
Kenya: Bir demokrasi sınavı
Gençlerin vergi ve yolsuzluk protestoları Kenya’yı sarsıyor. Polis şiddeti ve baskıcı politikalar, demokratik kazanımları tehdit ediyor. Kenya’nın yaşadıkları, tüm Afrika’nın geleceğini etkileyecek kritik bir sınav. Reform mu, gerileme mi? Cevap, kıtanın kaderini belirleyecek.
Kenya, Doğu Afrika’nın parlayan yıldızı olarak uzun yıllar boyunca demokratik istikrarı ve ekonomik dinamizmiyle öne çıktı. 2010 Anayasası, bağımsız yargısı ve canlı sivil toplumuyla birçok ülkeye örnek oldu. Ancak son yıllarda yaşananlar, bu parlak imajın gölgelenmeye başladığını gösteriyor. Artan siyasi gerilimler, ekonomik baskılar ve gençlerin öncülük ettiği protestolar, Kenya’yı bir yol ayrımına getirdi. Bu durum sadece Kenya’yı değil, tüm Afrika kıtasının geleceğini şekillendirecek bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Siyasi çalkantılar ve demokratik gerileme
Kenya’nın son dönemdeki siyasi manzarası, hükûmet karşıtı protestolarla şekilleniyor. Haziran 2024’te başlayan ve “Z Kuşağı protestoları” olarak adlandırılan gösteriler, vergi artışlarına ve yönetimin ekonomik politikalarına duyulan öfkenin bir sonucuydu. Ancak protestolar kısa sürede polis şiddeti, yolsuzluk ve temel hakların ihlali gibi daha derin meselelere evrildi. Gençlerin sosyal medya üzerinden örgütlediği bu hareket, merkezî bir liderlikten yoksun olmasına rağmen, hükûmetin geleneksel baskı yöntemlerini alt üst etti.
Hükûmetin protestolara verdiği tepki ise endişe verici boyutlara ulaştı. Polis şiddeti, medya karartmaları ve protestoculara yönelik “yerinde vurma” emirleri, Kenya’nın demokratik kazanımlarını tehdit ediyor. Özellikle Haziran 2025’teki Saba Saba gösterilerinde yaşananlar, ülkenin âdeta bir kırılma noktasına geldiğini gösterdi. Şiddet olayları ve ölümler, Kenya’nın bir zamanlar övündüğü demokratik değerlerin ne kadar zayıfladığının acı bir kanıtı oldu.
Bu süreçte yargının bağımsızlığının aşındığına dair işaretler de dikkat çekiyor. Hükûmetin mahkeme kararlarını görmezden gelmesi ve seçim kurumlarına müdahale iddiaları, demokratik kurumların erozyona uğradığını gösteriyor. Kenyalıların yarısından fazlasının 2027 seçimlerine güvenmemesi, ülkede derin bir güven krizinin yaşandığını ortaya koyuyor.
Ekonomik baskılar ve toplumsal huzursuzluk
Kenya’nın ekonomisi, bölgenin en büyükleri arasında yer alıyor. Tarım, hizmetler ve dijital dönüşüm gibi alanlarda sağlam bir büyüme performansı sergileyen ülke, 2024’te %4,8’lik bir büyüme oranı yakaladı. Ancak bu olumlu tablonun arkasında ciddi sorunlar yatıyor. Artan enflasyon, yüksek işsizlik ve devasa ulusal borç, vatandaşların yaşam koşullarını giderek zorlaştırıyor.
Hükûmetin vergi artışları ve kemer sıkma politikaları, kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı. Özellikle Başkan Ruto’nun 5 milyon dolarlık özel jet seyahati gibi lüks harcamaları, halkın elitlere duyduğu öfkeyi körükledi. Yolsuzluk iddiaları ve kamu kaynaklarının israfı, ekonomik adaletsizliği daha da derinleştiriyor. Bu durum; protestoların sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki bir boyut kazanmasına yol açtı.
İş dünyası da bu süreçten olumsuz etkilendi. GlaxoSmithKline ve Procter & Gamble gibi çok uluslu şirketlerin ülkeden çekilmesi, yatırımcı güveninin sarsıldığını gösteriyor. Haziran 2025 protestolarının günlük 23 milyon dolarlık ekonomik kayba neden olması, istikrarsızlığın maliyetini açıkça ortaya koyuyor.
Afrika’nın demokrasi laboratuvarı sarsılıyor
Kenya’nın içinde bulunduğu durum, sadece ulusal sınırlar içinde kalmıyor. Tarihsel olarak Afrika’da demokrasi ve istikrarın sembolü olan Kenya’nın yaşadığı gerileme, tüm kıta için endişe verici bir emsal teşkil ediyor. Özellikle Doğu Afrika Topluluğu (EAC) ve Hükûmetle rarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gibi bölgesel örgütlerde lider rol oynayan Kenya’nın zayıflaması, bölgesel iş birliğini ve güvenliği tehlikeye atabilir.
Başkan Ruto’nun Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) gibi tartışmalı gruplara verdiği destek, Kenya’nın uluslararası itibarını zedeledi. Bu tür adımlar, ülkenin bölgesel barış çabalarındaki ahlaki otoritesini sorgulatıyor. Ayrıca iç siyasi istikrarsızlık nedeniyle Kenya’nın Somali ve Güney Sudan gibi ülkelerdeki arabuluculuk rolü de sekteye uğrayabilir.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Kenya’nın yaşadığı sorunlar bölgesel ticareti ve yatırımı olumsuz etkiliyor. Doğu Afrika’nın en büyük ekonomisi olarak Kenya’daki belirsizlik, komşu ülkelerde de dalgalanma etkisi yaratıyor. Sınır ötesi ticaretin sekteye uğraması, bölgenin kalkınma hedeflerini tehlikeye atabilir.
Gelecek senaryoları: Umut mu, karanlık mı?
Kenya’nın geleceği için üç temel senaryo öne çıkıyor:
- Sürekli kötüleşme: Hükûmetin baskıcı politikaları devam ederse, demokratik kurumlar daha da zayıflayabilir. Bu durum, uzun vadeli bir istikrarsızlığa ve ekonomik çöküşe yol açabilir. Kenya’nın bölgesel liderlik rolü ciddi şekilde sarsılırken, Afrika’daki demokratik umutlar da zarar görebilir.
- Kırılgan denge: Ekonomik büyüme sürse bile siyasi gerilimler devam edebilir. Bu senaryoda Kenya, protestolar ve baskı arasında sıkışıp kalabilir. Yatırımcı güveni tam olarak yerine gelmezken, ülke potansiyelini tam anlamıyla gerçekleştiremez.
- Reform ve yenilenme: Diyalog ve kapsamlı reformlarla Kenya, demokratik değerlerini yeniden tesis edebilir. Yolsuzlukla mücadele, polis ve yargı reformları gibi adımlar, halkın güvenini kazanabilir. Bu senaryo, Kenya’yı Afrika’nın parlayan yıldızı olarak yeniden konumlandırabilir.
Kenya’nın tercihi, Afrika’nın kaderi
Kenya, bugün bir tercihle karşı karşıya: Ya demokratik değerlerini koruyarak bölgesel liderliğini sürdürecek ya da otoriterleşme eğilimleriyle karanlık bir geleceğe yönelecek. Bu tercih sadece Kenya’yı değil, tüm Afrika’yı etkileyecek. Gençlerin öncülük ettiği protestolar, hesap verebilirlik ve adalet talebinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Kenya’nın bu sınavı nasıl vereceği, Afrika’nın demokrasi ve kalkınma yolculuğunda bir dönüm noktası olacak.
Kenya’nın hikâyesi, bir ülkenin kaderinden çok daha fazlasını anlatıyor. Afrika’nın geleceğine dair umutları, korkuları ve mücadeleleri yansıtıyor. Bugün Kenya’da olanlar, yarın tüm kıtada yankı bulacak. Bu nedenle Kenya’yı izlemek, Afrika’nın geleceğini anlamak için bir anahtar niteliğinde.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.