Ankara Zirvesi’nin ardından NATO-Çin ilişkisinde yeni dönem başlıyor
Haberin Eklenme Tarihi: 16.07.2026 11:23:00 - Güncelleme Tarihi: 16.07.2026 11:35:002026 yılının Temmuz ayında gerçekleştirilen NATO Ankara Zirvesi, transatlantik ittifakın küresel güvenlik mimarisindeki rolünün, özellikle Hint-Pasifik bölgesinde Çin’in artan nüfuzuyla doğrudan ilintili hâle geldiğini teyit etti. Zirve deklarasyonu, ittifakın savunma projelerinin artık yalnızca Rusya'ya değil; Çin’in yarattığı sistematik zorluklara karşı da şekillendiğini ortaya koyuyor. Bu durum, NATO’nun 2022 Stratejik Konsepti ile başlayan ve Çin’i bir "güvenlik sınaması" olarak tanımlayan sürecin, pratik ve operasyonel bir boyuta evrildiğini gösteriyor.[1]
Literatürde yapılan analizler, Çin’in NATO’nun bölgedeki varlığını bir "soğuk savaş zihniyeti" ve "blok siyaseti" olarak nitelendirdiğini ancak perde arkasında NATO’nun içsel kırılganlıklarını çok yakından takip ettiğini ortaya koyuyor. Pekin, NATO’nun genişlemesini Amerikan merkezli bir "çevreleme" stratejisi olarak görüyor ve ittifakın Hint-Pasifik'teki adımlarını, bölgesel istikrara yönelik bir tehdit olarak kodluyor.[2]
Çinli politika yapıcılar ve stratejistler, NATO’yu tekil bir tehdit olarak görmekten ziyade, transatlantik ittifakın içindeki çatlakları derinleştirme odaklı bir "kama stratejisi" benimsiyorlar. Çinli analistler, NATO üyeleri arasında Çin’in yükselişine verilen tepkiler konusunda derin görüş ayrılıkları olduğunu ve Avrupa devletlerinin ekonomik çıkarları ile güvenlik angajmanları arasında bir ikilem yaşadığını savunuyorlar.
Pekin açısından Avrupa, stratejik otonomi arayışında olan ancak askerî kapasite ve endüstriyel derinlik açısından kısıtlı bir aktördür. Çin’in bu noktadaki stratejisi, Avrupa’yı ABD’nin Çin karşıtı sert politikalarından ayrıştırmak ve ekonomik iş birliğini bir kaldıraç olarak kullanarak transatlantik uyumu zayıflatmaktır. Bununla birlikte, Çinli uzmanların NATO’nun Asya-Pasifik'teki yeteneklerini "bir stratejik blöf" olarak tanımlaması, Pekin’in Avrupa’nın askerî projeksiyon gücüne duyduğu güvensizliği yansıtıyor.[3]
Avrupa'nın stratejik ikilemi ve Çin rekabeti
Ankara Zirvesi, Avrupa Birliği'nin kendi askerî savunma kapasitesini kurması gerektiği yönündeki tartışmaları daha da görünür kıldı. NATO içinde Çin konusunda ortak bir duruş sergilenmeye çalışılsa da Avrupa’nın federal bir yapıya sahip olmaması ve ortak savunma stratejilerindeki eşgüdüm eksikliği, Çin’in bu alandaki manevra alanını genişletiyor. Avrupa devletlerinin, ABD’nin Çin karşıtı bloklaşma çabaları ile Çin ile sürdürülmesi gereken ekonomik ilişkiler arasında sıkışmış olması, kıtanın stratejik otonomi arayışını bir gereklilik hâline getiriyor. Avrupa ülkeleri, bir taraftan NATO’nun güvenlik şemsiyesine bağımlı kalırken, diğer taraftan küresel tedarik zincirlerinde Çin ile olan karşılıklı bağımlılıklarını yönetmek zorundadır. Bu durum, Ankara Zirvesi sonrası süreçte Avrupa’nın dış politikasında bir "çift yönlü yol" izlemesine neden oluyor.[4]
Japonya’nın NATO ile artan angajmanı, Çin’in "çevreleme" korkusunu tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Tokyo’nun NATO ile savunma teknolojileri, siber güvenlik ve deniz güvenliği alanlarında kurduğu ortaklıklar, Japonya'nın askerî kapasitesini yeniden şekillendirme ve bölgesel liderliğini pekiştirme hedefiyle örtüşüyor. Japon siyasetçiler, NATO'nun Asya-Pasifik'teki varlığının, bölgedeki güç dengesini korumak için vazgeçilmez olduğunu savunurken, Çin bu durumu Asya’nın NATO’laşması olarak nitelendirmekte ve buna şiddetle karşı çıkıyor. Japonya ve NATO arasındaki bu yakınlaşma askerî ve normatif bir meydan okumadır; zira iki taraf da kurallara dayalı uluslararası düzeni vurgulayarak Çin’in bölgedeki faaliyetlerini sınırlamayı hedefliyor.[5]
Zirve bildirilerinde bazen Çin'in isminin açıkça zikredilmemesi veya yumuşak bir dil kullanılması, bazı gözlemciler tarafından sessizlik olarak yorumlansa da NATO’nun aslında çok daha pratik ve somut bir "Çin stratejisi" izlediği gözlemleniyor. Ankara Zirvesi, ittifakın Çin ile olan rekabeti diplomatik polemiklerden çıkarıp savunma sanayi iş birlikleri ve ortak eğitim programları gibi somut eylemlere döktüğünü gösterdi. Çin, bu pratik eylemlerin yaratacağı uzun vadeli etkilerden endişe duyarken, NATO’nun kurumsal yapısının hantallığına güvenmeye devam ediyor.[6]
2026 yılı itibarıyla Çin, Amerika’nın yaşadığı içsel krizleri ve transatlantik ittifaktaki çatırdamaları kullanarak küresel düzen üzerinde daha fazla nüfuz kurmaya çalışıyor. Ancak Çin’in Rusya ile kurduğu sınırsız ortaklık, NATO’nun Çin’e karşı takındığı tutumu sertleştirdi ve Avrupa kamuoyunun Çin’e bakışını olumsuz etkiledi. Pekin, bu durumu tersine çevirmek için ekonomik diplomasiyi ve Avrupa başkentlerindeki lobi faaliyetlerini artırsa da transatlantik güvenlik mimarisinin Çin’i birincil stratejik zorluk olarak tanımlama eğilimi değişmedi.[7]
NATO küresel güvenlikte yeni rolünü tanımlıyor
NATO'nun 2026 Ankara Zirvesi Bildirisi, ittifakın hem Avrupa'daki savunma duruşunu güçlendirdiğini hem de küresel ortaklıklarını (özellikle Asya-Pasifik'teki ortaklarıyla) tahkim ettiğini tescil ediyor. Bildiri metninde, stratejik rekabetin sadece askeri değil, teknolojik ve ekonomik boyutları da ön plana çıkarıldı. Bu durum, NATO'nun geleneksel bir askerî ittifak olmanın ötesinde, sistemik bir rekabetin merkez aktörü hâline geldiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.[8]
NATO’nun 2026 Ankara Zirvesi, ittifakın 21. yüzyılın jeopolitik gerçekliğine uyum sağlama çabasında bir dönüm noktasını temsil ediyor. Uzun yıllar "Avrupa-Atlantik" coğrafyasına hapsolmuş bir güvenlik mimarisi olarak algılanan NATO, artık küresel rekabetin merkez üssü olan Hint-Pasifik’e kayıtsız kalamayacağını ilan etti. Bu dönüşüm, bir askerî strateji değişikliği ve küresel düzenin "normatif temellerine" dair bir hesaplaşmadır.
Jeopolitik açıdan NATO, artık ikili bir kuşatmayla karşı karşıyadır: Doğu kanadında Rusya’nın revizyonist politikaları, güney ve uzak doğu kanatlarında ise Çin’in sistemsel yükselişi. Ankara Zirvesi, NATO’nun "küresel bir güvenlik aktörü" olma kimliğini perçinledi. İttifak, Çin ile doğrudan bir çatışmadan kaçınsa da teknolojik üstünlük, siber güvenlik ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda Çin’i "sistemsel bir rakip" olarak kodladı. Bu durum, NATO’yu salt bir savunma paktından, Çin’in ekonomik ve teknolojik yayılmacılığını dengeleyen politik-askerî bir bloka dönüştürüyor.
NATO-Çin rekabetinde yeni dönemin riskleri
Avrupa devletleri için Ankara Zirvesi sonrası süreç oldukça sancılıdır. Bir yandan ABD’nin Çin ile olan rekabetine "Atlantik dayanışması" gereği destek vermek zorunda olan Avrupa, diğer yandan Çin ile olan derin ekonomik entegrasyonunu korumaya gayret ediyor. Çin, bu kırılganlığı "kama stratejisi" ile istismar ederek Avrupa’yı kendi yanına çekmeye çalışıyor. Ancak Avrupa’nın stratejik otonomiye yönelik federal bir yapıya sahip olmaması, Çin’in bu bölünmüşlüğü bir koz olarak kullanmasına olanak tanıyor. Sonuç olarak, Avrupa'nın "güç diliyle" konuşmayı öğrenmesi ve savunma kapasitesini kurumsallaştırması, NATO’nun gelecekteki etkiliğinin tek anahtarı hâline geldi.
Çin, NATO’nun Hint-Pasifik’e yönelik hamlelerini kendi güvenliğine yönelik bir varoluşsal tehdit olarak kodlamaya devam ediyor. Pekin, NATO’nun Asya’daki angajmanlarını bir "blöf" olarak küçümsese de Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ortaklarla kurulan kurumsal bağlar, Çin’i ciddi bir "stratejik çevreleme" korkusuna itti. Çin’in bu noktadaki stratejisi, NATO içindeki yapısal çatlakları (ABD’nin tek taraflı politikaları, Avrupa’nın mali kısıtları, Türkiye’nin dengeleyici rolü gibi) kullanarak İttifak’ın operasyonel bütünlüğünü zayıflatmak olacaktır.
NATO-Çin ilişkileri, önümüzdeki on yılda küresel jeopolitiğin en belirleyici ekseni olacaktır. NATO, Ankara Zirvesi ile birlikte Rusya’nın ötesinde "uzun vadeli ve sistematik bir sınav" ile karşı karşıya olduğunu kabul etti. Ancak bu sınav, sadece askerî yığınakla değil; teknolojik inovasyon, ekonomik direnç ve siyasi irade birliği ile verilecektir. NATO için en büyük risk, üyeler arasında Çin’in ekonomik cazibesi veya güvenlik tehdidi konusunda yaşanacak bir "bütünlük kaybıdır." Çin içinse risk, savaşçı kurt diplomasisinin veya Rusya ile olan şeffaf olmayan ortaklığının, Batı dünyasını kendi içine daha fazla kenetlemesidir.
Sonuç olarak dünya, çok kutuplu bir düzenden, bloklar arası soğuk rekabete doğru evriliyor. NATO’nun Ankara’da çizdiği rota, İttifak’ın Avrupa’nın sınırlarını ve kurallara dayalı uluslararası düzenin tüm dünyadaki sınırlarını savunmaya kararlı olduğunu gösteriyor. Bu yeni dönemde, güç dengelerini belirleyen sadece konvansiyonel silahlar değil, kimin daha dirençli ve daha birleşik bir stratejik vizyona sahip olacağı olacaktır.
Notlar
[1] Hiim, H. S., & Sagild, R. Å. (2026). Concerned, but not impressed: China eyes NATO's engagement in the Asia–Pacific. International Affairs, 102(1), 85-101.
[2] "EXPLAINER – What NATO’s Ankara summit means for China", Anadolu Agency, https://www.aa.com.tr/en/features/explainer-what-nato-s-ankara-summit-means-for-china/3996400, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[3] "The NATO Summit and the Long Shadow of Beijing", China Observers, https://chinaobservers.eu/the-nato-summit-and-the-long-shadow-of-beijing/, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[4] "Nato Ankara Summit: why only a federal, unified EU can mount its own credible military defence", The Conversation, https://theconversation.com/nato-ankara-summit-why-only-a-federal-unified-eu-can-mount-its-own-credible-military-defence-287401, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[5] "Japan and NATO share concerns about Chinese military activities", The Japan Times, https://www.japantimes.co.jp/news/2026/07/08/japan/politics/japan-nato-koizumi-china/, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[6] "Actions vs words: NATO’s practical China strategy eclipses summit silence", Turkiye Today, https://www.turkiyetoday.com/opinion/actions-vs-words-natos-practical-china-strategy-eclipses-summit-silence-3223785, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[7] "Chinese Foreign Policy in 2026: Exploiting the ‘America crisis’", OIIP, https://www.oiip.ac.at/en/publications/chinese-foreign-policy-in-2026-exploiting-the-america-crisis/, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).
[8] "The Ankara Summit Declaration", NATO, https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2026/07/08/the-ankara-summit-declaration, (Erişim Tarihi: 14.07.2026).