Filistin’de sürpriz ittifak ne anlama geliyor?
Filistin siyasetinde ezberleri bozan bir gelişmeyle Hamas, İslami Cihad ve Muhammed Dahlan grubu, Abbas yönetiminin meşruiyet tekelini kırmak ve Gazze'nin geleceğini şekillendirmek için sürpriz bir seçim ittifakına imza attı. Bu ortaklık, bölgede yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
Filistin ulusal hareketinin modern tarihine bakıldığında, iç çelişkilerin ve ideolojik bölünmelerin dış müdahaleler kadar derin yaralar açtığı bilinir. Ancak 2026 yılı sonbaharında sahneye konan bir gelişme, Orta Doğu siyasetinin ezberlerini bozacak nitelikte. Hamas, Filistin İslami Cihad Hareketi ve sürgündeki eski Fetih yöneticisi Muhammed Dahlan’ın liderliğindeki Reformist Demokratik Akım, yaklaşan seçimler için sürpriz bir seçim ortaklığı kurdu. İslami Cihad Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed el-Hindi’nin Associated Press’e verdiği demeçle resmiyet kazanan ve Anadolu Ajansı tarafından dünyaya duyurulan bu mutabakat, seçim listelerinin birleştirilmesiyle birlikte Filistin’in yirmi yılı aşkın süredir dondurulmuş siyasi mimarisinde tektonik bir kaymaya işaret ediyor.
Bir dönem Gazze sokaklarında Hamas militanlarıyla ölümüne çatışan, Körfez monarşileriyle güçlü bağları olan ve Batı ile İsrail güvenlik bürokrasisi nezdinde kanalları açık tutan seküler bir güvenlik figürünün, iki köklü İslami direniş hareketiyle aynı çatı altında buluşması yüzeysel bir çelişki gibi görünebilir. Oysa uluslararası basının ve uzman raporlarının satır araları tarandığında, bu ittifakın arkasında soğuk bir pragmatizm, kurumsal meşruiyet krizi ve “ertesi gün” (the day after) hesaplaşması yatıyor.
Tıkanan dinamikler ve kurumsal felç
Bu ittifakın doğasını anlamak için öncelikle Filistin'in 2006 yılından bu yana yaşadığı yapısal kilitlenmeyi hatırlamak gerekiyor. Ocak 2006'da yapılan ve Hamas'ın zaferiyle sonuçlanan son genel seçimler, Filistin içi dengelerle birlikte uluslararası düzenin bölgeye bakışını da altüst etti. Seçim sonucunu tanımayan Batılı aktörlerin ambargoları ve 2007 yılında Gazze'de yaşanan kanlı iç çatışmalar, Filistin coğrafyasını fiilen ikiye böldü; Ramallah merkezli Mahmut Abbas yönetimindeki Batı Şeria ve Hamas denetimindeki Gazze Şeridi.
O tarihten sonra Filistin Ulusal Yönetimi (FAY) ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), halk desteğini kademeli biçimde yitirdi. Mahmut Abbas’ın görev süresi resmî olarak 2009’da dolmuş olmasına rağmen, yeni seçimler sürekli olarak ertelendi. En son 2021’de ilan edilen genel seçimler, Doğu Kudüs bahane edilerek sandık gününe haftalar kala Abbas tarafından rafa kaldırılmıştı. Bu durum, Filistin kurumlarını karar alma meşruiyetinden yoksun, güvenlik koordinasyonu üzerinden ayakta kalan ve tabandan kopuk bürokratik bir aygıta dönüştürdü.
Gazze'de yaşanan savaşların yarattığı devasa insani trajedi ve fiziki yıkım, geleneksel siyaset tarzının sürdürülemez olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İşte Abbas’ın 9 Temmuz’da yayımladığı kararnameyle 28 Kasım genel seçimlerini ilan etmesi, içeride ve dışarıda artık varlığı tartışılan Ramallah yönetiminin son meşruiyet arayışı olarak görüldü. Ancak bu hamle, uzun süredir Abbas yönetimine diş bileyen dağınık muhalefet bloklarını tek bir potada eritmeyi başardı.
Zıt kutupların buluşması
İttifakın bileşenlerine yakından bakmak, neden “sürpriz” sıfatıyla anıldığını kavramak için elzem. İlk kanatta yer alan Hamas ve İslami Cihad, bölgede silahlı direnişin ana omurgasını oluşturan, ideolojik referanslarını Müslüman Kardeşler geleneğinden ve İslami teolojiden alan yapılar. Özellikle İslami Cihad, bugüne dek Oslo Anlaşmalarının getirdiği otonomi kurumlarını tanımadığı için genel seçimlere bizzat katılmayı dahi reddeden en uzlaşmaz fraksiyon konumundaydı.
Diğer tarafta ise Muhammed Dahlan ve Reformist Akım bulunuyor. Gazze'nin Han Yunus kentinde doğan, Fetih’in gençlik kollarından yetişen ve 1990’larda Gazze Önleyici Güvenlik Servisi’nin başında Hamas’a karşı sert tasfiye operasyonları yürüten Dahlan, son derece şahin bir figür. 2011 yılında Abbas ile yaşadığı iktidar savaşı neticesinde Fetih Merkez Komitesi’nden ihraç edilmiş, hakkında yolsuzluk ve Arafat’ın zehirlenmesi gibi suçlamalarla davalar açılmış ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (Abu Dabi) sığınmıştı.
Bu iki zıt dünyanın bir araya gelebilmesi, ideolojilerin değil hayatta kalma ve iktidar reflekslerinin devrede olduğunu gösteriyor. Dahlan ve Hamas arasındaki ilk temaslar 2017'deki Kahire görüşmelerinde başlamıştı. Ancak bu mutabakat, durumu kişisel temasların ötesine taşıyarak kurumsal ve seçim odaklı bir koalisyona dönüştürdü.
“Sürpriz ittifak” ne ifade ediyor?
Yurtdışı basını (Associated Press, Financial Times, The New Arab, Le Monde ve İsrail medyası) bu ittifakın ilanını çok boyutlu okuyor. Dahlan kanadının sözcüsü Dimitri Diliani’nin de açıkça ifade ettiği gibi, bu ortaklığın birincil itici gücü, Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi ve halkı yüzüstü bıraktığı inancı. 90 yaşına yaklaşan Mahmut Abbas ve çevresindeki dar oligarşik zümre, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) temsil tekeline sıkı sıkıya tutunuyor. Hamas ve Dahlan grubu, geçtiğimiz aylarda Kahire’de Khalil al-Hayya ve Dahlan düzeyinde görüşmeler yaparak “ulusal karar alma sürecindeki tekelleşmeyi kırma” arzusunu zaten beyan etmişti. Ortak bir ulusal liste, Fetih tabanını ikiye bölerek Abbas'ın resmî listesini azınlığa düşürmeyi hedefleyen doğrudan bir strateji.
Associated Press’in aktardığı kritik bir detay mevcut. İslami Cihad temsilcisi Muhammed el-Hindi, bu ittifakın parti militanlarını doğrudan meclise sokmak yerine, “bağımsız isimlerden ve uzmanlardan oluşacak ortak bir ulusal liste”yi destekleyeceğini belirtiyor. Bu taktik, Batı başkentlerinin ve uluslararası toplumun ambargo refleksini kırmak için kurgulandı. ABD ve Avrupa Birliği, Hamas veya İslami Cihad'ı doğrudan “terör örgütü” olarak nitelediği için bu örgütlerin doğrudan yer alacağı bir meclis ve hükûmetle ilişki kuramaz. Ancak Dahlan'ın finansal ve diplomatik himayesinde, İslami grupların da arkasında durduğu “bağımsız profesyoneller” listesi, uluslararası yaptırımlara takılmadan Gazze ve Batı Şeria'da meşru bir yönetim kurmanın en pragmatik aracı olarak görülüyor.
Gazze’nin yeniden inşası yüz milyarlarca dolarlık bütçe, uluslararası konsorsiyum ve lojistik geçişler gerektiriyor. Ne İsrail ne de Batı, Hamas’ın doğrudan imar fonlarını yönetmesine razı. Dahlan ise Abu Dabi’deki güçlü mali kaynaklara ve Körfez monarşileriyle doğrudan ilişkilere sahip. Dahlan, BAE üzerinden sağlanan insani yardım ağlarını ve sahra hastanelerini uzun süredir sahada bir siyasi meşruiyet aracı olarak kullanıyor. Dolayısıyla Hamas için Dahlan, Gazze'nin yeniden inşası sürecinde paranın ve malzemenin içeri girmesini sağlayacak uluslararası bir “köprü”. Dahlan için ise Hamas ve İslami Cihad, Gazze sahasında güvenlik ve taban onayı olmadan hiçbir projenin yürütülemeyeceği gerçeğinin anahtarı.
Bu ittifak sadece iç dinamiklerin değil, bölgesel normalleşme ve rekabetin de bir yansıması. İbrahim Anlaşmaları'nın mimarlarından olan BAE’nin himayesindeki bir aktörün, İran ile dirsek teması bilinen İslami Cihad ve Hamas ile aynı zeminde buluşabilmesi, Orta Doğu'daki sert bloklaşmaların yerini gevşek ve çıkara dayalı mikro-ittifaklara bıraktığını gösteriyor. BAE, bu sayede hem Gazze'nin geleceğinde doğrudan söz sahibi olmakta hem de Katar ve Türkiye gibi aktörlerin yanı sıra masada kalıcı bir nüfuz alanı inşa edeceğine inanıyor.
Kâğıt üzerinde kusursuz kurgulanmış gibi duran bu seçim stratejisinin önünde aşılması son derece güç engeller bulunuyor. Her şeyden önce, Mahmut Abbas’ın seçimleri son anda iptal etme veya erteleme riski oldukça yüksek. Nitekim 2021’de yaşanan tecrübede görüldüğü üzere, Abbas İsrail'in Doğu Kudüs'te sandık kurulmasına onay vermemesini gerekçe göstererek süreci durdurmuştu. Karşısında birleşmiş böylesine güçlü bir muhalif blok gören Ramallah yönetiminin, sandıktan yenilgiyle çıkmamak adına benzer bir erteleme kartına başvurması kuvvetle muhtemel.
Bir diğer kritik açmaz ise İsrail'in sahadaki doğrudan güvenlik vetosu. İsrail ordusunun ve istihbaratının, Batı Şeria'da Hamas veya Dahlan yanlısı bağımsız adayların rahatça kampanya yürütmesine, oy kullanma merkezlerinin güvenli şekilde işlemesine ya da Doğu Kudüs'te seçimlerin yapılmasına askeri olarak müsaade etmesi gerçekçi görünüyor.
Peki Filistin’in akıbeti ne olacak?
Bunun yanı sıra ciddi bir taban uyuşmazlığı riski de mevcut. Fetih hareketinin geleneksel tabanındaki Dahlan karşıtı milliyetçiler ile Hamas ve İslami Cihad’ın yıllardır Dahlan’ı “hain ve Oslo zihniyetinin güvenlik aparatı” olarak kodlamış radikal tabanı arasında ideolojik bir sindirme problemi yaşanması kaçınılmaz. Ortak liste formülü tepede imzalanmış olsa bile, tabanda sandığa gitmeme veya protesto oyları verme ihtimali masada.
Son olarak, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) temel ilkelerinin tanınması şartı yasal bir bariyer olarak duruyor. Abbas’ın yayımladığı seçim kararnamelerinde aday olacak listelerin FKÖ'nün uluslararası anlaşmalarını ve İsrail’in varlığını tanıma taahhüdünü kabul etmesi maddesi yer alıyor. Bu şart, silahlı direniş retoriğinden ve ideolojik kırmızı çizgilerinden vazgeçmeyen İslami Cihad ve Hamas için aşılması son derece güç doktriner bir kriz meydana getirebilir.
Özetle, Hamas, İslami Cihad ve Dahlan üçlüsünün kurduğu seçim ittifakı, Filistin siyasetinde tarihsel düşmanlıkların yerini varoluşsal çıkarların alması demek. Bu ittifak; Ramallah'taki yaşlı yönetimin meşruiyet tekelini kırmayı, Gazze'nin yeniden inşası sürecinde uluslararası aktörleri ikna edebilecek bir ara formül (bağımsızlar listesi) sunmayı ve Abbas sonrası dönemin liderlik haritasını bugünden çizmeyi hedefliyor.
28 Kasım'da sandıkların fiilen kurulup kurulamayacağı tartışmalı olsa da verilen mesaj net. Filistin siyaseti artık sadece Batı Şeria’daki dar bir elitin kontrolünde kalamayacak kadar dönüştü. Eski düşmanların bu pragmatik nikâhı, Filistin davasının önümüzdeki on yılına damga vuracak yeni liderlik profilinin ve yönetim modelinin ilk somut habercisi.

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.