İşçi bugün meydanda
Haberin Eklenme Tarihi: 25.02.2026 14:28:00 - Güncelleme Tarihi: 25.02.2026 14:35:0022 Şubat 1986 Türkiye’si, Turgut Özal liderliğinde liberal ekonomik dönüşümün hız kazandığı, ancak bu dönüşümün sosyal maliyetlerinin daha görünür hale geldiği bir döneme işaret ediyordu. 24 Ocak kararları sonrası dışa açılma politikaları sürerken petrol fiyatlarının düşmesi cari denge açısından umut verse de enflasyon ve hayat pahalılığı geniş kesimleri zorluyordu. Siyasi alanda 12 Eylül’ün gölgesi tam olarak silinmemiş, askerî müdahalenin etkileri anayasal ve kurumsal düzeyde hissedilmeye devam ediyordu. Muhalefet yeniden toparlanmaya çalışırken iktidar ile sendikalar ve işçi hareketleri arasında gerilim dikkat çekiyor; meydanlarda mitingler düzenleniyor, demokrasi ve hak talepleri daha yüksek sesle dile getiriliyordu. Toplumsal atmosfer ise bir yandan serbest piyasa vaatlerinin yarattığı beklenti, diğer yandan gelir dağılımı adaletsizliği ve geçim sıkıntısının beslediği huzursuzluk arasında salınan temkinli bir değişim ruhu taşıyordu.
Tercüman manşetini 22 Şubat 1986’da şöyle atmıştı: “İşçi bugün meydanda!” O gün, Türk-İş’in İzmir’deki mitingi sebebiyle binlerce işçi sokaklarda olacaktı. Bu, Türk-İş’in 1970’teki ilk mitinginden itibaren 34 yılda yapılan altıncı miting olacaktı. Türk-İş Genel Başkanı Şevket Yılmaz, “Bugünkü eylemden yüz akı ile çıkacağız” derken, “Türk Metal Genel Başkanı Mustafa Özbek, 100 binin üzerinde iştirak olacağını belirtmişti. Mitingin çağrısı “Haklarımızın yanı sıra demokrasiyi de isteyeceğiz ve alacağız” cümlesindeydi.
Tercüman haberine göre Türk-İş partilerden destek kesinlikle istemiyor, hatta Orhan Sorguç “Kimse göğsüne kendi rozetini takıp meydana gelmesin” diyordu. Mitingi siyasi gövde gösterilerine alet etmeyeceklerini açıklayan Türk-İş yetkilileri SHP İstanbul ve İzmir il başkanlarının demeçlerini eleştirmişti. 3. bölge temsilcisi “Bizim TBMM ve iktidar dışında kimseden bir istediğimiz yoktur” diyordu. Tüm bunlara rağmen iki muhalefet lideri İzmir’in yolunu çoktan tutmuştu. Gürkan “Türk-İş mitingine bir emekçi olarak katılacağım” derken, Söylemezoğlu “Mitingi bütün gönlümüzce tasvip ediyoruz” diye belirtiyordu.
Bugün için İzmir Cumhuriyet Alanı’nda ise çok geniş güvenlik tedbirleri alınmıştı. Tercüman’ın haberine göre: “Miting alanı 2 bin 600 sendikacının kontrolünde olacak. Polisler, miting alanı dışında kalarak görev yapacaklar. Saat 13.00’de Cumhuriyet Meydanı’nda başlayacak ‘Emek-Barış-Özgürlük’ mitingi, saat 17.00’de sona erecek.”
Aynı zamanda işçi hareketlerinin etkisiyle birlikte siyasi gerginlik de had safhadaydı. Tercüman’ın haberine göre Cumhurbaşkanı, devlete karşı işlenen suçlarda Atatürk’ün müsamahasızlığına örnek olarak Menemen Olaylarını göstermiş ve “Mahkeme sonunda 33 kişinin idamını hiç acımadan tatbik ettirmiştir” diyor; Turgut Özal, İngiliz vatandaşı Bridges Ozal’a yazdığı mektupta “Askerler bana çok oy verdi” diyerek dönemin darbe ve sıkıyönetim etkilerini kendi nazarında yumuşatıyor ve yönetimini ordu nispetinde meşruiyet kazandırıyordu. Bu mektupta ayrıca “Seçimlerden önce enflasyon tek rakama iner mi? Bir şey söyleyemem, inşallah olur”, “O zaman yönetimin tuttuğu başka bir parti vardı. Ama kışla ve askerî konutların olduğu yerden ben çok aldım” diyordu.
Günün haberi bir yana, darbenin ardından geçen altı yılda işçi olayları durdurulamıyor, emeğin karşılığı verilemiyor, yeni oluşan burjuva kesim nefes alırken halk ekonomik dar boğazdan geçemiyor, çizilen demokratik görüntü hâlâ askerî meşruiyetin onayını alma ihtiyacı duyuyordu.