Modern yaşamın negatif çıktılarından yalnızlık

Haberin Eklenme Tarihi: 11.05.2026 12:51:00 - Güncelleme Tarihi: 11.05.2026 13:35:00

Batı’da ortaya çıkan pozitivizm ve sekülarizm modernitenin temellerini oluşturarak yeni ve bambaşka bir dünyanın kurulmasına neden oldu. Sanayi Devrimi diğer bir deyişle makineleşmeyle kırsal kesimdeki nüfus azalmaya, kentli ve şehirli nüfus artmaya, yüzyıllardır benimsenip yaşanıla gelen dinî ve ahlaki ilke ve değerler zayıflamaya, fert ve toplum hafızası modernleşerek çağdaşlaşmaya başladı. Çağdaşlaşmaya başka bir deyişle dünyevileşmeye başlayan Batı dünyası, dinî ve ahlaki değerlerinden hızla uzaklaşarak diğer dünya insanlığını da dinî, iktisadi ve kültürel kodlarından kopararak hâkimiyeti altına almaya yönelmiş görünüyor. Bunu da bugün son derece gelişmiş medya ve sosyal medya kanal ve ağlarını kullanarak yapmaya çalışıyor. Sosyal medya uzmanlığı bir sektöre dönüştü artık. İnsanlar da realiteden uzaklaştırılarak algıyla yönlendirilir garip varlıklara döndürüldü.

Modernite; sadece teknolojik alanda bir ilerleme değil, aynı zamanda insanlığın dünyaya, topluma ve kendisine bakışını kökten değiştiren bir dönüşümdür. Modern yaşam, insanı, bir taraftan amacı ve hedefi belirlenmiş sosyal ve toplumsal bir varlık olmaktan hızla uzaklaştırıp bireyselleştirirken diğer taraftan derin bir yalnızlığa sürüklüyor. Bilindiği gibi bireyselleşme; kişinin aile, köy, mahalle, kasaba ve cemaat gibi geleneksel yapılardan kopmasını ifade eder. Bireyselleşen birey kendi hayatının ve seçimlerinin sorumluğunu taşır. Ancak kişinin sosyal çevresinden kopması kendisini bir yönüyle özgürleştirirse de diğer taraftan yalnızlaştırıyor. Başka bir ifade ile modern hayatın dayattığı bireyselleşme; insanı düşünce, inanç, eylem ve söylemlerinde özgürleştirirken bu özgürlük beraberinde yalnızlığı ve belirsizliği getiriyor.

Modern insan, özgürdür ama hedef ve amaçlarını bulmakta zorlanır. Yani insana aidiyet, güven duygusu ve hayatın anlamını veren aile, akraba, mahalle vb. gibi toplumsal yapılardan ve toplumsal bağlardan uzaklaşarak elde edilen özgürlüğün bedeli; yalnızlık, kaygı ve kuralsızlık olarak insana geri döner. Modern insanın değerler hiyerarşisi alt üs olmuş vaziyettedir. Beden ve ruhtan oluşan yani maddi ve manevi bir bütünden oluşan insanın ruhsal yönü yok sayılarak bedene indirgenir. Böylece hak, hukuk ve insanların eşitliği gibi yüksek insanı değerler küçümsenerek bedensel arzu ve heveslerin karşılanması değer hâline getirilir. Ekonomik çıkarlarının peşine düşen modern insan, diğer insanları rakip görerek onları düşmanlaştırır. Böylece sevgi, saygı ve merhamet duyguları dumura uğruyor, insan insanın kurduna dönüşüyor. Hâlbuki insanî ve İslâmî bir vasatta insan insanın dostudur. İnsanın insanın kurduna dönüştüğü bir ortamda insanın mutluluğundan söz etmek mümkün olmayacak ve insan yalnızlaşacaktır.

“Var olma” yerine “görünür olmak” kişisel tatmin için araç olarak sunuluyor. Günümüz insanı, artan maddi imkânlara ve teknolojilere rağmen derin bir tatminsizlik içinde yaşıyor. Yalnızlık ve tatminsizlikle mücadele etme amacıyla olacak önce İngiltere’de, daha sonra Japonya’da Yalnızlık Bakanlığı kuruluyor.

Modern çağın sessiz salgını: Yalnızlık ve manevi boşluk

Bugün Türkiye’de de nüfusun % 20’ si yalnızlık içerisinde, yani tek başına yaşıyor. Yalnız başına yaşayanların bir kısmını hiç evlenmemiş erkek ve kadınlar oluştururken, diğer bir kısmını da evlenip boşanmış kimseler, anne ve babasıyla birlikte oturmayı tercih etmeyen gençler ile eşini kaybetmiş erkek ve kadınlar oluşturuyor. Psikolojide yalnızlık; bireyin sosyal bağlantı eksikliği nedeniyle yaşadığı sübjektif bir rahatsızlıktır. Sosyal ihtiyaçların karşılanamaması sonucu ortaya çıkan olumsuz bir duygudur. Yalnızlık, bireyin ilişkilerinde yaşadığı doyumsuzluk olarak da tanımlanmaktadır. Yalnızlık duygusu, başkalarıyla istendik etkileşim düzeyinin gerçek etkileşim düzeyini karşılamadığında ortaya çıkıyor. Fiziksel ve duygusal olmak üzere yalnızlık ikiye ayrılır: Fiziksel yalnızlıkta kişi etrafında kimse olmadan yalnız başına kalırken, duygusal yalnızlıkta ise kalabalıklar arasında bile kendini yapayalnız hisseder. Modern hayat, günümüz insanına her iki yalnızlık duygusunu da yaşatır. Yalnızlık, günümüzde her yaş grubunda görülmekle birlikte, yaşa, cinsiyete ve sosyoekonomik duruma göre değişkenlik gösterir. Örneğin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşayanlar, köy, kasaba gibi kırsal alanlarda yaşayanlara göre daha fazla yalnızlık hissediyorlar.[1]

Modern insan kendi eliyle kendisini içine soktuğu tatminsizlik ve yalnızlıktan başka bir şey vaat etmeyen bu modern hayat anlayışından kurtulmak istiyorsa, aklını ve kalbini, hiçbir şeyin kalıcı olmadığı dış dünyadan iç dünyasına, kendi benliğine döndürmelidir. “Bilesiniz ki gönüller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”[2] Mutlu ve huzurlu olmamız için yapıp ettiklerimizi başkalarına göstermemize ve onlardan beğeni almamıza gerek yoktur, asıl mutluluk kimse görmese de doğru olanı yapmak ve bunun Allah tarafından beğenileceğini bilerek yaşamaktır.

[1]     Mıchael A. Hogg, Graham M. Vaughan, Sosyal Psikoloji,  Çev. İbrahim Yıldız, Aydın Gelmez, Ankara: Ütopya Yayınları, 2021, 568; konyamoralpsikoloji.com Erişim Tarihi: 23. 04. 2026.

[2]      Ra’d. 13/28.