Koalisyon hükûmeti bugün açıklanıyor
Haberin Eklenme Tarihi: 20.07.2026 07:42:00 - Güncelleme Tarihi: 20.07.2026 07:45:001977 yılının kavurucu yaz ayları, Türkiye için yalnızca mevsimsel bir sıcaklığı değil, iliklere kadar hissedilen siyasi bir buhranı da beraberinde getiriyordu. Sokaklarda yankılanan sloganlar, bitmek bilmeyen grevler ve giderek daralan ekonomik çember, ülkenin üzerindeki kurşuni bulutları her geçen gün biraz daha ağırlaştırmaktaydı. 5 Haziran genel seçimleri sandıktan bir umut çıkarmış gibi görünse de Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurduğu azınlık hükûmetinin güvenoyu barajına takılması, Ankara'nın puslu koridorlarında yeni bir krizin kapılarını aralamıştı. İşte tam bu kaosun ortasında, takvim yaprakları 20 Temmuz 1977'yi gösterdiğinde, siyasetin rotası yeniden çizilmeye başlandı.
O sabah bayilerde yerini alan Tercüman gazetesinin birinci sayfası, aylardır süren belirsizliğe son noktayı koyan o iddialı manşeti okuyucularının yüzüne çarpıyordu: "Koalisyon hükûmeti bugün açıklanıyor.” Siyasi tarihimize "II. Milliyetçi Cephe Hükûmeti" olarak kazınacak olan bu üçlü sağ ittifak, Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel'in inisiyatifiyle şekillenmişti. Sayfanın en üstünde, iri puntolarla Demirel'in ağzından dökülen "Hükûmetin çatısı çatılmıştır" sözleri, fırtınaya tutulmuş bir ülkeye sığınacak bir saçak vaat ediyordu. Siyasetin matematiği ise alt başlıklarda kesinleşmişti; güç dengesi Adalet Partisi'ne 16, Millî Selamet Partisi'ne 8 ve Milliyetçi Hareket Partisi'ne 5 bakanlık olarak paylaştırılmıştı.
Sürecin perde arkası, Tercüman’ın iç sayfalarındaki detaylarda tüm şeffaflığıyla belirginleşiyordu. Gazetenin aktarımlarına göre, düğümü çözen hamle saat 11.00'de Demirel ve Erbakan arasında gerçekleşen o kritik zirveydi. Kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların ardından liderlerin birbirlerine sundukları "Hayırlı olsun" temennisi, uzlaşının ilk somut işaretiydi. MSP lideri Necmettin Erbakan'ın çıkışta gazetecilere verdiği demeç, süreci şu sözlerle özetliyordu: "Hükûmetin çatısının çatılması için yapılan çalışmalar son bulmuştur. İnşallah milletimiz için hayırlı olur.”
Demirel o gün hükûmet konusunda bütün bilgilerin ilan edileceğini kamuoyuna açıklanacağını belirtmiş, gazetecilerin bu konudaki soruları cevaplandırmıştı. AP lideri koalisyon protokolünün tamamlandığını ve üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmayacağını, protokolün hükûmet ile birlikte açıklanacağını bildirmişti. Parlamento dışından kabineye üye almama yolunda bir prensip kararınız var mı şeklindeki bir soruya da Demirel, “Kanunların buna mani bir hâli yoktur biz de böylece bir prensip kararı almış değiliz” şeklinde cevap vermişti.
MHP cephesinde de hareketli saatler yaşanmaktaydı. Sabah saat 09.00'da toplanan MHP Genel İdare Kurulu, koalisyonun mimarisinde alınacak kararlar için Genel Başkan Alparslan Türkeş'e "tam yetki" vererek ittifakın üçüncü sacayağını sağlamlaştırmıştı. Liderlerin verdikleri mesajlar, inşa edilen bu yeni siyasi çatının ülkeye nefes aldıracağı yönündeydi.
Ancak siyasi arenadaki bu el sıkışmalar ve yapıcı mesajlar, sokağın sert gerçekliğiyle keskin bir tezat oluşturuyordu. Kurşun seslerinin grev düdüklerine karıştığı, sağ-sol çatışmasının sokakları teslim aldığı bir atmosferde, yeni kurulan bu "çatının" sadece siyasi bir formül olmaktan öteye geçip geçemeyeceği meçhuldü. 20 Temmuz 1977, Ankara'da imzaların atıldığı ancak ülke genelindeki siyasi fırtınanın tüm şiddetiyle devam ettiği o sancılı dönemeçlerden biri olarak tarihteki yerini alıyordu.