El Mencho’dan sonra: Yeni oyuncu kim olacak?
Meksika’da El Mencho’nun devrilmesi, karteller dünyasında bir son değil, daha sofistike ve kanlı mutasyonun habercisi. Fentanil ekonomisinin gölgesinde, Sheinbaum’un vaatleri ile sahadaki paramiliter gerçeklik çatışıyor: Tahtın yeni sahibi bir barondan ziyade, tedarik zinciri yöneticisi mi olacak?
Meksika semalarında yankılanan helikopter pervanelerinin sesi ve ardından gelen o malum “son dakika” haberi: Nemesio Oseguera Cervantes, nam-ı diğer “El Mencho” oyun dışı. Batı Yarımküre’nin en çok aranan, başına 10 milyon dolar ödül konulan, Jalisco Yeni Nesil Karteli’nin (CJNG) mutlak hâkimi artık yok. Bazıları için bu, adaletin geç gelen tecellisi; bazıları içinse uyuşturucu savaşlarında kazanılmış “stratejik bir zafer”.
Ancak Meksika tarihinin tozlu ve kanlı sayfalarına aşina olanlar için bu haber, bir ferahlıktan ziyade, yaklaşan fırtınanın uğultusunu taşıyor. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur uyarısını hatırlamamak elde değil: “Canavarlarla savaşan kişi, bu süreçte kendisinin de bir canavara dönüşmemesine dikkat etmelidir. Ve eğer uzun süre bir uçuruma bakarsanız, uçurum da sizin içinize bakmaya başlar.” Meksika devleti yirmi yıldır o uçuruma bakıyor ve El Mencho’nun gidişiyle açılan boşluk, uçurumun derinliğini bir kez daha hatırlatıyor.
Organize suçun biyolojisi, doğadaki hidra gibidir; bir başı kestiğinizde yerine iki tane daha çıkar. El Mencho, CJNG’yi kurarken “eski usul” kartellerin hiyerarşik hantallığını, paramiliter bir disiplin ve kurumsal bir çeşitlilikle değiştirdi. CJNG sadece uyuşturucu satmıyordu; o, Meksika devletinin egemenlik alanına sızan, kendi “vergi” (gasp) sistemini kuran, yakıt hırsızlığından avokado ticaretine kadar her alana el atan bir gölge devletti.
El Mencho’nun ardından boşalan taht için şimdiden birkaç senaryo masada:
- İç parçalanma ve "Mini-Mencholar": CJNG, doğası gereği merkeziyetçi bir liderlikle yönetilse de bölgesel hücreleri oldukça otonomdur. El Mencho’nun karizmatik ve korku salan otoritesinin yokluğu, “El Jardinero” (Audias Flores Silva) gibi kıdemli komutanların kendi dükalıklarını ilan etmesine yol açabilir.
- Sinaloa’nın rövanşı: “El Chapo” Guzmán’ın ardından kurumsal yapısını koruyan Sinaloa Karteli, “Los Chapitos” (Guzmán’ın oğulları) ve “El Mayo” Zambada fraksiyonları aracılığıyla kaybettikleri toprakları geri almak için büyük bir saldırı başlatabilir.
- Yeni nesil “teknokrat” suçlular: Geleceğin lideri, ormanlarda saklanan bir gerilla liderinden ziyade, kripto paraları yöneten ve lojistik ağları optimize eden bir “beyaz yakalı” olabilir.
Fentanil ekonomisi
Meksika’daki suç yapıları artık sadece “kaçakçı” değil, devasa “kimya tesisleri” hâline geldi. Fentanil, kartellerin iş modelini kökten değiştirdi. Eskiden binlerce hektar arazi, köylü ordusu ve mevsimsel hasat bekleyen karteller, şimdi birkaç metrekarelik laboratuvarlarda, Çin’den gelen öncü kimyasallarla milyarlarca dolarlık servet üretiyor.
Fentanil ekonomisi, geleneksel kartel hiyerarşisini de bozdu. Artık büyük topraklara hükmetmekten ziyade, limanlara (Manzanillo ve Lázaro Cárdenas gibi) ve lojistik koridorlara hâkim olmak her şey. El Mencho’nun halefi, muhtemelen bir silahşörden ziyade, bu karmaşık tedarik zincirini yönetebilen bir “tedarik zinciri yöneticisi” olacak. Bu yeni model, şiddetin doğasını da değiştirdi: Çatışmalar artık sadece toprak için değil, gümrükteki tek bir “onay” veya laboratuvara giden tek bir “konteyner” için yaşanıyor.
Eski Başkan López Obrador’un "Abrazos, no balazos" (“Kucaklaşmalar, kurşunlar değil”) sloganı, sosyolojik bir romantizm olarak kaldı. Yeni Başkan Claudia Sheinbaum ise bu mirası devralırken, masaya “bilimsel” bir neşter koyuyor. Sheinbaum’un güvenlik doktrini, kaba kuvvetten ziyade “istihbarat ve soruşturma” üzerine kurulu.
Sheinbaum’un stratejisi üç temel sütuna dayanıyor:
- Analitik konsolidasyon: Suç ağlarını sadece fiziksel olarak değil, finansal ve dijital olarak haritalandırmak.
- Kurumlar arası koordinasyon: Ordu, Ulusal Muhafızlar ve sivil savcılar arasındaki kronik iletişim kopukluğunu teknolojiyle gidermek.
- Hedefli müdahale: Rastgele operasyonlar yerine, suç ekonomisinin can damarlarını (finansal sistemler ve kimyasal sevkiyatları) felç etmek.
Ancak Sheinbaum’un bir çıkmazı var: Mexico City’deki başarılı akıllı polislik modelini, devletin varlığının sadece kartel konvoylarıyla hissedildiği kırsal bölgelere nasıl ihraç edecek? Veri analizi, elinde barret tüfeğiyle yol kesen bir “sicario”yu durdurmaya yetecek mi?
Jeopolitik kıskaç
Meksika’nın yeni oyuncusunun kim olacağını yerel çatışmalar ile birlikte Washington’daki siyasi rüzgârlar da belirleyecek. ABD, fentanil krizinin yol açtığı yıllık 100 binin üzerindeki ölümle birlikte sabrını tüketmiş durumda. Donald Trump’ın kartelleri “yabancı terör örgütü” olarak tanımlama iması, Meksika’nın egemenlik hakları ile uluslararası güvenlik baskısı arasında bir fay hattı oluşturuyor.
El Mencho’nun ölümü, kısa vadede bir zafer olarak pazarlansa da ABD-Meksika ilişkilerinde yeni bir gerilim dönemini başlatabilir. Eğer yeni lider, selefinden daha görünmez ama daha etkili bir şekilde sentetik uyuşturucu trafiğini yönetirse, ABD’nin müdahale iştahı artacak ve bu da Meksika’yı kendi topraklarında bir vekalet savaşına sürükleyebilecek.
Meksika’nın uyuşturucu savaşları tarihinde “Kingpin Strategy” (Lideri Yakala Stratejisi) defalarca denendi. Ancak her seferinde şiddet grafiği daha da yukarı tırmandı. Çünkü bu savaş, kişilere karşı değil, bir ekonomiye karşı yürütülüyor. Yıllık milyarlarca dolarlık hacme sahip bir pazarda, arzı yöneten figürün adı değişir ama sistemin işleyişi değişmez. Thomas Hobbes’un “Herkesin herkesle savaşı” olarak tanımladığı doğa durumu, Meksika’nın bazı eyaletlerinde gündelik hayatın ta kendisidir. Cezasızlık oranının %90’larda seyrettiği bir ortamda, El Mencho’nun gitmesi sadece yönetim kurulunda bir koltuk değişimidir.
Meksika, yüzyıllardır “Tanrı’ya çok uzak, ABD’ye çok yakın” olmanın bedelini ödüyor. Şimdi ise kendi içindeki canavarlarla yüzleşirken, sadece liderleri değil, o liderleri yaratan bataklığı kurutup kurutamayacağını kanıtlamak zorunda. El Mencho’dan sonra gelecek olan “yeni oyuncu”, aslında hepimizin bildiği o eski düşmanın, daha modern ve daha tehlikeli bir maskesi olacak.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.