Millî savaş uçağı KAAN dünyaya açılıyor

Haberin Eklenme Tarihi: 11.08.2026 14:25:00 - Güncelleme Tarihi: 12.08.2026 09:34:00

Bir sözleşmenin arkasındaki hikâyeyi anlamak için genellikle imza gününden önceki uzun sürece bakmak gerekir. KAAN'ın Endonezya'ya satışında da durum böyle. Süreç, Haziran 2025'te Cakarta'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto arasında sağlanan mutabakatla başladı.İstanbul'da düzenlenen IDEF fuarında atılan imzayla birlikte anlaşma resmî ve bağlayıcı bir satış sözleşmesine dönüştü.

Rakamların kendisi bile sözleşmenin boyutunu ortaya koyuyor. 48 adet KAAN 5. nesil savaş uçağının Endonezya'ya teslim edilmesi öngörülüyor. Teslimatların 120 ay içinde yani yaklaşık on yıllık bir takvimde tamamlanması planlanıyor. Anlaşmanın en dikkat çeken tarafı ise teslim edilecek uçaklarda millî imkânlarla geliştirilen TF-35000 motorunun kullanılacak olması. Bu ayrıntı, KAAN'ın motor tedarikinde dışa bağımlılıktan kurtulma hedefiyle doğrudan örtüşüyor ve sözleşmeyi sıradan bir platform satışından ayırıyor.

Sözleşme uçak teslimatıyla sınırlı kalmıyor. Anlaşma, Endonezya'ya havacılık alanında teknoloji transferi, ortak üretim ve yerel kabiliyetlerden yararlanma unsurlarını da kapsıyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, projenin TUSAŞ ana yükleniciliğinde ve Endonezya'nın seçkin savunma firmalarıyla birlikte yürütüleceğini açıkladı. Görgün, sözleşmeyi uzun soluklu bir iş birliğinin en önemli adımlarından biri olarak tanımlayarak “dünyada var olandan daha iyisini yapmak için çalışıyoruz” ifadesini kullandı. İspanyol savunma basını da anlaşmayı, henüz altı prototiple test ve doğrulama aşamasında ilerleyen bir program için dönüm noktası olarak değerlendirdi.

Endonezya, henüz seri üretime geçmemiş bir uçağı neden tercih etti? Yanıtı, Cakarta'nın önündeki alternatiflerde aramak gerekiyor. Endonezya, 2022'de 8,1 milyar dolar değerinde 42 adet Fransız Rafale siparişi vermişti. Çin'den J-10 savaş uçağı almayı değerlendiriyor ve ABD yapımı F-15EX için görüşmelerini sürdürüyor. KAAN'ın bu kalabalık masada yer bulması, Türk savunma sanayiinin köklü rakiplerle rekabet edebilir hâle geldiğinin bir göstergesi olarak okunuyor. Yetkililer, KAAN geliştirme sürecindeyken Azerbaycan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de projeye ilgi gösterdiğini, bu ilginin Endonezya sözleşmesiyle birlikte artık somut bir referansa kavuştuğunu belirtiyor.

Motor cephesinde gelişme nasıl sağlandı?

KAAN programının seyrini belirleyen bir başka gelişme Haziran 2026'da ABD cephesinden geldi. Türkiye'nin ilk üretim bloklarında kullanılması planlanan General Electric F110-GE-129 motorlarının satışı, aylardır beklenen ilerlemeyi kaydetti. Bu bekleyişin arkasında somut bir gerekçe vardı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Eylül 2025'te KAAN için gerekli motorların ABD'den temin edilemediğini açıklamıştı. Reuters'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre Trump yönetimi, Kongre'den gelebilecek itirazlara rağmen yaklaşık 700 milyon dolarlık motor satış paketine onay vermeye hazırlandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 24 Haziran'da F110-GE-129 motorlarının satışını resmen Kongre'ye bildirdi. NATO müttefiki ülkelere uygulanan 15 günlük inceleme süresi içinde bazı Kongre üyeleri satışı durdurmak amacıyla ortak karar tasarısı sundu. Ancak bu tasarı, inceleme süresi boyunca Temsilciler Meclisi ya da Senato gündemine hiç alınmadı. 9 Temmuz itibarıyla süreç herhangi bir engelle karşılaşmadan tamamlandı. Motor tedarikinin önündeki bürokratik engel böylece ortadan kalkmış oldu.

Bu gelişmenin zamanlaması da ayrı bir okumayı hak ediyor. Onay süreci, Türkiye'nin 7-8 Temmuz'da ev sahipliği yaptığı NATO Liderler Zirvesi öncesine denk geldi ve Washington'un Ankara ile savunma ilişkilerini canlandırmaya yönelik adımlarından biri olarak değerlendirildi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Türkiye'nin F-35 programına dönüş talebinin hâlâ değerlendirildiğini açıkladı. Trump da F110 motorları ve F-35 programına ilişkin sorulara Türkiye'yi memnun edecek bir adım atacağı yönünde yanıt vermişti.

Bu adımın KAAN programı için pratik karşılığı büyük. Savunma Sanayii Başkanlığı Uçak Daire Başkanlığı, 2023 yılında ilk üç KAAN prototipinde kullanılmak üzere altı adet F110 motorunun teslim edildiğini duyurmuştu. Ancak motorların ortak üretimine yönelik başvuru o dönemde sonuçsuz kalmıştı. Yeni onaylanan paket, Türk Hava Kuvvetleri envanterine girecek ilk üretim uçakları için gereken motor tedarikini kapsıyor ve KAAN'ın seri üretime geçiş takvimini doğrudan etkileyecek bir adım olarak görülüyor. Mayıs 2026'da Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında imzalanan tedarik sözleşmesi de bu sürecin altyapısını oluşturmuştu. Türkiye'nin nihai hedefi ise ilerleyen bloklarda tamamen millî TF-35000 turbofan motoruna geçmek; yerli motor geliştirme çalışmaları tamamlanana kadar ilk seri üretim uçaklarında F110 kullanılacak. KAAN, ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te gerçekleştirmiş, 8 bin feet irtifaya çıkarak 230 knot hıza ulaşmıştı. Savunma Sanayii Başkanlığı, uçağın 2028'de envantere girmesini hedefliyor.

Türkiye savunma ihracatında hangi noktaya geldi?

KAAN'ın Endonezya'ya ihracatı tek başına değerlendirildiğinde bile büyük bir başarı. Ancak asıl tablo, bu sözleşmenin Türk savunma ve havacılık sektörünün genel yükseliş çizgisiyle birlikte okunmasıyla ortaya çıkıyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün'ün açıkladığı verilere göre 2026 yılı Nisan ayında 962 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Bu rakam geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 78'in üzerinde artışa karşılık geliyor. Ocak-Nisan dönemindeki toplam ihracat ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artışla 2 milyar 871 milyon dolara ulaştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, SAHA 2026 fuarında sektörün kısa vadeli hedefinin 11 milyar doları aşarak dünyada ilk 10 ülke arasına girmek olduğunu duyurdu. 2025 yılı tam yıl verilerine bakıldığında toplam ihracat 10,05 milyar dolara ulaşmıştı. Aralık ayı tek başına 2,5 milyar doların üzerinde ihracatla aylık bazda rekor kırmıştı.

Bu tablonun resmî açıklamaların ötesinde bağımsız kaynaklarla da doğrulandığını görmek mümkün. Reuters'ın ticaret verilerine dayanan incelemesi de aynı yükselişi doğruluyor. Türk savunma ihracatı 2021'den bu yana üç kattan fazla artarak 10 milyar dolara ulaştı ve bu rakam Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 3,7'sini oluşturuyor. Avrupa ve ABD'ye yapılan ihracat aynı dönemde neredeyse dört katına çıkarak 5,6 milyar dolara yükseldi. Türkiye artık Körfez, Afrika, Asya ve Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde 40'a yakın ülkeye savunma ürünü tedarik ediyor. Alıcılar Türk ürünlerini uygun fiyatlı, hızlı teslim edilen ve ihtiyaca göre uyarlanabilir olmaları sebebiyle tercih ediliyor.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) hazırladığı rapor, tabloyu biraz daha temkinli bir çerçeveden gösteriyor. Kurumun 2021-2025 dönemine ait sıralamasında Türkiye dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı konumuna yükseldi. Küresel pazardan aldığı pay son beş yıllık dönemde yüzde 122 arttı. Aynı dönemde Türkiye'nin en çok silah sattığı üç ülke Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ukrayna, toplam ihracatın yüzde 36,4'ünü oluşturdu. Bu da pazar tabanının hâlâ belli ülkeler etrafında yoğunlaştığına işaret ediyor. Buna karşılık Türkiye, Sahra Altı Afrika'da giderek daha güçlü bir tedarikçi konumuna geldi.

İthalat tarafında ise tablo tam tersi yönde ilerliyor. Türkiye'nin silah ithalatı aynı dönemde yüzde 9,7 gerileyerek küresel sıralamada 24. basamağa indi; bu düşüş, yerli ve millî sistemlere geçişin somut bir yansıması olarak yorumlanıyor.

Analistler, sürdürülen kamu desteği, esnek tedarik zincirleri ve alıcı ülkelerin ihtiyaçlarına göre sistem özelleştirme kapasitesinin, Türk firmalarının Batılı üreticilerin kapasite sıkıntısı ya da uzun tedarik süreçleriyle karşılaştığı pazarlara hızla girmesini sağladığını belirtiyor. Ankara'nın önündeki bir sonraki hedef ise başta Avrupa Birliği olmak üzere Batı pazarlarını genişletmek. Ancak burada işler biraz daha zor; Türk firmaları üyelere özel savunma girişimleri ve diplomatik gerginliklere bağlı yapısal engellerle karşılaşıyor. Sektörün büyüme hızını koruması, bu kurumsal engellerin aşılmasına bağlı görünüyor.

TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, 2034 yılına kadar yaklaşık 500 adet KAAN, HÜRJET ve HÜRKUŞ üretileceğini açıklamıştı. Sektörün büyüme performansı, ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, TÜBİTAK SAGE ve TÜBİTAK BİLGEM gibi büyük entegratör kuruluşların yanı sıra yüzlerce alt yüklenici firmanın ortak katkısıyla şekilleniyor. Endonezya'yla imzalanan KAAN sözleşmesinden kısa süre önce TAIS tersanesinin Endonezyalı muhatabıyla imzaladığı firkateyn sözleşmesi de bu geniş tedarik zincirinin başka bir örneği olarak öne çıkıyor.

Endonezya sözleşmesi, hem KAAN programının uluslararası pazarda kazandığı güvenin hem de Türk savunma sanayiinin ihracatçı ülkeden küresel bir oyuncuya dönüşüm sürecinin en görünür halkalarından birini oluşturuyor. Sektörün önündeki gerçek sınav ise bundan sonra başlıyor. KAAN'ın seri üretime geçişi, motor tedarikinde tam bağımsızlık hedefi ve yeni pazarlarda benzer sözleşmelerin art arda gelmesiyle birlikte, Türkiye bu ivmeyi kalıcı bir küresel oyuncu konumuna dönüştürüyor.