10 Mart 2025

Uyuşturucu tehdidi: INCB 2024 Raporu bize ne anlatıyor?

BM Uyuşturucu Kontrol Kurulu üyesi Prof. Dr. Sevil Atasoy, 2024 Dünya Uyuşturucu Raporu’nu yayımladı. Raporda Türkiye’ye dair hangi verilerin üzerinde durulmalı? Sentetik uyuşturucu tehdidi büyüyor mu? Uyuşturucu maddelerle mücadelede kesin çözüm önerileri neler? Gelin birlikte büyüteç tutalım…

Kişilerin fiziksel ve psikolojik sağlığını olumsuz etkileyen uyuşturucu, günümüz dünyasında hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük bir problem teşkil ediyor. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaptığı açıklamada tehdidin ne denli büyük olduğunu gözler önüne serdi. “Türkiye’de 10 milyon kişi madde ve davranış bağımlılığı taşıyor” diyen Tarhan, “Türkiye’de madde kullanımına bağlı 800 bin denetimli serbestlik dosyası da mevcut” açıklamasını yaptı.

Bağımlılıkla ilgili mücadele politikalarının yeniden masaya yatırılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Çünkü bundan en çok genç nüfus etkileniyor. Uyuşturucu kullananların %82’si 20-35 yaş arasında. Maddeden hayatını kaybedenlerin %90’ını da 35 yaş altında. Uyuşturucu madde kullanım yaşı da 15-24 yaş arasında olduğu biliniyor. Bağımlılıkla mücadele STK’ların üzerinden yürütülemez. Ciddi bir devlet iradesi gerekiyor. Devlet Bağımlılık Enstitüsü kurulmalı. Buna ihtiyaç var. Bu enstitüsü bağımlılık politikalarını belirleyecek ve veri toplayacak” diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, Sosyal çürüme ve aile parçalanmalarında en önemli etkenin madde kullanımı olduğunun da altını çizdi.

Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sevil Atasoy’un yayımladığı “Birleşmiş Milletler Dünya 2024 Uyuşturucu Raporu” da Tarhan’ın dile getirdiklerini destekler nitelikte oldu. 2005-2010, 2015-2022 ve 2022-2027 dönemleri Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Kontrol Kurulu Üyesi olan Atasoy, yasa dışı sentetik uyuşturucu endüstrisinin hızla genişlediğini açıkladı.

Dünya çapında yetkililerin önlemler alması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Atasoy, “Önlem alınmadığı takdirde bu durumun feci sonuçlara yol açacak küresel çapta bir halk sağlığı sorunu yaratacağı açıktır. Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB) olarak, Tehlikeli Maddelerin Küresel Çapta Hızla Önlenmesi (GRIDS) ve öncül kontrol programlarımız kapsamında gönüllü bilgi alışverişi ve koordinasyonu sağlayarak hükûmetlerin bu sorunu ele almalarına destek olmaktayız. Raporumuzun ilk bölümünde, bu ciddi halk sağlığı tehdidine kapsamlı bir yanıt verilmesini sağlayacak tavsiyelerimizi sıraladık ve gerekli yasal düzenlemelerin yanı sıra, arz ve talep azaltma girişimlerindeki politika boşluklarının bunların uygulanmasıyla aşılabileceğini belirttik. İnsanların bu son derece zararlı maddelerden korunması için önleme, tedavi, rehabilitasyon, zarar azaltma, iyileşme ve sosyal entegrasyon alanlarındaki çabaların artırılmasına da acilen ihtiyaç olduğunu vurguladık” ifadelerini kullandı.

“Tedavi hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi gerekiyor”

Hükûmetlerin anlaşmalar uyarınca INCB'ye bildirdiği verilere göre; ağrı yönetimi, anestezi, nörolojik ve bilişsel hastalıkların tedavisi ile opioid kullanım bozukluğunda kullanılan denetimli ilaçların mevcudiyetinde ülkeler arası ciddi eşitsizlikler sürdüğünü aktaran Atasoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Opiat ham maddelerinin küresel arzı, yine hükûmetler tarafından INCB'ye bildirilen ulusal gereksinimleri aşmaktadır. Bununla birlikte bazı ülkelerin bildirimlerinin gerçek tıbbi ihtiyaçları tam olarak yansıtmadığı görüşündeyiz. INCB Öğrenme (Learning) Programı’nı, kontrollü maddelerin tıbbi, bilimsel ve endüstriyel amaçlar için kullanılabilirliğini sağlamak, tedavi hizmetlerine erişimi iyileştirmek ve aynı zamanda yasa dışı kanallara sapmayı ve kötüye kullanımı önlemek amacıyla yürütüyor ve bu bağlamda hükûmetleri destekliyoruz.”

Türkiye’de metamfetamin kaçakçılığında artış mı yaşandı?

Raporda Türkiye ile ilgili dikkat çeken noktalara da değinen Prof. Dr. Atasoy, bunlardan birinin metamfetamin kaçakçılığında yaşanan artış ve kokainin transit ülke olarak kullanımının yaygınlaşması olduğunu söyledi.

Özellikle 2019'dan bu yana metamfetamin yakalamalarında önemli bir artış gözlendiğini ve 2023'te rekor seviyede 21,9 ton madde ele geçirildiğini kaydeden Prof. Dr. Atasoy, “Bu durum, metamfetaminin İran üzerinden veya doğrudan İran'dan Afganistan menşeli olarak Türkiye'ye kaçakçılığının devam ettiğini göstermektedir. Öte yandan, ‘captagon’ yakalamalarında 2022'ye kıyasla düşüş yaşanmış olsa da Türkiye, Latin Amerika'dan Avrupa'ya gönderilen kokain için giderek daha fazla transit koridor olarak kullanılmaktadır ve bu durum, kaçakçıların güvenliğin sıkılaştırıldığı düşünülen Avrupa limanlarından kaçınma çabalarıyla ilişkilendirilebilir” şeklinde konuştu.

Ele geçirilen eroin miktarında azalma var

Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığına karşı mücadelede aktif rol oynadığını ve bu kapsamda hem ulusal hem de uluslararası düzeyde operasyonlar yürütüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Atasoy, şöyle devam etti:

“2023'te 13,7 milyon ‘captagon’ tableti ele geçirilmiş ancak bu sayı bir önceki yıla göre azalmıştır. Ele geçirilen eroin miktarında da 2021'de 22,2 tondan 2022'de 8 tona olmak üzere %64'lük bir düşüş bildirilmiştir. Ele geçirilen eroin miktarındaki bu düşüş Taliban'ın Afganistan'da afyon üretimini yasaklamasının bir sonucu olabileceğinden, Avrupa ülkelerinin bu yasağın sentetik opioidlerin kullanımına katkıda bulunan koşullar yaratabileceğinin farkında olması gerekmektedir.” 

Prof. Dr. Atasoy, raporda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Orta Doğu ve Güneybatı Asya bölgesinde metamfetamin ve captagon kullanımının artış gösterdiği belirtilmekte ve bu durumun, zaten sınırlı kaynaklara sahip olan tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri üzerinde baskı oluşturabileceğine dikkat çekerek, “Türkiye'de, birincil kullanım uyuşturucusu olarak kokain ile bağlantılı uyuşturucu tedavisi talepleri son on yılda artmıştır” dedi.

Yapay zekâ uyuşturucu üretiminde kullanılıyor mu?

Prof. Dr. Atasoy, “Şimdilerde Türkiye’de yakalanan metamfetaminin Afganistan kaynaklı olup olmadığını anlayabilmek için tek yöntem, içinde efedra DNA’sı bulunup bulunmadığını anlayabilmek. Bunun için dünyada ilk ve tek ekibiz. Üsküdar Üniversitesi olarak…” diye konuştu.

Yapay zekâ ile uyuşturucu yapıldığını ve yeni maddelerin üretildiğini de kaydeden Prof. Dr. Atasoy, “Kaçakçılıkla mücadelede teknoloji kullanımında da Türkiye önde gelen ülkeler arasında yer alıyor” dedi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Semih Yumak, BM Uyuşturucu Kontrol Kurulu ve BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından hazırlanan bu yıllık raporların Birleşmiş Milletler ve üye ülkelerin uyuşturucu ile mücadelede yol haritasını çizmesi noktasında önemli olduğunu ifade etti.

Yumak’a göre BM Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun 4 Mart 2025 tarihli son raporunda altı çizilen hususlar ve ülkemizi ilgilendiren tespitleri şunlar:

  • Sentetik uyuşturucuların üretimi ve kullanımı artmaktadır.
  • Hükûmetlerin ve diğer aktörlerin, bu sorunu çözmek için hızlı bir biçimde reaksiyon almaları gerekmektedir.
  • Uyuşturucu kullanımı kaynaklı ölümler artmaktadır.
  • Uyuşturucu ile mücadeleye halk sağlığı meselesi olarak bakılmalıdır.
  • Yakın gelecekte bitkisel uyuşturuculardan çok sentetik uyuşturucular gündeme gelecektir.
  • Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde uyuşturucuya ağrı kesici, ağrıları dindirici muamelesi yapılmaktadır.
  • Türkiye, başta metamfetamin, captagon ve eroin olmak üzere birçok sentetik ve bitki bazlı doğal uyuşturucu maddelerin Balkanlar’a ve Avrupa kıtasına aktarılmasında geçiş güzergâhıdır.
  • Türkiye, Latin Amerika’dan gemiler yoluyla gelen kokainlerin Avrupa kıtasına ve Batı Afrika’ya yayılmasında koridor rolü oynamaktadır.
  • Türkiye’de ele geçirilen uyuşturucu miktarları günden güne artmaktadır.

BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin 2024 yılı raporu incelendiğinde şu tespitler ön plana çıkmaktadır:

  • Dünya geneli uyuşturucu kullanımı son on yılda %20 artmıştır. Bu noktada yaklaşık 292 milyon kişinin kullanıcı olduğu tahmin edilmektedir.
  • Uyuşturucu ile temas edenlerin neredeyse üçte biri bir suçtan mahkûm edilmektedir.
  • Organize suç örgütü ve kartelleri; uyuşturucu imalatının, ticaretinin, sevkiyatının ve dağıtımının, kısaca uyuşturucu maddelerinin her aşamasında kendilerini göstermektedirler.
  • Uyuşturucu maddeler kolay ve ucuz bir şekilde ulaşılabilir hâle gelmişlerdir.
  • Uyuşturucu ürünlerinin internet üzerinden satışı ve sevkiyatı ile ilgili illegal pazar büyümektedir.
  • Gençler arasında uyuşturucu kullanımı yaygınlaşmaktadır.
  • Sosyal medya hesapları üzerinden satışlar gerçekleştirilmektedir.
  • Darknet üzerinden uyuşturucu ticareti ve temini yapılmaktadır.
  • Sentetik uyuşturucu üretimi için gereken teknoloji ve bilgi artık her seviyeden ülkeye yayılmıştır.
  • Metamfetamin içerikli uyuşturucu maddelerinin Balkanlar’a ve Avrupa kıtasına ulaşımı, Türkiye üzerinden yapılmaktadır.

“2024 yılında uyuşturucu yakalamaları yaklaşık 30 milyar 500 milyon TL değerinde”

 “Bu raporlar sonrası ülkemiz verilerinin incelenmesinde büyük fayda var” diyen Yumak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle Ticaret Bakanlığı’nın 6 Şubat 2025 tarihli raporu doğrultusunda hazırlanan istatistikleri burada durum tespiti için yardımcı olmaktadır: 2016 yılında gümrükte yakalanan uyuşturucu miktarı 236 milyon TL değerindeyken ve yakalanan gümrük değerinin %10’a yakın bir değerini oluştururken; bu tablo günümüze kadar artış eğilimi göstermiş ve 2024 yılı rakamlarında uyuşturucu yakalamaları yaklaşık 30 milyar 500 milyon TL değerine ulaşarak sekiz yıl içerisinde %1000’den fazla artış göstermiş, 2024 yılı toplam yakalanan değerin %55’i seviyesine ulaşmıştır. Bu veriler göstermektedir ki bir şekilde ülkemiz sınırlarına girmeye çalışan uyuşturucu miktarında ve buna paralel olarak yakalamalarda son on yılda bir yükselme söz konusudur. Ülkemizin uyuşturucu ile mücadelede faydasına olacak şekilde değerlendirilmesi gereken başka bir alan da ceza adaleti istatistikleridir. Son on yılda Türk Ceza Kanunu Madde 191 kapsamında uyuşturucu kullanmaktan şüpheli olarak nitelendirilenlerin sayısında %225’lik; Türk Ceza Kanunu Madde 188 bağlamında uyuşturucu imalatı ve ticareti suçundan şüpheli olarak kayıt altına alınanlarda ise %95’lik bir artış söz konusudur.” 

“Ülkemiz, uyuşturucu ile mücadelede cezaları artırmıştır; buna rağmen şüpheli ve sanık sayılarında düşüş yaşanmamış, tam aksine uyuşturucu suçları artış göstermektedir. Bunun sebeplerinin tahlil edilmesi için kriminologların ve ceza hukukçularının görüşlerine müracaat edilmelidir” diyen Yumak, maddeler hâlinde şu tavsiyelerde bulundu:

  • Uyuşturucu ticareti, yasa dışı ticaretin büyük bir bölümünü oluşturmaktadır ve organize suç örgütlerinin en büyük gelir kaynaklarından birisidir. Bu durum, uyuşturucu kartellerinin iştahını kabartmaktadır. Bu suçlarla mücadele etmek, organize suçlulukla mücadele anlamına gelmektedir. Korkutucu boyutlara varan bu yasa dışı pazarın global bir boyut kazanması da mücadelenin sınır aşan suçluluk ile de mücadeleye dönüşmesine sebebiyet vermektedir. Bütün bunlar göstermektedir ki uyuşturucu ile mücadele, uluslararası bir iş birliği içerinde olup organize suç örgütleriyle yoğun bir şekilde mücadele etmek anlamına gelmektedir.
  • Torbacılar diye tabir edilen küçük çaplı uyuşturucu ticaretinde bulunan kişiler, ceza adaleti sistemi içerisinde buz dağının görünen yüzü olarak kabul edilmelidirler.
  • Türk Ceza Kanunu’nda izlenen suç ve ceza politikasının gözden geçirilmesi gerekmektedir; çünkü TCK Madde 188 (uyuşturucu imalatı ve ticareti suçu) ve Madde 191 (uyuşturucu satın almak veya kullanmak veya kabul etmek veya bulundurmak suçu) arasında izlenen iki farklı tezat yaklaşım – yani kullanıcılara Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davası açılmayıp tedaviye yönlendirilmesi, uyuşturucu imalatı ve ticaretinden yargılananların ağır cezalarla baş başa kalmaları – uyuşturucu suçları ile mücadeleyi ve ceza adaletine olan inancı sarsmaktadır. Ceza kanunumuzda kimin kullanıcı kimin ticareti ile uğraştığı ile ilgili somut ölçütler geliştirilmeli ve bu ayrım toplumca kolay anlaşılabilir olmalıdır.
  • Uyuşturucu suçlarından hükümlü olarak ceza infaz kurumlarında bulunanlar için özel iyileştirme ve tedavi programları hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Sırf bu suçlara yönelik ceza infaz kurumları açılması, eşitlik ilkesine ve diğer hükümlülerin topluma yeniden dâhil edilmesi haklarına halel getirecektir.
  • Uyuşturucu suçluluğu ile mücadelede sadece ceza hukuku enstrümanları düşünülmemelidir; öncelikle önlemeye yönelik eğitim, sosyal ve ekonomi politikaları geliştirilmelidir.
  • Uyuşturucu kullanımı, gençler arasında ve toplumun bazı kesimlerinde yaygın hâle geldiğinden, meselenin ayrıca halk sağlığı sorunu olarak ele alınması ve Sağlık Bakanlığı’nın bu alanda öncü rol oynaması gerekmektedir.

Toparlayacak olursak çağdaş toplumda uyuşturucunun yaygınlaşmasının sebepleri arasında ekonomik faktörler, sosyal çevre, psikolojik rahatsızlıklar ve bilinçsiz eğlence arayışları gibi bir dizi çeşitli unsur bulunuyor.

Bilhassa gençler, arkadaş çevreleri veya toplumsal baskılar nedeniyle uyuşturucuya yönelebiliyorlar. Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, kimlik arayışı ve aidiyet duygusu ile bu tür maddelere ilgi gösterebiliyor. Modern yaşamın getirdiği stres, iş ve okul hayatındaki baskılar, bireylerin uyuşturucu kullanmaya başlama sebepleri arasında yer alıyor. Uyuşturucular, geçici bir kaçış ve rahatlama sunduğu için insanlar bu maddeye yöneliyorlar. Ancak anlık hazlar uzun vadede aile ilişkilerinin bozulmasına, suç oranlarının artmasına ve ekonomik sıkıntılara sebebiyet veriyor.

Bu noktada uyuşturucudan korunmak için erken yaşta şuur sahibi olmak önem arz ediyor. Uyuşturucunun zararları konusunda ufaklıktan itibaren bilinçlenmek, bireylerin bu maddelere karşı direnç geliştirmesine olanak sağlar. Okullarda ve aile içinde yapılan eğitimler, çocukların ve gençlerin uyuşturucuya karşı daha dikkatli olmalarını sağlayabilir. Yetişkin olduktan sonra uyuşturucu kullanımını teşvik eden ya da bu tür maddeleri kullanan kişilerden uzak durmak, sağlıklı arkadaşlıklar kurmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve kariyer planını iyi yapmak önem arz ediyor.

Özetle; uyuşturucu madde ile mücadele 2025 dünyasında hem bireylerin hem de toplumların sağlığı, güvenliği ve huzuru açısından büyük bir öneme sahip. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uyuşturucu suçları, Türk Ceza Kanunu'na göre ağır müeyyidelerle cezalandırılması bu noktada takdir edilecek cinsten. Ayrıca, “Uyuşturucu ile Mücadele Strateji Belgesi” ve “Eylem Planı” gibi belgelerle, uyuşturucuyla mücadele konusunda daha sistematik bir yaklaşım benimsenmiş olması da gözlerden kaçmamalı. Elbette bu mücadelenin etkili olabilmesi için devamlılık, toplumsal bilinçlenme ve uluslararası iş birliği de bir hayli elzem diyebiliriz.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...