Finale bir kala

Haberin Eklenme Tarihi: 13.07.2026 14:58:00 - Güncelleme Tarihi: 13.07.2026 15:02:00

Dünyanın en büyük turnuvası 11 Haziran 2026 tarihinde çalan ilk düdükle başladı. Dünyanın hemen hemen her yerindeki insanlar ekonomik, siyasi ya da kişisel problemlerini en az 90 dakikalığına bir kenara bırakarak, 22 adamın aynı amaç uğruna bir topun peşinden koşmasını izledi. Yaşanan unutulmaz anların ardından artık finale çıkarak dünya şampiyonu olmak için ter dökecek takımları belirleyecek son bir maç kaldı. Fransız ordusu tüm gücüyle Fas’ın üzerine yürüyüp ağır bombardıman sonucu onları kızgın kumlara gömdü. İspanyol donanması karşısında tüm gücüyle direnen Belçika, 88. dakikada fethedildi. Vikinglerin İngiltere işgali, MS 793 ve MS 1066 yılları arasında olduğu gibi bir kere daha başarısız oldu. Arjantin çetesi "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” diyerek İsviçre timini çökertti. Güncel olarak dünya birincisi konumunda olan Fransa, üçüncüsü İspanya ile karşı karşıya gelecek. Öte yandan dünya ikincisi Arjantin'se, dördüncü sırada bulunan İngiltere’yle eşleşti. FIFA’nın başından beri istediği tablo bu muydu? Bilinmez. Bilinen tek bir şey var; uzun süre hafızanızdan çıkmayacak karşılaşmalara, inanılmaz anlara ve yıllar boyu anlatılacak hikâyelerin yazılışına tanık olacaksınız.

Mavi mi, Kırmızı mı?

Fransız ordusu, Fas’ı kızgın çöllere gömdü. Teknik direktör Didier Deschamps dersine iyi çalışmış; Fransa adeta tek kale oynadı. Fas’ın kalecisi Yassine Bounou, Mbappé’nin penaltısı da dâhil birçok şutu çıkardı. Elinden geleni, hatta daha fazlasını yapan Bounou; bu ağır bombardıman karşısında 60 dakika direnebildi. Mbappé’nin ardından Dembélé de gol attı ve Fransa, Fas’ı 2-0 eleyerek adını yarı finale yazdıran ilk takım oldu. Ancak Afrika kıtasından bir takımın, küresel ölçekte futbolun en üst seviyesi sayılan bu organizasyonda buralara kadar gelmesi başlı başına bir başarı öyküsüdür. Önceki yazımda belirttiğimi yinelemekte fayda var; Fransa, 2026 Dünya Kupası’nda da şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olarak öne çıkıyor. Diktatör, Mobutu ya da Ninja Kaplumbağa... Hangi lakabıyla sesleniyor olursanız olun Kylian Mbappé, bu turnuvanın da yıldızlaşan isimlerinden oldu. Messi ve Ronaldo önce kendilerine rakip olarak gösterilenleri tek tek elediler, sonra onların veliahtı olarak görülenleri yanlarına bile yaklaştırmayarak geride bıraktılar. Ancak arkalarından gelen bu çocuk, onların rekorlarını kırarak taçlarını alacak en güçlü adaylardan biri olarak öne çıkıyor. Şüphesiz İspanya karşısında da yine Mbappé önderliğinde; Altın Ayakkabı'lı Ousmane Dembélé, genç yetenekler Michael Olise ve Désiré Doué gibi isimleriyle favori konumundalar. Maviler hedeflerine kilitlenmiş güdümlü bir füze gibi ilerliyor ve önlerine kim çıkarsa çıksın yıkıp geçiyorlar. Mavi ve Kırmızı’nın karşılaşmasında bakalım kazanan taraf kim olacak.

Diğer taraftan belirttiğim gibi, bu turda da bir sürpriz yaşanmadı ve İspanyol donanması Belçika’yı fethetti. Fabián Ruiz ilk kurşunu ateşledi. Belçika, Charles De Ketelaere ile karşılık verdi. Belçika’nın bu cevabıyla İspanya, 2026 Dünya Kupası’nda kalesinde ilk defa gol görmüş oldu. Ancak 71. dakikada futbolseverlerin Real Madrid’den de tanıdığı, Belçika’nın önemli isimlerinden biri olan Thibaut Courtois sakatlandı ve işler değişti. Yapılan bu kaleci değişikliğinden sonra Belçika zor anlar yaşadı. Öyle ki İspanya-Portekiz maçında attığı golle turu getiren nöbetçi golcü Mikel Merino oyuna girdi ve 88. dakikada Belçika’nın hayallerini yıktı. Son düdük çaldığında Belçika bir kez daha vadettiğini verememiş olurken İspanyollar, maçı 2-1 kazanıp turlayarak Fransa’nın rakibi oldu. Avrupa’dan iki takımın karşılaşacağı yarı final maçında Fransa favori olsa da bunun ufak bir burun farkıyla olduğunu belirtmekte fayda var. Dünya basınında La Furia (Öfke) ya da La Furia Roja (Kırmızı Öfke) olarak bilinen İspanyollar, oynadığı hemen hemen bütün maçları domine etmeyi başardı. Teknik direktör Luis de la Fuente’nin adeta bir makine gibi işleyecek şekilde kurduğu İspanya, topa sahip olup rakiplerini kendi oyununa çekerek teker teker bertaraf etti. Yaşına göre harikalar yaratan Lamine Yamal; Altın Ayakkabı’lı Rodri, Pedri ve Dani Olmo’lu kadrolarıyla Fransızlardan aşağı kalır yanları yok.

Tekerrür mü, intikam mı?

Evet, Vikinglerin İngiltere kuşatması bir kere daha başarısız oldu. Bunu bekliyorduk. Ancak Alexander Sørloth o topu Haaland’a çıkarsaydı ya da çıkarabilseydi, şu an çok farklı şeylerden bahsediyor olabilirdik. Norveç futbol anlamında öyle bir yapılanmış ki gelecek turnuvalarda onları tekrar bu seviyelerde görmemiz çok olağan. Aşağı yukarı 5,5 milyon nüfusu olan ve günlerinin çoğunu karlar altında geçiren bir ülkeden bahsediyoruz. Futbol için şartların oldukça zorlu olduğu bu senaryoda, tarihlerinde ilk kez çeyrek finale kadar gelerek çok büyük bir iş başardılar. Maça iki takım da oldukça istekli başladı. Futbolun beşiği denilen İngiltere’ye karşı Andreas Schjelderup, çok güzel ayak içi bir golle Norveç adına açılışı yaptı. Ardından Jude Bellingham maça beraberliği getirdi. Çekişmeli giden maçta uzatmalarda bir kez daha sahneye çıkan Bellingham, Norveç’in hayallerini gemileriyle birlikte suya batırdı. Oynadığı takım Real Madrid’de bu sezonu buruk geçiren Bellingham, turnuvada kendisine neden Zinédine Zidane benzetmeleri yapıldığını herkese tekrar hatırlattı. Öyle ki Bellingham, Arjantin karşısında da Harry Kane, Declan Rice ve Jordan Pickford gibi takım arkadaşlarıyla galibiyeti kovalayacak. 1986’da Diego Maradona, futbol tarihinin en önemli iki golünü de İngiltere’ye karşı atmıştır. Maradona’nın bu maçta eliyle attığı "Tanrı’nın Eli" golü ve orta sahada topu alıp İngiliz oyuncuları çalımlayarak attığı "Asrın Golü" hâlâ futbolseverlerin hatırındadır. 1998 Dünya Kupası’nda ise Diego Simeone, David Beckham’ı oyundan attırmış ve penaltılar sonucunda Arjantin maçı kazanmıştı. 2026’da maç çok ortada gözükse de Thomas Tuchel ve öğrencilerinin, Arjantin’e karşı işlerinin oldukça zor olduğunu söyleyebilirim.

Diğer köşede ise İsviçre timini çökerten Arjantin çetesi var. Lionel Messi’nin kestiği ortada Alexis Mac Allister perdeyi çok erken açtı. İkinci yarıda İsviçre, Dan Ndoye ile beraberliği yakaladı. İlerleyen dakikalarda Breel Embolo, hakemi aldatmaya yönelik hareketinden dolayı ikinci sarıdan kırmızı kart görerek oyundan atıldı. Ardından Arjantin teknik direktörü Lionel Scaloni ve İsviçre teknik direktörü Murat Yakın’ın karşılıklı hamleleri geldi ancak beraberlik bozulmadı. Uzatmalarda, 112. dakikada Julián Álvarez nefis golüyle Arjantin'i 2-1 öne geçirdi. 120. dakikada attığı golle fişi çeken isim ise Lautaro Martínez oldu ve Arjantin sahadan 3-1 galip ayrılarak İngiltere’nin rakibi oldu. Arjantin'in turnuvanın favorilerinden biri olduğunu tekrardan belirtmek isterim. Özellikle Scaloni ile beraber Arjantin büyük bir dönüşüm geçirdi. Bugün Arjantin dediğimiz takımın belki Messi hariç diğerleri kadar yıldızlardan kurulu bir kadrosu yok, müthiş taktikler de uygulamıyorlar ancak Arjantin her şeyden önce bir takım. Geçmişte beraber kaybetmeyi de kazanmayı da yaşamış bir takım. Messi için canlarını verecek takım arkadaşlarından oluşan bir takım. Beraber asado (mangala benzer ancak daha farklı olarak büyük ailelerin ve dostların bir araya geldiği toplumsal bir paylaşım etkinliğidir) yapmak için özel otellerde kalmayı reddeden bir takım. Unutulmamalıdır ki futbol da bir takım oyunudur. İki takımın 1998 yılındaki karşılaşmasının ardından, 2002’de bu sefer Beckham ve İngiltere, Arjantin’i yenerek intikamlarını almıştı. Bakalım bu iki takımın 2026'daki eşleşmesi bizlere hangi yeni hikâyeleri doğuracak.

Futbolseverleri gerçekten unutulmaz yarı final maçları bekliyor orası kesin. Bir köşede Avrupa’nın iki devi Fransa ile İspanya'nın nefes kesecek taktik savaşı var. Diğer köşede ise dünya derbisi diyebileceğimiz İngiltere ve Arjantin'in geçmişten günümüze uzanan tarihî mücadelesi var. Rakipler yerlerini alsın, gong çalsın, mücadele başlasın!