABD-Çin Yapay Zekâ Diyaloğu” adıyla yeni bir mekanizma oluşturmak ve Soğuk Savaş’taki uzay yarışına benzemeye başlayan bu rekabette ölçülü hareket etmek istiyorlar. Bu konuda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent başkanlığındaki Amerikan heyeti ile Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng başkanlığındaki Çin heyeti, ABD’nin büyük bankalarından JPMorgan Chase’in Manhattan’daki genel merkezinde önceki gün başarılı bir görüşme gerçekleştirmiş ve temel ilkeler üzerinde uzlaşmaya varmışlardır.[6] Bu anlaşma liderler zirvesinde de onaylanırsa, iki devlet arasında yapay zekâ alanında düzeyli rekabeti düzenleyecek bir mekanizma oluşturulabilecektir.

Tayvan: ABD’nin “tek Çin politikası”na karşın silahlanması konusunda ciddi destekler sağladığı Tayvan sorunu, Pekin için kırmızı çizgi niteliğindedir. Pekin, bu konuda uluslararası hukuk ve BM düzeninin tam desteğine sahip; dahası, sahada da Tayvan’dan askerî olarak çok daha güçlü durumdadır. Ancak bu konunun Japonya ve ABD ile bir çatışma nedeni olabileceği bilen Xi Jinping ve Çin siyasal eliti, Tayvan konusunda temkinli davranıyor, ekonomik olarak Tayvan’da gücünü arttırmaya ve özellikle KMT muhalefetine destek vererek Tayvan’daki bağımsızlıkçıları zayıflatmaya çalışıyor.[7] Çin’in bu barışçıl tavrı da ABD ve İsrail saldırganlığının eleştirilerin odak noktası olduğu bir dönemde Pekin’i giderek daha müspet ve popüler bir uluslararası aktör hâline getiriyor. Ancak bu konuda Çin’in sertliğe başvurma ihtimalini de uzak tutmamak gerekir; zira kısa süre önce finansal süper güç olma vizyonunu ilan eden[8] ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda yaptığı tasfiyelerle[9] gücünü konsolide eden Xi Jinping, Mao’dan bu yana Çin tarihinin en güçlü ve tarihe geçme arzusu en yüksek lideridir. Tayvan sorununu çözmeyi kendisinin siyasi mirası olarak görmek isteyecek olan Xi, uygun şartlar oluşursa bu konuda hâlen harekete geçme potansiyeline sahiptir. ABD ise daha ziyade statükoyu korumayı ve Tayvan sorunu temelinde bölgedeki ülkelere yeni silah sistemleri satarak hem onları kendilerini koruyabilecek hâle getirmeyi hem de Amerikan savunma sanayisini canlandırmayı amaçlıyor.

Sonuç olarak, Çin lideri Xi Jinping’in yarın (Çarşamba) başlayacak 3 günlük ABD ziyareti, özellikle ikinci gün gerçekleşecek resmî temaslar açısından ilgi çekici ve stratejik mahiyette olacaktır. Şurası bir gerçektir ki 21. yüzyılın ilk yarısına damga vuracak bu iki büyük güç, dünyayı daha yaşanabilir bir hâle getirmek için yalnızca rekabet değil, aynı zamanda bazı konularda iş birliği de yapmalıdırlar. Zira büyük güç olma sorumluluğu, bu devletleri insanlık ve tarih sahnesinde öne taşıyor. Dileğimiz, iki devletin rekabetlerini düzeyli ve kurallara dayalı olarak sürdürmeleri ve bel altı vuruşlardan kaçınmalarıdır.

Notlar

[1] https://www.reuters.com/world/china/chinas-xi-visit-us-september-23-25-2026-09-21/.

[2] https://www.china-briefing.com/news/us-china-tariff-rates-2025/.

[3] https://www.bbc.com/news/videos/clypvn70783o.

[4] https://politikaakademisi.org/2020/08/13/cin-iran-isbirligi-anlasmasi-dusmanimin-dusmani-dostumdur/.

[5] https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/how-trump-xi-went-tariff-war-trade-truce-2026-09-21/.

[6] https://www.cnbce.com/dunya/trump-si-zirvesi-oncesi-kritik-gorusme-yapay-zeka-ve-ticaret-masada-h37665.

[7] https://politikaakademisi.org/2026/04/16/cin-tayvanda-muhalefete-destek-veren-diplomasiyi-destekliyor/.

[8] https://politikaakademisi.org/2026/02/07/si-cinpingden-tarihi-acilim-yuanin-guclendirilmesi-ve-cinin-finansal-super-guc-olma-vizyonu/.

[9] https://politikaakademisi.org/2026/02/27/csisin-si-cinpingin-cin-halk-kurtulus-ordusunda-gerceklestirdigi-tasfiyeler-raporu/.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...